<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
  <channel>
<title>Kamudan | Haberler</title>
<link>https://www.kamudannethaber.com</link>
<description>Kamu&#39;nun en güncel haber sitesi</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.kamudannethaber.com</copyright>
<image>
<title>https://www.kamudannethaber.com</title>
<url>https://www.kamudannethaber.com/images/genel/logo-1.png
</url>
<link>https://www.kamudannethaber.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Mürailer Arasında Hakikatin Vakur Adımları</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Karanlık çehrelerin ve sinsi hesapların arasında; maskelerden münezzeh bir vicdanla hakikati yaşayanlara ithafen...</span></span></i></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Hayat, her insanın kendi kalbini sırtında taşıdığı uzun ve engebeli bir yolculuktur. Bu yolda kimi hakikatin ve vicdanın yanında kaya gibi bir dalgakıran olur, haksızlığın fırtınasını göğsünde eritir. Kimi ise rüzgara göre eğilen, omurgasını </span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">menfaat sofralarında</span></span> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">bırakan bir gölgeye dönüşür. İnsanı en çok yoran şey dik yokuşlar değil; o yokuşlarda karşısına çıkan, yüzü sahte bir iyiliğe bürünmüş, özü karanlık çehrelerdir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Mürailer yeri gelir büyük yalanlar söyler, yeri gelir hakikati kendi çıkarlarına göre eğip bükerek anlatırlar. Sözleri düzgün, tebessümleri yerindedir; kalabalıklar içinde 'iyi insan' sureti taşırlar. Fakat insan bazen bir bakıştan, bazen asil bir susuştan anlar: Kalbin söylediğiyle yüzün taşıdığı aynı değildir. Eskiler 'riyâ' derdi buna; kalbin başka, hâlin başka oluşuna… Şimdiki çağ ise bunu bir meziyet gibi taşımayı öğretiyor insanlara. Görünmek, 'olmak'ın önüne geçiyor; suret, hakikati gölgede bırakıyor. Mürailer, hakikatin aynasına bakmaz; o aynayı sürekli kendi lehine buğulandırırlar. Kendine açık bir kaçış yolu bırakmak için kapıları hiçbir zaman tamamen kapatmaz belki ama o kapıların anahtarını daima kendi sinsi hesaplarında saklarlar.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">İnsanın insanlığını tescilleyen iki temel mizan vardır: Birincisi, o boğazdan geçen lokmanın helaliyet derecesi; ikincisi ise beraber yol yürüdüğün insanların manevi ciddiyetidir. Ahlak denilen o görünmez mühür; bir odada yalnızken de, bir makamın huzurundayken de aynı kalmayı, haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytanlardan olmamayı gerektirir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bu sebeptendir ki açık düşmandan korkmadım hiçbir zaman. Çünkü düşmanlığın bile bir haysiyeti, kendi içinde bir dürüstlüğü vardır. İnsanı asıl yıpratan; yüzüne tebessüm bırakıp içinde sinsi hesaplar büyütenler, kaçak dövüşmeyi marifet sayanlardır. Biz bu dünyaya, her ne pahasına olursa olsun kazanmaya, koltukları alt alta dizip o sinsi mağduriyetlerden saraylar kurmaya gelmedik.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Zamanla şu gerçeği daha iyi öğreniyor insan: Her yüksek ses hakikatten gelmiyor. Her tebessüm samimiyet taşımıyor ve herkes aynı dili konuşsa da aynı kalpten bakmıyor dünyaya. Köşeye sıkıştığında gözyaşlarının arkasına sığınarak zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışanlar, yüksek sesle haklılık devşirmeye kalkarlar. Bilmezler ki hakikatin her zaman görünmez bir şahidi vardır. Kulun duymadığını kader duyar, kulun görmediğini tarih kaydeder.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bu yüzden ben artık kalabalıklardan çok “hâllere” inanıyorum. Çünkü hakikat bağırmaz; gösterişe, alkışa ihtiyaç duymaz. Kelimelerin ötesinde, o sinsi dalgaların karşısında sessizce durur yalnızca.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ana gibi…<br />
Baba gibi…<br />
Kale gibi…<br />
Dağ gibi…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Varsın onlar maskeleriyle kendi sinsi oyunlarında kaybolsunlar. Maskeler er ya da geç düşer. Mürekkep, beyaz kâğıda eninde sonunda hakikatin izini bırakır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ben ardıma bakmadan; o asil sükûta, münezzeh bir vicdana ve hakikatin şaşmayan kudretli terazisine duyduğum inançla, vakur adımlarla yürüyorum. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">“Sapasağlam”</span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/reyhan-yildiz-egitimci-yazar/murailer-arasinda-hakikatin-vakur-adimlari/5740/</link>
<pubDate>Tue, 19 May 2026 20:21:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>19 Mayıs 1919 'un Yol Haritası</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">19 Mayıs 1919, Türk milletinin, millî önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde önce Milli Mücadele’yi kazanarak Kurtuluş’a, sonra Türkiye Cumhuriyeti devletini kurarak bağımsızlığa ve daha sonra da toplumun her alanında yapılan devrimlerle çağdaş hayata uzanan zaferler ve başarılarla dolu uzun, meşakkatli ve kutlu yolun başlangıcı ve ilk adımı olan bugünün derin mana ve önemini kavramak her Türk gencinin hafızasına nakşedilmelidir.<br />
*<br />
Dünya tarihinde hiçbir örnek yoktur ki, gericilikten yoksulluğa, işgalden teslimiyete giden yolda, bir ulusun kaderi bir "vapur"un yolculuğu ile başlasın...<br />
Derme çatma bir geminin ufuk çizgisinde kayboluşunu anlatmıyor o vapur...<br />
Tam aksine, o vapur yolculuğunun uygarlık ve aydınlanma için tarihin ufkunu açtığını da kabul ediyor tüm dünya...<br />
Çünkü bozuk pusulasına rağmen, bir ülkenin kaderi için en yaşamsal yolcusundan yine bir ulusun kurtuluşu için en kritik dönemecine kadar hedefine ulaşmış bir vapurdur o...<br />
Türkiye Cumhuriyeti'ni Osmanlının küllerinden var eden, dünya tarihini sarsacak boyuttaki Kurtuluş mücadelesinin bir vapurun yolculuğundan bir Meclis'in açılışına kadar geçen süreyle ilgili çarpıcı saptamalar da yapmıştır Gazi Mustafa Kemal Atatürk...<br />
Bandırma Vapuru'nun yolculuğunu anlamayanlar, Samsun'a düşen ilk adımı sindiremeyenler; Atatürk'e, laikliğe, cumhuriyete, rejime saldırırken, -hatta bazı tetikçi alçaklar gibi küfür etmeye kalkışırken- aşağıdaki satırları okumadan, sakın ola çizgiyi aşmasınlar!!!<br />
 Diyor ki Gazi Paşamız;<br />
- "Ulus yorgun ve yoksul bir durumda..."<br />
- "Hükümet, güçsüz, onursuz, korkak..."<br />
- "Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış..."<br />
- "Başsız kalmış olan ulus, karanlık ve belirsizlik içinde, olup bitecekleri bekliyor."<br />
- "Komutanlar ve subaylar, genel savaşın bunca sıkıntı ve güçlükleriyle yorgun, yurdun parçalanmakta olduğunu görmekle yürekleri kan ağlıyor, kurtuluş yolu aramakta..."<br />
- "Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmış, son olarak, bunun da paylaşılmasını sağlamak için uğraşılmakta..."<br />
"Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir."<br />
- "Öyleyse, ya bağımsızlık, ya ölüm!.."<br />
*<br />
--  Gazi Mustafa Kemal Paşa Osmanlı subayı olarak 9. Ordu müfettişliği göreviyle Samsun a hareket etmiş olsa da asıl amacı kurtuluş savaşına halkı hazırlamak ve örgütlemekti--<br />
Ona bunu icbar eden bizzat Mustafa Kemal’dir. İngilizler, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya ne niyetle geçtiğini bildikleri için onu durdurmaya çalışmış ama başaramamıştır. Zaten Mustafa Kemal’de, Bandırma vapuru kaptanına, böyle bir tehlike olduğunda en yakın yerde gemiyi karaya oturtma talimatı vermiştir. Geminin karaya oturması demek Mustafa Kemal’in Samsun’a olmasa bile herhangi bir noktada Anadolu’ya ayak basması demektir. Anadolu ise, İstanbul’da yapılan Teşkilatlanma vesilesiyle zaten Mustafa Kemal’i beklemektedir.<br />
*<br />
O eşsiz liderin, günümüzün sandıktan çıkmış siyasi muktedirlerini disiplinsize edecek temel sorumluluklarını vurgulayarak ders veren uyarısıyla yazımızı taçlandıralım:<br />
‘’ Bir millette, özellikle bir milletin iş başında bulunan yöneticilerinde özel istek ve çıkar duygusu, vatanın yüce görevlerinin gerektirdiği duygulardan üstün olursa, memleketin yıkılıp kaybolması kaçınılmaz bir sondur’’.<br />
‘’Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.’’<br />
*<br />
Kuvayı Milliye kadrosuyla Türk Halkının önüne düşerek oluşturduğu güçle, Emperyal güçlerin desteğiyle Anadolu’yu işkâl eden Yunan ordularına karşı verdiği başarılı Kurtuluş Savaşları sonucu Anadolu’yu Türk Milletine yeniden bağımsız bağlantısız vatan yapan Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK’Ü şükran ve minnetle yat etmek her namuslu Türk vatandaşının vatandaşlık borcudur; vicdani borcudur.<br />
*<br />
19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ TÜRK MİLLETİNE KUTLU OLSUN</p>
]]></content:encoded>
<author>Ali Kemal Gül</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/ali-kemal-gul/19-mayis-1919-un-yol-haritasi/5739/</link>
<pubDate>Tue, 19 May 2026 20:08:05 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Edirne ve Uzunköprü'de Fetih Coşkusu </title>
<content:encoded><![CDATA[<p>ahya Kemal’in bütün şiirleri güzeldir. “ Süleymaniye’de Bayram Sabahı “ şiiri de onlardan biridir ve belki de en güzel dediklerimizin başında gelir. Bayram sabahında camideki cemaatle beraber  tekrarladığı tekbirler onu başka bir aleme kanatlandırmış, şanlı tarihimizin muhteşem zaferleri ve kahraman ecdadımızın destansı hatıraları onun tarifsiz duygular yaşamasına vesile olmuştur. O şiirde ihtişamlı mazi , aziz vatan ve köklü millet  sevgisi  ön plandadır. Yahya Kemal kahraman ordumuza da hayrandır. Seher vakti tozlu zaman perdesi aralandıkça şairin hayal ufukları da genişler ve Üstad Türklük ruhu ile coşar adeta. Şiirden seçtiğim dizelerle istedim ki birlikte yaşayalım o duyguları.</p>

<p>SÜLEYMANİYE’DE BAYRAM SABAHI</p>

<p> Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?</p>

<p>Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:</p>

<p>Kosova`dan, Niğbolu`dan, Varna`dan, İstanbul`dan..</p>

<p>Anıyor her biri bir vak`ayı heybetle bu an;</p>

<p>Belgrad`dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar`dan mı?</p>

<p>Son hudutlarda yücelmiş sıra dağlardan mı?</p>

<p>Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?</p>

<p>Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..</p>

<p>Adalar`dan mı? Tunus`dan mı, Cezayir`den mi?</p>

<p>Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi</p>

<p>Yeni doğmus aya baktıkları yerden geliyor;</p>

<p>O mübârek gemiler hangi seferden geliyor?</p>

<p>Edirne, ah Edirne’m, benim güzel şehrim. Zafer sevinçlerini de, işgal acılarını da iliklerine kadar yaşamış tarihteki payitahtım, şehitler diyarı Başkentim. Sultan Mehmed’i  büyütüp eğiten, Fatih yapan şehir. Edirne I.Murad Han’ın ,Balkanlar II.Murad’ın ütopyası. Uzunköprü II. Murad Han tarafından Trakya’da kurulan ilk Türk kasabası. Nereye baksa tarihin içinde bulur insan Edirne’de kendini. Camiler, kubbeler, hayatın musıkisi şadırvanlar,insanın içine işleyen ezanlar,dualar,aminler…<wbr />Köprüler, tabyalar,hanlar, kervansaraylar.</p>

<p>Sebepsiz değil bendeki bu coşku. Hem Edirne hem de Uzunköprü’de geçtiğimiz hafta çok önemli tarihi anma törenleri düzenlendi. Uzunköprülüler Turahan Paşayiğit’in oğlu Mora Fatihi Gazi Tur(a)han Bey’in ruhunu şad ettiler. Uzunköprü Kaymakamlığı ve Uzunköprü Türk Ocağı oldukça iyi hazırlanmış bir programla tarih ve ecdat sevgisini gönüllere nakşettiler. İlçe Kaymakamı sayın Muammer Köken’in bu ilgi ve katkısının başka bir anlamı var elbette. Mülki amirlerin , ilçedeki kurum müdürlerinin  bu törenlere katılımı halkımızın da ilgisini arttırmakta, tarih bilincinin yeşermesi ve gelişmesi için olumlu bir enerjiye dönüşmektedir.</p>

<p>Çünkü tarih sadece geçmişte yaşananlardan ibaret değildir.Tarih, aynı zamanda gelecektir. Tarih; damarımızda dolaşan kanın gücüne inanmak, yarınlara güvenle yürümek için hayat iksiridir. Türk Ocakları’nın her üyesi ,tarihine sevdalı, ecdadına saygılı, devleti kutsal bilen bayrak adamlar, Türklüğe adanmış özge canlardır.</p>

<p>”Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”  demişti Atatürk. Atatürk’le birlikte Cumhuriyeti kuran bu derneğin tek hedefi vardır, o da; büyük Türk milletinin hizmetkarı olmak, Mustafa Kemal Atatürk’ten aldıkları ilhamla geleceğin medeniyet ufkunda Türk kültürünü bir güneş gibi parlatmak, Türkiye Cumhuriyeti’ni ne pahasına olursa olsun sonsuza kadar hür ve bağımsız olarak yaşatmaktır.</p>

<p>Edirne’de yapılan fetih törenleri de muhteşemdi. Vali Yunus Sezer Edirne’mizde kültür sanat konularında çok duyarlı bir devlet adamı. Sanırım bu görkemli  fetih töreni ile yine bir ilki gerçekleştirdi Edirne’de. Halkımız onu çok seviyor. ”İstanbul’un fethi Edirne’den başlar.” mottosu bile çok şeyler anlatıyor inanmış gönüllere. Bizans’ın canına okuyan o şahi toplar Edirne’de dökülmüştü.  Unutulmaz bir programdı. Emeği olan her görevliyi kutluyorum.</p>

<p>Sözü daha fazla uzatmak yerine Uzunköprü Türk Ocağı Başkanı Murat Selvi’nin tören konuşması ile sizi baş başa bırakmak çok daha iyi olacak diye düşünüyorum. Ne yapmak istediğimizi, ne yapılması gerektiğini  çok veciz şekilde o metinde bulabilirsiniz.Trakya ve Balkanlar’ın fethi Murad Han’ların kılıcıyla gerçekleşmişti. Uzunköprü’de gönüllerin fethinde de yine bir Murat vardı.Türk Ocağı Başkanı Murat Selvi seni ve Ocak’lı gençleri alınlarından öpüyorum. Yüce Tanrım sayılarınızı arttırsın.</p>

<p>              Şol gökleri kaldıranın</p>

<p>                Donatarak dolduranın</p>

<p>                Ol deyince olduranın</p>

<p>                Doksan dokuz adı ile                     </p>

<p>                Muhterem Hazirun, konuşmama başlamadan önce artık gelenekselleşmiş olan Gazi Turhan Bey anmalarımızın bu yıl Alî Devletimizin çatısı altında gerçekleşmesine imkan tanıyan Sayın Kaymakamımız Muammer Köken’e ve devlet kurumlarımıza, katkılarından dolayı İlçe Tarım müdürümüz Burak Esen’e,  bu programın gerçekleşmesini mümkün kılan Uzunköprü Türk Ocağı yönetim kuruluna ve Manevi Başkanımız Mustafa Dedeoğlu’na, son olarak Gazi Turhan Bey anmalarını başlatan ve Uzunköprü Türk Ocağı’nın nüvesini oluşturan Uzunköprü Kültür Sanat ve Tanıtma derneğin bütün üyelerine teşekkür etmeyi bir borç bilirim.</p>

<p>                Muhterem Hazirun, Rumeli’nin manevi fatihlerinden bir Sarı Saltuk baba vardır. Yesi’den, Horasan’dan çıkıp gelmiş, savaş zamanında kılıçla kaleleri, barış zamanında Kur’an-ı Kerim ile gönülleri fethetmiş, hem Yunus’la hem Evrenesoğlu’yla yoldaşlık etmiş bir alperenlik timsalidir.</p>

<p>                Sarı Saltuk Baba bir gün erenlere şöyle demiş: “Ben sağlığımda yedi kafir eline mezarımı kazdırdım, ki bir gün beni sevenler mezarımı düşman elinde bırakmamak için fetih yolunda kılıç çeksinler. Aklınız varsa siz de böyle yapın.” Sarı Saltuk biliyordu ki Türk vefalıdır, Türk unutmaz, atasına sahip çıkar, ceddini Fatiha’sız bırakmaz. Sarı Saltuk’un torunları da bilir ki her türbe bir  ilin tapusudur, her şehit mezarı kızıl elma yolunda bir işaret, kabir başında dalgalanan her bayrak bir davettir.</p>

<p>                İşte biz bugün Sarı Saltuk’un vasiyetine sahip çıkıp yedi makamının yedisini de Türk toprağı, İslam beldesi kılan akıncılardan, Evrenesoğullarından, Mihaloğullarından, Malkoçoğullarından, Turahanoğullarından;  Gazi Turhan Bey’in emanetine sahip çıkmak için buradayız. Gazi Turhan Bey, Sarı Saltuk Bey’e neyse biz de Gazi Turhan Bey’e oyuz.</p>

<p>             Fakat işimiz bitmedi, “evlad-ı fatihan” olarak anılan bizler daha Gazi Mahmut Bey’e sahip çıkacağız.</p>

<p>                İşimiz bitmedi. Madem ki buralarda yatanların kanları ezanların teminatıdır, o halde Türk milleti olarak,, biz  daha Plevne’de yıkılmaya terk edilen Mihaloğlu Türbesini ayağa kaldıracağız.</p>

<p>                İşimiz bitmedi. Madem ki Sarı Saltuk’un vasiyetinin muhatabıyız o halde Türk milleti olarak,, biz daha üstüne kilise dikilen Malkoçoğlu Bali Bey’in Razgrad’daki kabrine sahip çıkacağız.</p>

<p>                İşimiz bitmedi. Biz daha mehterlerle gidip, Libya’da türbesi yıkılan, sandukası parçalanan; Trablusgarp Fatihi Turgut Reis’in türbesini abad, ruhunu şad edeceğiz.</p>

<p>                Biz daha bu mehteri Urumçi’de “Ben ölsem de milletim bu toprakları bir gün geri alacaktır.” diyen Osman Batur’u anarken dinleyeceğiz.</p>

<p>              İşimiz bitmedi. Biz daha Kerkük’te peşmergenin; Musul’da Daeş’in yıktığı mezar taşlarını bir bir yeniden dikeceğiz.</p>

<p>                Biz daha Kudüs’teki son Türk muhafızı, son Osmanlı muhafızı Iğdırlı Hasan Onbaşı’nın kayıp mezarını bulacak, yasinlerimizi orada okuyacağız. İşimiz bitmedi.</p>

<p>                İşimiz bitti sanıp “Sırada Türkiye var.” diyenler,  bizi sıraya koyabileceklerini sananlar bilsinler ki işimiz bitmedi.</p>

<p>                Çanakkale’de de, Sakarya’da, Dumlupınar’da da işimiz bitti sanmışlardı. Kıbrıs’ta, Karabağ’da da işimiz bitti sanmışlardı.</p>

<p>                Fakat fillerin hükmü, ebabiller görünene kadardır.</p>

<p>                Değil mi ki bir 18 Kasım sabahı, Mustafa Kemal’in Kuvva’yı Milliyesi,, atlarının nallarındaki, yırtık Sevr paçavrasının üzerine basarak, Kırkkavak Köyü’nde, Gazi Turhan Bey türbesine ay yıldızlı bayrağı dikmiştir. Değil mi ki Mehmetçik Kıbrıs’a “Bir gece ansızın” cemre gibi inmiştir, değil mi ki Karabağ’dan yalınayak çıkanlar tanklarla geri gelmiştir.</p>

<p>                Değil mi ki Kızılelma göklere çıkmıştır, Akıncılar göklerde gezmektedir: O halde bir kilise çanının altında yatmaya mecbur bırakılan Malkoçoğlu’nun ümidi boşa değildir. Taşsız mezarlar altında yatan Kerküklü Türkmen’in umudu boşa değildir. Mezarının bulunmasını bekleyen Iğdırlı Hasan Onbaşı’nın umudu boşa değildir.</p>

<p>                Türk beklenendir, bekleten değildir. İşimiz bitmedi, yeniden başlıyor.Tarihe, bugüne ve geleceğe; arz ederim.</p>
]]></content:encoded>
<author>Ahmet Acaroğlu        Türk Ocağı Eski Başkanı</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/ahmet-acaroglu-turk-ocagi-eski-baskani/edirne-ve-uzunkopru-de-fetih-coskusu/5738/</link>
<pubDate>Tue, 19 May 2026 19:39:06 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yönetenlerin Yanlışlarını Göremeyen Öğrencime Mektup(2)</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-size:14px;">(Birinci mektubumuzda değerli öğrencimizin adını İsmail kabul edelim demiş ve yazımızı ona göre yazmıştık. Ve ona göre devam ediyoruz.)</span></em></p>

<p style="text-align: justify;">Sevgili İsmail, 17-25 hırsızlık ve yolsuzluk operasyonundaki videoların hepsini izledik. Yolsuzluk ve rüşvet aldıkları iddiasıyla bakanlar görevden alındı. Görevden alınan birisi, bakanlığı döneminde Kur'an-ı Kerim'in en uzun suresi olan Bakara Suresi ile dalga geçercesine "Her Cuma bir ayet sallıyorum", "Bakara-makara" gibi ifadeler kullanmıştı. Sen İmam Hatip'te okudun; ayetleri hafife almanın ve dalga geçmenin İslam fıkhına göre hükmü nedir İsmail? Çok kötü bir durum değil mi? Bizim dini değerlerimizle dalga geçen bu adamı rüşvet ve yolsuzluktan sebebiyle görevden aldıktan sonra niçin Prag (Çekya) Büyükelçiliğine atıyor? Memlekette daha insan mı yok!</p>

<p style="text-align: justify;">17-25 Aralık sürecinin hemen sonuna doğru  (Aralık 2013'te), dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dâhilinde, Fethullah Gülen –Erdoğan gerilimini düşürmek amacıyla Fethullah Gülen ile görüşmek üzere Zaman Gazetesinde daha önce hem Fehmi Koru hem de Taha Kıvanç adıyla yazı yazan Fehmi Koru'yu Pensilvanya'ya göndermiş ve bir mektup getirmiştir. TSK’de ve devletteki idari kadrolardaki gücüne güvenen Gülen, barışma teklifini kabul etmeyince Erdoğan aleyhine dönen durumu düzeltmek ve olumsuz algıları silmek için bütün kuvvetiyle Gülen’e yüklenmeye başladı. Birçok partili, bakanlar, hatta en yakın dostu olan Hayati Yazıcı bile Gülen’e haksızlık yaptığını söyleyerek destek vermemişlerdi. Hakkında birçok konuda ve birçok olumsuz haberlere konu olan eski Ankara belediye başkanı Melih Gökçek bile Erdoğan’ı dinlemediği gibi 2014 yerel seçim kampanya döneminin başlangıcında Fethullah Gülen'i "büyük bir manevi lider" ve "eğitim gönüllüsü" olarak tanımlayan, ona yönelik sevgi ve saygı mesajlarını en yüksek tondan dile getiren siyasetçilerin başında geliyordu. Daha sonra dönemin Başbakan Yardımcısı, hükümet sözcüsü ve iktidarın en önemli adamlarının başında gelen Bülent Arınç’ın "Gökçek, Ankara'yı parsel parsel bu yapıya satmıştır" ifadesi de aslında Gökçek'in 2014 seçimleri öncesindeki bu yakınlık ve tahsis dönemlerine bir atıftır. Erdoğan iktidarlarının besleyip büyüterek destek verdiği spor liglerimizin birinin adını  Bank Asya, 1. Lig adının bile vermişlerdi. Ama bankaya dünyadan haberi olmayan sırf haram olmasın diye kar zarar ortaklığına parasını yatırıp veya iktidarın yıllarca yan yana durduğu İslami banka olarak tanıtılan Bank Asya’nın kredi kartını alanlar, meslekten ihraç edilip yargılanırken, devletin en yetkili ağzının ifşaatları Gülen’e Ankara’yı parsel parsel satan adam ifadeye bile çağrılmadı.</p>

<p style="text-align: justify;">Değerli öğrencim İsmail, inancımız, kanunlarımız, mevzuatlarımız, kültürümüz, talanına şahit olduğumuz o kadar çok şey var ki anlatmak mümkün değil. Ha şunu da ifade edeyim ki bu olumsuzluklar daha önce hiç yoktu ve birden bire 2002 olmaya başladı demiyorum. Daha önce de vardı. Fakat bu kadar değildi. Türk Milletinin tarihleri koruduğu birçok değerleri tarumar edildi. Mesela zina suç olmaktan çıkartıldı. Aile bütünlüğü darmadağınık olmasına sebebiyet verildi. Kendilerini en samimi Müslüman olarak lanse eden iktidar partisini destekleyen dindar görünümlü insanlardan, dini grup ve tarikatlardan itiraz gelmedi.</p>

<p style="text-align: justify;">Dinler arası diyalog sürecinde ve Avrupa Birliği müracaatında hem Fethullah Gülen’in  hem de Avrupa Birliğinin isteği üzerine (Bazı kaynaklarda  o dönemki ABD Büyükelçisi Eric Edelman'ın da etkili olduğu yer almıştır)talebi doğrultusunda gerçekleştiği onları küstürmemek adına Hutbelerde asırlardır okunan, Ali İmran Suresi 19. ayetinin bir kısmı olan "İnneddîne indallâhil-İslâm" (Allah katında hak din İslam'dır) ifadesinin hutbe metinlerinden 17 Şubat 2006 tarihinde kaldırılmıştır. 16 Aralık 2011 tarihinde yayınlanan yeni bir talimatla söz konusu ayetin hutbelerde tekrar okunmasına karar verilmiştir. 2013 Yılından beri Erdoğan’ın “Ben ekonomistim Faiz sebep, enflasyon neticedir. Bu da benim tezimdir. Nas var nas nas varken bize ne oluyor” söyleyegelmişti.  Ekonomiye müdahale edince ne oldu sonunda hep birlikte yaşadık gördük. 1.3 lira olan dolar şu anda 45liraya geldi. Sonra hiç ekonomik eğitim almayan Nebati bakan yapıldı. Merkez Bankası faizleri Merkez Bankası politika faizini %8,5 seviyesine kadar düşürmüştü. Mehmet Şimşek zamanında ise % 50 ye kadar yükseltilmişti. Nebati zamanında   Kur korumalı sistem uygulandı ve maliyeti çok ağır olmadı mı? Bu işin ekonomik boyutunun bir kısmıdır. Bir de inanç boyutuna baktığımızda Bakara Suresi, 275-279 ve Al-i İmran Suresi, 130. Ayetlerinde faizin haram olduğu kesin bir dille haram kılınmıştır. Yani faiz % 8.5 düşürdüğünde Nas ona bu haram değil midir dedi. Faiz düşürülürken Nas var var nas bize ne oluyor denilirken faiz yükseltilirken Nas neden söylenmiyor? İslam'da faizin haram olması, miktarına bakılmaksızın geçerlidir; dolayısıyla faizin azı veya çoğu arasında bir fark yoktur. Ama kendilerini ağır din alimleri pozu verenlerden, tarikatlardan, iktidarın dindar görünümlü adamlarından hiç ses çıktımı İsmail!</p>

<p style="text-align: justify;">Sevgili öğrencim İsmail, biliyorsun ben eğitimciyim. Biraz da benim mesleğimle ilgili yaşadıklarından bahsetmek istiyorum. Öncelikle ben ömrümün kahir ekseriyetini 1972 Kasım ayından bu zamana kadar Türk Milliyetçiliğinin en güzel, en temiz, en samimi hali olarak bilerek, inanarak, hiçbir menfaat gözetmeksizin DAVA bilerek fiili olarak bütün yaşantıma katmaya çalıştığım Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş, bizzat talebesi olmaktan şeref duyduğum Seyit Ahmet Arvasi Hocamın, ve inandığı gibi yaşamaya gayret eden benim değer verdiğim ve onun da bana değer verdiğine şahit olduğum şehit başkan Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaşayıp tavsiye ettikleri “ÜLKÜCÜ HAREKETE” mensup bir kişiyim. Ve 1980 öncesi ülkü ocaklarında yetişmiş, ocak terbiyesi alarak o zamanlar irfan ocağı hükmünde olan ocaklarda yöneticilik de yapmış birisiyim. Değerlerime uygun bulmadığım bazı yanlışlarına eleştirip karşı çıkmama rağmen 2016 yılına kadar da orayla irtibatımı hiç koparmadım. 2016 yılından sonra siyasal olarak hiçbir partinin aktif savunucusu ve elemanı da olmadım. Samimi bir ülkücü olarak elimden geldiğince Allah’ın emir ve yasaklarını uygulamaya çalışıyorum…</p>

<p style="text-align: justify;">Değerli öğrencim, 1976 yılında başladığım gazetecilik hayatıma öğretmen olduktan sonra ara vermiştim. 2002’den sonra çeşitli İstanbul gazetelerinde, birçok haber sitelerinde hem haber hem de yazarlık yaptım ve halen de yapmaya devam ediyorum. Şu anda 2013 yılından beri Türkiye ve dünyaya yani kısaca herkese yayın yapan Kamudannethaber.com haber sitesinin yazarı ve genel yayın yönetmeniyim. Okuyuculara gerçek ve net bilgiyi verebilmek için en günde iki kere gazeteleri ve medya haberlerini okuyorum. Bu okuma tarafsız değildir. Çünkü ben ülkücünün tarafsız olmaması gerektiğine inanıyorum. Ülkücü, İslam’ın bakışı gibi olaylara bakmasını ve kutlu bildiğimiz devlete karşı yapılan yanlışlara da karşı çıkması gerektiğine inanıyorum…</p>

<p style="text-align: justify;">Değerli öğrencim, mücadele ve mesleki hayatım iç içe geçtiği yıllardan az bahsedeyim. Kazım Karabekir Lisesi'nde görev yaparken sırf ülkücü olduğum için sosyal demokrat okul müdürünün bana gereksiz tavırlarına karşı çıktım. Ondan sonra gelen müdür vekili de aynı görüşte olduğu için beni senin okuduğun imam hatip lisesine öyle ya da böyle gönderdiler. Orada çalışırken il müdürünün isteği ile müdür yardımcısı oldum. O zamanlar  işine geldiği zaman ANAP, işine geldiği zaman Refah Partili gibi görünen okul müdürü Ş….. K……’nın sırf ülkücü olmam nedeniyle bana sataşması sonucu yakasına yapışmak zorunda kaldığım için geçici olarak Endüstri Meslek Lisesi'ne tayin yaptırdım. Ş………K……’nın arkadaşı olan o zamanın MEB Personel Genel Müdürlüğünde şube müdürü vasıtasıyla tayin zamanı olmamasına rağmen isteğim dışında Nizip’e sürgünüm çıkıyor. Hem de hiçbir soruşturma ve kovuşturma olmadan. Biz de izin alıp Ankara’daki tanıdıklarımıza giderek tayini Giresun’a çevirttik. Giresun’da çok güzel yıllar geçirdik. Orada, ülkücü hareketin 1980 sonrası olan en önemli memur teşkilatı olan Türkiye Kamu Çalışanları Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (TÜRKAV) kurduk. Yanımızda o zamanlar adı Bizim Ocak Dergi Temsilciliği olan Ülkü Ocakları vardı. Hem vakıfta hem de ocakta İslami ve milli konularda birçok konferans verdim. 1992'de kendi isteğimle İstanbul’a tayin oldum.</p>

<p style="text-align: justify;">İstanbul’un önemli bir lisesi olan Paşabahçe Ahmet Ferit İnal Lisesi'nde iki yıla yakın öğretmenlik yaptıktan sonra 1994'te okul müdürü oldum. 1997 yılında Cumartesi-Pazar günleri Marmara Üniversitesi'nde iki dönem devam ederek bitirdim. Zaten okul müdürü olduğum için bana çok ta katkı sağlamayacak ama bakış ufkumu ve akademik bilgimin artması için maddi ve manevi büyük zorluklara katlanarak 1998'de Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Yönetimi ve Planlama bölümüne, bütün engel ve zorluklara rağmen Beykoz’dan daha çok Hendek kampüsünde akşamları haftada üç gün giderek devam ettim ve sonunda 288 sayfalık “Dünyada ve Türkiye'de Öğretmen Örgütlenmeleri ve Türkiye İçin Bir Model Önerisi” konulu tezimle YÖK’ten yönetim bilimi uzmanı unvanını aldım. Bu mezuniyetin bakış ve inceleme açıma çok büyük katkısını gördüm ve halen de görüyorum.</p>

<p style="text-align: justify;">Bu arada TÜRKAV, 1992'de Milliyetçilerin memur konfederasyonu olan Kamu-Sen olarak teşkilatlanmıştı. Eğitim işkolundaki federasyonu olan Türk Eğitim-Sen'e 28 Haziran 1992'de 85. üye olarak katıldım. 1999 yılında Üsküdar-Çengelköy’de, 1990 yılında ev sahibi olmak için üye olduğum o zamanın dünyanın en büyük yapı kooperatifi olan Ata 2 yapı kooperatifine üye oldum. Evlerimiz verilmeyince, çok güçlü ve paramızı çarçur ettiğine inandığım kooperatifin yönetimini devirmek için dernek kurduk. Derneğin başkanlığını yaptım. Burada anlatmaya imkan olmayan mücadeleler ve sıkıntılardan sonra yönetim devirerek benim de başkan yardımcısı olduğum yeni yönetimi getirdik. 15 yıldır beklenen evleri 2 yılda teslim ettik. Çözülmesi mümkün olmayan birçok konuyu çözdük. Sonra baktım kooperatif yönetimi bana uygun değil, istifa ettim.</p>

<p style="text-align: justify;">Değerli öğrencim, sonra 1992 yılından beri üyesi olduğum Türk Eğitim-Sen’in 2001 yılında İstanbul Üsküdar, Ümraniye, Beykoz, Sancaktepe, Çekmeköy ve Şile ilçelerini içine alan 3 Nolu Şubenin kurucu teşkilat başkanı, genel sekreteri ve 2004'te şube başkanı oldum. Sendikalar, temsil ettikleri zümrelerin haklarını ararlar, biz de öyle yaptık. Eylemler yaptık. Bu sebeple 2002 yılının sonunda iktidarı destekleyen sendika olan Memur-Sen Konfederasyonu'na bağlı Eğitim Bir-Sen’in bize rakip şubesinde sekreter olan müdür baş yardımcısı yaptığım kişi, beni ayarladığı birkaç kişiyle şikayet ettirip haksız yere verilen uyduruk bir uyarı cezasıyla okul müdürlüğünden alınıp öğretmenliğe döndürüldüm. Ama teslim olmadım. Heyet raporu alıp yapılan haksızlığı belgeleyerek görevime geri döndüm. Beladan kaçma adına evimin olduğu Üsküdar Çengelköy’e yakın bir yerdeki okula okul müdürü olarak tayinim yapıldı. İktidarın fanatik taraftarı olan başyardımcım AKP iktidarı olduğu için torpille şube müdür vekili yapılmıştı. Tayinimin yapıldığını duyunca hemen Üsküdar AKP ilçe başkanı, Memur-Sen il başkanı ile il müdürüne baskı yapıp atandığım okul kararnamemi iptal ettirip beni Üsküdar’ın en küçük ilköğretim okuluna müdür olarak atadılar. Hatta ilçe başkanı olan zat, beni ilçede bile görmek istemediğini söylemiş. Çok büyük ve merkezi bir okuldan kenarda köşede kalmış, orta kısımda 90 saat branş dersinin 65 saatine öğretmen verilmeyen bir okuldu. İdari davalar açtık ve bana yapılan hukuksuzlukları kazandık. Çengelköy'de evime yakın bir istediğim bir okula müdür olarak geldim. Öğretmen arkadaşlarla çok güzel ve destansı işler yaptık. Okulumuz her alanda İstanbul’un önde okullarından biri yaptık.</p>

<p style="text-align: justify;">2009 yılı Nisan sonunda Fethullah Gülen’in İstanbul ve Türkiyede en etkili derneği olan, yanılmıyorsam Marmara Eğitimciler Derneği'nde kahir ekseriyeti Fethullah Gülen’e intisaplı eğitimcilerin oluşturduğu listeler hazırlanarak Ankara’da görevden ayrılmak üzere olan Hüseyin Çelik’e makamında imzalattırıldı. Bakanlık, bütün yurtta yaklaşık 1280 Fethullahçı kişiyi ilçe müdürü, şube müdürü, okul ve kurum müdürü olarak atamıştı. Ben de sendika başkanı olarak bu haksızlığa İstanbul’da atananların çoğuna dava açıp iptal ettirmiştim. Bu zorlu ve hukuksuz süreçte iktidar yanlıları atadıkları insanların liyakatine bakmadan, mevzuatı dikkate almadan yaptıkları bu hukuksuzluğu örtmek için çeşitli yollar arıyordu. En çirkini de iktidar, İslam’ın “İşi ehline verin” emrinin uygulanması için mücadele veren, İslam’ı yaşamaya gayret eden beni din düşmanı olarak her yere duyurmuştu. İslam’ın emri gereği haksızlığa karşı mücadele ederek hak arayan ben, Müslümanlara karşı olmakla suçlanmıştım. Hâlbuki atananların tamamına yakını Fethullah Gülenciydi. İsmail bunu darbe teşebbüsünden 7 yıl önce görmekle hata mı etmiştim? Benden özür de dilenmemişti. Dahası bu memlekette basiret sahibi olmak suç mu İsmail!..</p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;">( Devam edecektir)</span></p>

<p> </p>
]]></content:encoded>
<author>Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/mehmet-arslan-egitim-yonetimi-ve-planlama-uzmani/iktidarlarinin-yanlisini-goremeyen-ogrencime-mektup-2/5737/</link>
<pubDate>Tue, 19 May 2026 13:22:15 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>19 Mayıs 1919: Bir Milletin Yeniden Dirilişidir!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>19 Mayıs 1919; yalnızca bir tarih değil, aziz Türk milletinin esarete boyun eğmeyerek küllerinden yeniden doğuşunun, bağımsızlığa ve özgürlüğe yürüyüşünün adıdır. Bir doğum, bir başlangıç ve kutlu bir zafere uzanan büyük yürüyüşün ilk adımıdır!</p>

<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak yaktığı bağımsızlık meşalesi, milletimizin makûs talihini değiştirmiş; umutsuzluğu umuda, teslimiyeti direnişe, esareti bağımsızlığa dönüştüren Millî Mücadele ruhunu ateşlemiştir.</p>

<p>Türk milleti, o günden bugüne Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği çağdaş, bağımsız ve tam egemen Türkiye rotasında kararlılıkla yürümektedir ve yürümeye devam edecektir.</p>

<p>Ancak tarih bizlere göstermiştir ki; milletimizin birlik ve beraberliğini hedef alan tehditler, geçmişte olduğu gibi bugün de içeride ve dışarıda farklı şekillerde varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle Türk milleti, rehavete kapılmadan; Cumhuriyetimizin temel değerlerine, millî birlik ruhuna ve bağımsızlık ülküsüne her zaman sahip çıkmalıdır. Çünkü 19 Mayıs ruhu; yalnızca geçmişin hatırası değil, geleceğimizin de teminatıdır.</p>

<p>Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı anlayışlar şunu iyi bilmelidir ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, aziz milletimizin fedakârlıkları ve sarsılmaz iradesi üzerine kurulmuştur. Bu büyük devlet, dünya durdukça ilelebet payidar kalacaktır!</p>

<p>Bu anlamlı günde; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşı’mızın tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.</p>

<p>Her türlü emperyalizme karşı milletimizin bağımsızlık meşalesini yaktığı, millî uyanışın ve kurtuluş iradesinin sembolü olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın milletimize kutlu olmasını diliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
<author>Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/kadriye-demirel-egitimci-egitim-kocu/19-mayis-1919-bir-milletin-yeniden-dirilisidir/5736/</link>
<pubDate>Tue, 19 May 2026 12:45:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eğitim Yöneticileri Akademi Eğitimleri Zulme Dönüşmemeli, Çevrimiçi Olmalıdır</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Görevde 4 ve 8 yılını dolduran eğitim yöneticilerinin, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Eğitim Akademisi merkezlerinde yüz yüze eğitime alınmasıyla birlikte sahada beklenen mağduriyetler yaşanmaya başlamıştır.</p>

