Nevzat Yalçıntaş'ın kitabında gündemi sarsacak hatıra

Hocaların hocası olarak bilinen AKP eski milletvekili Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş'ın anılarının yer aldığı kitapta AKP-İsrail ilişkileri konusunda ezber bozacak bir hatıra paylaşıldı. Daha fazlasını oku: Nevzat Yalçıntaş'ın kitabında gündemi sarsacak hatıra - Gündem Haberleri - Güncel Haber - Haber - Spor Haberleri- Sıcak haber - Yerel Haber http://haber.rotahaber.com/nevzat-yalcintasin-kitabinda-gundemi-sarsacak-hatira_510031.html#ixzz3P5XKiQNZ Follow us: @Rotahaber on Twitter | rotahaberr on Facebook

Reklam
Reklam

~~ROTAHABER - Hocaların hocası Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın hayatının anlatıldığı “Nevzat Yalçıntaş'ın Yürüyüş Yolu (Demokrasimizin Perde Arkası) adlı biyografi kitabı Mehmet Cemal Çiftçigüzeli tarafından kaleme alındı.

Kitapta Türkiye’nin demokrasi serüveni ve son 12 yılda yaşadığımız AKP dönemiyle ilgili çok sayıda önemli anekdot yer aldı.

Bu anekdotlardan bir tanesi ise ezberleri bozacak cinsten. Nevzat Yalçıntaş’ın anlattığına göre AKP hükümeti RTÜK yasasını değiştirmek suretiyle Türkiye’de bir televizyon kanalının yabancılara satışını mümkün kılmak istiyor. Yalçıntaş da Meclis kürsüsünde stratejik değeri olan televizyon kanallarının yabancıya satılmasının doğru olmadığı yönünde bir konuşma  yapıyor ve bu bağlamda geçtiğimiz günlerde İslam karşıtı açıklamalarıyla gündeme gelen Yahudi asıllı medya patronu Rupert Murdoch’un TGRT’yi satın almasına karşı çıkıyor. Yalçıntaş bunun ülkemizde “İsrail yanlısı” bir yayıncılığa sebep olacağını da vurguluyor.

Ancak Yalçıntaş’ın bu konuşması başta AKP grubu olmak üzere Başbakan’ı da çok rahatsız ediyor. Erdoğan Yalçıntaş’ı odasına çağırıyor ve yasanın çıkmasını engellemeye çalıştığı için rahatsızlığını belirtiyor ayrıca “Emine hanımın da” bu konuşmadan rahatsız olduğunu ifade ediyor.

Yalçıntaş buna rağmen doğru bildiğinden şaşmıyor ve dönemin RTÜK başkanı Zahit Akman’ı da TGRT’nin Murdoch’a satılmaması konusunda uyarıyor. Fakat Yalçıntaş’ın bütün girişimlerine rağmen TGRT’nin satışı gerçekleşiyor.

 

İşte Yalçıntaş’ın kitabında “Televizyon yabancıya niçin satılır?” başlığıyla anlatılan o anekdot:

“Uzan Ailesi yurtdışına kaçmıştı. Star TV ve Kral TV gibi bazı televizyon kanalları, radyolar ve gazeteler kamunun eline geçmişti. Tümü de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu-TMSF’ye verilmişti. O günlerde TMSF başkanı da Ahmet Ertürk’tü.

Kanunda bir madde değiştirilerek yabancılara yüzde yüz oranında sahip olabilmesi için imkan hazırlanıyordu. Madde değişikliğinde bir kurnazlık yapılmış ancak ilgililerin anlayabileceği şekilde “televizyon istasyonları” biçiminde bir değişiklik önerilmişti. Bu yapılanmada RTÜK Kanunun 2. Maddesi değişikliği hususu da var. Buna göre yabancılar Türkiye’de %100 oranında bir medya organına ve özellikle de televizyona sahip olabileceklerdi.

