Sizin sözünüz geçer akçe olduğu sürece burada görev yapamam
Sincan Anadolu Lisesi Müdürü Ali Osman Köse, sosyal medya hesabından yayımladığı videoyla görevinden istifa ettiğini duyurdu. Köse, okuldaki iki müdür yardımcılığı kadrosu için önerdikleri isimler yerine, 'hiçbir resmî sıfatı olmayan' bir sendika temsilcisinin referans verdiği kişilerin atandığını ileri sürdü. 'Kime hizmet ediyorsunuz bilmiyorum ama vatana hizmet etmediğiniz kesin' diyen Köse, 'Sizin sözünüz geçer akçe ve onay olduğu sürece burada okul müdürlüğü yapamam' dedi.
Ali Osman Köse’nin Ankara Sincan Anadolu Lisesi müdürlüğünden istifa ederken dile getirdiği çarpıcı iddialar, aslında eğitim sistemimizin uzun süredir kanayan bir yarasını, liyakat ve kadrolaşma krizini yeniden Türkiye’nin gündemine taşıdı. Köse’nin sosyal medya üzerinden yaptığı o haysiyetli ve sarsıcı açıklama, sadece bir istifa metni değil; aynı zamanda okulların nasıl birer arka bahçeye dönüştürülmek istendiğinin de açık bir vesikasıdır.
Gelin, bu olayın perde arkasını ve eğitim sistemine tuttuğu aynayı daha net görebilmek için süreci üç temel başlık altında inceleyelim:
1. Proje Okullarının Mantığı ve Çiğnenen İrade
Bilineceği üzere, proje okullarının kuruluş felsefesinde okul yönetimlerine belirli bir esneklik ve kendi kadrosunu (özellikle liyakatli ve uyumlu çalışabileceği ekibini) seçme imkânı tanınır. Ali Osman Köse de tam olarak bu yasal ve mantıksal zemine dayanarak, okulun vizyonuna değer katacak, iki son derece liyakatli ismi müdür yardımcısı olarak önerdiklerini belirtiyor. Ancak sistem, okul müdürünün bu meşru iradesini yok sayarak dışarıdan bir dayatmayı devreye sokuyor.
2. "Resmî Sıfatı Olmayan" Gölge Amirler
İstifanın en vahim ve üzerinde dikkatle durulması gereken kısmı burasıdır. Köse, hiçbir resmî sıfatı bulunmayan bir sendika temsilcisinin, adeta bir amir edasıyla kendisini arayıp, "Sizin okula şunları uygun gördük" dediğini ifşa ediyor. Bir okul müdürünün, devletin memurunun, illegal bir hiyerarşi kurmaya çalışan sendika ağaları tarafından talimat yağmuruna tutulması kabul edilemez. Günün sonunda, okul yönetiminin kibar ve usulüne uygun ricalarına rağmen, tam da o "gölge amirlerin" işaret ettiği kişilerin atanması, malumun ilanından başka bir şey değildir.
3. Vatana Hizmet mi, Yapıya Hizmet mi?
Ali Osman Köse’nin giderayak tarihe not düştüğü şu sözler, aslında eğitim camiasındaki namuslu her eğitimcinin hislerine tercüman oluyor:
"Hangi yapıya, hangi gruba, kime hizmet ediyorsunuz bilmiyorum ama vatana hizmet etmediğiniz kesin."
Kendisinin devlete, millete ve bayrağa sadakatle bağlı olduğunu vurgulayan Köse, "Sizin sözünüz geçer akçe ve onay olduğu sürece burada okul müdürlüğü yapamam" diyerek onurlu bir duruş sergiliyor ve ceketini alıp çıkıyor.
Şimdi Gözler Milli Eğitim Bakanlığı’nda
Bu istifa, alelade bir görev bırakma eylemi değildir. Bu, eğitimde mülakatların, torpillerin ve yandaş sendika kayırmacılığının okulları ne derece felç ettiğinin somut bir kanıtıdır.
Şimdi kamuoyu şu soruların cevabını bekliyor:
Milli Eğitim Bakanlığı ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü, bu açık iddialar karşısında derinlemesine bir soruşturma başlatacak mı?
Okul müdürünün iradesini gasp eden o "resmî sıfatı olmayan" sendika temsilcisi hakkında bir işlem yapılacak mı?
Yoksa her zaman olduğu gibi, liyakat arayanlar çığırtkanlıkla suçlanıp, arkası sağlam olanların atamaları tıkır tıkır işlemeye devam mı edecek?
Yanlışa doğduğu yerde karşı çıkmayanların, sıranın kendisine gelmesini bekleyenlerin dünyasında; Ali Osman Köse gibi omurgalı duruş sergileyen eğitimcilerin varlığı, geleceğe dair umutlarımızı diri tutan en büyük tesellidir.