<p>Özellikle uzun mesafeli ulaşım zorunluluğu, ekonomik yük, zaman kaybı ve yoğun çalışma temposunun üzerine eklenen hafta sonu eğitimleri; eğitim yöneticilerimizi ciddi anlamda yıpratmaktadır.</p>

<p>Halihazırda yıllardır yöneticilik görevini sürdüren, eğitim kurumlarını yöneten ve sahada aktif sorumluluk taşıyan yöneticilerin; dört hafta boyunca hafta sonlarını kapsayan, tam gün süren yüz yüze eğitimlere mecbur bırakılması kabul edilebilir değildir. Bu uygulama, mesleki gelişimden çok tükenmişlik, motivasyon kaybı ve verimsizlik üretmektedir.<br />
4 hafta boyunca insanları hafta sonu gün boyunca sözde eğitime almak, yorgunluktan ve zaman israfından başka  yöneticiye ne katacak?</p>

<p>Teknolojinin sunduğu imkânlar göz önüne alındığında, söz konusu eğitimlerin çevrimiçi ortamda gerçekleştirilmesi hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de yöneticilerimizin mağduriyetinin önlenmesi açısından en makul çözümdür.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığı, sorun üreten değil çözüm geliştiren bir anlayışla hareket etmeli; eğitim yöneticilerinin haklı taleplerini dikkate almalıdır.</p>

<p>Anadolu Eğitim Sendikası olarak talebimiz nettir: Eğitim yöneticilerine yönelik akademi eğitimleri bir an önce çevrimiçi sisteme dönüştürülmeli, yöneticilerimizin hafta sonlarını ve sosyal yaşamlarını olumsuz etkileyen bu mağduriyet sona erdirilmelidir.</p>

<p>Bu konuda gerekli düzenlemenin, Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin tarafından ivedilikle yapılmasını bekliyoruz. Aklın yolu birdir.</p>
]]></content:encoded>
<author>Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/kadriye-demirel-egitimci-egitim-kocu/egitim-yoneticileri-akademi-egitimleri-zulme-donusmemeli-cevrimici-olmalidir/5735/</link>
<pubDate>Sun, 17 May 2026 21:46:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Türk Milletinin Kültürel Değerleri</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bu hafta Mehmet KAPLAN’ın internetteki aynı başlıklı makalesini paylaşmak istiyorum:</span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">“<i>Türkiye’de kültür konularını ilk defa ciddî ve ilmî bir şekilde ele alan ve onu millî varlığın temeli yapan Ziya Gökalp, kelimenin kök mânâsına uygun olarak <b>‘hars’</b> kelimesini kullanmıştır. Son yıllarda yine kelimenin kök mânâsına uygun olan <b>‘ekin’</b> kelimesi kullanılmakta ise de henüz yaygın hale gelmemiştir.</i></span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">İlim ve fikir adamlarının çoğu <b>‘kültür’</b> kelimesine <b>‘tabiat’</b>a zıt bir mânâ vermektedirler. İnsanoğlunu diğer hayvanlardan ayıran taraf, tabiatın verdiği ile yetinmemesi, onu değiştirmesi, kendi emrinde kullanması ve aşmasıdır. Bu maksatla vücuda getirilen maddî ve manevî her şey, <b>‘kültür’</b> sahasına girer.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">‘Kültür’</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">, maddî ve manevî her şeyi işlemek ve geliştirmek demektir. İnsanoğlu tabiatı işleyerek kendi iradesi altına aldığı gibi, kendisini de maddî ve manevî olarak işlemiştir. Teknik tabiatı, spor ve tıp vücudu, sanat duygu ve hayali, ilim ve felsefe düşünceyi işlemekle vücuda gelmiştir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">‘Kültür’</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> asırlar boyunca gelişmiştir. Bu gelişmede çeşitli kültürler arasındaki münasebetlerin büyük rolü vardır. Milletler tarih boyunca birbirlerinden maddî ve manevî pek çok şey almışlardır.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Fakat şahsiyet sahibi milletlerin kendilerine ait kültürleri de vardır. Yüksek seviyede olan hiç bir kültür <b>‘saf’</b> değildir. Medenî milletlerin istisnasız hepsi başka milletlerin kültürlerinden istifade etmişlerdir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Büyük Fransız şair ve fikir adamı Paul Valery ‘arslanın vücudu yediği hayvanlardan oluşur’ der. Bu fikir, fertlerin kültür hayatına uygun olduğu kadar millî kültür sahasına da uygundur. Nasıl bir fert, maddî ve manevî şahsiyetini dışardan aldığı gıdalarla geliştirebilirse, milletler de öyledir. Fakat arslan yediği bütün hayvanları kendi vücuduna kalbeder. İnsanlar, toplumlar da öyledir. Her fert ve millet dışardan kendi bünyesine uygun olanları seçer. Bu bakımdan seçilen unsurlar son derece önemlidir. Nasıl hayvanlar ve insanlar dışardan bünyelerine uygun olmayan gıdaları alınca rahatsız olur, hastalanır, hatta ölürlerse, millî varlığa uygun olmayan yabancı kültürler de milletleri öldürebilir. Dünya ve Türk tarihinde yabancı kültürleri benimsemek yüzünden yok olan devletler vardır.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Türkler Çin’de Milattan çok önce hanedan kurmuşlardır. Çin ve Türk kültür münasebetleri üzerinde kaynaklara dayalı araştırmalar yapan Alman âlimi Prof.Dr. Wolfram Eberhard, MÖ.1050-247 yılları arasında <b>Çin’e hâkim olan Chou hanedanının menşe itibariyle Türk olduğunu ileri sürer.</b> Atı, arabayı, bronzu, hayvan takvimini ve gök dinini Çin’e Chou’lar sokmuştur. (Bk.Çin Tarihi, Ankara 1947, s.31-34). Chou’lardan sonra Çin’de daha birçok Türk hanedanı kurulmuştur. Fakat bunların çoğu büyük Çin denizinde erimişlerdir. VIII.yüzyılda Orta Asya’da Orhun nehri kıyılarında dikilen <b>Göktürk kitabelerinde Çin tesirinden büyük bir dehşet ve korku ile bahsedilir.</b> Göktürk kitabeleri hayret verici bir uyanıklıkla Türklere, kendi millî kültürlerine sıkı sıkıya sarılmalarını vasiyet eder.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Türkler akıncı bir kavim oldukları için, gittikleri ve yerleştikleri her yerde yabancı tesirlere maruz kalmışlardır. Yalnız Çin’de değil, başka ülkelerde hanedan veya devlet kuran Türklerden de zamanla yok olanlar vardır. Bulgarlar IX.yüzyıldan önce Türktüler. Fakat bu asırlardan sonra Slav ve Hıristiyan kültürü tesiri altında kalarak, millî şahsiyetlerini kaybetmişlerdir. Çin’de büyük bir devlet kuran Tabgaç’lar da Budizmi kabul ettikten sonra yok olmuşlardır. Türk tarihinde daha buna benzer bir yığın örnek vardır. Yalnız İslâmiyet birçok bakımlardan eski Türk medeniyetine uygun olduğu için, muazzam tesirine rağmen Türklüğü yok edememiş, tam aksine onun asırlarca süren büyük bir devlet ve medeniyet kurmasını sağlamıştır. Anadolu Türkleri, Anadolu’da ve Balkanlar’da, bin yıl boyunca eski Türk, İslâm, Bizans, Akdeniz ve Avrupa medeniyetlerinden aldıkları unsurlarla, yüksek bir kültür ve medeniyet kurmuşlardır.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bu başarının başlıca sebebi, Anadolu’ya gelen Türklerin yerli kavimlerden çok ve kuvvetli olmalarıdır.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Türklerin en belirgin özelliği, <b>‘hür ve müstakil olarak yaşama’, dünyaya hâkim olma iradesidir.</b> Türk tarih ve kültüründe bunu gösteren pek çok örnek vardır. Fakat Türk, münasebette bulunduğu veya idaresi altına aldığı kavimlere saygılı ve âdil olmasını da bilmiştir. Anadolu Türkünün başarısını sadece kılıç kuvvetiyle izaha kalkışmak çok yanlış bir görüştür. Anadolu Türk devlet ve medeniyetini kuranlar sadece gaziler değildir. Mevlâna, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre gibi, bütün insanlığı sevgi ile kucaklayan ve birleştiren velilerin de bunda büyük rolü vardır. Anadolu’yu fetheden Türkler her yerde camiler, medreseler ve tekkeler kurmuşlardır. Bunlar Türklerin yiğitlik ve kahramanlığına adaleti, sevgiyi, müsamahayı, zarafet ve inceliği katmışlardır.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Türklerin Anadolu’da ve Balkanlar’da vücuda getirdikleri kültür ve medeniyet, tarihin en güzel, en üstün, en insanî, en ince medeniyetlerinden biridir. Türkiye’ye gelen Avrupalı seyyahlar, edebiyatçılar, fikir adamları, ressamlar bu medeniyet ve sanat eserleri karşısında duydukları hayranlığı belirtmekten geri kalmamışlardır. Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları adlı kitabının başında bunlardan bazılarını zikreder. Türkiye’de milliyetçilik şuurunun uyanmasında Avrupalıların bu nevi değerlendirme ve araştırmalarının büyük rolü olmuştur. Batı medeniyet ve kültürü karşısında aşağılık duygusu hisseden Tanzimat sonrası Türk aydınları, Avrupalıların bu nevi yazılarını okuduktan sonra kendi milletlerinin dehasına inanmışlardır.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Ziya Gökalp’in bu tespiti mühim olduğu için, söylediklerini buraya alıyoruz: ‘Türkçülüğün memleketimizde zuhurundan evvel, Avrupa’da Türklüğe dair iki hareket vücuda geldi. Bunlardan birincisi Fransızca (Turquerie) denilen (Türkperestlik) dir. Türkiye’de yapılan ipekli ve yün dokumalar, halılar, kilimler, çiniler, demirci ve marangoz işleri, mücellitlerin, tezhipcilerin yaptıkları teclitler ve tezhipler, mangallar, şamdanlar ilh... gibi Türk sanatının eserleri çoktan Avrupa’daki nefâisperestlerin dikkatini celbetmişti. Bunlar Türklerin eseri olan bu güzel eşyayı binlerce liralar sarfederek toplar ve evlerinde <b>bir Türk salonu yahut Türk odası vücuda getirirlerdi.</b> Bazıları da bunları başka milletlere ait bedialarla beraber, bibloları arasında teşhir ederlerdi.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Avrupalı ressamların Türk hayatına dair yaptıkları tablolarla, şairlerin ve feylesofların Türk ahlâkını tavsif yolunda yazdıkları kitaplar da (Turquerie) dahiline girerdi. Lamartine’in, Auguste Comte’un, Pierre Lafayetten’in, Ali Paşa’nın kâtibi bulunan Mismer’in, Pierre Loti’nin, Farrere’in Türkler hakkındaki dostane yazıları bu kabildendir. Avrupa’daki bu hareket, tamamıyle Türkiye’deki Türklerin bediî sanatlarda ve ahlâktaki yüksekliklerinin bir tecellisinden ibarettir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Avrupa’da zuhur eden ikinci harekete de Türkiyat (Türkoloji) namı verilir. Rusya’da, Almanya’da, Macaristan’da, Danimarka’da, Fransa’da, İngiltere’de birçok ilim adamları eski Türklere, Hunlara ve Moğollara dair tarihî ve atikiyatî taharriler yapmağa başladılar. Türklerin pek eski bir millet olduğunu, gayet geniş bir sahada yayılmış bulunduğunu ve muhtelif zamanlarda cihangirane devletler ve yüksek medeniyetler vücuda getirdiğini meydana koydular. Vâkıa, bu sonki tedkiklerin mevzuu, Türkiye Türkleri değil, kadîm şark Türkleriydi. Fakat birinci hareket gibi, bu ikinci hareket de memleketimizdeki bazı mütefekkirlerin ruhuna tesirsiz kalmıyordu. Bilhassa, Fransız müverrihlerinden Deguignes’nin Türklere, Hunlara ve Moğollara dair yazmış olduğu büyük tarihle İngiliz âlimlerinden Sir Davids Lomley’in Sultan Selim-i Sâlis’e ithaf ettiği Kitab-ı İlmü’n-Nâfi ismindeki umumî Türk sarfı, mütefekkirlerimizin ruhunda büyük tesirler yaptı.’ (Türkçülüğün Esasları, İstanbul, s. 1-2.)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Şairin: <b>‘O mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler’</b> dediği gibi, milletler de umumiyetle kendilerinin vücuda getirdikleri kültür eserlerinin değerini pek fark etmezler. Bunun sebebi, yarattıkları eserlerin onlara çok tabiî gelmesidir. Bir Türk için halıdan, kilimden, yoğurttan, şiş kebaptan, Süleymaniye camiinden, Yunus’tan, Mevlevî ayininden, Erzurum barlarından, Köroğlu’ndan, Kerem ile Aslı’dan, misafirperverlikten, iyilikten daha tabiî ne olabilir? Bir balık için deniz ne ise, bir Türk için de asırlar boyunca içinde yaşadığı kültür odur.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Fakat Türk kültür ve medeniyetiyle ve Türklerle ilk defa karşılaşan yabancılar için bunlar yeni ve orijinaldir. Bundan dolayı bir Türk’ün kendi milleti ve kültürü hakkında canlı fikirler edinmesi için onlara adeta yabancı gözüyle bakması lâzımdır. Dış ülkelere gidenler, kendi memleketlerinin suyuna, toprağına, havasına karşı derin bir özlem duyarlar. Böyle duygular bize bizi keskin bir ışık altında gösterir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bir kültürün içinde yaşamak başka, onun üzerinde düşünmek başka bir şeydir. <b>‘Millî’ adı üstünde bir ‘şuur’ yani ‘farkına varış’, yeni deyimle ‘bilinç’ demektir.</b></span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Türkler, kendilerine has kültür değerlerini bilmedikleri, onlar üzerinde kafa yormadıkları, onların millî varlık bakımından taşıdıkları değeri ölçmedikleri için, pek çok şey kaybetmişlerdir. Bir millet, kendisini hiçe sayarak yabancıların manevî kölesi olursa, er geç maddî kölesi de olur. Hikmetin esası, ferdin ve milletin kendi kendisini bilmesidir. <b>‘Millî şuur’ kendi milletinin varlığını tanımak ve bilmek demektir.</b></span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Fakat bu yeterli değildir. <b>Biz bugün değişen dünya ortasında, kanunda denildiği gibi, ‘kendimize has özellikleri kaybetmeden’, çağa uygun, yeni, ileri, güzel bir kültür ve medeniyet vücuda getirmek zorundayız.</b> Milliyetçilik asla bir <b>‘narsisizm’</b> (ayna karşısına geçerek kendisine hayran olmak) değildir. O, bir ‘benlik şuuru’, ‘kendisine güvenme duygusu’, ‘yeni şeyler yaratma iştiyakı ve iradesi’dir. Bu şuur, duygu, iştiyak ve iradeyi bize; milletimizin tarih boyunca yarattığı eserler verir. Süleymaniye’yi yaratan bir milletin çocukları, bugün Türk şehirlerini çirkinleştiren beton yığınlarına tahammül etmemeli, aynı teknik ve malzeme ile çağın en güzel mimarî eserlerini vücuda getirebilmelidir. Bu, sadece başkalarını taklit etmekle değil, kendi kendisini bilmekle olur. Öğretmenlere düşen vazife, kanunun 2.maddesinde söylenildiği gibi ‘Türk milletinin bütün fertlerini, Türk milletinin kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren yurttaşlar olarak yetiştirmek’tir...</span></span></span></i></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:106%"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">23 Ocak 1986’da kaybettiğimiz Prof.Dr.Mehmet KAPLAN hocaya rahmet diliyorum.</span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/uaef-bask/turk-milletinin-kulturel-degerleri/5734/</link>
<pubDate>Sun, 17 May 2026 12:02:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çalınmış  Ülke : Filistin</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>“Siz çoksunuz, oysa ben tekim. Bana dilediğinizi söyleyin ve yapın. Dişi koyun gecenin karanlığında kurtların avı olabilir... Fakat kanı, vadinin taşlarında tan ağarıp da güneş yükselene değin duracak !”  diyor Lübnanlı şair Halil Cibran.  </p>

<p>Tek tek değil üstelik topluca öldürüyor Siyonist fanatikler. Filistin kan ağlıyor bayramda bile. Bir yaşındaki çocuğun kundağında, engelli bir mazlumun tepesinde, on dokuz kadının göğsünde patlayan bombalar yüzlerce sivilin kanıyla yıkıyor vadinin taşlarını, çölün tozlu kumlarını. Sabah ezanlarını beklemiyor şafak, katil bombalarla yerle yeksan oluyor bir çok ocak. Bütün dünya seyrediyor Yahudi vahşetini. Arsızca, yüzsüzce, utanmazca. Neredesin ey ahlak, neredesin ey merhamet?! </p>

<p>Söylenecek o kadar çok şey var ki. Ben bir Müslümanım en başta. Mescid-i  Aksa  ve Kudüs (sion) bir Yahudi, bir Hıristiyan için ne kadar kutsalsa, bir Müslüman için de o kadar kutsaldır. Hiç kimse o tarihi belde ve yapılara sadece turizm açısından bakamaz ve oradaki Siyonist barbarlığa sessiz kalamaz. Orada katledilen sadece Araplar değil, yok edilen insani değerlerdir. Sapan taşına karşı en modern silahlar, yakan, yıkan, boğan mermiler, bombalar. Gasp edilen topraklar, işgal ve ilhaklarla kurulan korsan bir devlet ve bitmek bilmeyen bir zulüm ve vahşet. </p>

<p> Bakın üç din için de kutsal olan bu mabet, barışın ve kardeşliğin merkezi olması gerekirken, köpürtülmüş bir kin ve nefretin tetiklediği bir savaşın nedeni olabiliyor. Tarihte soykırıma sebebiyet verecek kadar düşman olmalarına rağmen Hıristiyanlar bile Müslüman katliamına sessiz kalmakta ,hatta destek vermektedirler. Avusturya Başbakanı  Yahudi saldırısına destek için hükümet binasına İsrail bayrağı çekerken, bir çok Avrupa ülkesi İsrail’in yanında olduğunu açıklamıştır. ABD başkanı Biden, Birleşmiş Milletlerin ortak bir kınama kararı almasını engellemiştir.  </p>

<p>Bu düşmanlığın adını doğru koyalım. Bu yeni bir din savaşıdır, devlet terörüdür. Yahudilerin Arz-ı Mev’ud (Vadedilmiş topraklar) dedikleri Büyük İsrail hayaline adım adım yürüme stratejisidir. Büyük Orta Doğu Projesinin asıl amacı; İslam coğrafyasını tarumar etmek, Müslümanları birbirine düşürmek, hatta yok etmektir. Arap dünyası ne askeri ne de ekonomik anlamda batılı eşkıyalar için bir tehdit değildir. 400 milyonluk Arap dünyası  4 milyonluk Yahudiye karşı bile bir birlik oluşturamamıştır. Arap Birliği sadece kağıt üzerinde kalmış sanal bir birlikteliktir. Hatta Filistin kendi içinde bile paramparçadır. Hamas başka, FKÖ başka telden çalmaktadır. </p>

<p> Batının baş edemediği tek organize güç; Sevr’i parçalayıp yüzlerine fırlatan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ’dir. Filistin’e de, diğer mazlum milletlere de sahip çıkan odur. İslam İşbirliği Teşkilatını harekete geçiren de, Uluslararası Ceza Mahkemesinin kapısını zorlayan da sadece  TÜRKİYE CUMHURİYETİ’dir. Çünkü Hz.Muhammed’in tebliğ ettiği Hakk’ın vahyini, Allah’ın dinini aşkla yaşayan tek kavim, yüce TÜRK MİLLETİ’dir. Eğer TÜRKLER yoksa ÜMMET kavramı bile ancak bir fanteziden öteye gidemez. Bizim kavm-i necip diye başımızda taşıdığımız bu cibilliyetsiz Vahhabiler  ABD’nin kucağında oturmanın, çağdaş tiranlara teslimiyetin dayanılmaz alçaklığı ile kutsal emanete de ihanet etmişlerdir. Yahudiler peygamberlerine isyan etmiş, Muaviye ve Yezit  Ehl-i Beyt’in kanına girmiştir. Tarihi doğru okumazsak inananların başı beladan kurtulmayacak. </p>

<p>O nedenle, hiç kimse “ ama “ ile başlayan cümleler kurup, aslında hepimizin de bildiği Arapların ihanetlerini ve bize düşmanlıklarını sıralayıp Siyonist zulmüne sessiz kalamaz ve bize ne diyemez. Çünkü biz dün engizisyon ve giyotinden kaçan Safarat Yahudilerine, Hitler faşizminden kaçanlara  nasıl şefkat kollarımızı açtıysak, bugün  o fanatik ve aşırı dinci Siyonistlerin katlettiği Araplara da sahip çıkmak inancımızın gereğidir. Zulüm hangi firavundan gelirse gelsin karşı durmak, mazlum hangi dinden ve inançtan olursa olsun sahip çıkmak, medeniyetimizin ve derin kültürümüzün bize yüklediği insanlık görevimizdir. Onlar mavi vatanda Yunanistan’ın yanında , Dağlık Karabağ’da Ermenistan’ın , Doğu Türkistan’da  Çin’in yanında olsalar da biz, Hakkın ve haklının, mazlum ve mağdurun yanında olmak mecburiyetindeyiz.  </p>

<p>Ne diyordu Halil Cibran; “ Siz çoksunuz, oysa ben tek.”  Asil kanımız ve temiz imanımız genlerimize unutamayacağımız bir kod yüklemiştir: Biz Tanrının yer yüzündeki  kılıcı, kimsesizlerin kimsesiyiz. İsteyenler şeytanlara ortak, firavunlara yandaş olabilirler ama bizim adımız VEFALI TÜRK’tür. Bilemeyiz, İngiliz casusu Lawrence'in iğfal ettiği vefasız ve ¹nankör Araplar, belki de  Osmanlı ecdadımıza ihanetin, Mehmetçiklerimize yaptıkları işkencelerin cezasını çekmektedirler.   </p>
]]></content:encoded>
<author>Ahmet Acaroğlu        Türk Ocağı Eski Başkanı</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/ahmet-acaroglu-turk-ocagi-eski-baskani/calinmis-ulke-filistin/5733/</link>
<pubDate>Sat, 16 May 2026 01:03:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title> Toplumsal Yozlaşmada Nirvana</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>“Tribüne oynayanlar; kazananlar kulübünde. Dürüst, çalışkan, samimi ve naif insanlar; kaybedenler kulübündeler…”<br />
Ağır mı? Evet. Sert mi? Fazlasıyla… Ama ne yazık ki günümüz toplumunu anlatan en gerçek cümlelerden biri değil mi?<br />
Bugün öyle bir çağın içindeyiz ki; insanların ne kadar dürüst olduğu değil, ne kadar görünür olduğu önemseniyor. Emek veren değil, algı yöneten kazanıyor. Sessizce çalışan değil, sesi çok çıkan fark ediliyor. Karakter değil vitrin, samimiyet değil gösteri değer görüyor.<br />
Etrafımıza biraz dikkatlice bakalım…<br />
Kimler alkışlanıyor?<br />
Yıllarca alın teri döküp işini hakkıyla yapan insanlar mı? Yoksa bulunduğu her ortamda rol kesen, kalabalıklara oynayan, gerçeği değil algıyı pazarlayanlar mı?<br />
Acı olan şu: Artık birçok yerde dürüstlük bir meziyet değil, adeta “saflık” olarak görülüyor. Samimi olmak, kırmadan konuşmak, vicdanlı davranmak bazı çevrelerde güçsüzlük sayılıyor. İnsanlar iyi niyetli olmanın bedelini ödüyor; çıkarcı olanlar ise çoğu zaman “başarılı” etiketiyle ödüllendiriliyor.<br />
İşte toplumsal yozlaşmanın en tehlikeli noktası tam da burası…<br />
Çünkü bir toplumda ahlak sessizleşirse, vicdan geri çekilirse ve dürüstlük değersizleşirse; geriye yalnızca güçlü görünen ama içten içe çürüyen bir yapı kalır.<br />
Bugün yaşadığımız sorun yalnızca ekonomik, siyasi ya da sosyal değildir. Çok daha derin bir meseleyle karşı karşıyayız: Değerlerin aşınması…<br />
Bir zamanlar çocuklara öğretilen; “Doğru ol”, “kul hakkı yeme”, “emeğe saygı duy”, “iyi insan ol” sözleri bugün bazılarına fazla romantik geliyor. Çünkü çağın dili değişti. Hızlı yükselmek, kolay kazanmak, görünmek ve alkış almak; karakter sahibi olmanın önüne geçti.<br />
Dijital dünya ve medya da bu çarpıklığı büyütüyor. Sürekli parlatılan hayatlar, filtrelenmiş başarı hikâyeleri ve sahte kusursuzluklar insanlara aynı mesajı veriyor:<br />
“İyi biri olman yetmez, dikkat çekmelisin.”<br />
Oysa tam da bugün, toplum olarak yeniden bazı erdemleri hatırlamaya ve yaşatmaya ihtiyacımız var.<br />
Öncelikle dürüstlüğü yeniden cesaret saymalıyız. Doğru sözlü olmak, hakkaniyetli davranmak ve menfaate göre yön değiştirmemek; zayıflık değil karakter göstergesidir.<br />
Merhameti hayatın merkezine koymalıyız. Başkasının acısını hissedebilmek, empati kurabilmek ve güçsüzün yanında durabilmek; bir toplumu insan yapan en temel değerlerdir.<br />
Liyakati savunmalı, emeği yüceltmeliyiz. Hak edenin hak ettiği yere gelebildiği bir düzen, yalnızca bireyleri değil toplumun güven duygusunu da güçlendirir. Emek küçümsendikçe adalet duygusu yara alır.<br />
Nezaketi yeniden hatırlamalıyız. Sertleşen dillerin, öfkeyi normalleştiren tavırların yerine; saygıyı, anlayışı ve inceliği koymak zorundayız. Çünkü toplumlar önce dillerinde, sonra kalplerinde değişir.<br />
Çocuklara yalnızca başarılı olmayı değil, erdemli olmayı öğretmeliyiz. Bir çocuğun iyi bir meslek sahibi olması kadar; vicdan sahibi, dürüst ve adaletli bir birey olması da önemlidir. Eğitim sadece bilgi aktarmak değil, karakter inşa etmektir.<br />
Ve belki de en önemlisi…<br />
İyiliği görünür kılmalıyız.<br />
Çünkü toplum neyi alkışlarsa, zamanla ona dönüşür. Eğer gösterişi değil samimiyeti, çıkarı değil vicdanı, kibri değil tevazuyu öne çıkarabilirsek; işte o zaman gerçek bir değişim başlayabilir.<br />
Sessizce görevini yapan öğretmenler…<br />
Helal lokma peşinde koşan emekçiler…<br />
Kimseyi incitmeden yaşamaya çalışan vicdan sahibi insanlar…<br />
Belki manşet olmuyorlar.<br />
Belki alkışlanmıyorlar.<br />
Belki kısa yoldan yükselmiyorlar.<br />
Ama bir toplum hâlâ ayaktaysa, bunu tribüne oynayanlara değil; omuzlarında vicdan taşıyan o görünmez insanlara borçludur.<br />
Çünkü gerçek mesele, “kazananlar kulübünde” görünmek değildir.<br />
Asıl mesele; bu kadar yozlaşmanın içinde insan kalabilmektir.<br />
Bir gün alkışlar susar…<br />
Kalabalıklar dağılır…<br />
Maskeler düşer…<br />
Ve herkes, geriye kalan tek gerçekle baş başa kalır:<br />
Karakteriyle…</p>
]]></content:encoded>
<author>Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/kadriye-demirel-egitimci-egitim-kocu/toplumsal-yozlasmada-nirvana/5732/</link>
<pubDate>Fri, 15 May 2026 23:14:33 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve Giresun Dereli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde yaşandığı iddia edilen milyonluk vurgun iddiaları, sadece bir ilçeyi değil bütün Giresun’u, hatta ülkeyi derinden sarsmıştır.</p>

<p>Ortaya atılan iddiaların büyüklüğü ve bir kamu kurumunu işaret etmesi, toplumda ciddi bir güven tartışmasını beraberinde getirmiştir.</p>

<p>İddiaların kamuoyuna taşınmasında gazeteci Ercan Tarı’nın süreci görünür kılması da dikkat çekmiştir. </p>

<p>Kamu adına görünmeyeni görünür kılmak, basın sorumluluğunun en temel alanlarından biridir.</p>

<p>İddialar, deyim yerindeyse “şeytana pabucu ters giydirecek” cinsten olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p>Söz konusu vurgun boyutunun 1 milyar lirayı bulabileceği kamuoyunda konuşulan iddialar arasında yer almaktadır.</p>

<p>Sürecin başlangıcında Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) yaptığı finansal incelemelerde şüpheli para hareketlerinin tespit edildiği, milyonlarca liralık olağan dışı işlem trafiği üzerine hesaplara bloke konulduğu ve sürecin ilgili birimlere taşındığı ifade edilmektedir.</p>

<p>İddialar arasında; hayali proje ödemeleri, hayalet personel kayıtları ve usulsüz işlem trafiğine ilişkin çok sayıda dikkat çekici detayın konuşulduğu belirtilmektedir.</p>

<p>Daha da vahim iddialar arasında, hakkında ciddi suçlamalar bulunan müdürün eşiyle birlikte yurt dışına çıktığının ileri sürülmesi ve uzun süre göreve gelmemesi nedeniyle “müstafi” duruma düştüğünün belirtilmesi yer almaktadır.</p>

<p>Burada en dikkat çekici husus şudur:</p>

<p>Yıllar içinde müdürlük makamına kadar yükselen bir kişinin bu ekonomik büyüklüğe nasıl ulaştığı ve bunun neden zamanında sorgulanmadığı sorusu cevapsız kalmaktadır.</p>

<p>Yaklaşık 12 yıl öncesine kadar mali durumunun oldukça sınırlı olduğu yönünde kamuoyunda yer alan iddialar ise, sonradan ortaya çıkan ekonomik tabloyla ilgili soru işaretlerini daha da artırmaktadır.</p>

<p>İlçede güçlü sosyal ilişkileri olduğu, farklı ticari faaliyetlerle anıldığı ve çevresinde güven veren bir profil çizdiği yönünde iddialar da bulunmaktadır.</p>

<p>Ayrıca geçmişte Derelispor Kulüp Başkanlığı yaptığı, Giresunspor’da asbaşkanlık görevinde bulunduğu ve bu süreçlerde bazı spor kulüplerine yüklü miktarda bağışlarda bulunduğunun konuşulması da dikkat çekmektedir.</p>

<p>Peki bütün bu süreçler boyunca ortaya çıkan ekonomik hareketlilik, çevresindeki hiç kimsenin dikkatini çekmedi mi?</p>

<p>DENETİM SÜRECİ VE KURUMSAL SORU İŞARETLERİ</p>

<p>Eğer ortada bir usulsüzlük varsa, bu durum yıllarca nasıl fark edilmedi?</p>

<p>Mal Müdürlüğü ve ilgili kontrol mekanizmalarının süreç içerisindeki para hareketliliği yeterince fark edip değerlendirememesi de ayrı bir tartışma konusu olarak görülmektedir.</p>

<p>İlçedeki idari yapı ve siyasi erk bu süreci neden zamanında sorgulamadı?</p>

<p>Bu kadar para hareketliliği ve yüksek miktarlı ödenek trafiği, Tarım ve Orman Bakanlığı Bütçe Daire Başkanlığı'nın gözünden nasıl kaçtı?</p>

<p>Öte yandan geçtiğimiz yıl kuruma gelen üç müfettişin yaptığı incelemelerde herhangi bir bulguya rastlandı mı? Eğer rastlandıysa, sürecin ilk işaretlerinin burada ortaya çıkıp çıkmadığı sorusu gündeme gelmektedir. Bu kadar ciddi iddiaların denetim sırasında nasıl gözden kaçtığı da kamuoyunda merak konusu olmaktadır.</p>

<p>Buna karşın, şu anda Tarım ve Orman Bakanlığı müfettişlerinden oluşan 3 kişilik heyetin yaklaşık 10 gündür sahada inceleme yaptığı belirtilmektedir.</p>

<p>Şu an evrakları didik didik inceleyen bakanlık müfettişlerinin hazırlayacağı rapor da kamuoyu tarafından merak edilmektedir.</p>

<p>ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER</p>

<p>Bu gibi süreçler yalnızca merkezden yürütülen rutin denetimlerle sınırlı kalmamalıdır. </p>

<p>Valiler, kaymakamlar ve il müdürleri tarafından sahaya dayalı, sürekli ve çok yönlü bir denetim anlayışı işletilmelidir.</p>

<p>Özellikle son yıllarda sosyal ve ekonomik yaşamında dikkat çekici değişim bulunan, gelirine kıyasla olağan dışı zenginleşme iddiaları oluşan kamu görevlilerinin mal varlıkları ve para hareketleri belirli aralıklarla incelenmelidir.</p>

<p>Kamu yönetiminde güven kadar kontrolün de vazgeçilmez olduğu unutulmamalıdır. </p>

<p>Mali süreçler düzenli şekilde takip edilmeli, hiçbir makam yalnızca “güven ilişkisi” nedeniyle denetim dışı bırakılmamalıdır.</p>

<p>Bu olay, çeşitli yollarla devleti zarara uğratarak haksız kazanç elde etmeye çalışan kamu görevlilerine de açık bir mesaj niteliği taşımalıdır. </p>

<p>Kamu imkânlarını kullanarak kurulan hiçbir kirli düzenin sonsuza kadar gizli kalmayacağı, yapılan her usulsüzlüğün er ya da geç ortaya çıkacağı unutulmamalıdır.</p>

<p>Devletin imkânlarını şahsi menfaatine çevirmeye kalkışan herkes şunu bilmelidir ki; bugün saklandığını sanan her belge, yarın bir soruşturmanın en güçlü deliline dönüşebilir.</p>

<p>Devlet ciddiyeti; makamla değil, sürekli denetim ve tavizsiz sorumluluk anlayışıyla korunur.</p>
]]></content:encoded>
<author>Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/cahit-erdogan/giresun-dereli-dosyasi-vurgun-iddialarinin-ic-yuzu-ve-denetim-zafiyeti/5731/</link>
<pubDate>Thu, 14 May 2026 11:33:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hedef, terörsüz Türkiye değil!</p>

<p>Hedef, bölünmüş bir Türkiye!</p>

<p>Hedef, Topraksız Türk, Türk'süz bir Anadolu dur!</p>

<p>Bahçeli, 2002 de Başbakan Yardımcısı iken 57. Hükumeti bozup AKP'yi iktidara getirdi ve akabinde Irak Kürdistanı kuruldu.</p>

<p>Daha sonra AKP ile beraber yürüttükleri hatalı siyâsetin sonunda Suriye Kürdistan kuruldu sayılır.</p>

<p>Sıra Türkiye Kürdistanı'nda.</p>

<p>Yeni Anayasa, Terörsüz Türkiye, Öcalan'a statü, Öcalan koordinatör olsun gibi sözlerin her biri Türkiye Kürdistanı'na giden yolun kaldırım taşları işlevini görmektedir ki bunu nasıl olur da akıl edemezler</p>

<p>CHP bu tezgâhın neresinde?</p>

<p>CHP ne zaman milli ve Atatürkçü oldu ki bu kirli oyunların karşısında olsun, ta göbeğinde.</p>

<p>DERVİŞOĞLU- ÖZDAĞ- HALAÇOĞLU.</p>

<p>Tek başınıza nazarımızda birer hiçsiniz.</p>

<p>Bir araya gelince, Türk'ün kaderini değiştirecek büyük bir güçsünüz.</p>

<p>Türk'e kefen biçilip tabut çakıldığı bu günlerde o iğrenç nefislerinizin esiri ve uşağı olup, tekmil kahpelerin, müstevli veletlerinin saldırılarına maruz kalan Türk'ün vatanı ve namusu için bir araya gelemiyorsanız damarlarınız kurusun, boyunuz devrilsin, hadiyin ordan!</p>

<p>Burada yazdıklarıma karşı çıkan yaylacılar elbette ki olacaktır. Yazdıklarıma karşı çıkan bu yaylacılar, Yunan ve Ermeni çapulcuların vahşice tecâvüz edip öldürdükleri zavallı kadın ve kızlarımızı, kendi kadın ve kızları yerine koyarak geçmişi hayalen de olsa yaşamaya çalışsınlar.</p>

<p>Yazdıklarıma karşı çıkanlar, geçmişi sadece bir dakika yaşadıktan sonra yazımı bir daha okuduklarında, bana karşı yine aynı tavırda iseler bu gibilere ''yazıklar olsun'' demek hafif kalır, bunlara daha ağır şeyler söylemek gerekiyor.</p>

<p>BELÂYA MI TÂLİBİZ?</p>

<p>UYANMAMIZ İÇİN DAHA NE SÖYLENECEK Kİ?</p>

<p>Yeni Ümit ve Hira dergileri tarafından organize edilen İcma ve Kolektif Şuur Sempozyumu’na katılan Kahire Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nadye Mustafa, Orta Doğu’da etnik ve bölgesel farklılıklar kullanılarak ülkelerin parçalandığına dikkat çekerek, “Bölgede büyük devlet bırakılmayacak” dedi.</p>

<p>Hocanın bu açıklaması gazetelerde, “Her petrol kuyusu başına bir devlet” başlığı ile kendine yer buldu.</p>

<p>Meselenin iç yüzü bu.</p>

<p>Bunun böyle olduğunu bütün dünya</p>

<p>biliyor.</p>

<p>O güçler, ne bölgede ne dünyada Türkiye’yi ve Türkleri zâten istemiyorlar. Sevr’i kabul edip Lozan’ı reddeden, yâni Türkiye’nin mevcut sınırlarını tanımayan onlar değil mi?</p>

<p>1960’lı yıllarda Avrupa'da Sevr’i tekrar diriltme faaliyetleri hız kazanmadı mı?</p>

<p>Prof .Dr. İbrahim Arslanoğlu bir makalesinde, 1950’lerde Başbakanlık yapmış olan Prof. Dr. Şemsettin Günaltay’ın, 1915 yılında İsviçre’de öğrenci iken ’Makedonya’da Türk Mezalimi’ adlı bir panele katıldığını ve konuşmacılardan birisinin aynen şunları söylediğini kaydeder: ’Yeryüzünden hilâl kalkmadıkça, Hıristiyanlık bütün dünyayı yönetimi altına almadıkça, insanlık mutlu olamaz. Hıristiyanlık, Arabistan’ın barbar dinini ortadan kaldırmalı, Türkler Altay Dağlarının gerisine sürülmelidir’dediğini nakleder.</p>

<p>Aynı şekilde yazar Aytunç Altındal, 1990’larda ABD’de bilimsel bir toplantıya katılır. Avrupalı bilim insanlarından birisi, konuşma sırasında şu sözleri söyler: ’Türkiye yok edilmesi gereken askeri, siyasi ve ekonomik güçtür.’</p>

<p>Raymond de Lule der ki;</p>

<p>''Türkleri kılıçla yenmek mümkün değil, o halde İslâm felsefesini, Arapçayı öğrenip onların arasına girerek Müslümanlığın gelişmesini durdurmak, din üzerinden milli birlik ve beraberliklerini bozmak, yine din üzerinden onları devletlerine düşman etmek zorundayız’' dememiş midir?</p>

<p>İşte bizden biri, Türk milletini parçalamak, Türk Devletini çökertmek için hazırlanan BOP projesinde “Eş Başkan” dır...</p>
]]></content:encoded>
<author>Orhan KILIÇOĞLU</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/orhan-kilicoglu/kimsenin-vatan-namus-emniyeti-kalmadi/5730/</link>
<pubDate>Wed, 13 May 2026 21:05:43 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Tek Adama Yönelik Rejim</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırdıklarımızdan bahisle:</p>

<p>Aptallık Ruhsal Değil, Sosyolojik Ve Ahlakı Bir Sorunudur Diyen Papaz Bonhoeffer'in Aptallık Teorisine Dair Bir Yazı...</p>

<p>"31 Temmuz 1932'de seçimler yapıldı.</p>

<p>Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi, yüzde 34 oy alarak, 608 üyeli Alman meclisinde, 230 milletvekiline sahip oldu.</p>

<p>Adolf Hitler, 30 0cak 1933 tarihinde Şansölye olarak atandı.</p>

<p>*</p>

<p>Aradan bir yıl bile geçmedi.</p>

<p>12 Kasım 1933'de erken seçimler yapıldı.</p>

<p>Yüzde doksan bir oy alan Hitler, 661 milletvekilinin tamamını aldı.</p>

<p>*</p>

<p>Artık Tek Adam; yani diktatör olmuştu.</p>

<p>Bu yazımda Alman bilim insanlarını, Alman teknolojisini, Alman Üniversitelerini yazmayacağım.</p>