TELEVİZYON YABANCIYA SATILMAMALI

TBMM böyle bir kanun tasarısına hazırlanırken Nevzat Bey’in gözünün önünden hatıraları bir sinema şeridi gibi geçti. Turgut Özal’ın başbakan olduğu günlerde yine TRT Kanunu için bir girişim yapılıyor. Görev de Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna ile birlikte milletvekili Gökberk Ergenekon’a veriliyor. Nevzat Bey’in de katıldığı İstanbul Yenikapı Kalyon Otelindeki istişare yemeğinden şöyle bir sonuç çıkıyor;

 1)Televizyon yayınlarında uyulması gereken esaslar yeniden belirlensin

2) Yabancı Sermaye konusunda izin verilsin, ancak belli nisbeti geçmesin ve yönetim yabancılar ele geçirmesin. Bu oran en fazla yüzde 25 olsun. Çünkü bu olay bir teknoloji işidir. Adepte olunması gerekir. Yabancı sermaye teknoloji konusunda katkı versin, lisans alması kolaylaşsın. Böyle bir karar daha sonra TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü ve yabancı sermaye oranı bugüne kadar yüzde 25 olarak uygulandı. Yıldırım Aktuna, Nevzat Bey’e “Lütfen komisyonlara girin.

Her ulusun televizyon şirketlerini biliyor ve hem de yayınlarını takip ediyorsnuz. Ayrıca TRT Genel Müdürlüğü yapmanız dolayısıyla uygulamanın da içindesin” diyor, ancak kabul edilmiyor, dışarıdan katkı vermekle iktifa ediyor.

TBMM GÜNDEMİ VEKİLLERDEN KAÇIRILMAK İSTENDİ

Hükümet halen uygulanan yüzde 25 oranını yabancılar için yüzde 100’e çıkardı. O gün Nevzat Bey’in TBMM Halkla İlişkiler Binası’ndaki ofisine TBMM Gündemi bırakılmadı. Oysa milletvekilleri bu gündeme göre hazırlanıyorlardı. Sekreterine sordu:

– Sadegül ara bakalım neden gündem bırakılmamış yahut hemen bir tane bul.

TBMM Gündemi bütün araştırmalara rağmen bulunamadı. Belli ki dokunulmazlık zırhına büründürülmek isteniyordu. Nevzat Bey şüphelendi. Çünkü alkol tekeli konusunda özel sektöre üretimi için izin verilmesi konusundaki tartışmalardan tecrübesi vardı. Erkenden genel kurula gitti. Gündem bakanların masasında da yoktu. Kavas’tan istedi ve mecburen önüne kondu gündem.

Buna göre RTÜK Yasası değişiyordu. Dikkatlice birkaç defa okudu. Yabancılar Türkiye’de yüzde 100 mal sahibi olacak biçimde televizyon satın alabileceklerdi! Bu tasarı Nevzat Bey’i adeta kamçıladı ve en büyük aksiyona mecbur etti.

ŞÜPHELERİNDE HAKLI ÇIKTI

Şüphelerinde haklı çıkmıştı. Bir daha araştırdı, neticede endişelerinde haklıydı. Gündemdeki konuşmacılara baktı dikkatle, tamamıyla biat ehli kişilerdi. Tasarıyı Abdüllatif Şener savundu genel kurulda. Oysa teklif hükümetin değil, bazı milletvekillerinindi. Uygulama tersti dolayısıyla. Abdüllatif Şener’e göre bu kanun tasarısı kabul edilirse hazineye ciddi miktarda döviz girecek, yabancılar ile olan temaslar artacaktı!.

Nevzat Yalçıntaş konuşmayı pür dikkat dinledi. Hiçbir inandırıcılığı yoktu bu açıklamanın. Sonra söz aldı ve kürsüye çıktı. Bütün dikkatler üzerindeydi:

– Bu kanunu bu haliyle kabul etmek çok yanlış olur. Bir ülkeye traktör girerse iyi de, cola gibi içeçekler öyle değildir. Yayıncılık başka bir şeydir. Bu işin içinden gelen biriyim ben. Yayın bir ülkenin değerlerini ve kültürünü etkiler. Bu böyle bir sektördür. Televizyonların satılmasının ardından yabancılara radyo ve gazetelerin satılması takip eder. Karartma bile yapamazsınz. Yabancı sermayeyi koruyan devletler vardır günümüzde.

YALÇINTAŞ'IN KONUŞMASI TRT 3'TEN CANLI YAYINLANDI

İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş’ın konuşması TRT 3’ten canlı yayınlanıyordu ve dolayısıyla sokaktaki vatandaş da izleyebiliyordu gelişmeyi:

– İzleyicilerimize de sesleniyorum. Böyle bir durum her şeyimize, hatta siyasi tercihlerimize bile etki edebilecek. Televizyonların yabancıların eline geçmesini istemiyorsanız , Merkez Bankamıza televizyon satışlarından beklenen gelir kadar herkes bağışta bulunsun. Hükümetimize katkı verelim. Televizyonun hangi yabancıya satılacağını sayın bakan söylemedi. Kimdir bilelim. Bizim bunu düşünmemiz gerekir. Dünyada bilinen biri var ki, sonradan 20. Yüzyılın ortasında , Akdenizin doğu kıyısında kurulmuş bir devletin menfaatlerini savunuyor. Her şey o ülkenin çıkarlarına kullanılmaktadır.

