Türk Milliyetçileri Milli Şehit Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey'i Andı

Derleyen: Mehmet ARSLAN 

Türk tarihinin en kırılgan dönemlerinden biri olan I. Dünya Savaşı’nın ardından vatan toprakları işgal altına girmişti. Vatanseverler Anadolu’da kurtuluş ateşini yakarken; başkent İstanbul’daki Padişah, hükümetin birçok yetkilisi, Hürriyet ve İtilaf Fırkası üyeleri ve bazı kesimler, Allah’tan çok İngilizlerden korkuyordu.

Bu çevreler, hem İngilizlere yaranmak hem de İngilizlerin desteklediği Ermeni ve Rumlara karşı aşırı derecede iyi davranarak İngilizleri memnun edebileceklerini; onların "dünya milletlerinin en medenisi" olduğu inancıyla Türklere merhamet edip koruyacaklarını zannediyorlardı. Bu sebeple İngilizler, Ermenilere soykırım yapıldığı iddiasıyla bu sözde suçun sorumlularının cezalandırılmasını istemişlerdi. Bunu bir emir telakki eden dönemin yönetimi; düzmece mahkemelerde, düzmece bir heyet ve düzmece şahitlerle çeşitli yargılamalar yaptı. Daha önce aynı suçlamalardan yargılanıp beraat etmiş olan vatan evlatları, bu düzmece mahkemede idama mahkûm edildiler.

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey de bu devlet adamlarının başında geliyordu. Kemal Bey, 10 Nisan 1919’da Beyazıt Meydanı’nda azınlıkların sevinç çığlıkları arasında asılarak idam edildi.

Yıllardan beri Boğazlıyan Kaymakamı’nı anma törenlerini Anadolu Aydınlar Ocağı organize etmektedir. Dünkü anma töreni de yine Anadolu Aydınlar Ocağı tarafından, Kartal Belediyesi’nin sponsorluğuyla gerçekleştirildi. Milli Şehidimizin kabri Kadıköy’de olduğu için anma töreni mezarı başında yapıldı. Katılımın çok geniş olduğu bu törene —her iki belediye de CHP’li olmasına rağmen— Kadıköy Belediyesi yerine 22 kilometre uzaklıktaki Kartal Belediyesi’nin destek vermesi dikkat çekici bir durumdu.

Milli Şehidimizi anma törenine; birçok emekli subay, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, eğitimci, Türk milliyetçisi siyasetçi, toplumun kanaat önderleri ve duyarlı vatandaşlar katıldı. Ancak ne İstanbul Valisi veya bir temsilcisi ne Garnizon Komutanlığı ne Kadıköy Kaymakamı ne de çevre ilçe kaymakamları ile belediye başkanları oradaydı. Devletin bekası uğruna idam edilen asil bir vatan evladını anmaya gelen tek bir mülki amir yoktu. Kısacası; Kartal Belediyesi hariç, Milli Şehidimiz Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey’i anma töreninde "devlet" yoktu!

Anma töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Anadolu Aydınlar Ocağı Başkanı Tabip Albay Prof. Dr. İbrahim Öztek’in konuşmasıyla başladı. Öztek konuşmasında şunları kaydetti:

107 YIL SONRA BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY’İN ARDINDAN

Bundan tam 1291 yıl önce (735), Bilge Kağan milletini şöyle uyarıyordu:

"Ey Türk milleti! Törene ve birliğine sahip çık, zafiyete uğrama. Aldanıp gittiğin yerlerde yok oluyorsun. Titre ve kendine dön; yoksa öleceksin!"

Türk milleti, dünyanın değişik coğrafyalarında pek çok kez töreyi ve birliği terk ederek yok oldu. Son 300 yılda zafiyetimiz nedeniyle Balkanlar’ı, Girit’i, Kıbrıs’ı, Adalar vilayetimizi, Kırım’ı, Kafkaslar’ı, Kerkük’ü ve Türkistan’ı kaybettik. Birlik olacağımıza birbirimizle savaştık, zayıf düştük ve her seferinde fırsat bekleyen düşmanlarımızca soykırıma uğratıldık.

Tarihin Acı Tanıklığı

Birinci Dünya Savaşı ve öncesinde, Batılı bilim insanlarının ifadelerine göre dört milyona yakın soydaşımız katledildi. Bunların iki milyonu Ermeniler eliyle gerçekleşti. Kazım Karabekir Paşa, düşman elinden kurtardığı Erzurum’a girerken, “Benim gördüklerimi Allah başka gözlere göstermesin!” diyordu.

Bugün de bölgemizde başka soykırımlar yaşanmıyor mu? Kana doymayan ve bin yıldır koruyup kolladığımız hainler, tehcir günlerini bahane ederek önce 10 Nisan 1919 günü Kaymakam Mehmet Kemal Bey’in, ardından da Urfa Mutasarrıfı Mehmet Nusret Bey, Diyarbakır Valisi Mehmet Reşit Bey ve Erzincan Jandarma Komutanı Memuru Abdullah Avni Bey’in idamlarını sağlayarak Türk milletinden intikam aldılar.