<p>*</p>

<p>Leibniz, Kant, Hegel, Marx, Nietzsche, Goethe gibi dünya düşün tarihinin en önemli Alman düşünürlerini sıralamayacağım.</p>

<p>Almanya'nın o dönemde ulaştığı yüksek gelişmişlik seviyesini anlatmayacağım.</p>

<p>*</p>

<p>İlkokuldan başlamak üzere Alman eğitim sisteminin ne kadar mükemmel olduğundan bahsetmeyeceğim.</p>

<p>Alman ailelerinin, daha bebeklikten başlayarak iyi eğittiği çocukları; eğitimli Alman toplumunu dile getirmeyeceğim.</p>

<p>*</p>

<p>Hitler işte böyle donanımlı, eğitimli bir halkı, iki yıla varmadan kölesi haline getirdi.</p>

<p>Çadır maymununa döndürdü.</p>

<p>Bilimin, sanatın, teknolojinin, kültürün merkezi kabul edilen Almanya'nın sahibi oldu. Nasıl oluyordu da cahil ve ruh hastası bir adam, böyle eğitimli bir halkı peşinden sürükleyebiliyordu?</p>

<p>Bilim insanlarına, akademisyenlere, subaylara; her bakımdan yetişmiş insanlara hükmedebiliyordu?</p>

<p>Almanya tarihinin en karanlık döneminden geçiyordu...</p>

<p>Masum insanların dükkânları taşlanıyor, kadınlar ve çocuklar sokak ortasında zalimce aşağılanıyordu.</p>

<p>Gazeteciler dövülüyordu.</p>

<p>Siyasi cinayetler işleniyordu.</p>

<p>Hitleri eleştirenler tutuklanıyordu.</p>

<p>Muhalif her çıkış cezalandırılıyordu.</p>

<p>Yargı Hitler'in sopası olmuştu.</p>

<p>*</p>

<p>Berlin'de artık hâkimler yoktu; Berlin'de artık hâkim koltuğuna oturtulmuş soytarılar bulunuyordu.</p>

<p>Tek adam rejiminin namussuz savcıları, şerefsiz hakimleri vardı.</p>

<p>Ordu rejimin ordusu, polis rejimin polisi olmuştu.</p>

<p>Nazi milisler sokaklara devriye geziyorlardı.</p>

<p>*</p>

<p>Genç bir papaz olan Dietrich Bonhoeffer, zulme karşı çıktı; itiraz etti.</p>

<p>Bu sebeple hemen hapse atıldı.</p>

<p>Ağır işkencelerden geçirildi.</p>

<p>Hapisteyken bu konu üzerine uzun uzun düşündü.</p>

<p>Sayısız filozof, şair, fikir ve bilim adamı çıkaran bu toplum, böyle bir kültür; nasıl olmuştu da organize kötülüğün, zalimliğin, korkaklığın, cehaletin ve suçun merkezi haline gelmişti?</p>

<p>Sonunda Bonhoeffer işin içerisinden çıkabildi.</p>

<p>"Sorunun kökeninde kötülük değil, aptallık yatıyor" dedi.</p>

<p>*</p>

<p>Ona göre:</p>

<p>Kötülükle mücadele etmeniz mümkündü, kötülükle bir şekilde başa çıkabilirdiniz.</p>

<p>Fakat organize olmuş ahmaklar sürüsüne karşı yapabileceğiniz hiçbir şey yoktu.</p>

<p>Ne anlatacağınız gerçekler, ne ortaya koyacağınız kanıtlar, onlara etki etmiyordu.</p>

<p>*</p>

<p>Mantıklı gerekçeler sunduğunuzda önce reddediyorlardı.</p>

<p>Reddedemeyecek hale geldiklerinde; en yaşamsal, en insani, en ahlaki, en bilimsel gerçekleri önemsizleştiriyorlardı.</p>

<p>Herhangi basit ve anlaşılır bir konuda bile ortak noktada buluşabilmeniz mümkün olmuyordu.</p>

<p>*</p>

<p>Aptal insanlar hallerinden memnundular.</p>

<p>Saldırıya hazır haldeydiler.</p>

<p>Saldırıya geçtiklerinde kötü insanlardan çok daha tehlikeli oluyorlardı.</p>

<p>Acımasız ve vicdansızdılar.</p>

<p>Bonhoeffer aptallıkla mücadele edebilmek için önce onun doğasını anlamaya çalıştı.</p>

<p>*</p>

<p>Vardığı sonuç şuydu:</p>

<p>Aptallık bir zekâ problemi değildi, aptallık ahlâkî bir problemdi.</p>

<p>Entelektüel birikimleri, iyi eğitimleri olduğu halde insanlar aptal olabiliyorlardı.</p>

<p>*</p>

<p>Aptallığın doğuştan gelen bir zekâ yetersizliği olduğu ileri sürülebilirdi.</p>

<p>Ama bu görüş kitleleri kısa zamanda etkileyen toplumsal aptallığı açıklayamıyordu.</p>

<p>*</p>

<p>İnsanlar belli koşullar altında aptallaşıyorlardı.</p>

<p>Başkalarının kendilerini aptallaştırmasına izin veriyorlardı.</p>

<p>Buradan yola çıkarak, aptallığın psikolojik değil, sosyolojik bir sorun olduğu sonucuna vardı.</p>

<p>*</p>

<p>İnsanların ahlâkî ve entelektüel birikimleri bir anda yok olmuyordu. Diktatör gücünü arttırdıkça, insanlar o gücün büyüsüne kapılıyorlar, bağımsız düşünme yetilerini kaybediyorlardı.</p>

<p>Karşı koymak yerine aptallaşarak sürüde koyun olmayı yeğliyorlardı.</p>

<p>Aptallık onlar için konfor alanı oluşturuyordu.</p>

<p>*</p>

<p>Gözlerine sokulan gerçekleri inatla reddediyorlardı.</p>

<p>Onlarla konuştuğunuzda bir insanla değil, sloganlarla konuşmaya ayarlanmış bir robotla karşı karşıya olduğunuz hissine kapılıyordunuz.</p>

<p>Büyülenmiş gibiydiler.</p>

<p>*</p>

<p>Onları bu ağır şizofreni uykusundan çıkarmanın tek yolu bağımsız ve özgür olmalarını sağlamaktı.</p>

<p>Tek adamın yönettiği Almanya'da bu nasıl mümkün olabilirdi?</p>

<p>*</p>

<p>Almanlar ancak İkinci Dünya Savaşı sonrası bağımsız ve özgür olabildiler.</p>

<p>Aptallıktan kurtulabildiler.</p>

<p>Bedelini ağır ödediler.</p>

<p>Yirmi iki milyon Alman öldü, Almanya harabeye döndü.</p>

<p>Conrad Adenaur'un şu sözleri tarihe geçti:</p>

<p>"Umarım bir daha İsa bile gelse tüm yetkiyi tek kişiye verecek kadar aptal olmayız" demişti.</p>

<p>*</p>

<p>Hitler dönemi deneyimini yaşamış Şansölye Adenaur doğru söylüyordu.</p>

<p>Bir toplum tüm yetkileri tek kişiye verecek kadar aptal olmamalıydı...</p>

<p>Bonhoeffer'in bu düşünceleri Naziler için kabul edilemezdi.</p>

<p>*</p>

<p>9 Nisan 1945 günü sabaha karşı, Bonhoeffer'i bir toplama kampının darağacına asarak öldürdüler.</p>

<p>*</p>

<p>Bonhoeffer, Aptallığın Teorisini yazmıştı.</p>

<p>Şimdi bana bu yazıyı neden kaleme aldığımı, niçin paylaşım gereği duyduğumu umarım sormazsınız.</p>

<p>*</p>

<p>Bir konu daha ne kadar açık yazılabilir?</p>

<p>Hangi örnek yaşadığımız dönemi, bu kadar iyi anlatabilir?</p>
]]></content:encoded>
<author>Ali Kemal Gül</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/ali-kemal-gul/tek-adama-yonelik-rejim/5729/</link>
<pubDate>Wed, 13 May 2026 21:02:37 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Müdür  ve Yardımcıları Akademiye </title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği üzere her Milli Eğitim Bakanımız bir mucittir, kendi nevi şahsına münhasır icat yapmaları o koltukta oturmanın yegane şartıdır. Bundandır ki Milli Eğitim de sabah akşam yeni uygulamalar görürsünüz. Mevcut Ak Parti döneminde 9 bakan değişmiş ve herbiri farklı bir uygulama yazmış kendinden sonraki bakan da gelip bunu bozmuş, yeni bir uygulama ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda şu demektir. Birincisi sonradan gelen bakan kendinden öncekine senin bir şeyden anladığın yok mesajıdır. İkincisi ise mevcut hükümetin önceden planlanmış bir hükümet politikasından yoksunluğudur..</p>

<p>Gelelim son bakanımız Sayın Yusuf Tekin Bey’e; Kamuoyunun bildiği gibi bir dönem öğretmen adayı mezun olur olmaz atanıyordu. Sonra yazılı sınav sonuçlarına göre atanmaya başlandı. Daha sonra yazılı artı sözlü sınavlar yapıldı ve sözlü sınavlarda çokça hak yenmenin ardından en azından Ziya Selçuk ve Mahmut Özer döneminde kısmi bir adalet sağlanarak yazılı sınav eşittir mülakat şeklinde puan verildi. Yusuf Tekin döneminde yapılan mülakatlarda da bazı yerlerde yazılı ve mülakat arasında uçurum denilecek oranda puanlama yapılınca tepkiler arttı en azından geçen yıl kısmi bir adalet sağlandı. 2025-2026 için yazılı, artı mülakat, artı akademi eğitimi getirilmiş oldu ve bunun mucidi ise mevcut bakanımız Sayın Yusuf Tekin’dir. Ancak sayın bakan hızını alamadı öğretmene ilaveten bir de idarecilere akademi eğitimi getirdi.</p>

<p>Şimdi bizi arayan veya karşılaştığımızda sohbet eden birçok okul-kurum yöneticisi dert yanmaktadır. Arkadaş ben 24 yıllık okul müdürüyüm, bugüne kadar almadığım başarı belgesi ve ödül kalmadı. Şimdi 16 Mayıs tarihinden itibaren her hafta sonu beni kursa çağırıyorlar. Allah aşkına bu işin mantığı nedir? Eskiden şunu derlerdi kışlanın kapısında girince mantığı dışarıda bırakacaksın şimdilerde bu söz Milli Eğitimin kapısından girince mantığı dışarıda bırakman gerekire evrilmiş durumdadır. Kimsenin akıl sır erdirmediği uygulamalarla ne yapılmaya çalışıldığı anlaşılmış değildir.</p>

<p>Diğer kimi kurumlarda mesela ehliyet yenilemesi on yılda bir yapılırken ehliyet sahibinin görmesinde, asabiyetinde, suç işlemesinde, ehliyetini kullandığı sürece kural ve kaidelere ne kadar bağlı kalması gibi durumlar incelenir eğer olumluysa ehliyeti yenilir. Peki Milli Eğitim ne yapıyor. Arkadaş senin dört yılın veya sekiz yılın doldu bir dört daha görev yapmak istiyorsun hafta sonları şu kurs merkezine gel ben anlatayım sen dinle. Yani görev yenilenirken sen bu kadar yıl müdürlük yaptın bakalım neleri doğru, neleri yanlış yapmışsın. Eğer işini doğru yapmışsan buyur bir dört yıl daha yap denilmiyor.</p>

<p>Şimdi ders alacaksın deniliyor. Peki, anlatan kim. Anlattığı kişiden daha mı kıdemli hayır çoğunlukla bir takım teorik bilgiler bilgisayardan kopyala yapıştır ve saire. Kurum yöneticisine ya da kuruma faydası nedir? Bana sorarsanız hiçbir faydası yoktur. Aksine zararı olacaktır. Siz kurum yöneticisinin haftasonunu gaspederseniz o da yolunu bulur haletmesi gereken işlerini hafta arasında yapar ve okulu boşlar. İkincisi müdür ya da müdür yardımcısı cesaret edip size derdini anlatamasa da yasa gereği hafta sonu izinliyim benim iznimi çalmaya ne hakkın var diye içten içe söylenir. Morali bozulur, motivasyonu düşer ve içlerinden bazıları yönetici olduğu günün pişmanlığını yaşar ve bazıları da belki de sırf bu yüzden istifa eder.</p>

<p>Sonuç olarak Milli Eğitimde değişen tek bir şey var bakan ve yardımcıları. Bakış açısı aynı, ben benden öncekilere benzemem zihniyeti, ben daha çok bilirim bilgiçlik taslaması, ben istediğimi yaparım aymazlığı!. Sonuç ortada, gençlik ahlaki açıdan geçmişe göre daha mı erdemlidir, geçmişe göre daha mı donanımlı daha mı bilgilidir, kültürel açıdan değerlerine daha mı bağlıdır? Yoksa her gittiğiniz yerde ne olacak bu gençliğin hali sorularıyla muhatap oluyorsunuz!.. Beyler ben olmaktan kutulup biz olmak, ortak akılla doğruyu bulmak, eğitimi tüm toplumun memleketin problemi görüp herkesten fikir almak ve tabi ki bunları yapmak için samimiyetle meseleye yaklaşmak kaçınılmazdır. Yoksa daha çok bakan görür ve çok değişiklikle karşılaşırız, ama sonuç değişmeyecek ve belki de daha kötüye gidecektir!..</p>
]]></content:encoded>
<author>Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/remzi-ozmen-kamu-sen-ist-eski-baskani/mudur-ve-yardimcilari-akademiye/5728/</link>
<pubDate>Wed, 13 May 2026 20:58:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Suç, bireysel ve toplumsal ve hatta toplumun siyasal eşgüdümü olan devlet açısından kusurlu davranış demektir. Ceza da kusurlu davranışı caydırma ve/veya bedel ödetme amacı güden karşı davranış… Suç ve ceza arasındaki orantı ne kadar doğru olursa, adaletin yerini bulması da bir o kadar gerçek olur.</p>

<p>Suç ve cezayı kim belirler? İnsan… Adına da yasa (kanun) denir. Yasalar suç ve ceza arasındaki orantıyı tutturabildiği oranda kabul görür ve geçerliliğini korur. Yoksa herkes kendi adaletini kendisi sağlamaya kalkar. Olmadı, mafya türü yasadışı oluşumlar devreye girer. Cemil Meriç, Batı’daki yasaları “Büyük sineklerin yırtıp geçtiği, küçüklerin takılıp kaldığı bir örümcek ağı”na benzetir. Ne yazık ki Türkiye’de de durum pek farklı değildir. En azından günden güne Batı’nın çarpık adalet anlayışı Türkiye’deki adliye binalarını da etkisi altına almaya başlamıştır.</p>

<p>Suç ve ceza denince Makyavelli’yi (Machiavelli) anmadan geçmek olmaz. Sonuca ulaşmak için her yolu sakıncasız (mubah) gören bir anlayış.. Tam da Batılı kafasına uygun.. Kendisi; insanlığı, tarihi yapanlar ve tarihin malzemesi olanlar diye ikiye ayırır. Makyavelli’nin bu sınıflandırmasını sömürenler ve sömürülenler ve/veya zalimler ve mazlumlar olarak adlandırmak da mümkündür. Son tahlilde Batılılar ve Batılı olmayanlar…</p>

<p>Suç; sosyalistlerde çevrenin ürünü, kapitalistlere göre ise maddenin bir başka deyişle gereksinimlerin sonucudur. İslam’a göre ise nefsin yani bireysel arzu ve heveslerin dizginlenememesi… Her üç kıyas da tek başına yetersiz olmakla birlikte üçü birlikte anlamlı bir çıkarımdır.</p>

<p>Nasıl ki toplumda yasaları koruyup gözetenler kolluk güçleri ve savcılardır, bireyin tutum ve davranışlarını koruyup gözeten de vicdanıdır. Ama vicdanı da yasal güvenceye kavuşturmak gerekir. Aksi halde hırsın depreştiği yerde vicdan pusar. Hırs özel mülkiyeti doğurur. Ünlü düşünür J. J. Ruso’ya (Rousseau) kalırsa özel mülkiyet eşittir şeytandır. İnsan “Bir tarlanın etrafını çitle çevirip, bu benimdir dediğinden beri yoldan çıkmıştır.” der. Sözde Sovyetler Birliği, özde Rus İmparatorluğundaki komün hayatına, kolhozlara açılan kapı… Peki, ama Rusya’da kimi aç bırakılarak kimi kurşuna dizilerek öldürülen milyonlarca insanı özel mülkiyet mi öldürdü? Ukrayna’da, Kafkasya’da, İtil/İdil boylarında, Türkistan’da, Sibirya’da ölen milyonlarca insan arasında -nedense- Rus kökenli bulunmamasına kim rastlantı diyebilir?</p>

<p>Toprağın efendileri yani gerçek sahipleri topraktan beslenen kimselerdir. Bu kişiler kimi yerde Yörük kimi yerde Tahtacı kimi yerde Manav veya köylü olarak adlandırılsalar da gerçekte “gerçek yurtseverler” bu insanlardır. Atatürk’ün, köylüyü milletin efendisi olarak nitelendirmesi de aslında köy insanının bu sahiplenme ve üretim gücüne bir vurgu (atıf) olarak söylenmiştir. Çünkü Türk köylüsü yeri geldiğinde toprağını yani yurdunu korumak için hiçbir özveriden (fedakârlık) hiçbir bedelden (maliyet) kaçınmaz. Ucunda ölüm bile olsa!..</p>

<p>Toplumda dolayısıyla yeryüzünde adaletin tesisi bireysel barışla, doyumla (tatmin), huzurla başlar. Adalette tümevarımsal bir orantı söz konusudur. Adaleti; paylaşım ile suç ve ceza arasındaki orantı olarak da tanımlayabiliriz. Birey adalete inanmışsa, toplum; toplum inanmışsa dünya adil bir yer olmuş demektir. “Mülkün temeli adalettir.” diyen Hz. Ali’ye, bu sözü beğenip duruşma salonlarına “Adalet mülkün temelidir.” şeklinde yazdıran Atatürk’e ve dahi -Atatürk’ün “Bozkurt” olarak adlandırdığı- Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey’e rahmet..</p>
]]></content:encoded>
<author>Aziz Dolu Atabey </author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/aziz-dolu-atabey/adalet-paylasim-ile-suc-ve-ceza-arasinda-oranti/5727/</link>
<pubDate>Wed, 13 May 2026 20:10:37 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ulus devlet, modern çağın en güçlü toplumsal örgütlenme biçimlerinden biridir. Ancak bu yapının ayakta kalabilmesi ve geleceğe güvenle ilerleyebilmesi, yalnızca siyasi ve ekonomik düzenlemelerle değil; aynı zamanda vatandaşların ortak bir bilinç etrafında birleşmesiyle mümkündür. İşte bu noktada eğitim, ulus devlet bilincinin en temel taşıyıcısı olarak karşımıza çıkar.</p>

<p>Eğitim, bireylere yalnızca bilgi aktaran bir süreç değildir; aynı zamanda ortak değerleri, kültürü ve tarihi kuşaktan kuşağa taşıyan bir köprüdür. Öğrenciler, okul sıralarında yalnızca matematik veya fen öğrenmez; aynı zamanda Türk Milletin geçmişini, kahramanlarını, kültürel mirasını ve ortak ideallerini tanır. Bu, bireylerin kendilerini daha büyük bir bütünün parçası olarak görmelerini sağlar. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Tarihini bilmeyen bir millet, yok olmaya mahkûmdur." sözüyle tarih yazmak kadar, onu doğru anlatmanın da bir millet için hayati olduğunu biliyordu. Türk Tarih Kurumu'nun 1931'deki kuruluşu, sadece bu ulvi amaca hizmetin en büyük nişanıdır.</p>

<p>Ulus devlet bilincini pekiştiren en önemli unsurlardan biri, ortak tarih ve ortak dil eğitimidir. Tarih dersleri, bir milletin yaşadığı mücadeleleri, kazandığı zaferleri ve karşılaştığı zorlukları hatırlatarak ortak bir hafıza oluşturur. Dil ise iletişimin ötesinde, kültürel bir bağdır. Ortak dilin eğitim yoluyla güçlendirilmesi, ulusal kimliğin korunmasında kritik rol oynar. Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932’de Atatürk’ün talimatıyla,  Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini ortaya çıkarmak, Türkçeyi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtararak özleştirmek ve bilim, sanat, eğitim dili olarak geliştirmek amacıyla kurulmuştur. </p>

<p>Bugün küreselleşme, farklı kültürlerin ve kimliklerin iç içe geçmesine yol açıyor. Bu süreçte ulus devlet bilincinin zayıflamaması için eğitim sistemleri, hem evrensel değerleri hem de milli kimliği dengeli bir şekilde aktarmalıdır. Öğrenciler dünyaya açık bireyler olurken, aynı zamanda kendi ulusal kimliklerini gururla taşıyabilmelidir. Türk kimliğini onurla benimsemiş bir nesil için Atatürkçü, Laik ve Bilimsel eğitimin önemi tartışılamaz. </p>

<p>Eğitim, ulus devlet bilincini geliştiren en güçlü araçtır. Ortak değerleri, kültürü ve tarihi genç nesillere aktarmak, yalnızca bireysel kimlikleri değil; toplumsal birlikteliği de güçlendirir. Bu nedenle eğitim politikaları, ulus devletin geleceğini şekillendiren stratejik bir unsur olarak görülmelidir. 1982 yılında yüzde doksan bir oy oranıyla Türk Milleti tarafından kabul edilen Anayasamızda "Türklük" ifadesi, etnik bir kökeni değil, 1982 Anayasası'nın 66. maddesinde yer alan "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" hükmüyle hukuki ve siyasi üst kimliği tanımlar. Bu tanım, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesi kapsayan sivil milliyetçilik ilkesine dayanır.</p>

<p>Türküz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz. Esen kalın...</p>
]]></content:encoded>
<author>Serdar Gündüz  Liyakat-Sen Genel Sekreteri</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/serdar-gunduz-sb-mud-liyakat-sen-agri-il-temsilcisi/egitimle-ulus-devlet-bilincini-gelistirmek/5726/</link>
<pubDate>Tue, 12 May 2026 10:38:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Oku-yorum...﻿</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Okumak mı, okumamak mı? Çağımızın müzmin / krtik / kronik sorunu / sorusu, tartışma alanı.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Bu soruyu sokaktan geçen yüz kişiye sorsak doksan dokuz kişi elbette okumak diye yanıt verir.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Ben de aynı soruyu kendime sordum sadece okuma değil yazma sürecimle ilgili benim bana yanıtlarım şu şekilde ortaya çıktı.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Günaydın gazetesinin hayatımdaki yeri</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Çocukluğum küçücük bir köyde geçti. İlk okulumuz iki derslikli şirin mi şirin bir köy okuluydu. İmkanları sınırlı olan bu okulda öğretmenlerimizin yaptıkları özveri sayesinde oluşturdukları minicik kitaplık sayesinde defalarca okurduk aynı kitapları. Elimize geçen rengi solmuş gazete parçaları da bizim için bulunmaz nimetti. Bu nimet hele hele koyun, kuzu güderken elimize geçerse keyfimiz beyde, paşada bulunmazdı. </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Ansiklopedi</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none"> okumaktan bıkmış, ders kitapları hepimiz için defalarca okuduğu yayınlar olmuştu. Bu kıt olanaklar içinde rahmetli babam köy ile Ankara arasında yolcu taşıyan minibüs şoförüne, parasını peşin vererek "</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Benim çocuklara her gün Günaydın Gazetesi getir.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">" demişti. Biz her gün saat 12.00 gibi yola çıkar o minibüsü heyecanla beklerdik. Gazete uzun süre geldi ve biz günlük </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Günaydın Gazetesi</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none"> okuduk. Bu sayede ilkokul mezunu en büyük ablam adeta TRT'nin muhabiri olacak kadar marifet kazanmıştı.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Minnettarım!</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Ortaokulda kütüphane şaşkınlığı</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Ortaokulu küçük bir kasabada yatılı okudum. Yurtta kalırdık. Birgün Türkçe hocamız, "</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">bu dersi kütüphanede işleyeceğiz</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">" dedi. Şaşırmıştım. Kütüphane ve Türkçe dersi. Kütüphaneye girince küçük dilimi yuttum sanki. Dört duvara monte edilmiş raflar kitap doluydu. Hemen hepsi ciltli olan bu kitaplara elimi süremedim önce. Sonra kitapların sırt kısmını okumaya başladım. Hocamız kütüphaneden söz etti. Bir kaç ders işledik burada ama sonu gelmedi çünkü öğretmenimizin tayini çıkmıştı.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Lisede duvar gazetesi</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Lise ikinci sınıfta Ankara'ya geldim. Okulun mükemmel bir kütüphanesi vardı. O yıllarda müfredatta sosyal kol dersleri olduğu için kültür, edebiyat kolunu seçtim. Sorumluluk aldım. Edebiyat öğretmenimiz aynı zamanda bir yayınevinde çalışırdı. Bizi sık sık oraya davet eder dergi, kitap hediye ederdi. Bu sayede bir çok yazarla olmasa bile Halkalı Köle, Sefiller, Ezilenler, Suç ve Ceza, Toprak Ana, Öğretmen Duyşen ile tanıştım. Okulda yayımlanan duvar gazetesini satır satır okurdum. Derken ufak ufak yazmaya başladım. Bir gün edebiyat dersinde hoca kitabımı istedi, verdim. Hoca karıştırırken içinde yer alan notları fark etti. Okudu, gülümsedi. Zil çalınca yanına çağırıp yazıyı duvar gazetesine asacağını söyledi. Sevindim mi korktum mu hala emin değilim.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">İlk öyküm: "Başaklar"</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Yine lisede aynı hocamız dersine girdiği sınıflarda okul çapında bir öykü yarışması açıldığından söz etmeye başladı. Konusu serbest olan bu yarışmada sayfa kısıtı yoktu. Yazıp yazmamakta tereddüt yaşadım. Hoca okul bahçesinde </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">sana yaz diyorum hem de ipek gibi</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none"> deyince yapacak bir şey kalmadı. Önce yazdım yazdım sildim, sonra yırttım yırttım attım. Ve ilk öyküm olan ve o yarışmada ikincilik ödülü alan </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Başaklar</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none"> hayat buldu. Yazmaya başlayınca anladım ki, </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:italic"><span style="text-decoration:none">sadece </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:italic"><span style="text-decoration:none">Başaklar</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:italic"><span style="text-decoration:none"> değil ben de hayat bulmuşum</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Yine başka bir gün bir tanıtı yazmamızı istedi kompozisyon sınavında. Rahmetli </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Aşık Arif emmimi</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none"> tanıtan bir yazı kaleme aldım ağlayarak. Hoca, yazı dersine giydiği sınıflarda okudu tek tek.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Motivasyon işte motivasyon!</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">12 Eylül'de silah, kitap, terörist yan yana, yakılan kitaplar, yasak yayınlar</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">78 kuşağı olan bizler 12 eylül sürecinde en çok ezilen, horlanan, eziyet çeken kuşağız. O dönem sadece bizim için değil aynı zamanda kitaplar için de büyük bir karabasandı. Binlerce kitap yakıldı o süreçte. </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Yasak yayın</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none"> kavramı girdi hayatımıza. TRT'nin siyah beyaz tek kanalı boy boy haber yaptı: "</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Bugün falanca yerde şu kadar terörist, şu kadar silah, bu kadar yasak yayın yakalandı.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">" haberleri toplum üzerinde tusunami etkisi yarattı. Hızla kitaptan ve okumaktan uzaklaştık.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Öğretmen okulunda "Gül Kitabevi"</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Artık yokluk ve yoksulluk içinde tek göz gecekonduda geçen lise hayatım sonra ermiş beni kısa yoldan meslek sahibi yapacak öğretmen okulu süreci başlanmıştı, hem de 12 Eylül'ün en sert olduğu dönemde. Çiftçi bir babanın evladı olarak etliye sütlüye karışmadan bir an önce mezun olmalıydım. Çünkü iki yıl boyunca aynı ayakkabı, aynı elbise aynı iki gömlekle gidip geldim okula. Akademik olarak başarılıydım. Ancak kitap almak, okumak, yazmak ne mümkün. Olacak bu ya kültürel olarak çok zengin bir yapıya sahip Kırşehir bir fırsat sundu bize. Kentte yeni açılan Gül Kitabevi'ne gidip gelmeye başladık. Küçük ama içi tıka basa kitap dolu yeni ufuklara yolculuk yapmamıza büyük katkı sağladı. Bazen orada açılan kampanyalardan kitaplar aldık. Bazen orada okuyup bıraktık kitapları. Sigara bırakma karşılığında edindiğim kitaplar hala kitaplığımda durmaktadır.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Kültür kenti Kırşehir sunduğu bir başka olanak ise Kılkçözü Gazetesi idi. İlk şiirim olan DOST burada yayımlandı. Bu benim basılan ilk şiirim olduğu için hayatımdaki yeri çok farklıdır çok.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Çok konuşan az okuyan hiç yazmayan toplum</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Aslında çok söze gerek yok biliyor musunuz?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Neden?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Çünkü biz;</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">1) Çok konuşan,</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">2) Çok çok az okuyan,</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">3) Ama hemen hemen hiç yazmayan bir toplumuz.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Yanlış mı?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Bence de yanlış değil bence de...</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Boş zaman</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Sorarlardı eskiden. Boş zamanlarda ne yaparsın?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Yanıt manidar: "</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Kitap okurum.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:13.999999999999998pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">"</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Televizyon kitabın yerini aldı</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Şu gerçeği üzülerek ifade etmeliyim: "</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Okullarda kitap okuma alışkanlığı ka-zan-dı-ra-mı-yo-ruz.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">"</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Peki, evlerde aileler kitap okuma alışkanlığı kazandırabiliyor mu? Hayır.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Niçin?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Televizyon kitap okumanın yerini aldı da ondan.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Şimdi soruyorum.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">1) Kaç aile aylık bütçesinden kitap almak için kaynak ayırıyor ya da ayırabiliyor?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">2) Kaç aile yatmadan önce çoluk çocuk kitap okuyor veya okuyabiliyor?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">3) Geçmiş yıllarda okullarda açılan, "</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Türkiye okuyor!</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">", "</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Ankara okuyor</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">!" gibi kampanyalar okumaya katkı mı yaptı, yoksa bireyleri okumadan mı uzaklaştırdı?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">4) Akıllı tahtaların, internetin okuma alışkanlığını yok etme üzerindeki etkisi nedir? X gibi platformların veya tv dizilerinin okumayı sıfırlandığının kimler, neden farkında değil?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">5) İnsanlarımızın ezici çoğunluğunun mensup olduğu İslamiyetin ilk emri ne idi? Oku... Peki bu emre rağmen neden okumuyoruz veya kaçımız bu kuralın farkındayız?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Çocuk ededebiyatı</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Okuma alışkanlığı kazanmanın / kazandırmanın en önemli yolu hiç kuşkusuz çocuk kitaplarının varlığıdır. Dünya bu konuda ciddi başarılar elde etmiş okumayı özendirici çocuk kitapları yazılmıştır. Dünya klasikleri diyebileceğimiz bu kitaplar pek çok dile çevrilmiştir. Dünya bu konuda koşarken bizde çocuk kitapları çok ihmal edilmiştir. Yazılan kitaplar eğitsel amaç dışında ve çoğunlukla ticari kaygıyla / beklentiyle yazıldığı için okuma alışkanlığı kazandırma yerine okumama alışkanlığına neden olmuştur.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Acı...!</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Boş iş: "Kitap yazmak!"</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Bir sohbette bulunmuştum bir seferinde. İş dönüp dolaşıp okula, eğitime gelince soru yağmuruna tutulmuştum adeta. Sordular öğretmenlikten başka ne iş yaparsın? Dedim ki kitap yazarım. Başka, başkası yok. Cevap mı? Takdir sizin ama yanıt yüreğimde bir volkan gibi patlamıştı. Desene hoca boş işlerle uğraşıyorsun.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Türkçe / edebiyat hocalarıma minnetle</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Okuma alışkanlığı edilmeme katkı yapan ortaokul Türkçe öğretmenim </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Ömer Faruk Kurçören'</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">e, lise edebiyat öğretmenlerim </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Hasan Gül</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none"> ve </span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Sezai Kaynak</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">'a minnettarım. Hani neydi? Bir öğrenci için en büyük şans iyi bir öğretmene rastlamasıydı değil mi?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Şans işte şans!</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:700"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Sonuç</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Okumuyoruz. Okumadığımız gibi yazmıyoruz. Okuyanları suçluyoruz.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Yazanları ise...</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">O yüzden kaba kuvvet yaygın. O yüzden suç oranı çok yüksek. O yüzden cehalet egemen.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Günah keçisi tek başına  kitap ve okumak mı?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Değil!</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Demek ki neymiş?</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Sadece okumak yetmiyor dinlemek, izlemek, gözlemek, incelemek ve yazmak gerekiyormuş.</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Times New Roman',serif"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">﻿</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:10.5pt; font-variant:normal; white-space:pre-wrap"><span style="font-family:'Microsoft Yahei'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:400"><span style="font-style:normal"><span style="text-decoration:none">Olur mu, ırmağın ardı gelince belki...</span></span></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Yusuf İPEKLİ </author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/yusuf-ipekli/oku-yorum/5725/</link>
<pubDate>Mon, 11 May 2026 21:35:30 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sri Lanka Gezimizden</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Pinnawala’dan sonraki durağımız Dambulla Mağara Tapınağı oldu. Sıcak havada tapınağa ulaşmak zorlu ve yorucuydu. Tarihi M.Ö. I. yüzyıla kadar uzanan Dambulla Tapınağı’nda bizi maymunlar ve sokakları süpüren teyzeler karşıladı. Kutsal mekân olduğu için ayakkabılarımızı çıkardık; ben babet giydim. Dambulla Altın Tapınağı, tapınağı çevreleyen beş mağara tapınağından oluşmaktadır. Tapınaklarda fotoğraf çekimine izin verilmiyor. Lord Buda’nın 150 heykelinin yer aldığı tapınaklarda duvarlardaki mağara resimlerini görmeniz mümkün. Mağaradan içeri girdiğinizde oyulmuş kaya içerinde yatan dev bir Buda heykeli karşımıza çıkıyor. Muson yağmurları, biz tapınaktayken yağmaya başladı. Allah’tan yağmurluğum vardı, ıslanmadım. Dambulla Mağara Tapınağı ziyaretimizden sonra şehri kısa bir turladık ve otelimizde akşam yemeği yiyip, müzik ziyafeti eşliğinde dinlendik. Odamız, klimadan dolayı aşırı soğuktu. Çareyi klimayı kapatmakta bulduk. Sabah gün doğmadan yaptığımız kahvaltının ardından 200 metre yüksekliğindeki Sigiriya Kalesi’ne doğru yola çıktık. Dev kayaların eteğinde kocaman iki tane aslanpençesi heykeli var. Buda’nın gücünü simgeleyen bu heykel aslında dev boyutta bir aslanmış. Geriye pençeleri kalmış. Maymunlar her yerdeydi. UNESCO Kültür Mirası listesinde olan kale, Kral Kashyapa tarafından V. yüzyılda yaptırılmış.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Üzerinde saray kalıntıları olan Sigiriya Aslan Kalesi, ulaşılması oldukça zahmetli bir kale. Orman içinden gidilerek, timsahların yüzdüğü göletleri aşarak ve merdivenlere tırmanarak ulaşılan, ancak güzel bir kale. Ben de tırmanması oldukça zor ve zahmetli olduğu için belli bir noktadan sonra tırmanmayı bıraktım. Öğleye doğru şiddetli muson yağmurları başladı. Kale ziyaretimizden sonra yapacağımız “Buda Ağacı” turu yerine yöresel ürünler ile ipek, altın ve gümüş üzerine safir, yakut, turmalin, zirkon mücevherlerin satıldığı mağazaya gidip, alışveriş yaptık.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><img alt="" src="https://www.kamudannethaber.com/images/files/2026/05/6a00dd7f43d81.jpeg" style="width: 641px; height: 480px;" /><img alt="" src="https://www.kamudannethaber.com/images/files/2026/05/6a00dd9607074.jpeg" style="width: 641px; height: 854px;" /></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author> Canan ÖZDEMİR     Uzman Sosyolog </author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/canan-ozdemir-uzman-sosyolog/sri-lanka-gezimizden/5724/</link>
<pubDate>Sun, 10 May 2026 22:29:32 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><i>Merhametiyle hâlâ yüreğimizi ısıtan, toprağa emanet annelerin aziz hâtırasına… </i></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bazı insanlar sevgiyi biraz ürkek taşıyor.<br />
Sanki bir şey fazla büyürse kaybolacakmış gibi…<br />
Bu yüzden seslerini kısarak seviyorlar dünyayı.<br />
Temkinli, dikkatli, incitmeden…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Çünkü insan sadece annesini kaybetmiyor.<br />
Dünyanın şefkatle konuşan dili de eksiliyor biraz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Belki de bu yüzden, öksüz kalmış insanlar dünyayı daha dikkatli seviyor.<br />
Kırmamaya…<br />
Yük olmamaya…<br />
Sessizce toparlanmaya çalışıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Korunmadan büyüdüğü yerleri saklıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Giderken bile ardında ağırlık bırakmamak için, yükünü kendi içinde toplamayı öğreniyor insan.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Belki bu yüzden bazı günler daha ağır geliyor insana.<br />
Takvimdeki bir tarih değil sadece…<br />
Bir zamanlar insanın sığınağı olan o ilk sesin yokluğuna yeniden dokunmak gibi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Gün dönüyor, devran dönüyor, yaş ilerliyor.<br />
İnsan dünyanın gürültüsünde çalışıyor, yoruluyor, kalabalıklara karışıyor. Ama bazı eksikliklerin yaşı olmuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bir haber aldığında “keşke anneme söyleyebilseydim” duygusu,  güçlü görünen insanların yüreğini un ufak ediyor.<br />
İnsan kaç yaşında olursa olsun biraz çocuk kalıyor çünkü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bazı yaralar konuşarak iyileş(e)miyor zaten.<br />
İnsan bazen bir canın yanında beklerken karşılaşıyor kendi içindeki kırılmış yerle.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Belki de insan, içindeki eksikliği en çok bir başkasını korumaya çalışırken fark ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bir canın başında sabahlarken…<br />
Onun acısını kendi içinde taşırken…<br />
Yıllardır susturduğu o kırılmış yere de dokunuyor fark etmeden.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Son zamanlarda bunu daha çok hissediyorum ben.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Küçücük bir kalbin başını dizine bırakışı…<br />
Hiçbir şey sormadan seni anlaması…<br />
Dünyaya karşı sertleşmek üzereyken seni yeniden yumuşatması…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Dora’nın ameliyat sonrası uykusunun başında otururken düşündüm bunu uzun uzun.<br />
Gözlerini ne zaman açacağını bilmeden beklerken…<br />
Ufacık bir nefes değişiminde bile kalbinin yerinden çıkacak gibi oluşunu yaşarken…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">İnsan bazı duyguları tam da böyle anlarda öğreniyor galiba.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Uyusun diye değil…<br />
İyi olsun diye uyanık kalırken.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Belki annelik de biraz böyle bir şeydir.<br />
Bir unvandan önce bir hâl belki.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bir canın başında kalmayı seçmek…<br />
Geceyi bölüp nefes dinlemek…<br />
Yemese bile önüne su koymak…<br />
İyileşsin diye içinden sessiz dualar geçirmek…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Çünkü şefkat bazen insana bir anneden değil,<br />
merhamet gösterebildiği bir candan geri dönüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ve insan bazen en çok, bir canlıyı korumaya çalışırken toparlıyor içindeki kimsesiz çocuğu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Zaten hiçbirimiz tamamen büyümüyoruz.<br />
Sadece sesimize, bakışımıza, sevgimize…<br />
Ağarsa da saçımıza karışan o eksik yerlerimizi taşımayı öğreniyoruz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/reyhan-yildiz-egitimci-yazar/anneler-gunu-nun-sessiz-cocuklari/5723/</link>
<pubDate>Sun, 10 May 2026 21:16:19 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eski Türklerde Hayvancılık-2</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">“Eski Türklerde Gündelik Hayat</span></span></span></i></b><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">”</span></span></span></b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> isimli kitaptan hareketle <b><i>“Hayvancılık”</i></b> konusuna devam ediyorum.</span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">“Moğolların bilinen en eski ve Orta Moğolca döneminin ilk ve en önemli kaynağı Moğolların Gizli Tarihi’nde de atlara ayrılmış özel bir bölüm bulunması, atın tüm bozkır kökenli halklarda önemli bir yeri olduğuna işaret etmektedir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…batılı Türkolog… Pentti Aalto, ‘Atların anlamı üzerine eşsiz ve dokunaklı övgüler söz konusu iken askerin binek hayvanı olan atlar, Türklerin yalnızca savaştaki kahramanlıklarında yer almaz. Türkler atlarının ölümünü veya yaralanmasını bile anlatır.’ cümlelerini sarf eder. (s.149)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Önsüz (Ögsüz):</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> (Köl Tegin kuzey 8-9) <b>Köl tegin ögsüz akın binip tokuz eren sançdı</b> ‘Köl Tegin öksüz ak atına binip dokuz askeri mızrakladı.’ Aslında bu ifadede sıra dışı bir şey yok gibi görünse de bir atın öksüz yani annesiz olduğunu bilmek mümkün müdür? sorusunun yanıtı cümlenin tam olarak anlaşılmasına imkân sağlayacaktır.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Cümledeki ögsüz sözcüğünde yer alan g sesinin n sesi yerine yanlışlıkla yazılmış olabileceği ve dolayısıyla önsüz yani ‘renksiz’ anlamına ulaşılabileceği görüşü öne sürülmüştür… (s.166)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Yaşına Göre At Türleri</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Sıp:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Clausan, ardındaki sözcükle birlikte sıp başı okur ve ‘Tay başı’ biçiminde anlamlandırır. Sıp maddesinde ise <b>‘Bir yaşındaki tay’</b> anlamını verip ve sıpa ‘altı aydan bir yaşına kadar olan eşek yavrusu, sıpa’ sözcüğü ile de karşılaştırır. Eren, sıpa sözcüğünün sonundaki a’nın ek olduğunu ve buğra ile aynı biçimde kurulmuş olabileceğini belirtir… (s.169)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Tan:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> …‘<b>tay, atın yavrusu’</b> anlamındaki tan sözcüğünün eski Türk yazıtlarında geçmiş olması, hem söz varlığı hem de kültür tarihi açısından kuşkusuz büyük bir kazançtır. Sözcüğün hem tan ve tany hem de tay biçimiyle tespiti, Eski Türkçe döneminin ses bilgisi açısından önemlidir. (s.170)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Hayvanların yavru iken bulunduğu yaşa göre adlar verilmesi, Türklerin özelde at yetiştiriciliği, genelde ise hayvancılık bakımından oldukça ileri bir düzeyde olduğunu gösteren en önemli kanıtlardan biridir. Ayrıca hayvancılıktaki bu ileri düzey, yazıtlar dönemi Türkçesinin söz varlığı için de önemli örneklerle karşılaşılmasına vesile olmuştur. (s.172)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Koşum Takımları</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Eder: ‘eyer’.</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> …eder sözcüğündeki d sesinin, bugünkü Türk yazı dillerinin büyük bir bölümünde görülen d>y ses gelişimi parelelinde y sesine gelişerek eyer biçimini aldığı anlaşılmaktadır. (s.172)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Atların donlarından yani renk ile türünün belirlenmesi konusunda, ata yakışacak eyerin de hangi madenden yapılacağının ifade edilmiş olması önemlidir. Buna göre <b>ak ata altın, boz ata gümüş ve doru ata ise tunç eyerin yakışacağı</b> ifade edilmiştir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">At adları</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">İdil:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Atlara ad verilmesi, aslında bozkır kökenli halklar için sıradan bir şeydir… (s.173)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">At İle İlgili Söz Varlığı</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Agıl:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> ‘Ağıl, hayvan barınağı’… (s.174)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Atlan-/Atlat:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">  …özellikle Tonyukuk yazıtındaki atlat- fiili, <b>‘ata binmek’</b> olarak anlamlandırılabilecek olmasının yanında, ayrıca <b>‘orduyu harekete geçirmek’</b> anlamıyla da karşılanabilir. (s.176)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Atlıg:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> ‘Atlı, atlı birlik, süvari birliği’ anlamındaki atlıg sözcüğü, doğrudan <b>‘atlı’</b> anlamı verilebileceği gibi <b>‘atlı birlik, süvari birliği’</b> anlamı da verilebilir… (s.176)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Azdur:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Doğrudan at sözcüğünden yapılmış bir isim veya fiil olmasa da <b>‘azat etmek’ </b>anlamındaki azdur- fiili, eski Türklerin at kültürü ile ilgili olması bakımından atların azat edilmesi konusuna iyi bir örnektir… (s.176)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Atların azdırılması yani azat edilmesinin kültürel bir öğe olma olasılığı yüksek olup bu uygulamayı Tanrı’ya karşı bir iyi niyet gösterisi olarak düşünmek mümkündür.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bin:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Fiil çok sayıda örnekte tespit edilmiş olup örneklerin bir bölümü Köl Tegin’in savaşlarda bindiği atlar konusunda ele geçmiştir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bine-Bına:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> ‘Atlı birlik, süvari birliği’ olarak anlam verilebilecek sözcüğün hem ön hem de art ünlülü biçimi tespit edilmiştir… (s.177)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bına, bine ve bına başı sözcük ve sözcük grubunun askerlikle ilgili bir terim olduğunda kuşku bulunmamaktadır… (s.178)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Eşin:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Yazıtlar dönemi Türkçesinde yalnızca bir kez tespit edilen eşin- fiilinin tabanının <b>eş-</b> olduğu açıktır…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Cümledeki eş- ve bu fiilden türemiş <b>eşin-</b> fiili, burada <b>‘koşturmak’</b> anlamında olup Türkçenin sonraki dönem metinlerinde sıkça karşılaşılan <b>eşkin</b> sözcüğünün tabanıdır ve dolayısıyla eşkin, bu fiilden yapılmış bir isim örneği olmaktadır… (s.179-180)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Salga:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> …Clauson… kökünü <b>sal-</b> olarak belirler. Kâşgarlı’nın verdiği örnek <b>salga at</b> olup Clauson bunu <b>‘huzursuz, hırçın at’</b> olarak anlamlandırır.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Yazıtın ilk naşiri Klyaştornıy, şalga okur, Moğolistan’daki büyük kağanlık yazıtlarında tespit edilen şalçı ile karşılaştırır ve sözcüğün tabanını sal- fiili olarak belirler. Ancak <b>‘gem’</b> anlamındaki salga sözcüğünün şalçı ile ilgisi bulunmamaktadır… (s.180)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Tamga:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Çok sayıda atın bulunduğu Orta ve İç Asya bozkırlarında atların karışmaması için boyların veya kabilelerin aldığı küçük önlemlerden biri, kuşkusuz hayvanlara damga vurmak idi. Atlara vurulan damga, hem atların karışmasını önlemek, buna bağlı olarak da boyların bu nedenle birbirlerini suçlamalarını engellemek bakımından önemlidir. Damganın yalnızca atlar için kullanılan bir ayırt edici uygulama olduğunu düşünmemek gerekir. Eski Türk yazıtlarında at dışındaki öteki hayvanlara damga vurulduğuna dair tanık tespit edilmemiş olsa da küçük veya büyükbaş hayvanlar için de damga vurulduğu, doğal olarak düşünülebilir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Tamga sözcüğünde yer alan ve fiilden isim yapan -gA+, Türkçenin her döneminde sıkça kullanılmış bir ektir. Tam- fiilinin, Eski Türkçeden sonraki dönem metinlerinde karşılaşılan <b>tamtul-</b> ‘tutuşmak, alev almak’, <b>tamtur-</b> ‘tutuşturmak’ ve <b>tamug ‘cehennem’</b> sözcükleri ile de ilgisi olduğunu düşünmek mümkündür. Kök haliyle tespit edilmemiş olsa da tam- fiilinin ‘yakmak’ anlamında olduğu, ihtiyatlı olmak kaydıyla ileri sürülebilir. (s.181-182)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Tügünlüg:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Cümlede geçen tügünlüg sözcüğü tam olarak <b>‘düğümlü’</b> sözcüğünün eski biçimidir. Sözcük tüg- fiilinden -n+ eki ile fiilden isim yapılmış, +lUG eki ile isimden tekrar isim yapılmıştır. Düğümlü atlar ifadesi ile kuyruğu düğümlü atlar olarak anlaşılması gerektiği açıktır…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Kafesoğlu’nun, konuyla ilgili verdiği bilgi dikkat çekicidir: ‘Savaşa girecek atların, süvarileri tarafından kuyruklarının kesilmesi de eski Türklerde yaygın bir adet idi. Zafer için Tanrı’ya eski at kurbanı ile ilgili bir niyaz belgesi olduğu anlaşılan bu adet, sonraları atın kuyruğunu bağlama (düğümleme) şeklinde de devam etmiştir.’</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…daha çok sahibi savaş meydanında ölen atlara yapılan bir uygulamadır…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Yılkı:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> …Esasen <b>‘at sürüsü’</b> anlamı vermek mümkün… (s.182-183)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Deve (Tewe):</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> …Deve, Türklerin hem eti, sütü ve yününden hem de yük taşıması ve özellikle kervanların en temel ve dayanıklı hayvanı olması nedeniyle gücünden yararlanılan bir hayvan olma özelliğine sahiptir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Türkler devenin her iki türünü de (Tek hörgüçlü, iki/çift hörgüçlü) bilmekte idi… (s.184)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Boto:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Deve yavrusu. …Türkiye Türkçesinin ağızlarında kullanılan <b>potuk</b> ise sözcüğün küçültme eki +k almış biçiminden başka bir şey değildir… (s.190-191)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bugra:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Erkek deve.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Arslan Han gibi Bugra Han da 8.yüzyıl Türk dünyasında, yöneticilerin güçlü hayvan adlarını hanlık adı olarak kullandığının en iyi kanıtlarından biridir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">İngen:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Dişi deve.” (s.191-192)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Son olarak şu cümle ile yazımı bağlayayım: “</span></span></span><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Türklere özgü at kültürü, insanoğlunun uzun mesafelere yayılmasını sağlamıştır.”</span></span></span></i></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/uaef-bask/eski-turklerde-hayvancilik-2/5722/</link>
<pubDate>Sun, 10 May 2026 09:20:39 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anneler Gününe Dair</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">(Eğitimci, mühendis ve yazarımız; Denizcilik İşletmelerinden emekli müdür yardımcısı Ali Kemal Gül Bey, tam bir aile babası olması hasebiyle ailesindeki her ferdin değerini fazlasıyla bilen ve onlara hak ettikleri kıymeti veren bir beyefendiydi. Kuşkusuz herkesin yeri onun için çok özeldi ancak "evdeşinin" (eşinin) değeri bambaşkaydı. Çünkü eşini, kendi varlığının diğer yarısı olarak görüyor; onunla ruhen ve fikirsel olarak tam bir bütünlük içinde yaşıyordu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hiç beklenmedik bir anda, hiçbir belirti yokken eşinin çok ağır bir hastalığa yakalandığını öğrendi. Pankreas kanseri 4. evre teşhisi konulmuştu ancak bu durum, sarsılmaması adına yazarımıza tam olarak söylenmedi. O, eşinin iyileşeceğini ümitle bekliyordu. Ne var ki durumu ağırlaşıp yoğun bakıma alınan eşi, kısa süre sonra vefat etti. Ali Kemal Ağabeyimiz, bizzat beni arayarak büyük bir üzüntü ve bitkinlik içerisinde eşinin vefat haberini verdi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">16 Mart günü kıymetli ağabeyimizin sevgili eşini, Üsküdar Şakirun Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Rabbimize yolcu ettik. Ali Kemal Ağabey, toprağa verdiği eşinin hatırasına derin bir sevgiyle aşağıdaki satırları kaleme aldı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhumeye Allah’tan rahmet, kederli ağabeyimize ve ailesine sabırlar diliyoruz. Mekânı cennet olsun inşallah. Not: Bu bilgilendirme, haber sitemizin Genel Yayın Sorumlusu Mehmet Arslan tarafından kaleme alınmıştır.)</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Anneler günü, anneleri onurlandıran özel bir gündür. Değişik günlerde ve değişik ülkelerde başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongre'nin onayıyla Amerika Birleşik Devletleri çapında genişledi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk-İslam kültüründe her gün her saat anneler günüdür. İslam dininde İman etmekle birlikte anaların babaların rızasını kazanmak cennetin kapılarını aralamak anlamındadır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hadistir sanırım;’’ Cennet anaların ayağı altındadır’’ ifadesi, ana olmanın ne kadar yüce bir değer olduğunu gösterir insani vecibeleri gelişmiş insan olana.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">*</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ömrüm oldukça unutamayacağım ebedi âleme kanat açmış bir anneyi tanıdım. Eli öpülesi bu anne elli iki yıllık eşimdi; çok sevdiği biricik torununu MAYA nın babaannesiydi; medeni bir Türk annesiydi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özlemi yüreğimi yakan bu anne bir iyilik meleği barış güvercini güzeller güzeli bir hanım efendi; tüm ailemizde fedakârlığı emeği ve hakkı olan eşimdi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uğurlar olsun Cancağızım! Cennet yolcuları yoldaşın olsun!</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">*</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yapmaya çalıştığım samimiyeti içerir dualarımda Yüce Yaratan’dan beklentim odur ki;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zamanı gelince bizlerinde bir saate bu fani âleme veda edeceğimiz gibi, ebedi âleme kanat açmış ve her daim rahmetle yat ettiğim anamla, babamla, cancağızımla yar ve yarenlerimle Yüce Rab'bın müjdelediği cennetlerinde buluşmak ve hasret gidermek öncelikli dileğimdir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güzel anaların günleri kutlu olsun.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>
]]></content:encoded>
<author>Ali Kemal Gül</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/ali-kemal-gul/anneler-gununue-dair/5721/</link>
<pubDate>Sat, 09 May 2026 22:57:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kamu Binalarında Nalçalı Ayakkabı Rahatsızlığı…</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kamu binalarında bazı kişilerin kullandığı nalçalı ve sert tabanlı ayakkabıların, koridorlarda yankılanan ve kulakları tırmalayan rahatsız edici sesler oluşturduğu son dönemde giderek daha fazla dikkat çekmektedir.</p>