AKDENİZ'İN DOĞU KIYISINDAKİ DEVLET: İSRAİL

Bu sırada CHP sıralarından İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un sesi yükseliverdi;

– Bu ülkenin adını söyleyin... Hangi ülke bizim televizonumuzu alacak bilelim. İsrail desenize Nevzat Bey!? Kim alacak?! Rupert Murdoch desenize?!

– Her şeyi benim söylemem gerekmez, Sayın Anadol siz söylediniz işte. Dikkat edilsin Türkiye Cumhuriyetindeki medya yabancılarca ele geçirilmek isteniyor.

Bu konuşmaya ne Bakan Abdüllatif Şener ve ne de teklifi veren milletvekilleri cevap verdiler. Ancak AK Parti sıralarından Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu sataşarak dedi ki;

ABDÜLLATİF ŞENER: "SEN YABANCI SERMAYE DÜŞMANI MISIN?"

– Nevzat Hoca sen yabancı sermaye düşmanı mısın?

– Ben Devlet Planlama Teşkilatı’nda da yıllarca çalıştım. Bu konuları çok iyi bilirim ve uzmanlık alanımdır. Karapaşaoğlu soyadınız güzel ve haşmetli bir soyadı!. Fakat bu söyledikleriniz bu haşmeti aksettirmiyor. DPT’de ilk defa yabancı sermaye daha fazla gelsin diye görüş belirttim. Kanunda değişiklik olsun istedim. O günlerde DPT’de iki daireye birden bakıyordum. Bu gelişimelerde benim önemli rolüm olmuştur. Ayrıca bu getirilen kanun tasarısını Anayasa Mahkemesi’nin reddetmesini bu konuda uzman biri olarak hatırlatıyorum. Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda sorduğu sorulara da cevap vermiş birisiyimdir.

AKP GRUBU RAHATSIZ OLDU

TBMM Genel Kurulu tarihi günlerinden birini yaşıyordu. Muhalefet sıralarından çokca alkış gelirken. AK Parti sıralarında sessizlik vardı, bazı üyeler alkışladı. Ancak tasarı ekseriyetle kabul edildi.

Nevzat Bey kürsüden inince pek çok milletvekili boynuna sarılarak tebrik etti, kendilerini bir vebalden kurtardıklarını anlatı.

“Allah razı olsun Hocam, yabancılara medya satılarak gelecek döviz olmaz olsun. Bizim milli menfaatlerimiz hepsinin üstünde ve fevkindedir. Siz olmasaydınız ve böyle bir konuşma yapmasaydınız biz de malesef bu tasarıya oy verecektik. Size teşekkür ederiz” dediler. Bunların önemli kısmı entelektüel hayatı olan, mürekkep yalamış insanlardı.

Gelişmeyi televizyonlardan öğrenenler de Nevzat Bey’i arayarak tebrik ediyordu. TBMM’ne bizzat gelerek kutlayanlar da bir hayli idi. Bunların arasında RTÜK üye ve çalışanları da vardı.

Nevzat Bey RTÜK Başkanı Zahit Akman’ı aradı hemen.

– Aziz kardeşim, aman Türk medyası yabancıların eline geçmesin. Lütfen daha dikkatli olalım. Mani olmaya çalışalım.

ZAHİT AKMAN UYARIYI DİKKATE ALMADI

Zahit Akman aşırı kibar davrandı ve teşekkür ederek telefonu kapattı. Bir müddet sonra TGRT Televizyonunun Amerika’daki Ahmet Ertegün’e satıldığını öğrendi Nevzat Bey. Çok üzüldü, hiç bir şeye bu kadar üzülmemişti. Acaba bu satış Ahmet Ertegün için miydi, yoksa kendisi bir aracı mıydı? Hemen yeniden telefona sarıldı ve satışı gerçekleşterine kurumun başkanı Zahit Akman’ı yeniden aradı:

– Zahit Bey size bu konuda titiz olmanızı defalarca hatırlattım, ancak siz bu satışı gerçekleştirmişsiniz. Oysa anlayışla dinlemiştiniz. Aziz kardeşim nasıl oluyorda haber yayını da müzik-eğlence yayını da yapan bir televizyonunun tüm haklarını bir yabancıya satarsınız? Siz buna nasıl müsade edersiniz?