Milli şehidimiz Kemal Bey, son anında bile Türklük şuuruyla, cephede savaşan bir nefer gibi şehadet şerbetini içmek için yürümüştür. Kemal Bey, 1884 yılında Beyrut vilayetimizde doğmuş; ilk eğitimini Rodos, Antalya ve İzmir’de görmüştür. 1908 yılında Mülkiye Mektebi’ni birincilikle bitirmiştir. Beyrut, Adalar Vilayeti, Rodos, Makedonya ve Şam gibi, bugün Anadolu dışında kalmış olan vilayetlerimizde görev yapmıştır. Bunu şunun için söylüyorum: Henüz yüz yıl önce buralar zafiyete düşerek kaybettiğimiz Türk vatan topraklarıydı.

İhanet ve Adalet

İstanbul’un işgaliyle birlikte vasıfsız, dirayetsiz ve ruhları satılmış işbirlikçi yöneticiler ile bin yıldır adaletle yönettiğimiz Ermeni ve Rumlar başta olmak üzere Türk düşmanları, aşağılık nefislerini tatmin etmek için efendileri Türklerden intikam alıyorlardı.

Ermeniler, Anadolu ve Azerbaycan’da yaptıkları soykırım girişimlerini unutmuş; dünya parlamentolarını ayağa kaldırarak "1915’ten günümüze soykırım sürüyor" iddiasıyla İstanbul sokaklarında ırkçı ve faşizan emellerini dile getiriyorlardı. Bilmeleri gerekir ki; Türklerin genlerinde soykırım kromozomu yoktur. İsteseydik hepsini Türk ve Müslüman ederdik. Demek ki merhamet ederek hata etmişiz.

Geleceğin Tehditleri ve Türk Birliği

Bugün de güzel yurdumuz emperyalist güçlerin ve Haçlı zihniyetinin hedefindedir. Bu zihniyet, bir damla petrolü bölgemizdeki bir insanın kanından üstün tutmaktadır. Bugün Türkiye her ne kadar petro-gaz arterlerine ev sahipliği yapıyorsa da unutmayalım ki; yarın Fırat ve Dicle’nin suları dünyanın en kıymetli hazinesi olacaktır. Buna hazırlıklı olmalıyız.

Artık Türk Birliği kurulmuştur. 300 milyon Türk, Bilge Kağan’ın uyarılarına kulak verecektir derken; bir de bakıyorsunuz ki bazı Türk devletleri KKTC yerine Kıbrıs Rum Kesimi’ni tanıma gafletinde bulunuyorlar. Bugün hala Türkler; Yunanistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Kırım’da ve Doğu Türkistan’da zulüm görmektedir. Ege’de haklarımız hiçe sayılmaktadır.

Son büyük Türk imparatorluğundan tam 50 devlet türemiştir. Ecdadımızın adalet, merhamet ve şefkatle yönettiği bu devletler, Türk’e şükran duymalı ve her yıl bir "Türk’e Şükran Günü" düzenlemelidirler.

Uyanış Çağrısı

Dünyadaki dengeler her geçen gün değişmektedir. Rus ve komünizm istilasının yerini emperyal güçlerin istilası almaktadır. Haritalara bakın; Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) aslında bir Amerikan imparatorluğu projesidir ve Osmanlı Türk İmparatorluğu’nun toprakları üzerine kurgulanmıştır. Maksadı malumdur: Orta Doğu’yu kendine göre şekillendirmek, enerji kaynaklarına el koymak ve Çin’i kıtasına hapsetmektir.

Son "füzeler savaşı" bunun en canlı örneğidir. Büyük Türk Selçuklu Devleti’nin kurulduğu ve Türkiye’den sonra en çok Türk nüfusuna sahip olan bir kardeş ülke, yanı başımızda füzelerle vuruluyor ve biz seyrediyoruz.

Unutmayın; "Su uyur, düşman uyumaz." Herkes biliyor ki, Türk milletine yön verecek olan kalkınmış ve güçlü Türkiye, emperyal güçlerin hedefindedir. İnsan şöyle düşünmek zorunda kalıyor: Acaba yanlış ittifaklar içinde miyiz? Bu ittifaklar nedeniyle kendi emniyetimizi tehlikeye mi atıyoruz? Birileri "yanınızdayız" diyerek ülkemizi bir ateş çemberine mi sürüklüyor? Bunları gözden geçirmek zorundayız.

Biz gaflet uykusundan uyanmazsak, töreye sahip çıkıp birliği sağlamazsak, silkinip kendimize dönmezsek; tek suçu vatan görevini yerine getirmek olan Şehit Kaymakam Kemal Bey gibi daha nice vatan evladına sahip çıkamaz, yeni şehitler veririz.

Ruhları şad olsun” dedi.

Daha sonra emekli iki general ve Kartal Belediye başkanı aynı konu üzerine etkili konuşmalar yaptılar. Konuşmaların bitiminden sonra iki imam-hatip tarafından kuran okunarak dualar edildi. Duanın bitiminden sonra Mehmet Kemal Bey’in mezarına karanfiller bırakıldı…

Huşu dolu bir atmosferde gerçekleşen törende, katılımcılar o vakarlı duruşlarını bozmadan kabir başında son dualarını edip sessizce dağıldılar.

Var olsun Türk Milleti. Var olsun vefa ve vefaya değer verenler.

Özel haber

Kamudannethaber.com