<p>Bu bir yürüyüş değil, kamu binalarının koridorlarında yankılanan rahatsız edici bir gürültü.</p>

<p>Valilikte tak tak tak.<br />
Adliyede tak tak tak.<br />
Hastanede tak tak tak.<br />
Okul koridorlarında tak tak tak.<br />
Sınıfların içinde bile bitmeyen bir “tak tak” sesi.</p>

<p>İnsanlar işine odaklanamıyor.<br />
Hastalar dinlenemiyor.<br />
Öğrenciler derse konsantre olamıyor.<br />
Bir kişinin çıkardığı ses, onlarca insanın huzurunu bozabiliyor.</p>

<p>Buna “kişisel tercih” demek mümkün değildir.</p>

<p>Kamusal alanlarda herkesin birbirine karşı sorumluluğu vardır.</p>

<p>Özellikle kadınların tercih ettiği bazı sert tabanlı ve nalçalı ayakkabıların oluşturduğu gürültü son dönemde sıkça şikâyet konusu oluyor.</p>

<p>Üstelik mesele artık sadece ses de değil.</p>

<p>Bazı kişiler bu yürüyüşü adeta bir dikkat çekme  gösterisine dönüştürüyor.</p>

<p>Koridorlarda daha sert adımlarla yürünüyor, sanki çıkardığı ses ne kadar fazlaysa o kadar fark edileceği düşünülüyor.</p>

<p>Öyle ki bazı kişiler çıkardığı sesi adeta bir makam, güç ya da gösteriş unsuruna dönüştürüyor.</p>

<p>Kamu binalarına hizmet almak için gelen vatandaşların kendi aralarında bu konuyu konuştuğu, “Bu kadar gürültülü yürümeye ne gerek var?” diyerek rahatsızlıklarını dile getirdiği duyuluyor.</p>

<p>Çünkü bu ses artık sıradan bir ayakkabı sesi olmaktan çıkmış durumda.</p>

<p>Memurların Kılık Kıyafet Yönetmeliği’nde açık bir yasak olmayabilir.</p>

<p>Ama her rahatsızlık için ayrı bir madde mi yazılması gerekiyor?</p>

<p>Akıl, vicdan ve toplumsal nezaket nerede?</p>

<p>Bugün kamu binasında yüksek sesle bağırmak nasıl ayıpsa, koridorları nalça sesiyle inletmek de en az onun kadar rahatsız edicidir.</p>

<p>Devletin bu konuda tamamen sessiz kalması doğru değildir.</p>

<p>Bu mesele sadece konfor değil, çalışma huzuru ve kamu düzeni meselesidir.<br />
Kimsenin dikkat dağıtmaya, ortamın huzurunu bozmaya hakkı yoktur.</p>

<p>Nalça ayakkabıyı sağlamlaştırabilir.</p>

<p>Ama kamusal huzuru bozmaya başladığı anda mesele özgürlük olmaktan çıkar.</p>

<p>Bu gürültüye artık bir sınır getirilmelidir.</p>

<p>Okul ve hastaneler başta olmak üzere ve tüm resmi kurumlarda aşırı ses çıkaran ayakkabılar konusunda düzenleme yapılması artık ciddi şekilde tartışılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
<author>Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/cahit-erdogan/kamu-binalarinda-nalcali-ayakkabi-rahatsizligi/5720/</link>
<pubDate>Fri, 08 May 2026 11:49:50 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />
Mayıs ayında tarihimizde önemli deniz zaferlerimiz vardır. Türk denizcilik tarihinin en büyük zaferlerinden olan Cerbe Deniz Zaferi  14 Mayıs 1560 tarihinde kazanılmıştır. 21 Mayıs 1556,Türk ordularının Zigetvar Kalesi’ni kuşattığı tarihtir. 31 Mayıs 1601’de de Kanije Zaferi kazanılmıştır.<br />
Fakat Mayıs ayını bizim için unutulmaz kılan iki tarih daha vardır ki; ikisi de tarihin akışını değiştirmiş, hayal ufuklarımızın sınırlarını sonsuzluğa taşımıştır. İlki 29 Mayıs 1453 İstanbul’un Fethi, ikincisi de Kurtuluş Savaşı’mızın başlangıcı sayılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs 1919 tarihidir.<br />
İstanbul’un fethi, 1000 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nun yıkılması, Avrupa’da Orta Çağ’ın sonu Yeni Çağ’ın kapılarının açılması demekti. Sultan Mehmed’in Fatih ünvanı ile anılması da bu tarihten sonradır. Hz.Muhammed’in “ İstanbul bir gün fetholunacaktır. Onu fetheden asker ne mübarek asker, onu fetheden kumandan ne güzel  kumandandır.”  sözlerindeki övgüye muhatap olabilmek için daha önce Arap orduları tarafından defalarca kuşatılmasına rağmen düşürülememiş, bu mucize Fatih ve Türk askerinin kahramanlığı ile gerçek olmuştur.<br />
Padişah II.Murad, Trakya ve Balkanlar’ın vatan topraklarına katılmasında büyük emek sarf etmiş, tarihi zaferlere imza atmıştır. Gelibolu’ya geçen ordunun Trakya’da yürürken  asıl hedefi,  İstanbul ve Avrupa hakimiyeti idi. O nedenle Bursa’dan sonra saltanat makamı Edirne’ye taşınmıştır. Fatih, böyle dirayetli ve kahraman bir babanın oğlu olarak Edirne’de doğmuş ,İstanbul rüyasıyla büyümüş, çocukluk ve şehzadelik döneminde çok iyi eğitimden geçirilmiştir.<br />
Tarih dersi gibi algılamayın anlattıklarımı lütfen. Bahara methiye, Mayıs’lara övgü değil amacım. Ama “Fatih Sultan Mehmed- İstanbul -29 Mayıs” denkleminin, gönül atlasımızda ve zihin kodlarımızda ayrı bir yerinin olması gerektiğini bir defa daha hatırlatmak isterim. O, batıla batmış batının, Ezan ile Kur’an ile tanışması, Muhammedi bir muştu ile aydınlanması,ısınmasıdır.<br />
II.Murad ve oğlu Fatih Sultan Mehmed’in adının geçtiği hengamede bir ismi daha zikretmek gerekir ki; o da Gazi Turhan Bey’dir. Aslında Balkanlar’ın fethinde kelle koltukta savaşan uç beyleridir, serdengeçti bir ailedir onlar. Babaları Paşa Yiğit Bey ve çocukları Turhan Bey, Ömer Bey, Ahmet Bey. Turahanlı diye tanınırlar devlet ricalinde. Paşa Yiğit Bey Balkanlar’ın efsane komutanı, Üsküp zaferinin mimarıdır.<br />
Gazi Turhan Bey deyip geçmeyin. O kahraman komutan , II.Murad’ın damadı, Fatih’in eniştesidir aynı zamanda. Mora fatihi diye anılır tarihlerde. Bizans’ın surları can çekişirken Kral’a ve kiliseye Mora’dan gelecek yardımları önlemiş, Konstantiniyye’nin  İstanbul  olmasında, Ayasofya’nın secde ile tanışmasında onun da alın teri vardır. Zaferden sonra Uzunköprü civarındaki vakıf arazileri kendisine ödül olarak verilmiştir. İçinde cami, medrese, aşevi ve hamam bulunan bir külliye yaptırmış, vefatında bu caminin bahçesindeki kabre defnedilmiştir.<br />
Buraya kadar her şey güzel de sonraki vefasızlık ve define arayan yağmacıların tahribatı resmen tarihe bir saygısızlık! Mezbeleliğe dönen bir külliye… Delik deşik edilen bir mezar, temellerinde gömü aranan ve yıkılan minare, çöken mescit…  Aslında yerin dibine geçirilen onurumuz, haysiyetimiz, gururumuzdur. Maziye ihanettir bunun adı!<br />
Ve sonra bir gece görülen bir rüya. Rüyada kollarını açarak içine hayvan gübresi doldurulmuş, yanmış yıkılmış mescidi ve mezarı göstererek, “ Evladım, biz bu topraklar vatan olsun ,kıyamete kadar sizde kalsın diye canlarımızı verdik, kanlarımızı sebil ettik. Bunu mu reva gördünüz bize. Yazıklar olsun!” diye sitemlerini dile getiren Gazi Turhan. Aman Allah’ım. Yatağından ateşler içinde uyanan, terden sırılsıklam olmuş, kalp çarpıntısına tutulmuş Malkara’da Mehmet bey. O anda gelen bir ilhamla yazılan on kıtalık bir şiir. Şu an benim elimde bulunan, daha önce bu gazetede yayınladığım şiir. Bu şiiri gereğini yapmamız için bana ulaştıran Sami Satar  ve gazeteci Hasan Tahsin Arıkan ağabeylerime rahmetler diliyorum.<br />
80’li yıllardı. Her şey bu şiir ve mektupla başladı. Bu rüya bir gafletin perdelerini yırtmış, bir vebalden kurtulmanın işaret fişeği olmuştu. Bu bir kişinin altından kalkabileceği bir iş değildi. Uzunköprü Kültür Sanat ve Tanıtma Derneği ‘ni kurmuştuk kısa bir süre önce. Derneğin üstlenmesi  çabanın kitleselleşmesi demekti. Bir avuçtuk ama  inanmış adamlardık. Yetişkinler hilal bıyıklıydı, gençler deli kurt. Ülkücü derlerdi bize.<br />
Gazi Turhan Bey’in mezarının nerede olduğunu bilen çok az insan vardı. Daha tuhafı, adını taşıyan  ortaokulun öğrencilerini bırakın öğretmenlerin haberi yoktu bu külliyeden. Mayıs ayını seçmiştik anma töreni için. İstanbul’un fethi ile ilgisi vardı çünkü. Günlerden Cuma olsun dedik. Köy camisinde Cuma namazı ile başlayan program, tarumar olmuş mescidin bahçesindeki  makberin başında Mevlid ve Yasin Suresi ile devam etmiş, vakıf geleneğine uygun olarak Muhtarlığın ayran ve poğaça ikramı ile sonlanmıştı.<br />
Her yıl artan bir ilgi ile halkın ve amirlerin dikkatini çekmeyi başarmıştık. Sonraki yıllarda iktidar partisinin mensupları da gayretlerimize destek oldular . Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü devreye sokup restorasyon için büyük bir mali destek sağladılar. Hepsinden Allah razı olsun. Külliye bugün çevre düzenlemesi ve kadrolu bir görevli olmasa da bu haliyle bile Uzunköprü’de ziyaret edilecek önemli eserlerden birisidir artık.<br />
Bazı seneler anma törenleri yapılamadı. Yetki kargaşası yaşandı. Bir kurumun sorumluluğu üstlenmesi bir zarurettir. Sahipsiz kaldığında herkes bu tür sosyal programları bir angarya gibi görmekte, heyecan ölmektedir. Geçen yıl Türk Ocakları’nın düzenlediği anma törenine bu yıl İlçe Kaymakamlığı’mızın da dahil olması güzel bir gelişmedir. Bence bu törenler resmi bir statüye kavuşturulmalı , gerekirse paydaşlar arttırılmalıdır. Zor olan başarılmış, Külliye ayağa kaldırılmış, ecdadın bedduasından inşallah kurtulmuşuzdur. Artık düz ovada sorumluluktan kaçmamalıyız. En azından 15 Mayıs tarihinde yapılacak anma töreninde mutlaka yerimizi almalı, “ben de bu tarihin evladıyım !” diyebilmenin mutluluğunu yaşamalıyız.<br />
Tarih milletlerin hafızasıdır. Tarihi şahsiyetler günahıyla sevabıyla, hataları veya başarılarıyla bizim mazimizdir. Dününden haberi olmayanların yarınları karanlıktır. “Tarihini bilmeyen milletler, başka milletlerin avı olur.” demedi mi Mustafa Kemal?  Mazide kazandığımız her zafer bizim gururumuz, her kaybımız ibret alınacak, ders çıkarılacak bir üzüntümüz olmalıdır.<br />
Vatanımızın her köşesinde baş tacı yapacağımız kahramanlarımız, ecdadımızın hatırası tarihi eserlerimiz vardır. Gazi Turhan Bey bir semboldür. Çevremizdeki Kurt Bey, Demirtaş Bey, Malkoç Bey, Şehsuvar Bey ve diğerleri gibi siz de yörenizdeki tarihi şahsiyetleri  araştırıp öğrenmeli, bu toprakların sahibinin sadece TÜRKLER olduğunu dosta düşmana göğsünüzü gere gere anlatmalı, Atatürk gibi haykırmalısınız; ” Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür, ebediyen Türk olarak yaşayacaktır!”<br />
19 Mayıs 1919 tarihi de işte bunun için önemlidir. Atatürk, vatanın en karanlık günlerinde Samsun’dan doğan güneştir. O, baş eğmeyen, teslim alınamayan , düşmanın önünde diz çökmeyen çelikten bir irade, Türklük için yaşayan bir can, unutulmaz bir kahramandır.<br />
Tarihini bilen, ecdadına saygılı, bağımsızlığa yeminli, esarete isyankar, bayrağa ve vatana aşık gençlere selam olsun.</p>
]]></content:encoded>
<author>Ahmet Acaroğlu        Türk Ocağı Eski Başkanı</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/ahmet-acaroglu-turk-ocagi-eski-baskani/mayis-ayi-ve-gazi-turhan-beyi-anma-toreni/5719/</link>
<pubDate>Tue, 05 May 2026 14:20:10 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Türk'üz Elhamdülillah </title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Asaletli soyum var,</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk'üz Elhamdülillah! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tam yirmidört boyum var, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk'üz Elhamdülillah! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hâk kılıcı olmuşuz, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cihana yayılmışız, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Haşmetle nam salmışız, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk'üz Elhamdülillah! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tarih Türk'süz virandır, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hedefimiz Tûran'dır</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Âmelimiz Kur'andır </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk'üz Elhamdülillah! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayısız devlet kuran, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zalimi yere vuran, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mazlumları koruyan, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk'üz Elhamdülillah! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hak, hukuk, adaletle, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgiyle, merhametle, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tanrı'dan inayetle ;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk'üz Elhamdülillah! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruhumda var cesaret, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hem feraset, basiret. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tanımayız esaret, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk'üz Elhamdülillah! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Kızıl Elma" fermanım , </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sanma bitti dermanım.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şükür tamdır imanım ;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk'üz Elhamdülillah! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayısız şehit yatan, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mübarektir şu vatan, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ona candan can katan ;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk'üz Elhamdülillah! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünden bu güne vâkur, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ülkünün düşünü kur! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Haykır Niyazkâr haykır;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk'üz Elhamdülillah! </span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">                       (Niyazkâr)</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Köksal Cengiz</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/koksal-cengiz/turk-uz-elhamdulillah/5718/</link>
<pubDate>Mon, 04 May 2026 22:49:52 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Niçin Türkçüyüz</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />
Türkçülük milli şuurun Gönülde, beyinde,şuurda vücut bulmuş halidir.<br />
Kalbin Türk için atması, Türkçe düşünmek, Dünyayı Türkçe okumaktir.<br />
Atsız Ata Ne der;<br />
Ben yabancı kaynaklı hiçbir fikri benimsemeye tenezzül etmeyecek  kadar milli şuur  ve gurura malik bir Türk'üm, <br />
Yani Türklük  tüm değerlerin üzerinde bir ruh halidir. <br />
Bu hiçbir zaman  hamasi bir düşünce değildir.<br />
Türk tarihi,Türk Kültürünü,Türk Dili bu milli şuuru oluşturur..<br />
Zaman zaman Türklüğü  yok etmek isteyen unsurlar olmuştur. <br />
Tıpkı 1944 de oldugu gibi.. <br />
İnönü ve avanesi Türk Milliyetçiliği, Turanciligi vatan için tehlikeli görmüş, <br />
Başta Atsiz, Türkeş,Zeki Velidi Togan ,Necdet Sençer  gibi mücadele adamlarını suçsuz günahsız  hapise atmıştir ,<br />
Tabutluklarda zulüm görmüşler,tırnakları sökülmüştür..Ama hiç biri bu suçlamaları kabul etmemiştir. <br />
Kendi topraklarında Türkçülük fikrinin devletin  kuruluş felsefesi olduğunu , hukuka,adalete,hakimlere anlatmışlardır <br />
Ve hukuken  fikirleri  zararsız  bulunmuş 3 Mayısta serbest kalmışlardır.<br />
Hapisten çıkan Türkçüler 3 Mayis günü,  bir çay bahçesinde  simit alip çay içerek  bu günü kutlamişlardir..<br />
Bugün  Onların felsefesini,fikrini kabul eden gençler tarafından" 3 MayisTürkçülük Bayrami"<br />
Olarak kutlanmaya başlanmıştır.<br />
1944 yılından sonra Anadolu topraklarında Emperyalist güçler  pekcok  milli olmayan fikri kullanmışlardir.<br />
Bu Sosyalizim ,Kapitalizim Siyonizim,Siyasi Islam,Dinler arasi diyalog gibi bizden olmayan Türklüğe düşman olan unsurlar, fırsatını buldukları anda Cumhuriyetin kuruluş felsefesini ,milli değerlerimiz,  Kültürümüze, dinimize saldırmış,<br />
Turk Milletini yok etmeye çalışmıştır. <br />
Ama her fırsatta milli şuurun, direncin , çevresinde toplanan Ülkücüler var gücüyle mücadele etmişlerdir. <br />
80 ihtilaliyle hapislerde,zindanlarda  Yağlı urganla ,işkencelerle Türk Milletinin bekası için verdiği mücadelede   hesaba çekilmiştir.. <br />
Ve üzerinden neredeyse tır geçmiştir.<br />
Teskilatlari dağıtılmış Tar mar olmuş <br />
Başbuğ tutuklanmış ,Başkanlari çarmıha gerilmiş, dava adamlari,genç Ülkücüler filizken kırılmıştır. <br />
Tabii Emperyalist uşakları, Kapitalist düzenin köpekleri "Türkeş'ide"  iktidar yapmadık, yaptirmadik ,demişlerdir.<br />
Yani ülkücü Hareket iktidar olma yolundaydi, <br />
İktidar olsaydı, Türk Milleti çağlar atlayacak,Milliyetçi Türkiyeyi kuracak,Şu anda süper güç olacakti,<br />
Amerika,Rusya,Çin, Ingiltereyle başa baş mücadele eder ,hale gelecekti..<br />
O kadroları anca öldürmek, ekonomik olarak bitirmek veya siyasi İslam fikriyle  fikir yapısını değiştirmekle mani oldular.<br />
Sonra Kara Kağanın eline geçen teşkilat ,tar mar oldu..<br />
Her alanda dağıldık.<br />
Ama Türkçüler şuna inanır,<br />
Yüce Yaradan,<br />
Türk Milletinin bir kolunu  soylu bir kan bahşetmistir ,bu kan nesilden nesile geçer ,bu ideal,Ülkü, kültür,mücadele azmini teşkilatlanarak kendini gosterir... <br />
Rabbimin verdiği bu güçle her dönemde teşkilatlanir, Yok oldular,bittiler dedikleri anda ortaya çıkıverir, <br />
Tarih bunun kanıtıdır. <br />
Namik Kemal Ne der,<br />
Fıtrat değişir sanma,<br />
Bu kan yine o kandır. <br />
İşte yine bir 3 Mayısı yaşıyoruz,Yine Türkçüler nice  badireler atlatarak ,İyi Partinin sancağı altinda birleşmiş, tüm gücüyle yokluk varlık mücadelesi vermektedir. <br />
Yine Türk'ü, Türklügü yok etmek,Türksüz bir Anadolu meydana getirmek isteyen Emperyalizmin yerli işbirlikçileriyle göze göz dişe diş " mücadele etmektedir. <br />
Hiç şupemiz yoktur ki ,İnanarak söylüyoruz, biz bu esaret zincirini kıracağız,<br />
Türk Milletini Cumhuriyetin kuruluş Felsefesine döndürecegiz,karnı tok,sırtı pek bir millet haline getireceğiz..<br />
Milletler ailesinin içinde en yüksek mertebeye, Gururuyla Yaşayan bir Millet haline gelecek.<br />
İnanıyoruz,ve İnanarak  iman edenin güçlü olduğunu biliyoruz,<br />
Kendisini soylu bir ırkın evladi sayan Tüm Türkçülerin,3 Mayis Türkçüler günü kutlu olsun,<br />
Ve yine Atsiz Atayla sesleniyoruz<br />
Ölümlerden sakınma,<br />
Meyus olmaktan utan,<br />
Bir kere düşün nedir, <br />
Seni dünyada tutan,<br />
Mefkuresinden baska,<br />
Her varlığı unutan,<br />
Kahramanlar gibi,<br />
Sen ebedi kalmalısın.</p>

<p> </p>
]]></content:encoded>
<author>Şerife Güven</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/serife-guven/nicin-turkcuyuz/5717/</link>
<pubDate>Mon, 04 May 2026 17:08:10 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, bölücü terör örgütü PKK’nın silah bırakma tiyatrosunu 4 Ağustos 2025 tarihinde Veryansın Tv’den öğrendi.</p>

<p>30 Mayıs 2025 tarihli görüşme tutanaklarına göre Öcalan, teröristlerin hasta militanlardan seçilmesi gerektiğini, PKK’lı grubun silahlarını yaksa da yeniden silahlanabileceğini söylüyordu;</p>

<p>“Gelsin bir grup… Silahları ile beraber Süleymaniye’ye gelsin. Hasta arkadaşlar gibi… Sağlık sorunları olanlar… İkna ederek gelmelerini sağlamak gerekir. İyi niyetli bir adım. Sonra tekrar silahlanırlar. Engelleyen mi var?”</p>

<p>Planı yapan teröristbaşının kendisiydi. Süreç, Öcalan’ın dediği gibi ilerledi.</p>

<p>11 Temmuz’da Süleymaniye’de yapılan törenin ardından militanlar terör yuvalarına dönerek yeniden silahlandı.</p>

<p>PKK’dan 30 teröristin dahi silah bırakmadığı ortaya çıksa da açılımın startını veren Bahçeli, “Öcalan sözünde durdu” iddiasında ısrar etti.</p>

<p>Hatta daha ileri giderek, silah bırakma çağrısının PKK’nın Suriye kolu PYD’yi de kapsadığını öne sürdü, Meclis heyetinin teröristbaşının ayağına gitmesine ön ayak oldu.</p>

<p>Bahçeli’ye en güçlü yanıt, belki de hiç beklenmediği yerden, MİT’ten geldi.</p>

<p>Hürriyet yazarı Nedim Şener’in 27 Nisan’da kaleme aldığı yazısına göre, “MİT Başkanı İbrahim Kalın kısa süre önce AK Parti grubuna yaptığı bir sunumda, sahada sembolik silah bırakmadan öte dikkat çekici yeni bir gelişme olmadığını dile getirdi.” İddia aynı gün, gazeteci Sabahattin Önkibar tarafından da dillendirildi.</p>

<p>Kalın’ın sunumu yalanlanmadığına göre PKK’nın silah bırakmasının bir masaldan ibaret olduğu konusu artık izahtan vareste…</p>

<p>Bu, “açılım” ittifakında ciddi bir krizin de göstergesi. DEM’den gelen son açıklamalar da bunun bir işareti.</p>

<p>DEM Parti’nin son grup toplantısında Tülay Hatimoğulları’nın mesajı şuydu;</p>

<p>“İktidar aksak, ürkek, oyalayıcı bir tutum içinde.”</p>

<p>Krizin adını ise PKK’lı Murat Karayılan 30 Nisan açıklamasıyla koydu;</p>

<p>“Şu an itibarıyla süreç dondurulmuştur.”</p>

<p>Talepler ise başından bu yana aynı;</p>

<p>“Yasal bir güvence olmadan bizim bu zeminde silah bırakmamız akıl dışı olur. Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü olmadan bu sürecin gelişme şansı yoktur.”</p>

<p>PKK yasal adımların atılması konusunda ısrarcı. Devlet ve AKP içindeki bir kesim ise “MİT tespit etmeden hukuki adımlar atılamaz” diyor.</p>

<p>Perde arkasında pazarlıklar had safhada…</p>

<p>Süreç nereye evrilecek göreceğiz ancak kamuoyuna “Önce yasa, sonra silah bırakma” algısı yerleştiriliyor.</p>

<p>AKP’ye yakınlığıyla bilinen Abdülkadir Selvi, yangından mal kaçırır gibi bir an önce yasal düzenleme istiyor;</p>

<p>“Elimizi çabuk tutmamız lazım. Yasal düzenlemeleri bir an önce yapmalıyız. Mayıs ayı kritik önemde”</p>

<p>**</p>

<p>Aylardır anlatıyoruz; “Bu sürecin devam etme şansı yok” diye…</p>

<p>Bunu tutanaklara hakim birisi olarak söylüyorum.</p>

<p>Hatta şöyle bir iddiam var;</p>

<p>MİT’in PKK’nın silah bıraktığını tespit etmesi mümkün değil.</p>

<p>Birkaç sebebi var.</p>

<p>Bir…</p>

<p>Öcalan, yine 30 Mayıs tarihli görüşme tutanaklarında Türkiye’nin hukuki adımları atması halinde Türkiye’ye kurşun sıkılmayacağını, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi liderliği ile sözleşme yapılmadığı takdirde ise silahların kesinlikle devre dışı bırakılamayacağını vurguluyor.</p>

<p>“Barzani ve Talabani ile görüşeceğim. Silahı Türkiye’ye karşı stratejik olarak bırakıyoruz ama silahı ancak uygun bir yöntem ile devre dışı bırakacağız. Bir sözleşme yapacağım onlarla.”</p>

<p>İki…</p>

<p>Elebaşına göre Türkiye’ye silahlar doğrultulmasa da Barzanilerle sözleşme yapılsa da “öz savunma” kapsam dışı.</p>

<p>“Öz savunma nasıl olacak? HPG güçlerinin katılımı ile yeni bir savunma gücü<br />
oluşabilir.”</p>

<p>“Medya savunma alanı (PKK’nın kontrol alanları) için ‘demokratik siyaset, öz savunma ve hukuki güvence şarttır’ deyin. Bundan geri tek adım atılmayacak.”</p>

<p>PKK’nın silah bırakmayacağı “açılım” dosyasına hakim bürokrasinin de siyasetin de malumu.</p>

<p>Konu zaten başından bu yana “silah bırakma” değil yasal adımlar ve statü!</p>

<p>PYD’nin kazandığı gibi. Devlet çatısı altında tugay, savunma bakan yardımcısı ve vali belirleme hakkı… Öcalan’a hukuki bir meşruiyet verme planı ve anayasal değişiklikler…</p>

<p>Savaş, cepheler, hesaplaşmalar bu eksende…</p>

<p>Şimdi gözler Saray ve Bahçeli’de…</p>

<p>MİT’in PKK’nın silah bırakmadığına dair raporu ortadayken süreci kim sırtlayacak, faturayı kim ödeyecek, göreceğiz!</p>

<p>Eray Çelebi </p>

<p>Veryansın Tv </p>
]]></content:encoded>
<author>Misafir Yazılar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/misafir-yazilar/acilimda-kritik-esik-mit-pkk-silah-birakti-diyemez/5716/</link>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 20:07:36 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ürkek Bir Ceylan Gibiyiz.</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>''Liderine dokundurdum diye yine birileri rahatsız olacaklar, hiç önemli değil. Madem söylediklerim Türk milletinin kurtuluşu adına doğru şeyler ise niçin yazmayayım ki''</p>

