Orhan Kılıçoğlundan: İDAM EDİLEN İKİ ÜLKÜCÜNÜN AVUKATI CAN ÖZBAY
~~O' Can Özbay ki Ali Bülent Orkan’ın idam edilmemesi için, Adâlet Bakanı CEVDET MENTEŞ’İN, askerlerin nöbet tuttuğu evinin kapısını kırarak içeri girip, Bakanı pijamasıyla yatağından kaldırıp yakasına yapışan ve Ali Bülent Orkan’ı idam edemezsiniz diyen bir yiğit.
Ve şimdi birileri kalkmış Can Özbay gibi bir yiğit ülkü devini hainlikle suçlayabiliyor!
Tüüühhhh be dünya!
Seni ve insanlığı ne biçim kirlettiler böyle?
Bir yiğide haksızlık yapıldığında,
Susamam gardaş.
Susup da dinimden olamam gardaş!
Beni yaratan böyle yaratmış,
Ruhumu ahde vefa ile donatmış!
(Orhan KILIÇOĞLU)
Lütfen sonuna kadar okuyalım
Dönemin ülkücülerinin müdafiiliğini yapmış Av.Can Özbay'ın müdafii Ali Bülent Orkan'la ilgili anıları :
"12 Eylül döneminde iki müvekkili idam edilen ülkücülerin ünlü avukatı Can Özbay, müvekkilinin idam edilmesini önlemek için 12 Eylül döneminin Adalet Bakanı Cevdet Menteş'in evini basıp yatak odasına girdiğini anlattı. Can Özbay'ın, iki müvekkili, Piyangotepe Katliamı sanığı Ali Bülent Orkan ile Balgat Katliamı sanığı Mustafa Pehlivanoğlu 12 Eylül darbesinden sonra idam edildi. Sağlık sorunları bulunan Ali Bülent Orkan'ın idam edilmemesi için çok mücadele ettiğini söyleyen Özbay o günlerde yaşadıklarını şöyle aktardı: Orkan'ı kurtarmak için dönemin Adalet Bakanı Cevdet Menteş'in evini gece 12'de, kapısını zorla kırarak bastım. Bakanın yatak odasına girdim. Başında takke, üstünde geceliği ile karşıma aldım. Müvekkilimin sağlık sorunları olduğunu, asılamayacağını anlattım. Önce kızdı, epey münakaşa ettik, fakat beni dinleyince ikna oldu. Kalktı, giyindi, beraber Adalet Bakanlığı'na gittik. Orada bana idamı durduracağına dair söz verdi. Eğer o idam dursaydı, diğerleri de dururdu. Ama daha sonra Kenan Evren'le görüştükten sonra sözünde durmadı."
Adalet Bakanı'nın evini bastığı için hakkında soruşturma açılmadığını söyleyen Özbay, 'Çünkü haklıydım, bana hiçbir şey yapamadı' dedi.
'ANNEME DÜĞÜNE ÇIKAR GİBİ OLDUĞUMU SÖYLEYİN...'
Namaz kılıp, abdestini alan Orkan, beyaz gömleği giyip sehpaya yürüdü, ilmeği kendisi boynuna geçirdi...
Avukat Özbay müvekkili Ali Bülent Orkan'ın idam edilişini şöyle anlattı:
"O gün akşama kadar birilerine ulaşıp idamı engellerim diye koşuşturdum. Ama herkes benden kaçıyordu. Son anda beni aradılar. Kardeşimle birlikte bir arabaya atlayıp Ulucanlar Cezaevi'ne gittik. Önce tüylerim ürperdi. Çünkü ambulans ve içinde bir tabut gördüm. 'Acaba biz gelmeden astılar mı?' diye korktum. Ama sonra baktım ki, cezaevi avlusunda darağacı hazırlanıyor. İçeri girdim. Orkan çok şık giyinmişti, çakı gibi olmuştu. Doktorlar ona 'Başın ağrıyor mu, midende bir sorun var mı, boğazın ağrıyor mu?' diye sorular soruyorlardı. O ise sağlık sorunları olmasına rağmen hepsine 'hayır' diye yanıt veriyordu. Doktorlar 'Peki bu soruları niye sorduğumuzu merak etmiyor musun?' deyince 'Sohbet için olmadığını biliyorum herhalde. Beni idam edeceksiniz. Ama merak etmeyin turp gibiyim, hepinizden sağlıklıyım' yanıtını verdi. Sonra imamla tövbe duası okudu, namaz kıldı, abdest aldı. Bana 'Arkadaşlarıma, anneme çok selam söyleyin' dedi. 'Anneme düğüne çıkar gibi olduğumu söyleyin' dedi."
"Sonra oturdu bana son bir mektup yazdı. Ama onu bana vermediler, halen de vermiş değiller. Orada işlediği iddia edilen suç ile ilgili çok önemli şeyler olduğunu düşünüyorum. Sonra bir nara attı ve 'Avukatımı öpebilir miyim?' dedi. İzin verdiler, beni alnımdan öptü. Sonra beyaz önlüğü giydi. Celladı kabul etmedi. Boynuna ilmiği kendisi geçirdi ve hemen tabureyi tekmeledi. O yüzden ölümü çok gecikti. Ben karşısına geçtim, halen sağdı. 'İçinden Ayet-el Kürsü'yü oku' dedim. Ben sesli okudum, o dudaklarını kıpırdatarak okuyordu ve sonunda can verdi. Onu kimsesizler mezarlığına gömmüşler. Kardeşimle onu oradan çıkartıp gömdük."
Orhan Kılıçoğlu