Zahid Akman’ın cevabı da Nevzat Yalçıntaş’ı bir kere daha fazlasıyla üzdü:

– Nevzat Bey, biz bir resmi kuruluşuz. Kanun ve yönetmeliklere uygun işlemleri kabul etmek durumundayız. TGRT’nin o tür yayın hisselerine ait evrakları muntazam bir dosya ile bize intikal etti. İnceledik. Olumlu görüş belirttik. Başka türlü de yapamazdık. Dolayısıyla da onayladık satışı.

– Böyle bir açıklamayı kabullenemem. Sorumlu bir mevkidesiniz. Yöneticisiniz. Bir kamu yönetimi medya ve yayın sektörünü ilgilendiren, bir iktisadi ve sosyal işlemde sadece evrakların düzgünlüğüne bakarak onay vermez. Devletin varlığı ve milletin bütünlüğü, milli değerler bakımından da Anayasamızın ışığı altında karar verir. Yabancı sermaye değerlendirmesi de bunun içindedir. Kritik milli konularla, sadece doldurulmuş formüller ve kayıtlarındaki beyanlara bakılarak karar verilmesi ülkemize zarar getirir. Nevzat Bey aşırı derecede üzülmüştü ama kibarlığını da bırakmıyordu, yoksa çok daha ağır konuşmasını gerektiğinin farkındaydı. Amma terbiyesi ve gördüğü devlet umuru buna mani oluyordu.

– Sorumlu yöneticilerin bu tür konularda daha derinlemesine stratejik kararlar alması beklenir. Böyle olması icabederdi, tam tersi gerçekleşti.

ERDOĞAN ODASINA ÇAĞIRIYOR

Bir gün sonra Kayseri Milletvekili ve AK Parti Grup Başkan Vekillerinden Salih Kapusuz telaşla Nevzat Bey’e geldi. Çok heyecanlı görünüyordu. Nevzat Bey önce kendisini TBMM yoklamalarında birkaç dakika geçiktiği için yine yok mu yazıldığı geçti aklından. Üstelik genel kurul çalışmaları da başlamak üzereydi.

– Hocam sizi Başbakanım Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi hemen istiyor. Sizinle görüşecek.

– Beni yok yazmayacaksınız değil mi?

– Olur mu hocam... Elbette yok yazılmayacaksınız. Hemen çıkalım. Vaktimiz kısa.

– Bir şartla... Sen de benimle birlikte başbakana geleceksin. Yoksa gelmem.

– Ama nasıl olur hocam. Sizi istedi, ben ne diyeceğim o zaman Sayın Başbakan’a?

"BACIN DA TELEVİZYONDAN İZLEMİŞ"

Birlikte Babakan Recep Tayyip Erdoğan’ın odasına gittiler. Nevzat Bey hemen Salih Kapusuz’dan rica ederek buraya geldiğini anlattı Başbakan’a. Kapusuz derin bir oh çekti içinden. Başbakan Erdoğan hemen konuya girdi;

– Hoca az kaldı kanun tasarımızı reddettiriyordunuz!

– Ben böyle bir şey demedim. Ben sadece oy vermeyeceğimi belirttim konuşmamda Sayın Başbakan.

– Bacın da (Emine Erdoğan'ı kastediyor) televizyondan izlemiş, o da öyle anlamış.

– Hayır bir daha izlesin. Televizyonlar İsrail çıkarlarına çalışan kişilere satılıyor. Rupert Murdoch Musevi asıllı Avustralya vatandaşı. Sonra Amerika’ya göç etmiş biri televizyonlarımızı alacak olan.

– Ne kadar çok insan tanıyorsun hocam?!

BAŞBAKAN İKNA OLMADI, RAHATSIZ OLDU

– TRT’de genel müdürlüğüm sırasında sektörde her şeyi yakınen takip ettim. Güçlü medyanın dünyadaki mülkiyetini, nüfuzunu, tekelcilik gibi konularda tümünü takip ettim ve halen ediyorum. Bu sektördeki şirket ve sahiplerini çok iyi tanırım.

Bu açıklamalara rağmen Nevzat Bey ayrılırken, Başbakan’ın ikna olmadığını hissetti. Rahatsız olduğuna hükmetti. Oysa ibretli bir olaydı. Böyle bir gelişme istikrarı bozabilir, yabancıların Türkiye’deki siyasi nüfuzlarını artırabilirdi.”

KAYNAK: ROTAHABER - ÖZEL