<p>Şu an, Türk milleti olarak etrafı zâlim avcılar tarafından sarılmış, bütün namluların hedefinde olan ürkek bir ceylan gibiyiz.</p>

<p>Hâricen ve dâhilen soysuzlarca kuşatılarak öldürmek kastıyla nefes borusuna çökülen Türk milletinin son bir kurtuluş ümidi olan Musavat Dervişoğlu, Ümit Özdağ ve Yusuf Halaçoğlu üçlüsü ise böylesi bir zamanda içlerindeki KİBİR VE ENÂNİYET PUTLARINA tapınmakla meşgul olup, koca bir milletin çökertilişini göremeyecek kadar korkunç bir acziyetin içindeler..</p>

<p>Cihana nizam veren, baş alan, başlara taç giydirip, başlardan taç çıkartan şanlı bir milletin evlâtları olarak bu gaflet uykusundan uyanarak, nefes borumuza çöken ve namluları üzerimizde olan dâhili ve hârici hainlerin beyinlerine Türk'ün acı sillesini bir an evvel indirmeliyiz ki bir daha başkaldıramasınlar.</p>

<p>Bunun yolu;</p>

<p>Mevcut laklakçı siyâsilere biatı bırakıp, milli ve vazgeçilmez ülküler etrafında kenetlenerek teşkilâtlanmaktan geçer.</p>

<p>Ülkü;</p>

<p>Bir milletin yürütücü gücüdür!</p>

<p>Ülküsüzlük, iddiasızlıktır, yok olmaya rızadır!</p>

<p>Şayet bunu bir an evvel başaramazsak;</p>

<p>Gelecek nesillerimize bizzat bizler ihanet etmiş olacağız ve onlara öyle acı bir dünya bırakacağız ki her dem bizlere lânet okuyacaklar.</p>

<p>Çare;</p>

<p>Gönlümüzdeki imanda,</p>

<p>Damarlarımızdaki asil kanda,</p>

<p>Genlerimizde mevcut olan ve her an patlamaya hazır Türklük mağmasında saklıdır.</p>

<p>TÜRK DÜŞMANLIĞI HAD SAFHADA!</p>

<p>Türk düşmanlarına alçak diyerek onları yüceltmek yerine, onlara çukur diyerek hakaret edelim! Çünkü Türk düşmanları için alçaklık kelimesi yetmez, daha başka kelimeler de bulmamız gerek!</p>

<p>Böylelerine alçak dersek;</p>

<p>Alçaklara haksızlık yapmış oluruz!</p>

<p>Çünkü alçaklığın da zeminden yukarıda kalan bir seviyesi vardır.</p>

<p>Türk'e ve Türk'ün kimliğine düşman olanları tanımlayan tek söz ''ÇUKUR ADAM'' sözü olsa gerek.</p>

<p>Gelin bundan sonra Türk düşmanlarına ''Çukur adam'' diyerek onları zeminin altına gömelim. Gömmekle de kalmayıp, mikrop saçmamaları için üstlerine birer torba da kireç dökelim!</p>

<p>Belki çukur kelimesi de hafif kalacak!</p>

<p>O zaman, her kes içinden bunlara yakışan neyse onu söylesin!</p>

<p>İbni Kesr'den nakledilen hadiste de Peygamber Efendimiz (sav) şöyle söylüyorlar;</p>

<p>''Ey ahali, sizler Beni Asfar (Rumlarla) çarpışacaksınız. Oysa sizden sonra onlarla asıl çarpışacak (bir millet) İslam’ın yüz akları ulular gelir. Onlar öyle kimselerdir ki Allah yolunda cihat etmekten, ne bir kınayanın kınamasından ve ne de dedikodusundan asla çekinmezler...''</p>

<p>Yukarıdaki hadis, Kur'an'da Türklere işaret eden Mâide- 54 ü çağrıştırmaktadır. Biz Türkler, Allah’ın kitabında yer almış ve Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa tarafından hadislerle övülmüş bir milletiz ki ne kadar gurur duysak azdır. Şükürler olsun Ya Rabbi.</p>

<p>Türk’ün asil kanları ve şehadetleriyle vatan kılınan bu mübarek topraklar üzerinde, Türk’ün kendilerine sunduğu nimetlerle beslenip yaşadıkları halde; İslâm kisvesine bürünerek, kendisine göre geliştirdikleri sahte İslâmi terim ve ÜMMET gibi kavramlarla Türk’e- Türklüğe saldıran kişiler, zümreler veya siyâsiler asla Müslüman olamazlar, bu gibileri münafığın tekidirler!</p>

<p>Ümmet vardır lâkin bunların ümmet sözü samimiyetten uzak olup, millete karşı alternatif olarak kullandıkları sahte bir kelimedir.</p>

<p>SULTAN SANCER:</p>

<p>‘’Allah, bu dünyayı Türklerin tasarrufuna tevdi ve emânet etmiştir‘’</p>

<p>HACI BEKTAŞİ VELİ :</p>

<p>‘’Türk milleti, Allah tarafından cihana hâkim olmak için yaratılmıştır.‘’</p>

<p>KAŞGARLI MAHMUD:</p>

<p>‘’Tanrı’nın, devlet güneşini Türk burçlarından doğdurmuş olduğunu ve onların mülkleri üzerinde bütün teğremerini döndürmüş olduğunu gördüm.‘’</p>

<p>SEMAME İBN-İ EŞREF’ in ifadesiyle:</p>

<p>‘’Türklerin yürekleri temizdir, onlarda batıl fikirler, basit düşünceler yoktur. Türklerin vücutları ve sesleri gibi konuştukları dil de azâmetlidir. Her Türk, kendini aslan, düşmanını av, atını ceylân sayar.’’</p>

<p>Böyle bir millete düşmanlık besleyebilmesi için o insanın alçak veya çukur olması dâhi kâfi gelmez, daha başka menfi özelliklerinin de olması gerekir.</p>

<p>CENAB-I ALLAH TÜRK'ÜN YANINDADIR VE HAİNLERE ASLA İZİN VERMEYECEKTİR, BU BÖYLE BİLİNE!</p>

<p>Türk milletinin milli ve mukaddes değerlerinin düşmanı olan imânsız, i'zansız ve ezansızların kendi tuzaklarında helâk olduklarını en kısa bir zamanda hep birlikte göreceğiz.</p>

<p>Terörsüz Türkiye safsatasıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletini itle, köpekle muhatap edenler, bu topraklar için toprağa düşen şehitlerimizin şehadetleriyle çarpılacaklardır.</p>

<p>Üzerinde, Malâzgirt, Çanakkale ve en son olarak da İstiklâl Savaşında şehit düşen Türk evlâtlarının kanlarının daha henüz kurumadığı mübarek vatan topraklarımızı, dün bu vatanı istilâ etmek için gelen müstevlilere, ahlâksız ecnebilere arsa gibi parsel parsel satanların, Ege Denizin'de Türk'e ait 21 adamıza Yunan bayraklarının dikilmesine sesini dahi çıkartmayanlara bu millet bunların hesabını soracaktır.</p>

<p>Ya Rabbi!</p>

<p>Türk'ü galip et.</p>

<p>Çünkü, senin dininin tek bekçisidir.</p>

<p>Senin yolunda kanını sebil eden Türk'ü koru, Türk'ü yücelt.</p>

<p>Âmin, âmin ve yine âmin.</p>

<p>Âminlerimiz âminlerimize karılıp bir rahmet deryası olsun.</p>

<p>Türk milletine düşmanlık edenlerin ve Türk kimliğini yok sayanların topunu birden, Firavun'u kızıl deniz'de, Lûti livatacıları ise Nuh Tufanında helâk ettiğin gibi haki yeksan eyle Ya Rabbi’</p>

<p>O' pek yüce ve şanı büyük olan Allah zül celâl hazretleri;</p>

<p>Rahman ve rahimdir.</p>

<p>Celil ve Cebbar'dır.</p>

<p>Gahhar'dır; kahredicidir.</p>

<p>Bir ismi de ‘’Es sabûr’dur.</p>

<p>O’ çok sabır sahibidir.</p>

<p>Zâlimlere belli bir mühlet verir ama asla affetmez.</p>

<p>Zâlime verdiği bu mühlet, zâlime ceza olarak verecek olduğu belâ ve musibetlerin ancak şiddetini artırır.</p>

<p>TÜRK'E DÜŞMAN, KUR’AN’A DA DÜŞMANDIR!</p>

<p>Türk'e, Türk kimliğine, Türk tarihine, OĞUZHAN'DAN- ATATÜRK'E kadar ki gelen Türk'ün tarihi büyüklerine, kahramanlarına, Türk Devletinin üniter yapısına düşmanca saldıran bu ÇUKUR ADAMLAR mutlaka en kısa zamanda Allah'ın gazabına ve intikamına uğrayacaklardır!</p>

<p>Bazı olaylar zuhura gelmeye başladı ki;</p>

<p>Bilhassa Kur’an’dan pasta yapıp, sonra da bıçakla keserek servis yapmaları,</p>

<p>Siyâsi liderlere Allah’ın sıfatını yüklemeleri,</p>

<p>Ve O' kişiyi son peygamber diye taktim etmeleri,</p>

<p>Kur’an âyetlerini tahrif ve Kelime-i Tevhidi tahrip etmeleri,</p>

<p>Allah'ı unutup dünyaya taparak çirkin biçimde oburlaşmaları,</p>

<p>Ayyuka çıkan yolsuzluklar, vurgunlar, üçer- beşer ballı maaşlar, şatolar, saraylar, lüks, uçaklar ve ihtişam içinde har vurup harman savurmalar.</p>

<p>İşte bütün bunlar;</p>

<p>Allah’ın Türk milletine ve onun devletine karşı düşmanlık güdenlere verdiği mühletin bittiğinin işaretleri olsa gerek inşallah.</p>

<p>YETER Kİ BİZLER;</p>

<p>Allah'a kul ve Peygamberine ümmet olmanın şuuru içinde yaşayıp, Sırat-ı müstâkim'in gösterdiği İslâm'ın aydınlık ana caddeden ayrılarak küfrün ve şirkin karanlık çıkmaz sokaklarına sapmayalım.</p>

<p>Bazı şeytan kılıklı çanak yalayıcı İlâhiyatçı geçinen Prof. Doçent etiketli iblislerin, TV. ekranlarında ve yazılarında ki iğrenç ve pislik sözlerine itibar ederek; Peygamber Efendimizin Hadis ve sünnetlerine sırtımızı dönmeyelim.</p>

<p>YETER Kİ BİZLER;</p>

<p>İnsanlık tarihi kadar eski olup binlerce yıl ötelerden süzülüp gelen TÜRK TÖREMİZİ ceddimize lâyık bir şekilde yaşayalım ve yeni yetişen nesillerimizin beyinlerine ve gönüllerine nakış nakış işleyip, ilmek ilmek dokuyalım!</p>

<p>NAMAZ VE MÜCÂDELE:</p>

<p>Namaz Allah'ın emri,</p>

<p>Dinin direği,</p>

<p>Mü'minin Miracıdır.</p>

<p>Mirâç, yükselmek demektir.</p>

<p>Namazını eda ile;</p>

<p>Yüksel Türkoğlu, Senin için yükselmenin sınırı yoktur.</p>

<p>EY TÜRKOĞLU TÜRK!</p>

<p>Sen, Allah'la beraber olduğun, Atana, şanlı Türk tarihine sırtını dönmediğin müddetçe bil ki;</p>

<p>Şeytanla beraber olan ve müstevliye köpeklik eden Türklük, vatan, bayrak, din ve devlet düşmanlarına karşı mutlak gâlip geleceksin...</p>
]]></content:encoded>
<author>Orhan KILIÇOĞLU</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/orhan-kilicoglu/urkek-bir-ceylan-gibiyiz/5715/</link>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 11:39:08 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ermeni İftiraları ve Gerçekler </title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yurdumuzun sadece doğu vilayetlerinde Ermeniler tarafından katledilen Türkler</span></span></span></p>

<table class="Table">
	<thead>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Vilayet</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Katledilen Nüfus</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Katledilen Nüfus Oranı</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</thead>
	<tbody>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Van</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">194.167</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%62</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bitlis</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">169.248</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%42</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Erzurum</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">248.695</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%31</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diyarbakır</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">158.043</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%26</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mamüratülaziz (Elazığ)</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">89.310</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%16</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sivas</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">186.413</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%15</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Halep</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">50.838</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%9</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Adana</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">42.511</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%7</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Trabzon</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">49.907</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%4</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplam</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1.189.132</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; padding:.100px .100px .100px .100px; border-top:1px solid black; border-right:1px solid black; border-left:1px solid black">
			<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%24</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Abartmalı hesaplamalara dayandığım yolunda eleştirilere fırsat vermemek için kendi tezimin aleyhine olacak sayıları esas tutmak ilkesini kabullendiğimden, yukarıdaki tabloda verdiğim Müslümanların ölüm telefatına göre düşük kaldığı varsayılabilir."</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Ayrıca Kafkasya'da; Bakü, Gence, Tiflis, Kutaisi, Kars ve Revan bölgelerinde de 413.000 Türk ve Müslüman katledilmiştir. Bu sayı yukarıdakilerle toplanırsa 1.602.132'ye ulaşmaktadır. Ermenilerden ölenlerin çok büyük bir bölümü yol şartları ve salgın hastalıklardan ölürken; Türk ve Müslüman halk ise tamamen Ermeni saldırıları ve işkenceleriyle yok edilmişlerdir."</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">— Prof. Dr. Justin McCARTHY</span></span></span></p>

<div align="center" style="text-align:center; margin-top:8px; margin-bottom:11px">
<hr align="center" size="3" width="100%" /></div>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">TÜRK VE ERMENİ KAYIPLARI HAKKINDA BAZI BİLGİLER</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ermeni Kayıpları</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Papaz Vahan Vardapet'e göre: 280.000</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kara Schemsi'ye göre: 250.000</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Osmanlı Devlet Arşivlerine göre: 56.610</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk ve Müslüman Kayıpları</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bruce Fein'e göre: 2.400.000</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kara Schemsi'ye göre: 2.000.000</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Justin McCarthy'ye göre: 1.602.132</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Osmanlı Devlet Arşivlerine göre: 1.931.105</span></span></span></p>

<div align="center" style="text-align:center; margin-top:8px; margin-bottom:11px">
<hr align="center" size="3" width="100%" /></div>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">TARİHSEL SÜREÇ VE ANLAŞMALAR</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ermeniler, Türk katliamına 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra da devam etmiş; ordumuzun çekildiği Kars ve çevresindeki 38 köyü yakıp yıkmış, 14.620 kişiyi katletmiştir. Sarıkamış bölgesinde 11.000 Türk daha katledilip bölgeden feryatlar yükselince Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) seferberlik ilan etmiş; Kazım Karabekir komutasındaki Türk ordusu kısa sürede Sarıkamış, Kars ve Gümrü'yü almıştır. Ermenilerin isteği üzerine, 3 Aralık 1920'de Gümrü Antlaşması imzalanmıştır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sakarya Zaferi'mizden sonra Sovyet Rusya aracılığı ile TBMM Hükümeti; Sovyet Cumhuriyetleri olan Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ile 13 Ekim 1921'de Kars Antlaşması'nı imzalamıştır. Bu antlaşma ile daha önce TBMM ile Sovyet Rusya arasında imzalanmış olan Moskova Antlaşması'nın üç Sovyet Cumhuriyeti için de geçerli olduğu kabul edilmiştir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak Ermenistan Parlamentosu, 6 Aralık 1989 yılında Türkiye'nin Ermenistan ile mevcut sınırının çizildiği 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması'nı fesih kararı alarak Türkiye-Ermenistan sınırını kabul etmediğini ilan etmiştir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ermeniler hâlâ Türkiye'nin doğu illerini "Batı Ermenistan" adıyla kendi sınırları içinde göstermektedir</span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>
]]></content:encoded>
<author>Şevket Sezer</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/sevket-sezer/ermeni-iftiralari-ve-gercekler/5714/</link>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 11:11:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Şu Hayat</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Katmadım haramı helal aşıma.</p>

<p>Yazılsın bu cehdim mezar taşıma.</p>

<p>Kaygım yok kalırsam yalnız başıma,</p>

<p>Bir kaç mümin çıkar taşınır salım</p>

<p> </p>

<p>Dünya malından ebedi ahrete,</p>

<p>Hayattan hisseme düşen mihnete,</p>

<p>Mağfiret duaya ihsan nimete,</p>

<p>Şahittir her seher açılan elim.</p>

<p> </p>

<p>Topraktan halkolmuş damlacık özüm,</p>

<p>Bez-mi Elestteyken verilmiş sözüm</p>

<p>Yüzünden arkada kalmıyor gözüm.</p>

<p>Akıbet,nasılsa mukadder ölüm.</p>

<p>                              Âşık CAFEROĞLU</p>
]]></content:encoded>
<author> Namık Özer ERDOĞAN  Atatürk Eğ.En.Eski Md.</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/namik-ozer-erdogan-ataturk-eg-en-eski-md/su-hayat/5713/</link>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 11:05:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ne Mutlu Türk'üm Diyene!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="4">Yalnız Türk'tür Türk'ün dostu,</p>

<p data-path-to-node="5">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="6">Türkistan'dan bir yel esti;</p>

<p data-path-to-node="7">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="8"> </p>

<p data-path-to-node="8">Börteçine'dir ilkimiz,</p>

<p data-path-to-node="9">"Turan"dır sevda türkümüz,</p>

<p data-path-to-node="10">"Kızıl Elma"dır ülkümüz,</p>

<p data-path-to-node="11">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="12"> </p>

<p data-path-to-node="12">İnmişiz Tanrı Dağı'ndan,</p>

<p data-path-to-node="13">Geçmişiz Vey Irmağı'ndan,</p>

<p data-path-to-node="14">Gül dermişiz "gül" bağından,</p>

<p data-path-to-node="15">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="16"> </p>

<p data-path-to-node="16">Kırk eriyle Atam Kürşat,</p>

<p data-path-to-node="17">Çin'le yapmış eşsiz cihat,</p>

<p data-path-to-node="18">At kişnerken coşmuş pusat,</p>

<p data-path-to-node="19">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="20"> </p>

<p data-path-to-node="20">Hakk'a kul olup kalmışız,</p>

<p data-path-to-node="21">Hakk'ın kılıcı olmuşuz,</p>

<p data-path-to-node="22">Resul aşkıyla dolmuşuz,</p>

<p data-path-to-node="23">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="24"> </p>

<p data-path-to-node="24">Yesevi'nin ocağında,</p>

<p data-path-to-node="25">Erenlerin kucağında,</p>

<p data-path-to-node="26">Dünyanın dört bucağında;</p>

<p data-path-to-node="27">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="28"> </p>

<p data-path-to-node="28">Elde Kur'an, dilde tekbir,</p>

<p data-path-to-node="29">Alperende olmaz kibir.</p>

<p data-path-to-node="30">Kul olduk Allah’a, tek bir;</p>

<p data-path-to-node="31">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="32"> </p>

<p data-path-to-node="32">Zalimlere yıldırımız,</p>

<p data-path-to-node="33">Dosta, yarene Hızır'ız,</p>

<p data-path-to-node="34">Şehadete hep hazırız;</p>

<p data-path-to-node="35">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="36"> </p>

<p data-path-to-node="36">Kudretim; eşsiz imanım,</p>

<p data-path-to-node="37">Damardaki asil kanım!</p>

<p data-path-to-node="38">Sabrım taşarsa volkanım,</p>

<p data-path-to-node="39">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="40"> </p>

<p data-path-to-node="40">Var olsun şanlı ordumuz,</p>

<p data-path-to-node="41">"Allah! Allah!"tır virdimiz.</p>

<p data-path-to-node="42">Şahlanıyor Bozkurt'umuz;</p>

<p data-path-to-node="43">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="44"> </p>

<p data-path-to-node="44">Düşman çok olsa ne yazar?</p>

<p data-path-to-node="45">Var ise gömecek mezar.</p>

<p data-path-to-node="46">Tarih destanımı yazar,</p>

<p data-path-to-node="47">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="48"> </p>

<p data-path-to-node="48">Dünyaya şan veren Türk'üm,</p>

<p data-path-to-node="49">Türklüğü çığırır türküm.</p>

<p data-path-to-node="50">Rahmet sana Atatürk'üm!</p>

<p data-path-to-node="51">Ne mutlu Türk'üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="52"> </p>

<p data-path-to-node="52">Hasretiyle dövünürüm,</p>

<p data-path-to-node="53">Haşmetiyle övünürüm,</p>

<p data-path-to-node="54">İzzetiyle sevinirim;</p>

<p data-path-to-node="55">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="56"> </p>

<p data-path-to-node="56">Üç yüz milyon kardaşım var,</p>

<p data-path-to-node="57">Yağılar veremez zarar.</p>

<p data-path-to-node="58">Yürekten haykır Niyazkâr;</p>

<p data-path-to-node="59">Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>

<p data-path-to-node="60"><b data-index-in-node="0" data-path-to-node="60">                </b><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">      (Niyazkâr)</span></span></span></p>

<p data-path-to-node="60">Türk milliyetçilerinin her türlü baskı, zulüm, eza ve cefaya rağmen davalarından asla taviz vermeyip kıyama durduğu; ülkü devlerinin, Turan mefkuresini şeref nişanesi sayarak mücadele bayrağını yeniden yükselttiği, milli şuurun şahikalaştığı, inançsızlığa karşı yeniden şanlı bir direniş destanının yazıldığı tarih olan "3 Mayıs Türkçüler Günü"nün 82. yıl dönümü aziz milletimize kutlu olsun!</p>
]]></content:encoded>
<author>Köksal Cengiz</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/koksal-cengiz/ne-mutlu-turk-um-diyene/5712/</link>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 10:59:05 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yöneticilerin En Ağır Yükü: Kul Hakkı...</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Kadir Özkaya, 64. kuruluş yıl dönümü töreninde yaptığı konuşmada yargı mensuplarına yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani sorumlulukları da hatırlatan önemli mesajlar vermiştir.</p>

<p>Konuşma doğrudan yargı camiasına yönelik olsa da, ortaya konulan ilkeler kamu yönetiminin tüm alanları için güçlü bir çerçeve sunmaktadır.</p>

<p>Başkan Özkaya’nın hukuk devleti, tarafsızlık, bağımsızlık, gerekçeli karar ve ölçülülük ilkelerine yaptığı vurgu dikkat çekicidir.</p>

<p> “Adaletin terazisinde hamaset, husumet, kayırmacılık ve duygusallığa yer olmadığı” yönündeki ifadeleri ise tüm karar vericilere güçlü bir uyarı niteliğindedir.</p>

<p>Gösterişten uzak durulması, riyadan kaçınılması, haksız kazanç ve yalandan sakınılması gerektiğine yapılan vurgu da meselenin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir boyut taşıdığını göstermektedir.</p>

<p>Konuşmanın en kritik başlıklarından biri kul hakkıdır. “Bu hak, ancak sahibinin rızasıyla ortadan kalkar” ifadesi, kamu gücünün kullanımında yalnızca mevzuatın değil vicdan ve etik değerlerin de esas alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Bu noktada temel soru şudur.</p>

<p>Bu ilkeler yalnızca yargı için mi geçerlidir, yoksa tüm kamu yönetimi için bağlayıcı bir ölçü müdür?</p>

<p>Cevap açıktır. Kamu gücünün kullanıldığı her yerde geçerlidir.</p>

<p>Bu nedenle valilerden kaymakamlara, genel müdürlerden belediye yöneticilerine kadar tüm kamu görevlilerinin bu anlayışla hareket etmesi gerekir. </p>

<p>Çünkü kamu hizmeti doğrudan vatandaşın hayatında karşılık bulur.</p>

<p>Bir dosyanın bekletilmesi, taleplerin geciktirilmesi, torpil ve kayırma gibi kişisel ilişkilerin devreye girmesi ya da işlemlerin herkese eşit davranılmadan yürütülmesi kamu vicdanını zedeleyebilir.</p>

<p>Asıl mesele şudur. Kararlar gerçekten adalet ve liyakatle mi alınmaktadır?</p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın mesajı tam da bu sorunun altını çizmektedir.</p>

<p>Çünkü değişmeyen gerçek şudur.</p>

<p>Adalet uygulamada karşılık bulduğunda anlam kazanır; kul hakkı ise bunun en ağır sorumluluğudur.</p>

<p>Bu sorumluluğu görmezden gelen hiçbir yönetim anlayışı, kamu vicdanında karşılık bulmaz.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki; bu ülkede kamu adına atılan her imza, ya adaletin tecellisi olur ya da kul hakkının vebali olarak sahibinin karşılığına çıkar.</p>
]]></content:encoded>
<author>Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/cahit-erdogan/yoneticilerin-en-agir-yuku-kul-hakki/5711/</link>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 10:51:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eski Türklerde Hayvancılık-1</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Prof.Dr.Erhan AYDIN’ın <b><i>“Eski Türklerde Gündelik Hayat</i>”</b> isimli kitabından hareketle bu yazımda da <b><i>“Hayvancılık”</i></b>tan bahsedeceğim:<i> “Türk runik harfli eski Türk yazıtları, Türklerin bilinen ilk yazılı metinleri olması dolayısıyla, dil bilgisi ögelerinin olduğu kadar, sosyal ve ekonomik hayatın da ilk örnekleri ile karşılaşılmaktadır.</i></span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Koyun:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Koyunu ifade eden sözcük <b>kon</b> biçimiyle tespit edilmiştir. Sözcükteki n sesinin n ve y sesi yakınlığında bir fonem olduğu bilinen bir konudur… Sesin Eski Uygur Türkçesi döneminden itibaren n ve y olarak gelişimini sürdürdüğünü söylemek mümkündür. (s.131)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Sözcük hayvan ve yıl adı </span></span></span></i><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">(koyun yılı)</span></span></span></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> olarak elde edilmiştir… Köl Tegin doğu 12 ile Bilge Kağan doğu 11’deki cümlelerde Bilge Kağan, babası İlteriş Kağan’ın askerlerini kurda, düşmanlarınınkini ise koyuna benzetmesi, hayvanın fizyolojik özellikleri ile bunun kurt ile koyun tezatının ifadesi bakımından hayli ilginç ve önemlidir… (s.132)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Koyun, Türklerin en eski zamanlardan beri hem süt ve et anlamıyla besin hem de yününden dolayı giyecek temininde en çok yararlandığı hayvanların başında gelmektedir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Keçi (amga, arkar):</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> …Keçi sözcüğü bulunmasa da keçi türlerinden olan iki sözcük elde edilmiştir. Ancak her iki örnek de yer adı olarak ele geçmiştir. Bunlar <b>amga ve arkar’</b>dır.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Amga-Amgı</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">: Sözcüğün iki örneği Köl Tegin ve Bilge Kağan yazıtlarında birer kez tespit edilmiş olup <b>‘dişi dağ keçisi’</b> anlamındadır ve bu hayvan adı ile yer adı yapılmıştır… s.134)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Arkar:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> <b>‘Dişi dağ keçisi’</b> anlamında olan ve amga sözcüğünde olduğu gibi yine yer adında karşılaşılan... Sözcük, yazıtlar dönemi Türkçesinde yalnızca Şine Usu güney 1’de tespit edilmiştir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Hayvan adı olarak kullanılmamış olsa bile sözcüğün tespiti, Eski Türkçenin söz varlığı için kuşkusuz çok değerlidir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">‘Arkar başı’ </span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">olarak ele geçen ve yer adı olduğu açıkça görülen sözcük... (s.137-138)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Tavuk:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Dört kez tespit edilen </span></span></span></i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">(sözcük)…<i> on iki hayvanlı takvimde 10.yılı ifade eden bir yıl adı olması nedeniyle kullanılmış… (s.140).</i></span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Hindi, ördek, kaz gibi küçükbaş hayvanların eski Türklerin bozkır hayatında yerinin olup olmadığını bilmek güçtür… (s.141)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">:</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Buka</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> (Boğa, s.142), <b>Öküz</b> (s.143).</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Binek ve Yük Hayvan Yetiştiriciliği</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">At:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Eski Türk yazıtlarında atlar ile ilgili çok özel cümle ve ifadeler bulunmaktadır…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Çin kaynaklarının… verdiği bilgiler de önemlidir. <b>Kurıkanlar</b>dan bahsedilirken ‘Onların on değişik at isimleri vardı: <b>Sıçrayan kırağı (kar) beyaz,</b> beyaz mavimsi at, <b>donmuş çiğli at,</b> asılı ışık at, <b>uçan renkli bulut sarımsı at,</b> elektrik akım kızılı, <b>akan altın atı,</b> yükselen efsanevi hayvan, <b>kahverengi (mor),</b> hızla giden gökkuşağı… </span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Türklerin atlara ad verdiğine dair ilk örnekler de yine eski Türk yazıtlarından elde edilmiştir. Yazıtlardaki kimi cümlelerde sahibinin kahramanlığının yanında atın da bu kahramanlığa etkisi dile getirilmiştir…</span></span></span></i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> <i>(s.146-147)</i></span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Atın on iki hayvanlı takvimde bir yılı gösterdiğini de eklemek gerekir. (s.150)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Yunt:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Yazıtlar dönemi Türkçesinde <b>‘at’</b> anlamındaki ikinci sözcük ise <b>yunt</b>tur. Toplam altı kez tespit edilen sözcük… (s.151).</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">At Türleri</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Cinsiyete Göre At Türleri:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> <b>Adgır</b> ‘Aygır, erkek at’ (s.153).</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Kırgız Türkçesi <b>aygırak </b>‘genç aygır’, Şor Türkçesi <b>askırak</b>, Türkmen Türkçesi <b>aygır,</b> Hakas Türkçesi <b>asxır</b>, Koybal ve Sagay Türkçesi <b>aksır<azgır,</b> Sarı Uygur Türkçesi <b>azgır,</b> Yakut Türkçesi <b>atı:r<adıgır<adı-gır</b> ‘üreme için sürüden ayrılmış’. Moğolca <b>ajirga</b>(n) ‘öteki hayvanların da erkeği’, Halaç Türkçesi <b>azraga<adırga(n)<a-dır-ga(n).</b></span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Azman:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> ‘İğdiş edilmiş at’ (s.154-155)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Donuna Göre At Türleri (Renk İle Elde Edilen Türler)</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Ak</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> (s.155), <b>Başgu (başgıl?):</b> ‘Alnı akıtmalı (at)’ anlamındaki bu sözcük…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Atların rengi, alnındaki leke gibi özelliklerinin anlatılmasını, Türklerin atları ne derecede önemsediğine önemli işaret olarak değerlendirmek gerekir… (s.156)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bodrak:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> ‘Kahverengi, kestane rengi’ anlamında olması gereken sözcük…</span></span></span></i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> <i>(s.148, 157)</i></span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Boz:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> (s.158) alnı akıtmalı boz at.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Ermeli/Ermele:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> …yazıtta iki kez geçen ve her ikisinin de aynı biçimde yazıldığına tanıklık edilen ermeli sözcüğü ile ne kastedildiği belli değildir… (s.159)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Eygir (Yeger veya Yegir):</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Renk ifadesi ile at türünü gösteren sözcük… Sözcük ‘geyik, yabani dişi geyik, yaban keçisi’ olarak da anlamlandırılıyor… <b>Yegir</b> ‘genç ceylan’.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Talat Tekin ise <b>Yegren</b> için ‘kestane rengi (at)’ anlamı verir. (s.160-161) ‘Kızıl renkli at’, ‘al at’ anlamı da verilmektedir. (s.162, 168)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bu sorunlu sözcük, <b>eygir</b> okunarak ‘kara at’ anlamı verilebilir… Sözcüğün, Kıpçak dönemi metinlerinde at donu olarak ‘kara at’ anlamıyla yer aldığı bilinmektedir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Tüm bu verilerden, eski Türk inanç sistemi çerçevesinde kara atın av hayvanı olarak avlandığı sonucuna ulaşılabilir. Buna göre kara at avlamak, inanç sistemiyle ilgili olmalıdır. Eski Türklerin ayin hazırlığı için ava çıkıp burada yaban atı ve geyik vurduğu, Çin kaynaklarında da kayıtlıdır. Ayin sonunda kurban etlerinin Tanrıya sunulmayan kısımlarını, hükümdar ailesi ve beyler <b>‘keyik çağrısı’</b> adı verilen bir şölende toplanarak paylaşmaktaydı. Yine Çin kaynaklarına göre beşinci ay içinde Türkler, koçlar ve atları göğe kurban ederdi. Burada sözü edilen ve Ülgen’e kurban olarak sunulan atlar, açık renkli ve özellikle beyaz olmalıdır. Sunulan bu kurbanın donunun açık renkte olması, <b>Ülgen ile Erlik</b> arasındaki farkı da göstermektedir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Sonuç itibariyle Küli Çor yazıtının doğu yüzünün 6.satırında geçen ve <b>ygr</b> harfleriyle yazılmış sözcüğün <b>yegir veya yeger</b> değil <b>eygir</b> okunması ve ‘kara at’ anlamında olması gerekir… (s.163-164)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Gaşga:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Atın derisindeki leke vs. gibi bazı özellikleri sayesinde türünü göstermeye yarayan ‘alnı akıtmalı (at)’ anlamındaki gaşga sözcüğü, Türk dili açısından olduğu kadar Türk kültür tarihi açısından da değerlidir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Abdülkadir İNAN’ın, <b>‘kaşka’</b> alnı lekeli at ve benzeri sözcüklerden hareketle, alnında bir işaret bulunan hayvanların, ruhların müstesna iltifatına ve lütfuna mazhar oldukları için bir <b>damga (işaret) taşıdıklarına inanılmıştır.’</b> tespiti, sözcüğün Türk kültür tarihindeki yerinin belirlenebilmesinde önemli bir yere sahiptir. (s.165)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Kök:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> …kök sözcüğü, hem renk ifadesiyle sıfat hem de ‘gökyüzü’ ve ‘kişi adı’ olarak sıklıkla kullanılmıştır. Sözcük <b>‘mavi, gri, boz’</b> renklerini ifade etmektedir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Sözcük, gökyüzünün rengi olması dolayısıyla <b>‘mavi’</b>, kimi zaman <b>‘yeşil’</b>; ancak <b>özellikle hayvan adlarında ‘boz’ anlamıyla kullanılmıştır… </b></span></span></span></i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Örnek; <b>bozkurt</b> anlamındaki <b>kök böri</b><i> (s.165)</i></span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Yabogan (Yazıtı, A 84) 3: Ak at altun ederlig e kök at kümüş ederlig e torug at tuç ederlig...</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bu önemli cümlede hangi renk ata hangi eyerin yakışacağı ifade edilmiştir. Buna göre en değerli hayvan ak at, ardından boz at ve en sonda ise doru at sayılmıştır. Ayrıca gücü, boyu, canlılığı gibi fiziksel özelliklerinin değil rengiyle değer biçilmiş olmasının kuşkusuz mitolojik bir anlamının da olması gerekir. (s.166)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Torug:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> (Doru at).</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Suci (Yazıtı) 7: Kızımın kalınsız bertim marıma yüz er <b>torug</b> (ber)tim ‘kızımı başlıksız verdim. Hocama yüz kişi (ve) <b>doru atlar</b> takdim ettim.” (s.167)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bu arada <b>“At Türk’ün kanadıdır.”</b> ifadesini de yazalım. Haftaya devam…</span></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/uaef-bask/eski-turklerde-hayvancilik-1/5710/</link>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 09:24:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anadolu'nun Türklüğü</title>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="auto">Karadeniz Bölgesi, tarihi çok eskilere dayanan bir Türk yurdudur. Örneğin Kassitlerin yurdu olan Kastamonu’yu ele alalım. On bin kişilik Kas/Gas tümeninden yola çıkarak Kas > Kas tümeni > Kastamonu halini almıştır. Yerel şivede/ağızda Gastumunu denmesi de bu yüzdendir hatta. Benzer bir adlandırma Kenger Körfezi için de geçerli olup Kenger Körfezi’nin adı Türkistan’dan Ortadoğu’ya inerek Sümer uygarlığını başlatmış olan Kengerlerden gelmektedir. Körfezin kuzeyindeki ovalarda, yaylalarda şimdilerde Kaşka/Kaşkaî/Kaşkay Türkleri yaşamaktadır. Kas-Hazar Kağanlığı bağlantısı da cabası..</p>

<p>Van Gölü’ndeki Akdamar Adası’nda bulunan ve Tanrı’nın evi olması gereken Akdamar Kilisesi ne büyük acılara tanıklık etmiştir. Adayı üs haline getiren Hınçak-Taşnak adlı kan emici teröristlerin tutsak alıp adaya götürdükleri Türk kadınlarına yapmadıkları iğrençlik kalmamıştır. Aynı iğrençliği Karabağ’da, Hocalı’da da tekrarlamışlardır. Tıpkı Greklerin (Yunanlılar), Sırpların yaptıkları gibi.. Akdamar -beyaz tenli anlamındaki- Ak Tamara’dan gelir. Tamara, Hırıstiyan Kıpçaklara mensup bir khatun (kadın, hatun) yani kraliçedir. Adını da Massagetlerin ünlü hatunu Tomris’den almıştır. Tomris’in sözcük anlamı “demir” demektir. Massaget’in açılımı Mas=Baş, Sag=Saka, t=ler (çoğul eki) olabilir. Başkurt (Baş-gur-t) örneğinde olduğu gibi.. Başkurt demişken; Ogur (Oğuz), Bitigur, Kutrigur, Fin-Ogur, Bulgar, Hungary (Macaristan), Uygur, Salgur/Salur, Gurmanç (Kürt) vb. boy adlarının da altını çizelim. Ve hatta tarihte adı Goguryeo/Goryo olan Kore’nin de..</p>

<p>Selçuklu döneminde birlikte hareket ettikleri bilinen ve -başta Tunceli olmak üzere- obalar halinde Anadolu’dan Balkanlara kadar dağılan Alan, Lolan, Balaban gibi oymaklar (aşiret) misal.. Alanlar hakkında 1517 tarihli bir Osmanlı belgesinde Avşar oldukları yazarken bir başka Osmanlı belgesinde -Karakoyunlu Devletini de kuran- Yıva boyundan oldukları yazılmıştır. Hazar Denizi ile Aral Gölü arasında bugün bile Alan adını taşıyan yerler vardır. Lolan da yine Doğu Türkistan’da bir yerleşim yeridir. “Lolan güzeli” adı verilen ve bir Türk hatununa/kadınına ait olan mumyadan aklınızda kalsın. Balabanlar yine Batı Anadolu’ya kadar dağılmıştır. Şimdi bu oymaklara bağlı Doğu Anadolu’daki kimi obalar Oğuz/Türkmen lehçesi konuşmuyorlar diye Türk olmuyorlar mı? Osmanlı’nın kurucu oymağı olan Karakeçililerin Şanlıurfa’daki obaları da Gurmanç (Kürt) lehçesi veya şivesi konuşurken üstelik..</p>

<p>Balabanlar demişken… Erzincan Türk tarihi açısından önemli merkezlerden biridir. Örneğin Akkoyunlular için yazlık başkent görevi görürken, Safevîlerin de kuruluşuna tanıklık etmiştir. Türk tarihinin kırılma noktalarından biri olan ve 1230 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat ile Harzemşahlar/Harezmşahlar Sultanı Celaleddin’in Erzincan yakınlarındaki Yassıçemen Ovası’nda karşı karşıya geldikleri savaştır. Moğollar karşısında tutunamayıp Horasan’dan Güney Kafkasya’ya (Azerbaycan) gelen Sultan Celalettin büyük bir strateji hatası yaparak Haçlı seferleri yüzünden zor bir dönemden geçen Anadolu Selçukluları çatışmaya girmiş ve aldığı büyük yenilgi Celaleddin için sonun başlangıcı olmuştur. Celaleddin savaşı kaybedip Hazar kıyılarına çekilirken Arıllı, Bahtiyar, Balaban, Bulan, Çarıklı, Demenan, Harpuran, Haydaran, Hormek(li)ler, İzol(lu), Şadıllı, Kıran ve Yusufhan gibi oymaklar Celaleddin’den ayrılarak Anadolu Selçuklularına bağlanmıştır. Kimi oymakların adındaki -an eki günümüz Türkçesindeki -lar, -ler ekine karşılık gelir. Bu tarihî gerçeklikle ilgili iki kaynağa yer verelim. İlki, 1921 yılında -dönemin Dersim milletvekili olan- Hasan Hayri Bey’in TBMM’de yaptığı bir konuşma sırasında Harezm (Harzem) geçmişini dile getirmiş ve yerleşme iznini Alaaddin Keykubat’ın verdiğini açıklamıştır. Diğer kaynak ise kendisi de bir Hormekli olan Mehmet Şerif Fırat’tır. “Doğu İlleri ve Varto Tarihi” adlı ünlü eserinde söz konusu oymaklar ve Harezm (Harzem) bağı ile ilgili bilgilere yer vermiştir. Söz konusu kitabı 1988 yılında Serik Lisesi Orta Bölümünde okurken okul kütüphanesinden alıp okumuştuk.</p>

