Acının Gölgesinde Makam Kavgaları Değil Acıları Yok Etme Mücadelesi Bekliyoruz

Son günlerde yüreğimizin kaldırmakta zorlandığı olaylara tanıklık ediyoruz. İstanbul’da bir öğretmenimizin okul içinde hayatını kaybetmesiyle başlayan acı zinciri; Samsun’da bir kadın öğretmene yapılan saldırı, Şanlıurfa’da okul basılması ve Kahramanmaraş’taki benzer olaylarla büyüyerek hepimizi derin bir üzüntüye boğdu. Bu yaşananları tarif etmeye kelimeler yetmiyor; “acı” demek hafif kalıyor, “üzüntü” eksik kalıyor. Toplum olarak tarifsiz bir sarsıntının içindeyiz.

Bu tür dönemlerde bir ülkeyi ayakta tutan en önemli güç, birlik ve beraberliktir. Yaralar ancak omuz omuza verilerek sarılır. Öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz… Yani geleceğimiz. Onlara sahip çıkmak, yalnız olmadıklarını hissettirmek artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Tam da böyle bir zamanda gözler doğal olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na çevriliyor. Çünkü bu tür olayların ardından sahaya ilk inmesi, psikolojik destek mekanizmalarını hızla devreye alması ve toplumsal güven duygusunu yeniden inşa etmesi gereken en kritik yapı burasıdır. Özellikle Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, bu süreçlerin merkezinde yer almalıdır.

Sosyolojik yapımız değişti. Bir babanın evinde nasıl beş silah bulunabiliyor? Yedi şarjör niye var? Küçük yaştaki çocuklar artık anne, baba ve kardeşlerini rahatlıkla öldürebiliyor. Bunları öldüren birisi, herkesi çok rahat öldürür.

13 yaşındaki bir çocuk iş yerini kurşunluyor; yakalanınca da 'Neden yaptın?' sorusuna, 'Husumetim vardı,' cevabını veriyor. Bebeler husumet güdüyorsa bir şeyler eksik, hem de çok eksik…

Artık herkes risk altında, sebepsiz yere katliam yapanlar çoğaldı. Eskiden yabancı ülkelerde gördüğümüz okul saldırıları şimdi bizde de başladı. Milli Eğitim Bakanlığı hemen inceleme için müfettiş görevlendirildiğini, İçişleri Bakanı polis araştırması ve kapsamlı inceleme başlatıldığını, Adalet Bakanı ise Cumhuriyet Başsavcısı görevlendirildiğini söylüyor.

Yahu, bu olaylardan sonra yapılan incelemeler bir sonraki olayları önleyemiyorsa, hiç kimse görevini yapmıyor demektir. Milli Eğitim, Adalet ve İçişleri Bakanlığı, olayların engellenmesi veya önlenebilir olması konusunda başarılı değil; görevlerini yerine getiremiyorlar. Örneğin, şöyle bir iddia var, dün Şanlıurfa’da yaşanan olayda, okul müdürünün failin tehditlerine dair yaptığı suç duyurusu işe yaramıyor ve savcı ilgili kişiyi serbest bırakıyor. O savcılık hakkında ne işlem yapıldı? 

Binlerce yıldır bizi biz yapan değerleri son 24 yılda büyük bir hızla tükettik. Bizi dünyanın en güzel en vefalı ve en merhametli insanı yapan değerlerimizle aramızdaki mesafeleri acilen kaldırmak için harekete geçmeliyiz. Yoksa sonumuz hiç iyi görünmüyor.