<p>Sözü “Anadolu en az yedi bin yıllık Türk beşiğidir.” diyen büyük önder Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’e bırakalım: “Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümid etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne yedi bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”</p>

<p> </p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>
]]></content:encoded>
<author>Aziz Dolu Atabey </author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/aziz-dolu-atabey/anadolu-nun-turklugu/5709/</link>
<pubDate>Sat, 02 May 2026 22:58:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim çalışanları olarak; birlik, beraberlik ve dayanışmanın güçlendiği 1 Mayıslar istiyoruz.<br />
Emeğin değer gördüğü; liyakatin esas alındığı, yandaşlığın değil hakkın kazandığı bir düzen talep ediyoruz. Sendikal baskıların ve ayrıştırmaların olmadığı bir çalışma hayatı istiyoruz.<br />
Hakkını arayan emekçilerin baskı ve zulme uğramadığı; mağduriyetlerin giderildiği, çalışanların ve emeklilerin tüm mali ve özlük haklarının yasalarla güvence altına alındığı bir Türkiye istiyoruz.<br />
Memur emeklilerinin sefalete mahkûm edilmediği; çalışanlara yapılan iyileştirmelerin emekli maaşlarına da yansıtıldığı, adaletsizliklerin son bulduğu bir sistem talep ediyoruz.<br />
Eğitim çalışanları olarak; eşit işe eşit ücretin hayata geçirildiği bir düzen istiyoruz. Öğretmenler odasında “ücretli” ya da “sözleşmeli” ayrımı değil, sadece “öğretmen” kimliğinin var olmasını istiyoruz. Tüm öğretmenlerin eşit statü ve haklara sahip olmasını talep ediyoruz.<br />
Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin tamamen sona ermesini; şiddet durumunda şikâyet şartı aranmaksızın kamu davası açılmasını ve caydırıcı cezaların uygulanmasını istiyoruz.<br />
Ataması yapılmayan öğretmenlerin bir an önce göreve başlatılmasını bekliyoruz.<br />
2005’ten bu yana uygulanan Öğretmenlik Kariyer Basamakları sisteminde yaşanan adaletsizliklerin giderilmesini; bu kapsamda elde edilen mali ve özlük hakların emeklilikte de devam etmesini talep ediyoruz.<br />
Yıllardır gündemde olan 3600 Ek Gösterge düzenlemesinin artık hayata geçirilmesini istiyoruz.<br />
Eğitim sistemimizin önemli sorunlarından biri olan yönetici atama süreçlerinin; adalet ve liyakat esaslı bir yapıya kavuşturulmasını, sendikal aidiyete dayalı uygulamaların sona ermesini talep ediyoruz.<br />
Vergi dilimi adaletsizliğinin giderilmesini; toplu sözleşme süreçlerinde korunmayan haklarımızın iade edilmesini istiyoruz.<br />
Enflasyon karşısında eriyen maaşların güncellenmesini; banka promosyonlarının standartlara bağlanarak taban fiyat üzerinden belirlenmesini talep ediyoruz.<br />
Emekli ikramiyelerinin günümüz koşullarına uygun şekilde artırılmasını istiyoruz.<br />
Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun, öğretmenlerin gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmesini; mesleğin ekonomik, sosyal ve itibari haklarının güvence altına alınmasını talep ediyoruz.<br />
Liyakatsiz yöneticiler nedeniyle mobbing ortamına dönüşen kurumlarda, adaletin yeniden tesis edilmesini ve çalışma barışının sağlanmasını istiyoruz.<br />
Hangi meslek grubunda olursa olsun, her çalışanın önce insan olarak değer gördüğü bir anlayışın hâkim olmasını istiyoruz.<br />
Bizler inanıyoruz ki; mutlu, huzurlu ve güvenli bir çalışma ortamı, iş barışını ve verimi artırır. Bu nedenle kazanılmış haklarımızın korunmasını ve günümüz koşullarına uygun şekilde iyileştirilmesini talep ediyoruz.<br />
Bu inançla; eğitim çalışanlarının da grev hakkına sahip olduğu, hakkın sesinin yükseldiği, adalet ve liyakat çizgisinde emeğin değer bulduğu 1 Mayısları birlikte karşılamak dileğiyle…</p>
]]></content:encoded>
<author>Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/kadriye-demirel-egitimci-egitim-kocu/1-mayis-ta-egitim-emekcilerinin-hak-adalet-ve-liyakat-cagrisi/5708/</link>
<pubDate>Sat, 02 May 2026 00:22:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkistan seyahatimizin bu bölümünde, gümrüğü kolay geçmek için Özbekistan’ın başkenti Taşkent’ten gece saat 04.00’te çıktık. Sınıra yaklaşık 25 kilometre mesafe var; gümrük geçişi sonrası Kazakistan’a girdik. Kazakistan, yüz ölçümü bakımından Türkiye’nin yaklaşık dört katı büyüklüğünde, çok geniş topraklara sahip bir ülke. Bağımsızlık sonrası %35 olan Kazak Türkü nüfusu, bugün iki katına çıkarak %70 oranına ulaştı. Ülkede Kazak Türklerinden başka, diğer etnisiteye mensup insanlar da yaşamaktadır. Özellikle Rus nüfusu kalabalık; Rus ve Çin etkisi bir tehdit unsuru olarak varlığını hissettiriyor. Bu topraklarda ülke güvenliği, varlık ve beka çok önemli bir faktördür.</p>

<p>Çimkent ve diğer yerleşim yerlerini geçtikten sonra Kazakistan’ın en önemli illerinden Türkistan vilayetine ulaştık. Bu bölge, diğer adıyla "Yesi" olarak anılır. Hasretini çektiğimiz Türkistan’ın piri Hoca Ahmet Yesevi’nin diyarına sonunda ulaştık. Önce onun çok büyük hürmet ettiği; tasavvuf misyonunu kutsal topraklardan buraya getiren, Peygamberimizden bir hurma emanetini teslim alma görevini ifa eden sahabe Arslan Baba’nın hikâyesini dinledik ve kabrini ziyaret ettik. Ardından Türk iş adamlarının yaptığı birbirinden kıymetli otelleri, sosyal tesisleri ve Diyanetin yaptırdığı camileri gezdik. Bölgeye Türkiye’nin ilgisi alkışlanmaya değer; tabii asla yeterli değil, daha fazlasına ihtiyaç var. Buraları anlatmak yetmez; gezmek, görmek, yaşamak ve hissetmek gerekir. Bölge, Ahmet Yesevi’nin manevi mührünü her haliyle hissettiren; İslam’ın Türk yorumunun ete, kemiğe ve ruha büründüğü; gönüllerin fethi ile manevi iklimin ihya edildiği kritik bir kader kavşağıdır.</p>

<p><a href="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/05/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak-3.jpeg" title="Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak 3"><img alt="Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak 3" height="563" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/05/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak-3.jpeg" width="750" /></a></p>

<p>Ahmet Yesevi, aynı zamanda <i>Divan-ı Hikmet</i> adlı eseriyle bir şairdir. Gönül adamı olmak, adamlığın kemale ermiş halidir. Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Yunus Emre ve daha niceleri... Bu mayanın Anadolu’ya, Kafkaslar’a ve Balkanlar’a ulaşan o büyük Türk-İslam inkılabının kilometre taşlarının döşendiği gönül fetihlerinin tohumu buralarda oluştu. Burası, nice ulu çınarların kök salmasına vesile olmuş kutlu bir diyardır.</p>

<p>Ahmet Yesevi; İslam’ı sevgi ve hoşgörü temelli bir yaklaşımla anlatan, Türk milletine aidiyetini fıtri ve ilahi bir emrin tecellisi olarak gören, "Türklük kader, din tercihtir." diyen, milliyetsiz İslam anlayışını reddeden, Türklüğü ile onur ve gurur duyan yüce bir Türk bilgesidir. Gönüller yapan, gönül fethini hedefleyen ve bu uğurda Alpler, Alperenler yetiştiren; vefatı sonrası bu misyonda milyonlarcasının yetişmesine vesile olan büyük bir dava erenidir. Bugün o ruha, o mayaya, o öze o kadar ihtiyaç var ki! Türk milleti ve bunalan insanlık, o büyük inkılaba muhtaçtır. Bir yerlerden yeniden başlamak, insanın manevi huzur ve mutluluk bulması, insanı yaşatmak için o misyona büyük ihtiyaç vardır.</p>

<p>Sonunda Ahmet Yesevi’nin kabrinin bulunduğu alana girdik; büyük bir heyecan yaşıyoruz. Önce o döneme ait ek binaları, hamamı ve yaşamını sürdürdüğü mekânlardaki eşyaları, sanat eserlerini inceleyerek bilgiler edindik. Tarihî Türk hamamını ve belli sanatların icra edildiği orijinal eserleri tanıyarak tarihe yolculuk yaptık. İzlenimlerimiz ve görseller bizi adeta yedi asır öncesine götürdü. Kafilemiz sessiz, samimi ve büyük bir sükûnet içinde anlatılanları dinliyor, manevi bir haz alıyordu. Yüzlerdeki merak ve burukluk, bu büyük zatı tanımanın verdiği rahmet ve minnet duygularıyla birleşiyordu. O dönemde dünya, henüz bu yerleşik düzenin yanından bile geçmemişti. İslam’ın yorumu, Türk kültür ve medeniyet değerleri, bilimsel gelişmeler itibarıyla bölge altın çağını yaşamıştı.</p>

<p>Merakla çilehaneyi ve kabri görmek için sabırsızlanıyorduk. Kazak Türkü rehberimiz dersine iyi çalışmış, en küçük ayrıntıyı bile özenle aktarıyordu. Yesevi’nin çilehanesine girdiğimizde orijinal eserler, yazılar ve görsellerle karşılaştık. Ahmet Yesevi; büyük bir fedakârlıkla, dur durak demeden, at üstünde veya yayan; karda, ayazda, sıcakta gezdiği Türkistan civarı, İran, Anadolu, Kafkasya ve Balkanlar'da büyük bir değişimin tohumlarını ekmiştir. İnsanların İslam’ı kabul etmesine vesile olmuş; saf, duru, vahye uygun, aklı ve bilimi esas alan bir gayretin insanı olmuştur. 63 yaşından ömrünün sonuna kadar kendisini çilehaneye kapatmış; sohbet ve cuma namazı dışında dışarı çıkmamıştır.</p>

<p>O, Türk olduğunu açık ve net biçimde söylem ve eyleme dökmüş; tasavvufi çizginin bir millete ait olma ilahi gerçeğini akıl ve nakil eşliğinde insanlık tarihine altın harflerle yazmıştır. İnsanın bedenini değil; beynini ve gönlünü değiştirmeyi hedeflemiştir. Bugün hâlâ o misyonun hasreti çekilmekte; Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Hacı Bayram Veli gibi ulu bilgelerle birlikte bu çizgi yol haritamız olmaya devam etmektedir. Buradan yeni bir Türk Rönesans’ı başlatmalı; Türk’ün değerlerine sımsıkı sarılarak söylemden çok eylem ortaya koymalıyız.</p>

<p><a href="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/05/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak-4.jpeg" title="Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak 4"><img alt="Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak 4" height="563" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/05/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak-4.jpeg" width="750" /></a></p>

<p>Aksi takdirde başka milletlerin humuslu toprağı, tahrif edilmiş dinlerin piyonu oluruz. Bugün İslam’ı siyasallaştıran güçlerin oyunları ortadadır. Hangi çağda huzurlu olmuşsak, günü o doğrultuda akıl ve bilimle güncelleyerek geleceğe yürümeliyiz. Ne dinimiz ne de töremiz kula kulluğu kabul eder. Türk milleti onurlu ve şerefli bir millettir; aç kalır, fakir olur ama asla köleliği ve uşaklığı kabul etmez.</p>

<p>Büyük Türk inkılabını; Ahmet Yesevi, Maturidi, Emir Timur, El-Harezmi, El-Biruni, Uluğ Bey, Gaspıralı İsmail, Ziya Gökalp, Cengiz Aytmatov, Atatürk ve Aziz Sancar gibi ulu Türk bilgeleri, bilim insanları ve binlerce yıllık geleneklerimiz oluşturmalıdır. Türk Cumhuriyetlerinde dolaşırken ortak kelimeler olmasına rağmen anlaşmakta güçlük çekiyoruz. Bu hem zaman kaybı hem de iletişim eksikliğidir. Edirneli ile Hakkarili bugün anlaşıyorsa, bu Türkiye Cumhuriyeti ve Türkçe eğitim sayesindedir.</p>

<p>Gaspıralı İsmail’in "Dilde, fikirde, işte birlik" sözü bir öngörü harikasıdır. Türk dünyasını güçlü kılacak her türlü potansiyel mevcuttur; ancak bunu harekete geçirecek samimi bir iradeye ve vizyona ihtiyaç vardır. 350 milyonluk Türk dünyası, sömürüyü sonlandırmak için beyin göçüne engel olmak zorundadır. Türk çocukları sayesinde bu coğrafya, bilimin ve eğitimin cazibe merkezi olmalıdır. Tarihte Türkler birbirleriyle savaşarak çöküşe geçti; aynı yanlışı yapmamak için farklılıkları zenginlik kabul etmeliyiz.</p>

<p>21. asrı "Türk asrı" yapacak potansiyel elimizdedir. "Türkiye Yüzyılı" yaklaşımı bu noktada eksik kalabilir; doğrusu tüm Türk dünyasını kapsayan "Türk Asrı"dır. Türk asrı ve Türk milliyetçiliği, bütün Türklerin müşterek paydasıdır. İnsan odaklı bir Türk çağını dünya bekliyor. Ahmet Yesevi’nin kabrine yürüme mesafesinde olduğumuz bu son gecede, onların gördüğü rüyaların gerçek olması tarihsel bir gerekliliktir. Büyük hedefler hayallerle başlar.</p>

<p>Çağımız Türk çağı, asrımız Türk asrı olmalıdır.</p>

<p><strong>Sabri ŞENEL</strong> - 1.05.2026</p>
]]></content:encoded>
<author>Misafir Yazılar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/misafir-yazilar/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak/5707/</link>
<pubDate>Sat, 02 May 2026 00:14:05 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yönetenlerin Yanlışlarını Göremeyen Öğrencime Mektup((1)</title>
<content:encoded><![CDATA[<div style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; padding:0cm 0cm 0cm 0cm">
<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="font-size:12px;"><em>(Değerli öğrencimizin adını İsmail kabul edelim ve yazımızı ona göre yazalım. Yazımız  seri  şeklinde olacaktır)</em></span></p>

<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">21 Nisan'da Facebook'ta sayfamda Milli Eğitim Bakanlığında oturan kişi için  gazeteci Fatih Altaylı’nın “Öğretmen canını verir, bakan makamını vermez” ve Ülkü Ocakları eski genel başkanı Azmi Karamahmutoğlu’nun “Utanmadan koltuğunda oturuyor” çıkışlarını konu alan resimli gazete haberlerini paylaşmıştım. Yaptığım paylaşımın başına:</span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; font-size:12.0pt; padding:0cm"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">“Çok yiğit bir bakan, millet ve Allahtan bile korkmuyor”</span></span></span></b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626"> yazmıştım. Onun altına a  “Çok yetkili, çünkü Cumhurbaşkanı’nın mülakat yapılmayacak sözüne rağmen, adam kayırma mülakatlarının devamını sağladı” şeklinde bir ifade kullanmıştım. </span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">1984-1987 yıllarında öğretmenlik ve müdür yardımcılığı yaptığım Artvin İmam-Hatip Lisesi'nde o zaman orta kısımdaki çok sevdiğim öğrencim İsmail ………..’in “Sende mi hocam ya” yorumuna karşı yazdığım mektuptur.</span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Ne var bende değerli öğrencim İsmail? Hayatını eğitime vermiş ve İslam’ı değerleri yüksek tutarak yaşamaya gayret eden bir insan olarak doğruya doğru, yanlışa yanlış demeyelim mi? Bu aynı zamanda Allah’ın emri değil mi? Dünya demokrasi tarihinde arka arkaya hiçbir siyasal ekip 25 yıl iktidarda kalmadı. Artvin’de görev yaptığımda o zaman oranın en iyi, en lüks oteli olan Genya Oteli’nde (Karahan daha yapılmamıştı) tek kişilik odada kalıyordum. Saklıca'da üç öğün yemek yiyor, kahvelerde arkadaşlarla oturuyordum. Her ay Trabzon’a gidiyor, üç ayda bir takım elbise alıyordum; yine de bankada paramız oluyordu. 2014’e kadar şu anda kaldığım sitede bir asgari ücretli maaşının yarısıyla kiralık ev tutarak, diğer yarısıyla zar zor da olsa geçinebiliyordu. Şu anda kiralar 40-60 bin arasında. Kaç asgari ücretli bir araya gelerek kiralayabilir ve geri kalan para ile nasıl geçinebilir, onu da sen hesapla…</span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">İlk görevime başladığım Artvin’de, o dönemde darbe hükümeti olan askeri yönetimin Milli Eğitim Bakanı olan hem de tüm general olan Hasan Sağlam'dı. Okullara yazı yazarak biz öğretmenlerin görüşlerini soruyordu. 2002 yılına kadar öyle ya da böyle bakanlıkta öğretmenlerin değerlerini düşürecek bir şeyler olmadı. Her şey belirli bir hukuk içinde yürütülüyordu.</span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Değerli öğrencim İsmail, 2003 Martından sonra yani Erdoğan başbakan olunca her alanda bir "benim adamım" anlayışı tek belirleyici anlayış oldu. Devlet kadrolarının tamamına yakını Nisâ Suresi 58. Ayette: "Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitendir, görendir." emri ve uyarısını dikkate almadan milli görüş ve Fethullahçı kadrolar atandı. Bu atamalar önce vekâleten, daha sonra da asaleten yapıldı. Hatta bu atananlar arasında Fethullahçılar çok daha yetkiliydi. Bu atanan yöneticilerin masalarının üstünde Fethullahçıların tam destekçisi TARAF ve ZAMAN gazeteleri vardı. O devirde de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en önemli mensupları Fethullahçı çeteci savcı ve yargıçların kumpaslarıyla hedef alındı. Hani dönemin başbakanı ben o davaların savcısıyım demişti. TSK’nın birçok üst rütbeli güzide subayları ABD destekli Fethullah operasyonu ile zindanlara doldurulurken TSK’da büyük zafiyet oluşarak büyük güç kaybına sebep olmuştu. Türk milletini her yönüyle düşmanlara karşı koruyan güçlü ordularımızın yani TSK’nın başı uyduruk bir iddianame ile tutuklanıp bilmem kaç yıl ceza almasına izin veriliyordu. Ama çeşitli yardımlarla yükseltilerek zamanki MİT müsteşarının yargılanmasına izin verilmiyordu. Birisi Orgeneral diğeri ast subay idi. İktidar partisinin en önemli adamlarının başında gelen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Bülent Arınç “Türk Silahlı Kuvvetleri bağırsaklarını temizliyor” demişti. Yani uyduruk davalarla yargılananları neye benzettiğini, yani bağırsak temizlemek ne demek bunu bilirsin herhâlde…</span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Fethullah Gülen’in TSK’yı çökertme davasından sonra MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı da tutuklama niyetiyle savcılar tarafından 7 Şubat 2012 ifadeye çağrılmasına karşı çıkan Erdoğan buna izin vermemişti. Buna rağmen 14 Haziran 2012 tarihinde, İstanbul Türk Telekom Arena Stadyumu'nda düzenlenen 10. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nın kapanış töreninde Erdoğan, bu törende yaptığı konuşmada; "gurbet" ve "hasret" vurguları yaparak Fethullah Gülen’i Türkiye'ye davet etmiştir. Erdoğan, stadyumdaki kalabalığa hitaben şu ifadeleri kullanmıştır: "Gurbet hasrettir. Hasret bedeli çok ağırdır. Biz, gurbette olup şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz." Konuşmasının devamında davetini daha açık bir dille şöyle sürdürmüştür: "Gurbet neyse bitmesini istiyoruz. Bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz. Şu andaki tavrınızla aslında siz bu mesajı veriyorsunuz. 'Bitsin bu hasret' diyorsunuz. Öyleyse, bu anlamlı gecede, kadim bir medeniyetin evlatları olarak, zengin bir kültürün mirasçıları olarak, bize bu heyecanı yaşatanlara 'Kardeşim artık bitsin bu hasret' diyoruz."</span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından tam 2 ay önce yani Hakan Fidan’ın 7 Şubat 2012 tutuklanma girişiminden tam 1 yıl, 8 ay, 18 gün sonra hala TSK’nın birçok subayını zindana dolduran Fethullah Gülen'in 21 Ekim'de ABD’de kalp ritim bozukluğu nedeniyle kısa süreliğine hastaneye yatmasının ardından, kendisine "geçmiş olsun" dileklerini ileten isimlere, daha sonra 24-25 Ekim 2013 tarihli gazetelerde yayınladığı teşekkür ilanında adı geçenlerden bazıları şunlardır:</span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; font-size:12.0pt; padding:0cm"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Devletin Zirvesi:</span></span></span></b></span></span></span></span></span></p>
</div>

<div style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; padding:0cm 0cm 0cm 0cm; margin-left:-24px">
<ul>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Abdullah Gül: Dönemin Cumhurbaşkanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Recep Tayyip Erdoğan: Dönemin Başbakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Cemil Çiçek: Dönemin TBMM Başkanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
</div>

<div style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; padding:0cm 0cm 0cm 0cm">
<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; font-size:12.0pt; padding:0cm"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Hükümet Kanadı (Bakanlar ve Başbakan Yardımcıları):</span></span></span></b></span></span></span></span></span></p>
</div>

<div style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; padding:0cm 0cm 0cm 0cm; margin-left:-24px">
<ul>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Bülent Arınç: Başbakan Yardımcısı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Bekir Bozdağ: Başbakan Yardımcısı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Ali Babacan: Başbakan Yardımcısı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Beşir Atalay: Başbakan Yardımcısı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Ahmet Davutoğlu: Dışişleri Bakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Egemen Bağış: Avrupa Birliği Bakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Hayati Yazıcı: Gümrük ve Ticaret Bakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Mehmet Şimşek: Maliye Bakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Taner Yıldız: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Suat Kılıç: Gençlik ve Spor Bakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Fatma Şahin: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Binali Yıldırım: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Ömer Çelik: Kültür ve Turizm Bakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Mehmet Müezzinoğlu: Sağlık Bakanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
</div>

<div style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; padding:0cm 0cm 0cm 0cm">
<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; font-size:12.0pt; padding:0cm"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Muhalefet ve Yerel Yönetimler:</span></span></span></b></span></span></span></span></span></p>
</div>

<div style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; padding:0cm 0cm 0cm 0cm; margin-left:-24px">
<ul>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Kemal Kılıçdaroğlu: CHP Genel Başkanı (Mesajı ilanla teşekkür edilerek duyurulmuştur)</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Hüseyin Çelik: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Süleyman Soylu: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Mustafa Sarıgül: Dönemin Şişli Belediye Başkanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Kadir Topbaş: Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Melih Gökçek: Dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
</div>

<div style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; padding:0cm 0cm 0cm 0cm">
<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; font-size:12.0pt; padding:0cm"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Diğer Siyasi Figürler:</span></span></span></b></span></span></span></span></span></p>
</div>

<div style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; padding:0cm 0cm 0cm 0cm; margin-left:-24px">
<ul>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Numan Kurtulmuş: Dönemin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Süleyman Soylu: Dönemin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Mevlüt Çavuşoğlu: Dönemin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="border:none; margin-top:8px; margin-bottom:8px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="tab-stops:list 36.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Müjdat Kuşku: Eski Milletvekili</span></span></span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
</div>

<div style="border:solid #e5e7eb 1.0pt; padding:0cm 0cm 0cm 0cm">
<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><span style="background:white"><span style="font-size:11pt"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">Daha nice AK Parti üst yönetim görevlileri ve birçok belediye başkanı. Sıradan insanlara ve herkese Fethullah Gülen’i AKP’lilerin tamamı gönül insanı, dine hizmet eden mükemmel insan olarak millete övdüler. Millet de iktidara, İslam’ı referans aldığını söyleyen partiye güvendi; onlar da Gülen’i övdü, onların tavsiye ettiği sivil toplum kuruluşlarına katıldılar. Oralara gidin, bunlar iyi insanlardır, namaz kılanlardan ülkeye zarar gelmez diyen iktidar, öyle ya da böyle Gülen’e yolladıkları bütün devlet memurlarını memurluktan attılar ve birçoğunu da cezaevlerine doldurdular. Ama yukarıda adını yazdığım ve yazamadığım birçok iktidar mensubu insana hiçbir şey olmadığı gibi terfi de ettiler. Fethullah Gülen’in evini ziyaretgaha çevirenler bile devletteki görevlerini muhafaza ettiler. Yani sıradan vatandaşın aldanmaya hakkı yok ama devletin bütün imkânlarına sahip olan, ülkeyi idare edenler aldanmaya ve kandırılmaya hakkı var sonucu çıkmaz mı İsmail?</span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="border:none; margin-bottom:20px; padding:0cm"><strong><span style="font-size:12px;"><em><span style="background:white"><span style="background:white"><span style="line-height:21.0pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:" tahoma=""><span style="color:#262626">(Devam edecektir)</span></span></span></span></span></span></em></span></strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
<author>Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/mehmet-arslan-egitim-yonetimi-ve-planlama-uzmani/sende-mi-hocam-diyen-ogrencimize-mektup-1/5706/</link>
<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 22:41:26 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>24 Nisan'ın Gerçek Yüzü: İhanetten Tehcir'e Uzanan Süreç</title>
<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="3">Tarih, sadece rakamlardan ve tarihlerden ibaret değildir; tarih, bir milletin var oluş mücadelesinin hafızasıdır. Bugün dünyada pek çok odak tarafından çarpıtılarak önümüze konan <b data-index-in-node="179" data-path-to-node="3">24 Nisan 1915</b> tarihi, aslında iddia edildiği gibi bir "soykırımın" değil, bir devletin kendi varlığını koruma adına aldığı en meşru ve zorunlu kararların başlangıcıdır.</p>

<h3 data-path-to-node="4">24 Nisan’da Aslında Ne Oldu?</h3>

<p data-path-to-node="5">1915 yılının 24 Nisan’ında Osmanlı Devleti, gizlilik kaydıyla 14 valilik ve 10 mutasarrıflığa bir emirname gönderdi. Bu emirname, bir "bıçağın kemiğe dayanma" anıydı. Batı’nın desteğiyle hareket eden Ermeni gönüllü alaylarının düşmanla işbirliği yapması, köyleri kana bulayan isyanlar çıkarması ve ikmal hatlarını kesmesi üzerine; devlet, isyanların merkezini hedef aldı.</p>

<p data-path-to-node="6">O gün, olayların elebaşısı olduğu tespit edilen <b data-index-in-node="48" data-path-to-node="6">235 Ermeni komitacı</b> tutuklandı, dernekleri kapatıldı ve faaliyetleri menedildi. Tutuklananların bir kısmı Çankırı ve Ayaş’taki cezaevlerine nakledildi. Bu karar, daha sonra gelecek olan <b data-index-in-node="234" data-path-to-node="6">Tehcir (Sevk ve İskân)</b> kararı ile birlikte, imparatorluğun bekası için atılmış en kritik adımdı. Bu zorlu süreci yöneten <b data-index-in-node="355" data-path-to-node="6">Enver, Talat ve Cemal Paşaları</b> bugün rahmet ve saygıyla anmak, tarihin bir gereğidir.</p>

<h3 data-path-to-node="7">Hakikati Savunmanın Bedeli: 69 Bilim İnsanı ve Tehditler</h3>

<p data-path-to-node="8">Gerçekler sadece bizim belgelerimizde değil, tarafsız yabancı kaynaklarda da sabittir. Ancak ne acıdır ki, hakikati söyleyenler her dönem bedel ödemek zorunda kalmıştır. 1984 yılında, sözde soykırım iddialarının asılsız olduğunu bir bildiriyle dünyaya ilan eden <b data-index-in-node="262" data-path-to-node="8">69 yabancı tarihçi</b>, Ermeni terör örgütlerinin ve lobilerinin hedefi haline gelmiştir.</p>

<ul data-path-to-node="9">
	<li>
	<p data-path-to-node="9,0,0"><b data-index-in-node="0" data-path-to-node="9,0,0">Bernard Lewis:</b> Sırf gerçekleri dile getirdiği için mahkemeye verildi ve karalama kampanyalarına maruz kaldı.</p>
	</li>
	<li>
	<p data-path-to-node="9,1,0"><b data-index-in-node="0" data-path-to-node="9,1,0">Justin McCarthy:</b> Üniversiteden kovulması için büyük baskılar yapıldı.</p>
	</li>
	<li>
	<p data-path-to-node="9,2,0"><b data-index-in-node="0" data-path-to-node="9,2,0">Stanford Shaw:</b> "Ermeni soykırımı diye bir şey yoktur" dediği için evi bombalandı, ders verdiği sınıf basıldı ve can güvenliği kalmadığı için 1981’de Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldı.</p>
	</li>
</ul>

<p data-path-to-node="10">Bu bilim insanlarının yaşadıkları, meselenin bir "hak arayışı" değil, bir "susturma operasyonu" olduğunun en açık kanıtıdır.</p>

<h3 data-path-to-node="11">Ermeni Komitelerinin Kanlı Talimatnamesi</h3>

<p data-path-to-node="12">Devletin neden bu kadar sert tedbirler almak zorunda kaldığını anlamak için, o dönem Ermeni komitelerinin yayımladığı talimatlara bakmak yeterlidir. Bu talimatlar, bir toplumun nasıl bir iç savaşa ve ihanete sürüklendiğini açıkça göstermektedir:</p>

<ul data-path-to-node="13">
	<li>
	<p data-path-to-node="13,0,0">Osmanlı ordusuna firar çağrıları yapmak,</p>
	</li>
	<li>
	<p data-path-to-node="13,1,0">Rus ordusuyla birleşip arkadan saldırmak,</p>
	</li>
	<li>
	<p data-path-to-node="13,2,0">Müslüman köylerinde sivil katliamlar gerçekleştirip suçu Osmanlı’ya atmak,</p>
	</li>
	<li>
	<p data-path-to-node="13,3,0">Haberleşme ve ikmal hatlarını kesmek...<img alt="" src="https://www.kamudannethaber.com/images/files/2026/04/69f258a4090d7.jpg" style="width: 641px; height: 447px;" /></p>
	</li>
</ul>

<p data-path-to-node="14">İşte bu kanlı planlar, Anadolu’nun her köşesinde binlerce masumun canına mal olmuştur. Osmanlı Devleti, kendi sınırları içinde yaşayan sivil halkını ve ordusunun arkasını korumak için bu kararları almaya mecbur bırakılmıştır.</p>

<h3 data-path-to-node="15">Sonuç Olarak</h3>

<p data-path-to-node="16">Bugün bize "soykırım" diye dayatılan tarih, aslında emperyalizmin bir maşası haline gelmiş çetelerin durdurulma öyküsüdür. Kendi tarihimize, belgelerimize ve hakikati savunan bilim insanlarına sahip çıkmak, sadece geçmişe değil, geleceğimize olan borcumuzdur.</p>

<p data-path-to-node="17">Unutulmamalıdır ki; tarih, lobilerin gürültüsüyle değil, belgelerin sessiz ama sarsılmaz gücüyle yazılır.</p>
]]></content:encoded>
<author>Şevket Sezer</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/sevket-sezer/24-nisan-in-gercek-yuzu-ihanetten-tehcir-e-uzanan-surec/5705/</link>
<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 22:12:30 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Türk Kadını Niye Siyaset Yapmalıdır?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="4">Siyaset; millî menfaatler ve çıkarlar doğrultusunda devleti yönetmek, yönetmek için mücadele etmektir.</p>

<p data-path-to-node="5">Türk kadını maalesef günümüzde; farklı kültürel etkilerin evlere hâkim olması, maddi imkânsızlıklar içine itilmesi, vakit bulamaması, erkek hegemonyası veya kültürel birikimin zayıf kalması gibi pek çok nedenden dolayı siyasetten uzaklaşmış ve ilgisiz bırakılmıştır.</p>

<p data-path-to-node="6">Hâlbuki bugün dünyada; ailede ve çocuklarda bir kültürel yozlaşma varsa; hukuksuzluk, adaletsizlik ve zulüm hüküm sürüyorsa; boşanmalar gün geçtikçe artıyor, çocuklar ve gençler arkadaşlarına ya da öğretmenlerine zarar verecek noktaya geliyorsa, işte orada bizim de mücadeleye dâhil olmamız gerekir.</p>

<p data-path-to-node="7">Bu meselelere dört elle sarılmalı; bilgimiz ve düşüncemiz dâhilinde çözüm ortağı olmalıyız. Bunun yolu da problemlerin kaynağına inmek, meselelere dâhil olmak ve aktif siyaset yapmaktır. Aklımız ve değerlerimiz doğrultusunda çözümler üretmeli, bu toplumsal yıkıma <b data-index-in-node="264" data-path-to-node="7">“dur”</b> diyebilmeliyiz. Bunun için kendimizi yetiştirmeli, okumalı ve siyasi gündemi yakından takip etmeliyiz.</p>

<p data-path-to-node="8">Bugün Türk milletinin problemlerine; ekonomik çöküşe, aile yapısındaki bozulmaya ve çocuk yetiştirme süreçlerine ya Batı gözlüğüyle ya da yabancı kültürlerin bakış açısıyla bakılmaktadır. Haliyle bu bakış açısı, bize giydirilmiş bir elbise gibi ya dar gelmekte ya da bol kalmaktadır; özümüze uymadığı için de dertlere çare olamamaktadır.</p>

<p data-path-to-node="9">Oysa biz Türk milletiyiz. Görüşlerimiz ve kültürümüz kendine özgüdür. Çare de bu özgünlüğe göre hazırlanmalı; zihniyetimiz ve hayat anlayışımız bu doğrultuda şekillendirilmelidir.</p>

<p data-path-to-node="10">Tarihimize ve inandığımız değerlere baktığımızda Türk kadınının yeri gayet açıktır. İslamiyet öncesinde de Türk kadını baş tacıydı; Han’ın yanında oturur, devlet işlerini idare eder ve yabancı elçileri kabul ederdi. Resmî yazışmalarda <b data-index-in-node="235" data-path-to-node="10">“Hakan ve Hatun emrediyor ki...”</b> ifadesi yer alırdı.</p>

<p data-path-to-node="11">O dönemde evde işler ortaktı; kız ve erkek çocuklar birlikte yetiştirilir, evlilikler kızın rızasıyla yapılırdı. Beyler savaşa çıktığında çadırı, çocukları, devleti ve sınırları korumak kadına kalırdı. Çalışmayan, sorumluluk almayan bir erkek toplumda kabul görmezdi. Ahlaki düzen güçlüydü ve kurallar herkes için geçerliydi. Yasalar titizlikle uygulanır, yöneticiler de bu kurallara tabi olurdu.</p>

<p data-path-to-node="12">Tarihimiz, devleti idare eden kudretli kadınlarla doludur. <b data-index-in-node="59" data-path-to-node="12">Tomris Hatun</b>, yaşadığı büyük acılara rağmen devletinin başına geçmiş ve ordusunu güçlendirerek düşmanı ağır bir yenilgiye uğratmıştır. <b data-index-in-node="194" data-path-to-node="12">Süyüm Bike</b> direnişiyle, <b data-index-in-node="218" data-path-to-node="12">Hayme Ana</b> ise devletin temellerindeki bilgeliğiyle hafızalarda yer etmiştir.</p>

<p data-path-to-node="13">Yakın tarihimizde ise <b data-index-in-node="22" data-path-to-node="13">Nene Hatun</b> vatanı için cepheye koşmuş; <b data-index-in-node="61" data-path-to-node="13">Gördesli Makbule</b> Milli Mücadele'ye katılmış; <b data-index-in-node="106" data-path-to-node="13">Kara Fatma</b> düşmana karşı amansız bir direniş göstermiştir. <b data-index-in-node="165" data-path-to-node="13">Halide Edip Adıvar</b> ise hem kalemiyle hem de mücadelesiyle tarihe tanıklık etmiştir.</p>

<p data-path-to-node="14">İşte bu kadınlar nasıl devletine, vatanına ve evladına sahip çıktıysa, biz de aynı bilinçle hareket etmeliyiz.</p>

<p data-path-to-node="15">Bugün ülkemizde; ekonomik sıkıntılar, toplumsal çözülmeler ve eğitim sorunları gibi pek çok mesele gündemdedir. Bu sorunlara karşı bilinçli olmak, sorgulamak ve çözüm üretmek hepimizin sorumluluğudur. Aile içinde başlayan bilinç, topluma yansır. Bu nedenle çocuklarımızı değerlerini bilen, sorgulayan ve güçlü bireyler olarak yetiştirmeliyiz.</p>

<p data-path-to-node="16">Gelenek ve göreneklerimize sahip çıkmalı, aynı zamanda çağın gerekliliklerini de göz ardı etmemeliyiz. Farklı kültürleri tanımak önemli olsa da kendi kimliğimizi korumak esastır. Bu nedenle toplumsal ve siyasal alan boş bırakılmamalıdır. Kadınlar olarak bilgi ve birikimimizle hayatın her alanında yer almalıyız; aksi hâlde karar mekanizmalarında söz sahibi olamayız.</p>

<p data-path-to-node="17">Yüzyıllar öncesinden bize seslenen Bilge Kağan’ın dediği gibi:</p>

<blockquote data-path-to-node="18">
<p data-path-to-node="18,0">“Üste mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir?”</p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
<author>Şerife Güven</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/serife-guven/turk-kadini-niye-siyaset-yapmalidir/5704/</link>
<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 21:52:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Fındıkta Kuruma Alarmı: Felakete Mi Gidiyoruz?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde “bahçeler kuruyor” diye çok ihbar geldi.</p>

<p>Açık söyleyeyim, önce abartı sandım. Ama gidip kendi bahçemi görünce durumun ciddiyetini anladım.</p>

<p>Ocaklara baktım. Aynı tablo.</p>

<p>Bazı dallarda sürgünler kurumuş, bazı dallar yarı yarıya kurumuş, bazıları tamamen gitmiş.</p>

<p>Kimi ocakta 2-3 dal, kiminde ocak komple kurumuş.</p>

<p>Yeşilin içinde kupkuru dallar. İnsan görünce ürperiyor.</p>

<p>Bu normal değil. Bu, ciddi bir tehlike.</p>

<p>Bahçemdeki tabloyu görünce konunun peşine düştüm. </p>

<p>Giresun başta olmak üzere fındık yetiştirilen birçok bölgede yetkililerle görüştüm.</p>

<p>Kokarca ile uğraşırken, şimdi başka bir dert çıktı.</p>

<p>Üstelik bu daha sinsi. Dal kurudu mu, sadece bugünü değil, seneye de götürüyor.</p>

<p>Üstelik mesele sadece bir ilde değil.</p>

<p>Giresun’da var, Ordu’da var, Trabzon’da var.</p>

<p>Sorun tek bir bölgeyle de sınırlı değil.</p>

<p>Fındığın olduğu her yerden aynı alarm geliyor.</p>

<p>Ancak Batı Karadeniz'de; Karasu, Düzce, Kandıra ve Akçakoca  hattında tablo daha da ağır.</p>

<p>Gerçek şu ki, fındık yetiştirilen birçok bölgede aynı şikâyet yükseliyor.</p>

<p>Peki neden?</p>

<p>Kokarca ilacı mı, yoksa kokarcanın kendisi mi?</p>

<p>Küf ilaçları mı, kullanılan gübreler mi?</p>

<p>Yoksa geçen yılki zirai don veya kuraklığın bıraktığı hasar mı?</p>

<p>Kimse net konuşamıyor.</p>

<p>Asıl sorun da burada başlıyor.</p>

<p>Daha önce bölgemizde şimşirler kurudu.</p>

<p>Ardından kestaneler büyük darbe aldı. Ladin ağaçlarında da kuruma yaşandı.</p>

<p>Şimdi sırada fındık mı var?</p>

<p>Bu mesele masa başında değil, bahçede netleşir.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı süreci ivedilikle koordine etmeli ve sahada acil çalışma başlatmalıdır.</p>

<p>Kurumanın nedenlerini bilimsel olarak tespit etme ve net teşhis koyma görevi Fındık Araştırma Enstitüsü’ne aittir.</p>

<p>İl ve ilçe tarım müdürlükleri ise sahada tarama yapmalı, veri toplamalı ve süreci Enstitü ile eşgüdüm içinde yürütmelidir. </p>

<p>Elde edilen sonuçlar doğrultusunda üreticiye uygulanacak net çözüm yolu gecikmeden açıklanmalıdır.</p>

<p>Üstelik bu süreç, sahadaki tüm birimler için ciddi bir sınavdır.</p>

<p>Çünkü iş büyüyor.</p>

<p>Bugün dal gider, yarın ocak gider. Böyle giderse birkaç yıla bahçe kalmaz.</p>

<p>Üretici tedirgin, bekleyecek hali yok.</p>

<p>Aksi halde sormak gerekiyor: Bu işin sonu felakete mi gidiyor?</p>
]]></content:encoded>
<author>Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/cahit-erdogan/findikta-kuruma-alarmi-felakete-mi-gidiyoruz/5703/</link>
<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Prof.Dr.Erhan AYDIN’ın <b><i>“Eski Türklerde Gündelik Hayat</i>”</b> isimli kitaptan hareketle yazıtlarda geçen cenaze töreniyle ilgili bazı sözcüklerden bahsedeceğim:</span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">“Cenaze Törenleri</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Çin kaynaklarının ifadesine göre Türklerin, ölmüşlerinin mezarlarını ziyaret etmek ve dolayısıyla kurban sunmak amacıyla <b>atalar mağarası</b> adlı bir yer, yılın belli zamanlarında ziyaret edilmektedir. Ancak atalar mağarasının yeri bilinmemektedir. Çinlilerin anlattığından hareketle, Köktürk kağanının kendisi, atalar mağarasına gittiğine göre, kağanın sürekli yaşadığı <b>Ötüken Yış’</b>a yakın bir yerde olması gerekir. Atalar mağarası Biçurin’e göre Altay Dağları’nda, Klyaştornıy’a göre <b>efsanevi dişi kurdun</b> Türk hanedanlığı kurucularını doğurduğu rivayet edilen ve Turfan’ın kuzeybatısında bulunan dağda idi. Fakat bu yerler <b>Ötüken Yış’</b>tan çok uzaktır. Ayrıca yine Çin kaynaklarının ifadesine göre, beşinci ayın ortasında gök tanrısına kurban sunmak üzere Tamir ırmağı kıyısında toplanılıyordu.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Chou, Sui ve Tang hanedanlığı yıllıklarında <b>Türklerin efsanevi olarak ortaya çıkışını anlatan</b> olayda geçen kurdun, düşmanları görünce Gaochang tarafındaki dağlara kaçmasının anlatıldığı dağın neresi olabileceği, hatta Çinlilerin, Türklerin tarih sahnesine çıktığı yer olarak gösterdiği bölgenin, aşağı yukarı bugünkü Doğu Türkistan’da olmasından dolayı bu bölge hakkında da uzun uzadıya tartışmalar yapılmıştır… (s.369-370)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bugün sayısı beş yüzü aşkın olsa da eski Türk yazıtlarının kuşkusuz en değerlilerinden biri <b>Köl Tegin yazıtı</b>dır. Çünkü ağabey Bilge Kağan, Köl Tegin’in ölümünün nasıl gerçekleştiğine dair bilgi vermemişse de ölümünden duyduğu keder ve cenaze törenine katılanların getirdiği armağanların anlatılması kuşkusuz çok değerlidir. Ancak Köl Tegin’in, kağanın kardeşi ve aynı zamanda önemli bir komutan olması dolayısıyla cenaze töreninin daha özenli ve geniş katılımlı olduğu kendiliğinden anlaşılmaktadır. </span></span></span></i><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Giraud, Tonyukuk yazıtından hareket ederek Tonyukuk’a göre ölümün önemli olmadığı gibi ilginç bir tespitte bulunur. Bu nedenle de yazıtında ölümden söz etmez. Ancak milletin topyekûn ölümü konu olduğu zaman ölümden söz eder. Aksine Bilge Kağan’ın, kardeşi Köl Tegin anısına yazdırdığı eserinde ölüm ve ölümün verdiği keder büyük bir yer tutar. (s.371)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…törenlerin tam olarak nasıl yapıldığı konusu aydınlığa kavuşturulamamıştır. Özellikle önemli kişilerin defni ile <b>yoğ törenleri</b>nin farklı zamanlarda yapıldığı Köl Tegin yazıtının kuzey-doğu yüzünde bulunan cümleden açıkça anlaşılmaktadır: Köl tegin kon yılka yeti yegirm<i>ke uçdı tokuzunç ay yeti otuzka yog ertürtümüz <b>‘Köl Tegin koyun yılının on yedisinde (sonsuzluğa) uçtu. Dokuzuncu ayın yirmi yedisinde cenaze törenini yaptırdık.’</b> (s.372)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Türk runik harfli eski Türk yazıtlarında <b>‘ölmek’</b> anlamındaki temel fiil öl-’dir. Bu fiilden yapılmış türevler de bulunmaktadır… (s.373) </span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Balbal:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> ‘Savaşlarda öldürülen düşmanları temsilen dikilen taş’ olarak anlamlandırılabilecek sözcük… (s.382)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Çin kaynaklarının verdiği bilgiye göre taşların sayısı, sağlığında öldürdüğü insanların sayısına bağlıdır…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Kimi araştırmacılar, özellikle Çin kaynaklarından esinlenerek balbal ile kişinin yaşamı boyunca öldürdüğü her kişi için dikilen heykeller olarak anlar. Kimi araştırmacılar ise mezarın üzeri ve etrafı ile belli bir uzaklığa kadar uzanan biçimsiz taşların kastedildiğini öne sürer... Öteki öneri ise balbal ile kastedilen insan biçimli heykellerdir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Balbal kavramı hakkında Çinlilerin verdiği bilginin doğru olduğunda kuşku yoktur. <b>Öyleyse öldürdüğü kişi sayısı kadar dikilen taş, mezarın üzerine ve etrafına konanlar olmalıdır.</b> Uzak mesafeye kadar uzanan taşlar ise, külliyenin yerini işaret etmek ve ziyaretçilerin kolaylıkla bulabilmesi için bir tür anahtar görevinde olup balbal ile ilgisi bulunmamaktadır…  (s.384)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Son bir not olarak yazıtların bulunduğu külliyelerdeki heykellerin, özellikle de insan biçimli olanların başlarının kırık olması, genellikle İslâm inancı çerçevesinde değerlendirilmiş ve İslâm taasubunun heykellere sıcak bakmamasıyla ilişkilendirilmişti. Ancak Barthold güzel bir tespit yaparak bunun nedenini, Moğolların eski insan resim ve heykellerinin mevcut hayatttaki insanlara zarar vereceği düşüncesine bağlar. En azından İslâm’ın çok fazla yayılmadığı orta ve kuzey Moğolistan coğrafyasında, neredeyse her heykelin başının kırık olması, daha mantıklı bir çerçeveye oturtulmuş olmaktadır…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Bark:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Sözcüğün, özellikle <b>ev-bark</b> ikilemesinde kullanılmasından anlaşıldığı kadarıyla <b>ev, yani çadırın ve etrafındaki yaşam için gerekli tüm öğelerin bulunduğu alan</b> anlamında olması gerekir… (s.385)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Kapırçak:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> <b>‘Tabut’</b> anlamındaki sözcüğün okunuşu ve dolayısıyla anlamlandırılmasında sorunlar bulunmaktadır… (s.387)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Mintisi:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Mingjing metninin Çince hazırlandığı ve <b>ölü defnedilirken üzerine konduğu</b>, mingjing uygulaması için bilinen bir şeydir. Daha sonra da bu mingjing metni Türk runik harflerine aktarılmış olmalıdır… (s.389)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Sıgıt:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> <b>‘Ağıt, feryat’</b> anlamındaki sözcük, <b>sıgıtçı ve sıgta-</b> gibi türevleriyle birlikte toplam yedi kez tespit edilmiştir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Sıgıt sözcüğünden isim yapan +çI ekiyle kurulmuş <b>sıgıtçı</b> biçimi de bir tür meslek adı olarak üç kez tespit edilmiştir… (s.390)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Sın:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Sözcük, yalnızca Karı Çor Tegin yazıtının 12.satırında tespit edilmiştir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…art ünlülü s harfi ile yazılan sözcüğün, Uygur Kağanlığı yazıtlarından Tariat (Terh)’ta sinleg <b>‘mezarlık’</b> olarak tespit edildiği,… araştırmacılarca ısrarla öne sürülmektedir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Kaşgarlı Mahmud’un sın sözcüğü için verdiği bilgi ilginçtir: <b>“Sın ‘boy, bos’</b>. Bu sözden alınarak bodhlug sınlıg kişi <b>‘boylu boslu adam’</b> denir. Buradan alınarak mezara da <b>‘sın’</b> denir. Çünkü mezar, insanın boyunca olur.” Bu maddenin ardından Kaşgarlı Mahmud, başka bir sın daha yazarak ona ise <b>‘mezar’</b> anlamı verir. Kaşgarlı, iki sın sözcüğünün aynı kökenden olmadığını biliyor olmasındandır ki aynı maddede yer vermemiştir. (s.391-392)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Toltun: </span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Sözcük, isim olarak toltun ve fiil olarak toltunla- biçiminde yalnızca Bümbögör yazıtında iki kez tespit edilmiştir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…güçlü bir olasılıkla Karluk prensesinin defni ve defin töreni ile ilgili küçücük de olsa bir bilgi elde edilebilmekte, toltun sözcüğünü <b>‘kabir’</b>; toltunla- fiilini ise <b>‘gömmek, defnetmek’</b> anlamıyla karşılamak mümkün olmaktadır… (s.393)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Yoğ:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Eski Türk yazıtlarının cenaze törenleri ile ilgili en ünlü sözcüğü kuşkusuz yog ve bunun türevleridir. Yog’un türlü eklerle kurulmuş türevleri şunlardır: <b>Yogcı, yogla- ve yoglat-.</b></span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Bilge Kağan doğu 20’de geçen… (Ka)nın ügüzçe yügürti sünüküg tagça yatdı <b>‘Kanlarınız ırmak gibi aktı, kemikleriniz dağ gibi yığıldı.’</b> Bu cümledeki duygusallığa değinen Barthold, yazıtlarda öldürülen düşmanların sayısının açıklanmadığını ve fazlalığıyla övünülmediğini, oysa Asur hükümdarlarının belgelerinde, öldürülen düşmanların övünülerek anlatıldığını belirtir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Ölüm, eski günlere özlem gibi konular da kimi zaman adına yazıt dikilen kişilerin kimi zaman da yazıtı diken kimselerin ağzından tüm çıplaklığıyla anlatılır. Ancak Yenisey bölgesi yazıtları, üzüntü ifade eden duyguların aktarımı konusunda kesinlikle ayrı bir yere konmalıdır. Belki de eski Türk yazıtları döneminde, hüznün en çok işlendiği metinler, Yenisey bölgesinde ele geçen iki yüz civarındaki yazıttır. Yenisey yazıtlarında kahramanlık içeren cümleler, özellikle Moğolistan’daki kağanlık ve beylik yazıtlarına göre daha az olup savaşlara neredeyse hiç yer verilmemiştir. Belki de bunun en önemli nedeni, bu yazıtların büyük bölümünün mezar taşı olmasında saklıdır. Doğal olarak ölen kişi adına dikilen mezar taşında hüzün egemen olacaktır ve bunu garipsememek gerekir. (s.448)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Devam edeceğiz…</span></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/uaef-bask/yazitlarda-gecen-bazi-sozcukler/5702/</link>
<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 09:39:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Dijital Mecralar Komisyonunda Sonuç Bekleniyor </title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Milletvekili Prof. Dr. Nazım Elmas.</p>

<p>Haziran 2023’te Türkiye Büyük Millet Meclisi Dijital Mecralar Komisyonu Başkanlığı görevine getirildi.</p>

<p>Aradan geçen süre neredeyse 3 yıla dayanıyor.</p>

<p>Bu kadar kritik bir alanda geçen zaman az değil.</p>

<p>Hafta içinde komisyon, alanında uzman hocaların katılımıyla bir toplantı yaptı.</p>

<p>Peki soralım.</p>

<p>Bu görüşmeler ne zaman sonuç raporlarına dönecek?</p>

<p>Çünkü sahadaki tablo giderek ağırlaşıyor.</p>

<p>Sosyal medyada artık sınır kalmamış durumda.</p>

<p>Eşcinsel yaşamın özendirildiği, evlilik dışı birlikteliklerin normalleştirildiği, şiddetin sıradanlaştırıldığı içerikler hızla yayılıyor.</p>

<p>Çocuklar ve gençler bu içeriklerle büyüyor, toplumun değerleri aşınıyor.</p>

<p>Bir yandan da sanal kumar.</p>

<p>Sessiz ama yıkıcı bir tehdit. </p>

<p>Aileleri sarsıyor, gençleri borç batağına sürüklüyor, psikolojik çöküşleri tetikliyor.</p>

<p>Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil.</p>

<p>Ama biz ne yapıyoruz?</p>

<p>Yetkililerden sürekli aynı cümleler.</p>

<p>“Çalışıyoruz, düzenleme yapacağız…”</p>

<p>İyi de ne zaman?</p>

<p>Önceki gün yapılan görüşmeler de dahil olmak üzere, sayısız istişare.</p>

<p>Ancak ortada hâlâ somut, hissedilir bir sonuç yok.</p>

<p>3 yılda yapılan çalışmaların sahaya yansıyan etkisi yeterince güçlü hissedilmedi.</p>

<p>Tehlikenin farkında değil miyiz?</p>

<p>Son dönemde okullarda yaşanan olaylar artık bu meselenin ertelenemez olduğunu gösterdi.</p>

<p>Bu gelişmeler açıkça ortaya koydu ki kaybedecek zaman yok.</p>

<p>Açık konuşalım.</p>

<p>Bu işlerde geç kalındı.</p>

<p>Nazım Elmas’ın yükü ağır.</p>

<p>Bu nedenle kamuoyunda Nazım Elmas’a yönelik beklenti her geçen gün daha da artıyor.</p>

<p>Ama bu yük, sadece görüşmelerle taşınacak bir yük değil. </p>

<p>Artık beklenti net.</p>

<p>Görüşmeler rapora dönüşmeli, raporlar Meclis’e inmeli, yasalar çıkmalı.</p>

<p>Çünkü mesele sadece dijital platformlar değil.</p>

<p>Mesele, doğrudan toplumun geleceği.</p>

<p>Her geçen gün sorun büyüyor. Her geçen gün çözüm daha da gecikiyor.</p>

<p>Toplantı çok, sonuç yok.</p>

<p>Toplum artık icraat bekliyor.</p>
]]></content:encoded>
<author>Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/cahit-erdogan/dijital-mecralar-komisyonunda-sonuc-bekleniyor/5701/</link>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 13:32:37 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eğitim Meselemiz /Ulusal Egemenlik ve Türk Ocakları </title>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bildiğiniz gibi Türk Ocakları Balkan Savaşı yıllarında kurulmuş bir sivil toplum örgütüdür. Dağılan bir büyük imparatorluğun dağılma sürecinde, Türk unsurunun yok sayıldığı veya yok edilmeye çalışıldığı bir kaotik ortamda TÜRKÇÜLÜK idealiyle damarlarımızdaki asil kanı harekete geçirmeyi başaran, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’nin temellerindeki harcı kanlarıyla yoğuran  inanmışlar ve adanmışlar ordusudur Türk Ocakları.<br />
Onlar bağımsız bir devlet olmanın, emperyalizme başkaldırmanın ancak TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ VE TÜRKÇÜLÜK fikriyle mümkün olacağına inandılar ve halkı inandırdılar. Osmanlıcılık,Siyasal İslamcılık ve Batıcılık iflas etmiş, onlar kazanmışlardı.</p>

<p> Osmanlı Devleti Avrupalılarca karikatürlerde sağmal bir inek olarak çiziliyor, memelerine yapışan her devlet onu iştahla emiyor, sömürüyordu. Batının bize bakışı buydu.<br />
Biz ümmetin kurtuluşu için Yemen çöllerini Mehmetçiklerimizin kanı ile sularken, Lawrence’in  zihinlerini iğfal ettiği Şerif Hüseyin ve çöl bedevileri,  İngiliz askerleriyle birlikte Mehmetçiğin karnını deşerek ümmete ihanet ediyordu. Medine’de, Filistin’de , Zeytindağı’nda Allah’ımızla  baş başa, kanımızla yapayalnızdık. Türkçülük böyle doğdu. İstiklal Savaşı, en büyük Türkçü Atatürk’ün önderliğinde TÜRK MİLLETİ’nin destansı mücadelesidir. Mustafa Kemal Atatürk de bir Türk Ocaklı, eşi Latife Hanım Türk Ocakları Fahri Genel Başkanı idi.</p>

<p>Bu girişi yapmamın bir değil, birçok sebebi var aslında. En başa 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı koymalıyım. Atatürk’ten önce veya sonra çocuklar için böyle bir sevgiyi  bayrama dönüştüren bir devlet adamı yok gezegenimizde. Bu ayrıcalıkla büyüdük biz ve bize hür bir vatan bağışlayan, bir bayramla bizi bağrına basan yüce önderi biz de çok sevdik. Töremiz ve inancımızın gereği de budur.</p>

<p>Fakat kendini farklı kimliklerle tanımlayanlar, soy özürlü bazı aydınlar, siyaset sapkınları veya  Araplaşmayı din zanneden cahiller, tarikat ve cemaat meczupları, emperyalizmin gönüllü köleleri olarak Türk’e de, Atatürk’e de düşmandırlar. Bu kepazelerin nankörlükleri ve hakaretleri artık aleni olmaya başlamış, Cumhuriyet’e düşmanlıkları milli birliğimizi tehdit eder hale gelmiştir. Böyle bir densizliği başka hiçbir ülkede göremezsiniz, hiçbir devlet buna izin vermez.</p>

<p>Bayramlarımızı kutlamak , milli bayramlarımızı bir şölene dönüştürmek, milletimizin de, çocuklarımızın da hakkıdır. Milli bayramlar gençlerin gönüllerinde vatan sevgisinin, aidiyet duygusunun kökleşmesini sağlayan özel günlerdir.<br />
 <br />
Bazı edebi metinler de öyledir. Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri bizim nesiller güne Andımız ile başlar, öğretmenleri n gözlerindeki ışıkta, giyim kuşamlarındaki özende Atatürk’ü görür gibi olurduk. Andımız milli bir dua gibiydi.  Merak ediyorum, mesela Andımız’ı  kaldıranlar acaba hangi sözcüklerden rahatsız olmuşlardır? Doğru ve çalışkan olmak mı, büyüklerimizi saymak, küçüklerimizi korumak, yurdumuzu özümüzden daha çok sevmek midir sizi rahatsız eden? Yoksa TÜRKÜM demek mi? “Ne mutlu Türküm diyene” diye haykırmak mı?</p>

<p>Ama burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir ve bu devletin sahibi de Türk Milleti’dir. Bakın daha savaş devam ederken o yiğitler 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’ni açarak egemenliği ilan etmişlerdi. “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.” demişti Atatürk. Egemenlik ortak kabul etmez. Herkes aklını başına toplamalı ve ona göre davranmalıdır. ABD Büyükelçisi Tom Barrack’a da burasının bağımsız bir ülke olduğu hatırlatılmalı, kendisinin de bir sömürge valisi olmadığı ihtar edilmelidir.Eğer haberi yoksa, mavi gözlü sarışın Bozkurt’un ;” Bağımsızlık benim karakterimdir. Bu millet esir yaşamaktansa ölsün daha iyidir.” dediğini ona hatırlatmalıdır. Biz başkalarına benzemeyiz.</p>

<p>Rus dış politika uzmanı Alexandr DUGİN ; “Türk ordusunu güçlü kılan Nato değildir. Mesele silah da değildir. Mesele TÜRKLÜKTÜR. Türk örgütlenme yeteneğidir, askeri ruhtur. Bu kimsede yoktur.” diyor. Türk’ü tarihten çıkarın inanın anlatacak bir şey kalmaz. Tarihler bu çelikten ruhun kahramanlıklarıyla doludur. Ne diyordu Atatürk: “Taş kırılır, tunç erir, ama TÜRKLÜK ebedidir. Türk budur; yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”  Bunu anlamayanlar ve bu millete ihanet peşinde olanların, şah damarlarının akıbetiyle oynadıklarını da bilmelerinde yarar vardır. </p>

<p>Başa dönersek söylemem gereken ikinci konu ; Edirne’de gerçekleştirilen Türk Ocakları Marmara Şubeleri Bölge Toplantısı’dır. Edirne Ocak Başkanı Yakup Öz ile birlikte toplantıya katılan tüm şube başkanlarına en kalbi şükranlarımı bildirmekten  mutluluk duyuyorum. Ben de bir Türk Ocaklıyım.   Cumhuriyeti kanla irfanla kuranlar bu derneğin mensuplarıydı. Bugünkü şubeler ve aziz Ocaklılar da bu Cumhuriyeti yaşatmak için onlar gibi azimli ve yeminlidirler. </p>

<p>Türk Ocakları sıradan bir dernek değildir, partiler üstüdür  ve politik şarlatanlıklardan azadedir.Toplantıda bir konuşma yapan Genel Başkan Prof.Dr.Mehmet Öz ‘ün şu cümleleri devlet adamlarımız için de bir yol haritası olmalıdır. ” Biz ne Nato’cu, ne Çinci, ne de Rus’çuyuz. Biz Türkçüyüz. Türk Dünyasının güçlü olmasını, Türk devletlerinin güç birliği oluşturmasını, yeni dünya denkleminde güçlü olarak yer almasını arzu eder, onun için çalışırız.” Üniversite yıllarımızdan beri sloganımız değişmemiştir. “NE AMERİKA, NE RUSYA ,NE ÇİN / HER ŞEY TÜRKE GÖRE,TÜRKLÜK İÇİN.”</p>

<p>Konuyu eğitime bağlayarak bitirmek istiyorum. Şanlıurfa, Kahramanmaraş ve İstanbul’daki okullarda hepimizi üzen silahlı saldırılar yaşandı. Bir öğretmen ve 10 evladımız kurşunlarla can verdi . Çok sayıda yaralımız olduğunu da unutmayalım. Bu bir cinnet hali değil. Bu yönelimleri, çöken eğitim sistemimizin, çürüyen ahlak anlayışımızın, sarsılan aile yapımızın, savrulan toplum ve adalet anlayışımızın bir yansıması olarak kabul etmemiz gerekiyor. Uyuşturucu alışkanlığı ve sosyal medya tuzakları gibi daha bir çok neden sayılabilir. Ama bozulan ekonomik düzenin ve adil olmayan gelir dağılımının etkisini en başa yazmak yanlış olmaz.</p>

<p>Çocuklar bizim çocuklarımız. Bu neslin davranış bozuklukları bu aşamaya geldiyse yarınlardaki tehlikeyi bugünden görüp tedbirler alınmalıdır. Benim çocuğum, senin çocuğun meselesi değil bu. Değerlerimizi kaybettik biz. Milli değerlerimizle dini değerleri çatıştırarak çocuklarımızı ideal boşluğuna mahkum ettik. ”Her insan kendini eğitmek zorundadır ; çünkü en büyük düşman, kontrolsüz bir zihin, eğitilmemiş bir karakter ve alışkanlıkların kölesi olmuş bir ruhtur.”  der Seneca.</p>

<p>Cumhuriyetin ilk yıllarında bir üniversite gibiydi Türk Ocakları. Bilime önem veren, çalışkan, yüksek karakterli, üstün ahlaklı, kültürlü bir toplum için bir AKADEMİ gibi çalışıyordu Ocak’lar, idealist gençler yetiştiriyordu. Vali ve Kaymakamlar, Daire Amirleri, Kurum Müdürleri, Öğretmenler Ocak’ın doğal üyesi idiler. O nedenle Atatürk bir vilayete ziyarete gittiğinde önce Türk Ocağı’na teşrif ederdi, Vali onu orada karşılardı.<br />
Yusuf Akçura o günlerde; “Kurtuluş, kim ne derse desin Türkçülüktedir.” diyordu. Ben bugün de aynı düşüncedeyim.<br />
Bugün okullarımız bu ideale ve bu disipline maalesef sahip değildir. Çocuklarımız milli ruh ve heyecanlardan habersizdir. Hocam Prof.Dr.Mehmet Kaplan “Nesillerin Ruhu” kitabını boşuna mı yazdı zannediyorsunuz? Sadece diploma vererek insanları eğittiğimizi zannetmek en korkunç  gaflettir. Ne güzel söylemişti rahmetli  Prof.Dr.İlber Ortaylı: “İnsanın ilk önce ahlak okuması gerekir. Diplomalar meslek içindir.”</p>

<p>Eğitimde köklü bir reforma ihtiyacımız var. Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli samimiyeti ve hoşgörüsüne, Dede Korkut hikayelerindeki  Alperenliğe, Göktürk Kitabelerindeki törelere, Şeyh Edebali’deki öğütlere , Atatürk ideallerine, kendi türkülerimize, kendi toylarımıza dönmeye karar verdiğimiz gün kendi Rönesansımızı da gerçekleştirmiş olacağız. Atatürk’ün de, Türkçülerin de asıl “KIZILELMA” sı bu değil miydi zaten?</p>
]]></content:encoded>
<author>Ahmet Acaroğlu        Türk Ocağı Eski Başkanı</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/ahmet-acaroglu-turk-ocagi-eski-baskani/egitim-meselemiz-ulusal-egemenlik-ve-turk-ocaklari/5700/</link>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 00:42:28 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta önce Siverek’te, bir gün sonra Kahramanmaraş’ta ortaokullara yapılan menfur saldırılar eğitim konusundaki sorunlarımızın endişe verici boyutta olduğunu bir kere daha ortaya koydu. Kahramanmaraş’ta saldırgan 5 tabanca ve 7 şarjör ile iki sınıfta 11 yaşlarındaki 9 çocuğu ve öğrencilerine siper olan öğretmeni katletti, kendisi de bir veli tarafından bacağından bıçaklandı, kan kaybından öldü.</p>

<p>Bu feci katliamı yapan İsa Aras Mersinli 14 yaşında ve bu okulun öğrencisi. Babası emekli Emniyet Başmüfettişi. Baba-oğul ilişkisi çok zayıf, evde aile muhabbeti yok. Aras odasına kapanıyor, bilgisayarında oluşturduğu dünyasıyla baş başa. Babası odasına girmek isterse kapatıyor.</p>

<p>Psikolojik sorunları olduğu fark ediliyor. Babası psikiyatri doktoruna muayene ettiriyor. Doktor, Aras’ın çevresiyle ilişki kuramadığını, bir psikiyatra ihtiyacı olabileceğini söyleyerek uyarıyor. Okulda müdür yardımcısı da Aras’ın psikolojik sorunlarının olduğunu fark ediyor; sabahları okula geldiğinde çantasını açtırıp kontrol edecek derecede dikkatli. Ama olaydan bir ay kadar önce bu müdür yardımcısı, okul müdürü ve dört öğretmen asılsız bir şikâyet üzerine başka okullara tayin ediliyorlar.</p>

<p>8-16 arası yaşlar, kişinin kimlik bilincinin aidiyet-mensubiyet duygusunun oluşumunda en fazla etkili olunan kritik bir dönemdir. Çocukluktan gençliğe geçildiği bu yıllarda toplum hayatının bir parçası haline gelerek, adeta kabuğundan çıkarak toplumsallaşan kişinin benimsediği davranış kurallarıyla birlikte düşünce fikir dünyası da geliştiğinden şahsiyet yani kimlik kazanılmış olur. Eğitim ve terbiye dönemi olarak tanımlanan bu kritik yıllarda bir genci etkileyen üç ana merkez vardır; 1) AİLE, 2) OKUL-ÖĞRETMEN, 3) ÇEVRE-SOKAK.</p>

<p>Bu feci katliamı yapan henüz 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli isimli çocuğa bu üç eğitim-terbiye alanından ne verildi? Açıkça kişilik çözülmesi (yozlaşma) sürecine girdiği görülen bu çocuğun toparlanması için yardımcı olan oldu mu?</p>

<p>Anne ortalıkta yok, sözde mesleki kariyeri de bulunan baba, çocuğun psikolojik durumuyla ilgili ikaz edilmiş olmasına rağmen poligona götürüp marifet yapmış gibi atış yapmayı öğretiyor. Evindeki sandığa koyduğu tabancaları bu çocuğun kolaylıkla alabileceğini düşünmüyor.</p>

<p>Okuldaki sorunlu davranışlarını inceleyen sınıf öğretmeni hiç olmuyor. Okulların müfredat programları düzenlenirken millî, manevi, tarihi ve kültürel değerlerimizin öğretilmesine neden ihtiyaç duyulmuyor? Öğrenci Andı neden kaldırıldı, metinde sakıncalı ne vardı? Millî günler neden coşkuyla kutlanmıyor?</p>

<p>OECD ülkelerinin Orta öğretimde 15 yaş grubundaki çocukların dersleri ve öteki dillerdeki seviyelerinin ölçüldüğü uluslararası PİSA testlerine düzenli katıldık, sonuçlar ortada. Türkiye fen testlerinde de, Türkçe konusunda da maalesef sonlarda görülüyor. Dindar nesiller yetiştireceğiz diye kendimizi avutmayalım. Millî eğitim alanında başarılı değiliz. Öğretmenliği anlam ve önemine yaraşır bir seviyeye yükseltmek, ikinci sınıf düşük ücretle çalışılan sıradan bir meslek konumundan kurtarmak gerekir.</p>

<p>Üçüncü eğitim alanı “çevre” günümüzde dijital erişim kanalları ve sosyal medyadan oluşuyor. Buralar yararlı olmaları bir yana adeta zehir saçıyorlar. Çocuklarımızın zihinsel ve düşünce dünyalarını alt üst ediyor, psikolojilerini bozuyorlar. İsa Aras sürekli kullandığı internet üzerinden kişiliğini edinme fırsatı bulamadı. “Ben artık tükendim” diye yazarken doğruyu söylüyordu. Yapayalnızdı, çaresiz ve şaşkındı. Neden ateş ettiğinin farkında olmadan bu katliamın faili oldu.</p>

<p>Son sözünün “affedin” olduğu söylendi. Kimin kimi affetmesi gerekiyor; bu trajedinin asıl sorumlusu kim? Aile mi, okul mu, dijital ortamı başıboş bırakan yetkililer mi? Halen İsa Aras gibi bunalım yaşayan, tükenme aşamasına gelen, çaresiz durumda birçok çocuğumuzun olduğu ortada. Ülkemizin geleceğini belirleyecek olan genç nesiller maalesef kaybediliyor. Yeni Türkiye yüzyılında eğitim modeli gibi gösterişten ileri etkisi olmayan projelerle zaman kaybediyoruz. Bir de Aile Bakanlığımız var, fakat resmi törenlerin dışında varlığı fark edilmiyor.</p>
]]></content:encoded>
<author> Türk Ocakları'ndan</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/turk-ocaklari-ndan/iki-menfur-saldiri-ve-katliam-cok-yonlu-incelenmelidir/5699/</link>
<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 22:33:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda İsa Aras Mersinli’nin gerçekleştirdiği ve 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan trajik okul katliamı; çocuklarını kaybeden ailelerde ve halkta derin üzüntü ve acılara yol açtı.</p>

<p>Ancak, her zaman olduğu gibi olayda polis soruşturması ve adli süreçlerin ön plana çıkması; arka planında yer alan esas belirleyici nitelikteki sebep ve dinamiklerin göz ardı edilmesi riskini de beraberinde getiriyor.</p>

<p>Bu trajedi, bireysel psikolojik dinamiklerin ötesinde, ergenlik dönemindeki derin duygusal çatışmaların, aile içi ve toplumsal ilişkilerdeki kopuklukların, dijital dünyanın ürettiği izole ortamların ve kültürel-sosyal risk faktörlerinin iç içe geçtiği çok boyutlu bir arka plana işaret etmektedir. Olayı yalnızca yüzeydeki bir şiddet eylemi olarak değil; temelindeki derin olguları, oluşumunu şekillendiren etkileşim faktörlerini ve bunların ortaya çıkardığı patolojik tabloyu mercek altına alarak incelemek, benzer faciaların önlenmesi ve yaşanan toplumsal travmanın daha iyi anlaşılması açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p>Mersinli’nin katliama gidiş sürecinde özel hayatından ve ilişki dünyasından dışarıya yansıyan bilgi, tespit ve dijital materyal, sosyal medyada fazlasıyla yer aldı.</p>

<p>Bilgisayarındaki manifesto notları, Discord yazışmaları, aile ifadesi, öğretmen ve arkadaş tanıklıkları, hayat tarzı ve çevrim içi aktivitelerine dayalı tespit ve verilerden hareket ettiğimizde, ortaya çıkan klinik ve sosyopsikolojik tablo şu başlıklar altında ele alınabilir:</p>

<p>-Kronik Yalnızlık, Reddedilme ve “Fark Edilme” Arzusu:</p>

<p>Saldırganın 11 Nisan tarihli manifesto niteliğindeki notu doğrudan iç dünyasını ortaya koyuyor:</p>

<p><em>Bunu yazarken tarih 11 Nisan 2026. Sen bunu okuduğunda ya bir şey planlıyor olacağım, yapmış olacağım ya da yapmak üzere olacağım. Hayatım boyunca hep yalnız kaldım. Nedenini bilmiyorum, aslında çok fazla şeyim vardı. Hep insanlarla kaynaşmaya çalıştım ama yalnız kaldım. İnsanların beni tanıması, fark etmesi hoşuma gidiyor. Bu dünyadaki varlığımı ve verdiğim zararı hissetsinler istiyorum ki sonunda beni fark etsinler.</em></p>

<p>Devamında yer alan “ailem benden nefret ediyor, korkuyor ve hayal kırıklığına uğramış durumda…” ifadesi; yoğun yalnızlık ve reddedilme duyarlılığı içinde bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Sadece iki arkadaşı var ve onlarla iletişimi de oldukça zayıf. Duygu durumu, “öfke dolu çaresizliğini” yansıtırken; diğer taraftan hem kurban hem intikamcı rolünde bulunduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Sadece iki arkadaşı var ve onlarla iletişimi de oldukça zayıf. Discord’da babasının kendisini boğmaya çalıştığına dair şöyle bir ifade var:</p>

<p><em>Öz babam beni boğmaya ve öldürmeye çalıştı. Bunun yanına kâr kalmasına izin vermeyeceğim.</em></p>

<p>Duygu durumu, “öfke dolu çaresizliğini” yansıtırken; diğer taraftan hem “kurban” hem “intikamcı” rolünü oynadığını görebiliyoruz.</p>

<p>130 IQ’süne dayanarak “ortalamanın çok üstündeyim, çalışmadan yüksek not alıyorum” ifadeleriyle devreye soktuğu “büyüklenmeci” savunma mekanizması, zihninin arka planında yatan “değersizlik”hissini maskeliyor.</p>

<p>-Psikolojik Sapmalar ve Patolojik Tablo:</p>

<p>Sınıfta kalemle kolunu deşme, jiletle bileğini ve boğazını kesme girişimleriyle ortaya çıkan depresif eğilimleri ve kendine zarar verme geçmişi; yalnızca acıya değil, aynı zamanda duygu durumunu düzenleme güçlüğü yaşadığına da işaret ediyor.</p>

<p>Sınıftaki davranışlarına dair arkadaşlarının tanıklıkları; Aras’ın yaşadığı öfke ve çaresizlik, kendine zarar verme eğilimi, dikkat çekme ve mesaj verme ihtiyacı ile kontrol kaybının giderek nasıl daha görünür ve tehditkâr biçimde dışa yansıdığını gösteriyor:</p>

<p><em>-Bazen çantasının ipiyle kendini boğmaya çalışıyordu.</em></p>

<p><em>-Derste kağıtlara ilginç semboller, okulun sınıf düzenini ve kurukafa gibi simgeler çiziyordu.</em></p>

<p><em>-Okuldaki bazı öğrencilere saldırıdan birkaç gün önce "Bu okula silahla saldıracağım" demişti.</em></p>

<p>Polis şapkası ve silahla poz vermesi; güç ve otoriteyle özdeşleşme arzusu, gerçek hayatta kuramadığı kimliğini şiddeti çağrıştıran semboller üzerinden inşa etme çabası, dikkat çekme ve görünür olma ihtiyacı ile ilişkilendirilebilir.</p>

<p>Burada, aynı zamanda kendisini daha güçlü, kontrol sahibi ve fark edilir kılma çabasını yansıtırken; geçmiş saldırgan figürler ya da medyadaki karakterler üzerinden öğrenilmiş bir rol model etkisi altında olduğunu görebiliyoruz.</p>

<p>Mersinli’nin davranışları, “antisosyal” kişiliğinin yanında “dürtü kontrol bozukluğu” özelliklerini de taşıyor. Saldırıdan iki gün önce poligon pratiği yapmış olması, çantasında götürdüğü birden fazla silahla hiç bir tereddüt göstermeden öğrencilere ateş açması bu kontrol bozukluğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Ancak bu tablo, tek başına bir “psikopatiden” ibaret olmayıp; yoğun öfke, değersizlik hissi ve kırılgan bir benliğin dış dünyaya tepki vermesi olarak görülmeli...</p>

<p>Daha önceki klinik muayenelerinde, yüksek zekâ ile sosyal iletişim güçlüğü (asosyallik) bir arada görülmüş ve bu durum “otizm spektrumu bozukluğu” veya “şizoid eğilimlerle”ilişkilendirilmiş. Psikologlar, toplumla uyum sağlamada yaşadığ sorunların çözümü için psikiyatrik tedavi önermişler, ancak baba tedaviyi aksatmış.</p>

<p>-Sosyal Dışlanmışlık ve “İncelliğin” etkisi:</p>

<p>Saldırganın WhatsApp profilinde, “incel ideolojisinin” (istemsiz bekârlık) etkileri ve bu bağlamda 2014 yılında ABD’deki seri katil Elliot Rodger’ı idol edindiği dikkat çekiyor. Rodger’ın kendisini, yalnız, reddedilmiş ve üstün hissetme temelli manifestosuyla paralellik gösteren bu tabloda; Mersinli’de cinsel red yerine “haksızlık temelli şiddet” öne çıkmış; toplum, aile ve okul tarafından dikkate alınmama takıntısı belirleyici olmuş.</p>

<p>Mersinli’nin eyleminde, “online radikalleşme” ve “dijital izolasyon” da önemli rol oynuyor. Discord’da “çok eşli” ilişki iddiaları, toplu saldırıda bulunacağına dair beyanları ve arkadaşlarının kendisini vazgeçirme çabaları, bu ortamın varlığına işaret ediyor. Bu, aynı zamanda, gerçek sosyal hayattaki yalnızlığını; sanal dünyada etkili bir eylemle şöhrete kavuşarak giderme arayışını bize açıklıyor.</p>

<p>Babasının kendisini boğmaya çalıştığını iddia etmesine karşılık, babanın “başkalarınca yönlendirildiği” savunmasını yapması; ortada açık bir “ebeveyn reddi” ve “duygusal ihmal” olduğunu gösteriyor. Aile görüntüde varsa da, yaşanan derin duygusal boşluk, klasik “modern yetimlik” tablosunu ortaya koyuyor. Ergenlik krizi ile silaha kolay erişimin bir araya gelmesiyle doğan ölümcül sonuç; reddedilme duyarlılığının nasıl beklenmedik bir şiddet olayına dönüştüğünü bize açıklıyor.</p>

<p>-Hayat Tarzı ve Sanal İkame Çabası:</p>

<p>Saldırganın, hayat tarzı, trajedi sürecini besleyen önemli ipuçları taşıyor: Sosyal izolasyon, dijital kaçış, sınırlı gerçek ilişkiler, yoğun çevrim içi etkileşim, şiddet içerikli oyunlara ve içeriklere maruziyet, kendine zarar verme geçmişi ve saldırganlık işaretleri, bir bütün olarak bu bağlamda gerekli negatif etkileşim ortamını sağlıyor.</p>

<p>Sistemin çoğu defa “ergenlik,” “geçici öfke” veya “alışılmadık, ama önemsiz davranış” diye küçümsediği tüm bu unsurlar; sosyal dışlanmışlığa uğrayan ergenin karanlık iç dünyasında zamanla bir tür “toksik fermantasyon” süreci içinde tepkimeye giriyor. Sonuçta bu tepkime; yoğunlaşmış öfke, kronikleşmiş değersizlik hissi ve gerçeklik algısında daralmayla birleşerek, düşünceyi trajik eyleme dönüştüren kritik kırılma noktasına ulaşıyor.</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, yüksek zihinsel kapasiteye sahip, kronik yalnızlık yaşayan, reddedilmeye aşırı duyarlı ve iç çatışmaları derinleşmiş bir ergenin; aile içi kopukluk, silaha erişim ve dijital alt kültürlerin etkisiyle radikalleşen bir süreç içinde uğradığı travmatik kırılma çizgisinin oldukça karakteristik bir örneği niteliğinde…</p>

<p>Bu tür vahim sonuçlarla karşılaşmamak için, tüm okullarımızda benzer risk altında bulunanlara yönelik; erken müdahale, aile terapisi, silah güvenliği, dijital denetim ve okul temelli psikososyal izlemenin hayati önem taşıdığı, hiç bir zaman gözden uzak tutulmamalı…</p>

<p>Ulvi Saran</p>

<p><span style="font-size:16px;">Karar</span></p>
]]></content:encoded>
<author>Misafir Yazılar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/misafir-yazilar/kahramanmaras-katliamcisi-toksik-internet-alt-kulturunun-kurbani-mi/5698/</link>
<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 22:29:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Siyasi Umutsuzluk</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-indent:2.0cm; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Demokrasi</span></b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"> ile yönetilen ülkelerde seçimler seçmen için bir mücadele zamanıdır. Seçme ve seçilme hakkını kullanarak yaşadığı düzeni değiştirmek adına idari makamlara gelmek veya temsilcilerini getirmek için var gücüyle çalışır. Hele ki adaysa emeğini, bilgisini, zamanını, parasını, çevresini kısacası her şeyini ortaya koyar. Ülkemiz de demokrasi ile yönetilen bir ülke ve farklı siyasi görüşe sahip vatandaşlarımız seçimlerde iktidara gelmek veya iktidardaysa iktidarda kalmak için mücadele ediyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-indent:2.0cm"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yerel seçimler</span></b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">de büyükşehir belediyeleri de dahil olmak üzere belediyelerin çoğunluğunu CHP kazandı. Ancak bu seçim zaferi yürütülen soruşturmalar, organize suç çetesi suçlamaları ve seçimle gelen başkanların tutuklanması ile büyük bir darbe aldı. Her kesimden sürece tepki sesleri yükselse de burada asıl sorun CHP’li başkanlara ve belediyelere karşı yapılan operasyonlar değil uzun yılladır belediyeleri yöneten AKP’li başkanların hiçbirine karşı dişe dokunur bir soruşturma yürütülmemesidir. AKP’li belediyeler tabiri caiz ise ismet sıfatına mı haizdir, hiçbirinde yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma yok mudur? CHP’ye yöneltilen suçlamaların haklı olup olmadığına girmiyoruz ancak <b>iktidarın haklı olması adil olduğunu göstermemektedir.</b></span></span></span></span></p>

<p style="text-indent:2.0cm"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Hangi parti mensubu olursanız olun böylesi <b>eşitliğe aykırı, adaletsiz</b> bir durum karşısında tepki vermemeniz mümkün değildir. Zaten CHP Genel Başkanının özel ve gündem olması gereken <b>mitingleri sıradan bir parti çalışmasına dönüştürmesi, her güne bir miting yapılır hale getirmesi seçmenini teskin etmek içindir ve neredeyse artık sayıları hatırlanmayacak hale gelmiştir.</b> CHP seçmeninin teskin olması en fazla AKP-MHP iktidarının işine gelmektedir; bu sebepledir ki aleyhlerine en ufak bir yazıyı, söylemi ve eylemi engelleyen, bunu yapanların yedi sülalesini pişman eden bu iktidar CHP mitinglerinin önünü açmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-indent:2.0cm"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sebebi ile artık genel seçim sonuçlarının bir hükmü kalmamıştır.</span></b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"> Cumhurbaşkanlığı seçimini %51 kazanan tüm idareyi ele geçirmektedir. Cumhurbaşkanı olan kişi bakanlarını bile milletvekili seçilenlerin içerisinden seçmek zorunda değildir. Bir kişinin seçilmesi, seçilmeyen/seçilemeyen/seçilemeyecek olan insanların bir araya gelip ülkeyi idare etmesinin önünü açmaktadır. Meclis mi? <b>Meclis sadece eski sistem devam ediyor zannedilsin diye açık tutulan bir kurum haline gelmiştir</b>. Eskiden az bir milletvekili sayısına bile sahip olsanız icraatları etkileyip yön verebilirken şimdi esameniz bile okunmuyor. İstediğiniz kadar debelenin, en can alıcı konular da dahil olmak üzere her türlü talep ve teklifiniz <b>“AKP ve MHP oylarıyla reddedildi”</b> denilip geçilip gidiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-indent:2.0cm"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Genel seçimlerin bir hükmü olmadığını görüp yerel seçimi bir umut olarak gören, siyasi tarihe bakıp “Belediyeleri alalım bu adımla iktidara geliriz.” diyen <b>seçmen artık yerel seçim sonuçlarının, ezici galibiyetlerin bile hükümsüz olduğunu gördü.</b> Tabiri caiz ise alın terleri ile aldıkları belediyeler soruşturmalar, tutuklamalar ve ahlak dışı transferlerle bir bir ellerinden kayıp gidiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-indent:2.0cm"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Seçmenin siyasetten bir umudu kalmadı.</span></b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"> Birçok kişiden </span><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“Seçsek ne olacak ki?”</span></b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"> cümlesini duymaya başladık. Bu durum kısa vadede AKP-MHP iktidarının işine gelse de uzun vadede ülkeyi çıkmaza sokacaktır. Siz insanoğluna bir umut vermezseniz o umudu yanlış yerlerde, kişilerde, oluşumlarda arayabilir, yaşanılan durumda da emperyalistlerin oyuncağı haline gelebilir. Bunu birçok ülkede gördük, iç karışıklıkların nelere mal olduğuna, nerelere vardığına, ne acılara sebep olduğuna şahit olduk. Hele ki ülkemiz siyonistlerin ve emperyalistlerin hedefindeyken bu umutsuzluğun nelere sebep olabileceğini görmemiz gerekiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-indent:2.0cm"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Milletinden kopmuş, fil dişi kulelere çekilmiş, insanını düşünmeyen, insanını sadece oy deposu olarak gören AKP-MHP iktidarı gitmelidir, yerine ise yağmurdan kaçarken doluya tutulduk dedirtmeyecek yönetimler gelmelidir. Bu iktidarın gitmesi için en başta Anayasamıza göre ikiden fazla seçilemeyecek olan Cumhurbaşkanımızın seçime girmemesi sağlanmalıdır. Birçok hukukçu gibi şahsi kanaatim bir önceki seçime de girememesi gerektiğidir. “Düzen değişti yeni sistem geldi hadi sil baştan” deyip Cumhurbaşkanlığında geçirdiği dönemlerin sayısını ha bire sıfırlarsak bunun sonunu alamayız. Yeni bir değişiklik yapılmayacağının bir garantisi var mı, her bir değişiklikte “bunları saymayız” mı denilecek? </span><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bir önceki seçimde seçime girme hakkı olmadığı bilindiği halde buna itiraz etmek yerine “Sandıkta göndereceğiz” denildi ve tabii ki gönderilemedi.</span></b></span></span></span></p>

<p style="text-indent:2.0cm"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Şu anda seçmenin umudunu yeşertecek tek şey erken seçim değil tam tersi zamanında seçim yapılarak Recep Tayyip Erdoğan’ın seçime girememesidir. Seçmen yeni bir 5 yıllık AKP-MHP iktidarındansa az daha dayanmayı tercih eder.</span></b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"> İstediğiniz kadar bittiler, gidecekler deyin tüm sisteme hâkim olan ve ABD’nin desteğini alan bir iktidardan bahsediyoruz; kabul etmek istemesek de Erdoğan’ın tanınırlığı, gücü ve etkisi karşısına çıkarılan her adaydan daha fazla olacaktır. Ayrıca son dakikada ülke güvenliği, istikrar, operasyon söylemlerine sebep olacak seçim zamanı ortaya çıkan olayları da hesaba katmıyoruz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-indent:2.0cm; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Her şeyin sonucunda çok üzgünüz ki <b>muhalefetten de hiçbir umudumuz olmadığı gibi </b></span><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">tam tersine ne yapıp edip, iktidarın ne kadar geç karar almasına bakmadan erken seçim kararı alıp Erdoğan’ın önünü açacaklar. </span></span></b></span></span></span></p>

<p style="text-indent:2.0cm; margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bizlerin sadece iktidarı değil, muhalefeti de hesapsız bir şekilde milletine hizmet eder hale getirmemiz gerekiyor. Aksi takdirde daha önce defalarca gördüğümüz üzere iktidarın el değiştirmesi milletimizin hayrına hiçbir anlam ifade etmiyor. </span></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Av.Alev SEZEN   M.A. Adli Bilimler Uzmanı</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/av-alev-sezen-m-a-adli-bilimler-uzmani/siyasi-umutsuzluk/5697/</link>
<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 19:43:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bize Öğretmeniyle Barışık Siyasetçi ve Yetkili Lazım</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Okul baskınları sonrası sendikalar ve öğretmenler güvenlik sorununa dikkat çekmek için iş bırakma eylemi yaptılar ancak ne talihsiz ki kimi siyasetçiler “Aklınız başınıza alın” gibi söylemlerle öğretmenlere yüklenirken kimi yetkililer de iş bırakma eyleminin kamu vicdanını sızlattığını dillendirerek, öğretmeni sorguladı. Bunu gören kimi kendini bilmezler de öğretmenlere karşı saygısızlaştı, tehdit ve hakaretlere başvurdu…</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu tablo karşısında öncelikle sormak istiyorum.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hangi siyasetçi polis korumasız alana çıkıyor?  </span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Okul baskını sonrası Sayın İç İşleri Bakanı güvenliği sağlamak için hangi okulumuzdaymış, gittiyse de polisler eşliğinde mi gitmiş yoksa öğretmenler gibi tek başına mı gitmiş?</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın İç İşleri Bakan Yardımcısı, Ayla Öğretmenin ruhu lazım demiş, yani ölün demiş öğretmenlere...</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın Bakan Yardımcısı, korumasız sokağa çıkıyor musunuz?</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Korumalarla alanlara çıkanların, öğretmenlerden ölüme atlamalarını beklemek ne kadar adil? </span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın İçleri Bakan Yardımcısı öğretmenler iş bırakma eylemi yaptı, diye üzülmüş ve mahçup olmuş.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mahcup olmayın Sayın Bakan Yardımcısı, tam tersine öğretmenler iş bırakma eylemi yaparak okullardaki güvenlik sorununu kamuoyunun gündemime taşıdılar, bu duyarlılıklarından dolayı öğretmenlerle gurur duyun.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü öğretmenler öğrencilerini seviyor ve korumak için eylem yaptılar, tedbir istediler yetkililerden. </span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ayrıca Sayın İç İşleri Bakan Yardımcısı polisle öğretmeni kıyaslarken, keşke polisle öğretmenin görev tanımının aynı olmadığını hesaba katsaydı. </span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öğretmenlerin işinin eğitim ve öğretim olduğunu, İç İşleri Bakanlığının ve polislerin işinin de halkın güvenliğini sağlamak olduğunu bir öğretmen olarak söyleme ihtiyacı duyuyorum her nedense...</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir toplum yöneticileri başta olmak üzere öğretmenleri ile çatışıyor, öğretmeni hedefe koyuyorsa, o toplum intihar ediyordur.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nitekim Şanlıurfa ve Kahramanmaraş okul baskınları bunun en somut örneğidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İtibarsızlaştırılan, öğrencilerin karşısında etkisiz ve yetkisiz bırakılan bir eğitim ordusu yaratıldı. Otoritesiz bırakılan okullar, baskınlarla anılmaya başlandı.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne yazık ki yanlış eğitim politikalarının günah keçisi olarak öğretmenler hedefe konuyor, sorumluluk öğretmenlere ihale ediliyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yetkililerimiz; ileri geri sözlerle öğretmeni itibarsızlaştırıp, hedef gösterenlere karşı öğretmenleri koruyup, o kişiler hakkında yasal işlem yapmaları gerekirken ne yazık ki bu öğretmen düşmanlarını cesaretlendirici tutumlar içine giriyorlar.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Herkes bilmelidir ki eğitim ordusu itibarsızlaştırılarak ve hedef gösterilerek yara aldıkça, toplum çürür ve ölür.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu yüzden toplumun ve devletin bekasını düşünenler öğretmenlere söz söylerken, hassasiyet göstermelidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yıllardır sendikalar ve öğretmenler olarak okullarda yaşanan şiddeti anlatıyoruz.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öğretmenler sözlü ve fiziki şiddete uğradı, dövüldü, öldürüldü duymak ve görmek istemediniz.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duyulmayan, görülmeyen, cezası olmayan her suç teşvik edicidir. Ve sonunda okul baskınları başladı öğretmenlerle beraber öğrenciler de öldürüldü.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Artık öğretmenler dayanamadı bu görmezliğe ve duymazlığa ve tüm yurtta tüm sendikalar iş bırakma eylemi kararı aldı.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öğretmenler işe gitmemek için değil, korktukları için değil siz yetkililere okullardaki şiddeti duyurmak için iş bıraktılar, öğrencilerini korumak için iş bıraktılar.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öğretmenler şov yapmak için değil, kendi güvenliklerini sağlamak için korumayla gezen bakanlara, okulların da korunması gerektiğini göstermek için iş bıraktılar...</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Keşke zamanında öğretmenlere yönelik şiddetleri görseydiniz ve duysaydınız ve tedbir alsaydınız da sıra öğrencilere gelmeseydi Sayın İç İşleri Bakan Yardımcısı.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Keşke okul baskınları olmasaydı, çocuklar ölmeseydi ve öğretmenler iş bırakma eylemi yapmak zorunda kalmasaydı…</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Keşke, öğretmenlere kulak verilseydi, güvenlik önlemleri alınsaydı o zaman Ayla Öğretmen ölüme gitmek zorunda kalmazdı.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bize nasıl bir ruh lazım biliyor musunuz ey siyasetçiler, ey bakanlar, ey toplum…</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bize Fatih Sultan Mehmet ruhu lazım.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fatih Sultan Mehmet Hocası Akşemseddin’i İstanbul’un manevi Fatih’i olarak görmüş ve birlikte at üzerinde İstanbul’a girer. Halkın kendisi yerine Hocası Akşemsidin’e çiçek vermeye çalışması üzerine “ Gidiniz, yine ona gidiniz. Sultan Mehmet benim ama O, benim hocamdır. Şehrin manevi fatihidir” diyerek hocasına hürmetini ifade eder dolayısıyla ilme ve hocaya verdiği değeri halka gösterir.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte bize bu ruhtaki yöneticiler lazım… </span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bize öğretmeni ile barışık siyasetçi ve yetkili lazım… </span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/kadriye-demirel-egitimci-egitim-kocu/bize-ogretmeniyle-barisik-siyasetci-ve-yetkili-lazim/5696/</link>
<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 00:12:52 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Okullarda 3 Günlük Kaosun Sorumlusu Kim?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Geçtiğimiz hafta peş peşe yaşanan iki okul saldırısı, eğitim sisteminin ne kadar sahipsiz kaldığını bir kez daha ortaya koydu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">İlk olayın ardından sendikalar eylem kararı aldı. Tam “ne olacak?” derken, Çarşamba günü Kahramanmaraş’taki ikinci olay geldi ve süreç iyice içinden çıkılmaz hale döndü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Eylemler Cuma’ya kadar uzadı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ama ortaya çıkan tabloyu tek kelimeyle anlatmak mümkün:<br />
KAOS.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">İlk gün eylem etkiliydi.<br />
Ama sonra iş dağıldı.<br />
Kimi öğretmen derse girdi, kimi girmedi.<br />
Öğrencinin bir kısmı okula geldi, öğretmen bulamadı.<br />
Bir kısmı hiç gelmedi.<br />
Gelen çocuk geri döndü, kalan boş boş bekledi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bu mu eğitim düzeni? Bu düpedüz KAOS!</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Şimdi açık konuşalım…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Öğretmenlerin söyledikleri haksız mı? Değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">“Can güvenliğimiz yok” diyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">“İtibarımız yerlerde” diyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">“Disiplin kalmadı” diyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bunlar yok sayılacak şeyler değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ama işin bir de öbür tarafı var:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">3 gün boyunca çocuklar eğitimden koptu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Sınav öncesi böyle bir tablo kabul edilebilir mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Edilemez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Burada asıl sorumluluk kimde?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Milli Eğitim Bakanlığı’nda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bu süreç baştan yanlış yönetildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Net karar alınamadı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ortak bir yol çizilemedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ne yapılmalıydı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Baştan 2-3 gün tatil ilan edilirdi, herkes aynı çizgide olurdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ne öğretmen ortada kalırdı, ne öğrenci mağdur olurdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ama yapılmadı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ortaya çıkan tablo:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Kaos, kararsızlık ve güvensizlik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Şimdi lafı dolandırmaya gerek yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Okullarda güvenlik şart.<br />
Öğretmenin itibarı geri verilmeli.<br />
Disiplin yeniden sağlanmalı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Yarım önlemlerle bu iş çözülmez.<br />
Ya adam gibi tedbir alınır…<br />
Ya da bu kaos tekrar eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Eğitim sistemi deneme tahtası değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Ve kimse kusura bakmasın…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bedelini en çok da çocuklar ödüyor.</span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>
]]></content:encoded>
<author>Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/cahit-erdogan/okullarda-3-gunluk-kaosun-sorumlusu-kim/5695/</link>
<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:53:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eski Türklerde Dinî Hayat</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Prof.Dr.Erhan AYDIN’ın <b><i>“Eski Türklerde Gündelik Hayat</i>”</b> isimli kitabından bahsetmiş ve birkaç köşe yazısı yazmıştım. Kitaptan alıntılarla bu yazıda da <b><i>“Dini Hayat”</i></b>tan bahsedeceğim:</span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">“Türk runik harfli eski Türk yazıtlarında inanç sistemleri ile ilgili önemli bir söz varlığı bulunmaktadır. <b>762 yılında Uygur Kağanlığı döneminden Bögü Kağan</b>’ın, Soğdluların telkini ve Çin’deki Tang Hanedanlığı’nın da etkisi ile devlet dini olarak kabul ettiği <b>Manihaizm</b>e gelinceye değin, Türklerin dini hayatı ile ilgili çok farklı görüşlere tanıklık edilmektedir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Çin kaynaklarında yer alan bilgilere göre <b>Taspar (Tatpar?) Kağan</b> (572-581), 574 yılında Kuzey Chou devletinde imparator Wu-ti tarafından yasaklanan <b>Budizm</b>in Türk topraklarına girmesine izin vermiştir. Çin’den kaçan misyoner Hintli rahip Jinagupta, Kök Türklere sığınmış ve on yıl süreyle (574-584) burada kalarak Türkler arasında Budizmi yaymıştır…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Kağanın Budist öğreti ile ilgilendiği, ayrıca Nirvana-Sutra’yı Türkçeye çevirttiği de Çinlilerin verdiği bilgiler arasındadır. Hans J.Klimkeit güzel bir tespitte bulunarak Köktürk döneminin 692-735 yılları arasındaki yazıtlarında Budizme dair en küçük bir izin bile bulunmadığını belirtir. (s.323-324)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Yine …Çin kaynaklarında Bilge Kağan’ın kentler ve tapınaklar kurmak istediği, Tonyukuk’un Tang Hanedanı ordularından askerî anlamda güçlü kılan şeyin konargöçer yaşam tarzları olduğuna işaret ederek onu bu fikrinden caydırdığına dair bilgiler bulunmaktadır…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Çin kaynaklarındaki bu ve benzeri bilgiler, ne yazık ki <b>II.Köktürk Kağanlığı hükümdarı Bilge Kağan</b>’ın Budizme meylettiği sonucunun çıkarılmasına zemin hazırlamıştır. Çinlilerin verdiği bu bilgi doğru olsa bile aslında Bilge Kağan’ın sözünü ettiği şey, konargöçer hayatın güçlüklerle dolu olmasıdır. Bu nedenle de halkını düşünen bir kağanın bu sözlerinin Budizme ilgi göstermesi ile açıklanması doğru değildir.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">İnançlar</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Eski Türk yazıtlarında, 7 ve 8.yüzyıl Türk boylarının nasıl bir inanç sistemine bağlı olduğu hakkında ayrıntılı bilgi bulunmaz. Bu nedenle de eski dönem Türklerin inanç sistemi, sürekli tartışılan konuların başında gelmektedir. <b>Manihaizm</b> ve <b>Budizm</b> gibi daha belirgin ve sistemleri açıkça bilinen dinlerin yanında, <b>Şamanizm</b> ve tümüyle Türklere özgü bir inanç sistemi olarak değerlendirilen <b>Gök Tanrı</b> dini gibi adlandırmalarla Türklerin inanç sistemi hakkında çıkarımlar yapılmıştır. Hususen dinler tarihi uzmanlarının yanında konuya ilgi gösteren araştırmacıların Gök Tanrı dini gibi tuhaf adlandırmaya gitmesinin nedeni, Türklerin inanç sistematiğinin tam olarak anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır. (s.325)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Eski Türklerin inanç sisteminin tam olarak Şamanizme benzememesi nedeniyle türlü adlandırma ve tarifler de ne yazık ki ortada dolaşmaktadır.</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Türk runik harfli eski Türk yazıtlarında doğrudan dinî öğelerden söz edilmemiştir. …eski Türk yazıtlarında tespit edilen ve doğrudan inanç ile ilgili sözcükler değerlendirilecektir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Alın Yazısı:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> …eski Türk yazıtlarının en dikkat çekici konularının başında, alın yazısının özellikle vurgulanmış olması gelmektedir. Bozkırın güç koşullarında ilkel olarak yaşadığı varsayılan bir halkın bu kadar metafizik konulara değinmiş olması, doğal olarak şaşırtıcıdır. Özellikle ölüm ile ilgili konularda alın yazısından söz edilmesi gerçekten ilginç ve dikkat çekicidir. Bir başka vurgulanması gereken konu ise alın yazısından söz eden metinlerin …yazıtların yazılmasına vesile olan kağanlar ve beylerin dilinden çıkmamış; halk tarafından yazılmış daha küçük ve hacimsiz yazıtlarda da ele geçmiş olmasıdır… Özellikle genel Türk tarihi, kültür tarihi ve dinler tarihi araştırmacılarının, burada yer alan cümleleri iyi incelemelerinden yararlı sonuçlar ortaya çıkacaktır… (s.326)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Yakarış:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Eski Türk yazıtlarında, yakarış ifade eden cümleler de elde edilmiştir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Hangiday 1: Kut berin ‘kut verin!’ (s.327)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Her ne kadar harflerin belirlenmesinden dolayı değişik okumalar bulunsa da bu kaya yazıtını yazan kimsenin, ebedî gökten talih dilenmekte olduğu açık olup bir tür yakarış ile karşı karşıya kalınmış olmaktadır.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Yamaanı Us VI: Atım el arıg yol tenrim küç berin ‘Adım El Arıg Yol(dur). Tanrım güç verin!’ (s.328)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Satırın başında bulunan ve kişinin adını gösteren <b>atım arıg yol</b> ifadesinden sonraki bölümde kişinin <b>Tanrı</b>’dan yani <b>Ebedî Gök</b>’ten yardım dilemesinin eski Türklerin kültürel ve dinî hayatı için çok önemli bir bulgu olduğunu söylemek gerekir… (s.329)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Esenlik Dileme:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Eski Türk yazıtlarında, esenlik dileme ifadeleri de epeyce yer tutmaktadır. Savaşa ve uzun süren avlanmaya çıkmadan önce iyi dileklerin sunulmuş olması, Türkçenin ilk yazılı belgelerine de yansımıştır… (s.332)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">İnanç İle İlgili Söz Varlığı</span></span></span></i></b></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Çök:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> …çök olarak okumanın daha uygun olduğu açık olan bu Şamanist nida, kurban töreni sırasında çıkarılan bir haykırış olmalıdır. Bugün Güney Sibirya Türk halklarının Şamanist ayinlerinde de sözcüğe rastlanması, sözcüğün okunmasında ve anlamlandırılmasındaki kuşkuları giderecek kadar önemlidir ve dolayısıyla eski Türk yazıtlarında geçen Altay şamanizmine ait bir sözcük olması, Türk boylarının inanç öğeleri hakkında epeyce bir fikir vermektedir…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Erklig:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> ‘Güçlü’ temel anlamıyla üç kez tespit edilmiştir</span></span></span></i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…<i> (s.344)</i></span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Aslında Erlig-Erlik sözcüğü, Erlik’in yer altında bir sarayda yaşıyor olmasından dolayı, yer ‘yer’ sözcüğü ile ilişkilendirilip <b>‘güçlü, yer altının hâkimi Erlig-Erlik’</b> gibi bir anlam ile karşılanmış olmalıdır…</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Idok:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Sözcük çok sayıda tespit edilmiş olup özellikle yer adlarının önünde sıfat işleviyle, yere kutsallık anlamı yüklemektedir. Sözcük birkaç örnekte yer adı yapmada kullanılmış, bir örnekte ise boy liderini ifade etmek üzere <b>ıdok kut</b> sözcük grubunda ele geçmiştir… (s.345-346) <b>Örnek;</b> Köl Tegin doğu 10: <b>Idok yer</b> ‘kutsal yer’.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Köl Tegin doğu 23: <b>Idok ötüken yer</b> ‘Kutsal Ötügen yer’.</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Idok Baş:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Bir yer veya büyük olasılıkla dağ ismi. <b>Tamag Idok Baş:</b> Karluklarla savaşılan yer adı. <b>Kan Idok Baş:</b> Dağlık bir yer adı. (s.346-347)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Kut:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> ‘Talih, baht’ gibi anlamlarla karşılanabilecek sözcük, eski Türk yazıtlarında en çok tespit edilen sözcüklerden biri olup aynı zamanda kişi adı olarak da ele geçmiştir. Özellikle <b>kağanların Tanrı tarafından kut ile görevlendirilmiş olmasından ötürü,</b> kağanlık yazıtlarında daha sık tespit edilmiştir… (s.349)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Tenri:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> Eski Türk yazıtlarındaki sözcükler içinde hem sık kullanımından hem üzerinde çok tartışılmış olmasından hem de harflerin çözümünde anahtar görevinden dolayı kuşkusuz en ünlülerinden biri <b>tenri</b>’dir. Sözcüğün, kağan ve öteki kişilerin unvanlarında bulunduğu, ayrıca kişi adı olarak da kullanıldığı anlaşılmaktadır. Sözcüğün <b>‘gök, gökyüzü; aziz, kutlu, hazretleri; kişi adı/unvanı’ </b>anlamlarında kullanıldığı, esasen temel anlamının <b>‘gök, gökyüzü’ </b>olduğu ve özellikle tenri sözcüğünden türemiş sözcüklerde yeni anlamlar kazandığı görülmektedir… (s.351)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Eski Türk yazıtlarında tengri’den türemiş iki sözcük ele geçmiştir. Bunlar; <b>tenriken</b> ve <b>tenriteg</b>’tir. (s.354)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Ülüg:</span></span></span></i></b><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black"> … Köl Tegin 29: Tenri yarlıkazu kutum bar üçün ülügüm bar üçün ölteçi bodunug tirgürü igit<d>im ‘(ebedi) gök lütfettiği için talihim olduğu için ölmek üzere olan halkı diriltip besledim.’ (s.359)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…<b>Ülüg,</b> Eski Uygur Türkçesi sözlüklerinde <b>‘kut, saadet, pay, şans, hisse, kısmet, kader, felek’</b> anlamlarıyla verilir… (s.360)</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">…Ayrıca dikkat edilmesi gerekli bir başka konu da eski Türk yazıtlarındaki örneklerde hem temel hem de mecaz anlamının bir arada kullanılmış olmasıdır. Bu, <b>yazıtlar dönemi Türkçesinin işlenmiş bir dilin ürünü olduğunu gösterdiği gibi Türkçenin zenginliğine kanıt</b> olarak da değerlendirilebilir. (s.361)”</span></span></span></i></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="color:black">Haftaya devam…</span></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/uaef-bask/eski-turklerde-dini-hayat/5694/</link>
<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:27:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eğitim Zorunlu Mu, Sorunlu mu?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman",serif"><span style="font-size:10.5pt"><span style="font-family:"Microsoft YaHei",sans-serif"><span style="color:black">Bugün meslek hayatımın en acı gününü yaşıyorum.</span></span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Yüreğim buruk! Ellerim keçeli, gözlerim yaş içinde! Tansiyonum kontrol dışı. Şekerim hiç olmadığı kadar tavan! Dilim damağımda, belim iki büklüm.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Bütün romanlar çok duygusal. Bütün türküler dertli... Şiirlerin hepsi sürgün. Guernica dahil tüm tablolar tutsak...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Ben yorgunum, sevdiklerim şaşkın, can diyebilen canlar işkence altında...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Neden?</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Elimizle büyüttüğümüz çocuklar hayatımıza kastediyor...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Yemeğini yedirdiğimiz,  ilacını içirdiğimiz, sümüğünü sildiğimiz yavrularımız birer eli kanlı katile dönüştü...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Okuma ve yazma öğrettiğimiz, hoşgörüyü, saygıyı, iyiliği, arkadaşlığı yaşam biçimi yapmaları için çaba sarf ettiğimiz öğrenciler birer canavar kesildi...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Yurduna aşık, vatanına sevdalı, bayrağına sahip, geçmişiyle gurur duyup gelecek güzel günlerin hayalini kuran, insanını değerli gören bireyler olsun diye gece gündüz uğraştığımız evlatlarımız yoldan çıktı...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Elinde kalem, elinde kitap; kalbinde bitimsiz sevgi olsun diye ömrümüzü tükettiğimiz gençler eline tabanca aldı, tüfek aldı, mermi aldı da ondan, başka neden olacak?</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Düşünebiliyor musunuz önünde kitap öğretmenini can kulağıyla dinleyen öğrenci ekmeğini paylaştığı arkadaşı tarafından gözünü kırpmadan öldürülüyor. Kendini dersine kaptırmış öğretmenler hiç beklemedikleri bir anda iyi insan olsun diye uğraştığı öğrencileri tarafından acımasızca hayattan koparılıyor.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Sabahleyin öpe koklaya okula gönderdiği yavrusunu bir kaç saat sonra tabutla karşılaşmak ne demek biliyor musunuz?</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Bir an önce dersine yetişmek için iki üç otobüs değiştirerek öğrencisine bir şeyler öğretme gayreti taşıyan öğretmenin katledilmesi, hem de öğrencisi tarafından katledilmesi ne demek?</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Ya çocukta ya velide ya öğretmende oluşan travma ya da toplumda oluşan karamsarlık...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Biri anlatsın ne olur, biri bana da anlatsın...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Ülke olarak iki gündür okullarda yaşanan kanlı baskınları konuşuyor, olmadı kınıyoruz.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Yetkililer de köşeli demeçlerle faciayı kınıyor, yaralılara acil şifa, hayatını kaybedenlere rahmet diliyor. Yine aynı yetkililer olayları takip ettiklerini, bir daha yaşanmaması için her türlü tedbiri alacaklarını söylüyorlar. Olayların münferit ve bireysel bir saldırı olduğunu eklemeyi ise ihmal etmiyorlar.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Âlâ...!</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Okullarda tehdit, okullarda şiddet, okullarda katliam. Öğretmenine silah doğrultup gözünü kırpmadan tetiğe basan öğrenciler. Hiç düşünmeden sınıf arkadaşını çatır çatır vuran gençler.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Nereden nereyeee, nerdeeen nereye...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Düşünüyorum da on binlerce polis, asker, bekçi, özel güvenlik görevlisi olan büyük büyük (y)etkililer okullarını güvenli hale getirmekte yetersiz...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Yetersiz demek ne kadar doğru bilmiyorum ama memleket ipi kopmuş uçurtma gibi...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Buradan, bu köşeden yıllardır anlatmaya çalışıyorum hem de hangi zekâya sahip olursa olsun herkesin anlayacağı dille haykırıyorum.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Okullar yaşanmaz hale geldi, lütfen önlem alın; zorunlu eğitim sorunlu eğitim oldu, lütfen dikkat edin; okul terki tavan yaptı, lütfen kulak verin; diplomalı işsizlik can yakıyor, haberiniz olsun; okulların güvenliği beka sorunu haline geldi, uyumayın; uyuşturucu kullanma ilkokullara kadar indi, duyun dedik kimse umursamadı.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Liyakat dedik, kadro dedik, çağdaşlık dedik inadına mülakat, inadına sözleşme, inadına cemaat dediler. İnadına bilim dedik, inadına sanat, spor, inadına teknoloji dedik. İnadına kindar nesil dediler.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">İlla öğretmen, illa eğitim, illa nitelik, inadına denetim dedik. İnadına öğretmen olmayan herkes, inadına ezber, inadına nicelik dediler, denetim akıllarının ucundan geçmedi.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Ve korkunç tablo...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Peki okullar bu hale nasıl geldi? Okullarda güvenlik nasıl sağlanır? Ya sorumluluk...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">1) Ülke boydan boya silahlandı. Herkes kendi güvenliğini kendi sağlama peşinde. Silah almak ekmek almaktan daha kolay.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">2) Sanal oyunlar kontrolsüz. Her sanal oyunda silah var, top var, tüfek var. Kan var, gözyaşı var, ölüm var.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">3) Uyuşturucuya ulaşmak çok kolaylaştı. Çünkü uyuşturucu ucuz. Köşe başları torbacı dolu.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">4) Cezalar yetersiz. Yasal boşluklar özendirici.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">5) Çeteleşme yoğunlaştı. İnternette boy boy kiralık katil, itina ile adam dövme, çekinmeden kurşunlama ilanları serbest.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">6) İnsanlar aç, insanlar işsiz, insanlarda geleceğe dair umut yok, güven sıfır.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">7) Güvenliği sağlayacak olanlar korkuyor. Çünkü herkesin bir dayısı var.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">8) Baştan sona sorunlara merhem olacak eğitim baştan sona sorunlu. Eğitim programları bilimsel de değil geleceğe yön verecek yetkinlikte de... Milli eğitim milli olmaktan çıktı, iyi insan yetiştirme yerine aklıselim nesil hedef haline getirildi. Çedes  çöz(e)meyecekti, çözmedi, problem büyüdü.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">10) Eğitimin kadroları liyakatsiz. Sendikalar sarı.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">O yüzden hali vakti yerinde olanlar o arada milli eğitim bakanı da dâhil çocuğunu özel okula göndererek bir anlamda güvenliği satın alıyor, parası olmayan fakir fukara aileler ise kaderine terk edilmiş durumda.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Velhasıl sorun büyük. Sorun kuru sözlerle geçiştirilecek bir sorun değil. Esasen bu fiili durum 23 yılda görev yapan 9 milli eğitim bakanının başarılı olamadığının açık seçik göstergesi. Lami cimi yok eğitim politikalarının iflası.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Kindar nesil hedefinin geldiği mevcut durum bir kaç bürokratın kurban edilmesiyle çözülecek bir durum değil, psikopat bir saldırgan diyerek olaylardan sıyrılmak da...</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Doğru şiddet bulaşıcıdır. Bulaştırmamak için yayın yasağı gerekli ama mutlak olan bu doğru ateşi samanla söndürmek için kullanılmamalı.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Milli yas da önemli bir çözüm ama daha büyük çözüm istifa mümkün olmadığına göre af istemek olmalı efendim hem de hemen şimdi.</span></span>﻿<br />
<span style="white-space:pre-wrap"><span style="white-space:pre-wrap">Unutmayınız ki, OKULLAR GÜVENLİ DEĞİLSE HİÇ BİR YER GÜVENLİ DEĞİLDİR.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:11px"> </p>
]]></content:encoded>
<author>Yusuf İPEKLİ </author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/yusuf-ipekli/egitim-zorunlu-mu-sorunlu-mu/5693/</link>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 23:05:22 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm insanlığa, hakkı hukuku, adaleti, doğru yolu, nizamı ve mutluluğu , barışı getirebilmek ve öğretebilmek için gelmiş Yüce İslam, Allah- Din arasındaki inanç manzumelerinin bütünüdür.</p>

<p>Bu inanç sisteminde, kişiye göre tercih ve seçim hakkı bulunmaz. İslamın popülürleğini yitirip, cazibesini kaybedişi, ahlaki değerlerden ve insani değerlerden uzaklaştırılmış gibi ona mal edilen olumsuz imalar, İslam davası adına iş başına gelip te, tam tersi işler yapanlar eliyle olmuştur. Zaten başka türlü olması da mümkün değildir.</p>

<p>Dinin ürettiği ahlaki değerler unutulmuş, umarsanmaz olmuş, günlük şekli ibadetlere indirgenerek içi boşaltılmıştır. Bu hale getirilmiş bir din ahlak üretir mi?</p>

<p>İçinde yüksek ahlaki kurallar ve hazineleri taşıyan dinimizin gelinen noktada insanlık alemine örnek olacak değerleri bir, bir yozlaştırılmıştır.</p>

<p>Değerlerini ve hedefini oluşturan Kur’an ın yüksek ahlakı, bizzat sermayesi dincilik olan din tüccarları eliyle, heyecanını, coşkusunu ve ruhunu yitirmeye başlamıştır.</p>

<p>Kimse birbirini kandırmasın.</p>

<p>‘’…Bir tek hurmayla beslenen, karnına açlıktan taş bağlayan ümmetin Peygamberinden ve yamalı cübbe giyen…’’</p>

<p>Hz. Ömer’in menkıbeleriyle insanları kandırıp, kendileri için yaptırdıkları katlarda, villalarda yaşayan, sonradan türeyen, sonradan görme sözde dindar geçinen sınıfın hangi yaşantısını din adına halk örnek alacak ve İslam adına referans kabul edecektir?</p>

<p>Yok "fakirler cennete, zenginlerden 500 sene önce cennete gireceklermiş" diye fakirliği öve , öve bitiremeyenlere; o zaman madem ki fakirlik bu kadar sevap ve muteberse sorarlar adama.</p>

<p>"...Yer değiştirin de siz cennete 500 sene daha önce girin diye sorulması gerekir!."</p>

<p>Dinin yüce değerleri, böylesine hafife indirgeyerek inanç empoze edilemez.</p>

<p>Bugün olmazsa, yarın mutlaka sorgulanır bu anlatım tarzı!..</p>

<p>Elde Kur'an, dilde yalan ile insanları çarpmak en büyük riyakarlık, ahlaksızlık ve sahtekarlıktır...</p>

<p>☆☆☆</p>

<p>İhalelere fesat karıştıranlar, işlerden komisyon alanlar, çoluk çocuklarını, yakın akrabalarını, hısımlarını ehil ve layık olmadıkları makamlara getirenler, yazılı sınavlarda en yüksek başarı gösteren halkın çocuklarını, mülakat sınavlarında eleyenlerin din ve ahlak adına daha da söz hakları inandırıcı olamaz...</p>

<p>Hiç bir iş yapmadıkları halde aydan aya bankamatikten maaş çekenler, emanetlere ihanet edenler, hak hukuk, adalet gözetmeyenlerin veya kimler olursa olsun söylemleri ile icraat ve davranışları sorgulandığında, şu anda yaşanılan dinin Müslümanlıkla ve dindarlıkla ilgisinin olmadığı görülmektedir.</p>

<p>Müslümanların şeyh, şıh ya da siyasi liderlere tapan putperest oldukları görülmektedir.</p>

<p>Toplumda dindarların da yolsuzluk, hırsızlık, haksızlık yapmayacağı inancını bilhassa son yirmi yıldaki muhafazakar iktidarlar eliyle yıkılmıştır.</p>

<p>Yani Taha Akyol’un deyimiyle ‘’AHLAKSIZ DİNDARLIK’’ diye gözlenen her türlü davranış bozuklukları ve sapmalar bu dönemde salgın hastalık gibi yaygınlaşmıştır.</p>

<p>Kimse siyaset yapmak için yazdığımızı zannetmesin. Siyasetten elimizi, ayağımızı çektik çok şükür. Bir gerçeğin tespitidir bu. Dinimize ve dindar vatandaşlarımıza en büyük zararı AKP vermiştir.</p>

<p>Artık geldiğimiz noktada hiç kimse dindarlara güvenemez olmuştur. Yani yüce İslam’ın ahlak anlayışı bunlar vasıtasıyla tarümar edilmiştir!..</p>

<p>Görünen köy kılavuz istemez. Teşbihte hata olmazsa; Ülkemizde ki Müslüman dindar kitlenin iman anlayışları ve barometre parametreleri, ekonomik endeksli olduğu görülmektedir.</p>

<p>Para, maddiyat ve menfaat gibi cüzdanlarda taşınan bir Tanrı anlayışı ve olgusu gelişmiştir!.. Şimdi sen kimsin de insanların iman dereceleri hakında laf söyleyebiliyorsun diye düşünenler olabilir.</p>

<p>Biz zarfın içindeki mazruftan değil, zahiren görünen zarftan bahsediyoruz. Çoğu zaman da her zarf içindekini yansıtır. Tabi ki en iyisini Allah ( CC) bilir.</p>

<p>Bir şeyin çürümesi içerden tahribatla mümkündür. İslam’ın uygarlık yarışından çekilmesi başlı başına bugünün sorunu değil, yüzyıllar öncesinden gelen , hurafi düşüncelerin yayılmasıyla, müspet ilimlerin bilim yuvalarından günahtır diye çekilmesiyle başladığı çok kişilerce yazılmıştır.</p>

<p>Burada bilinen şeyleri tekrara girmek istemiyoruz. İslam’ın aydınlık çağı, yerini karanlığa bırakalı belki beş asır oldu.</p>

<p>Artık İslam dünyasının insanlık adına ürettiği hiçbir teknolojik gelişme, buluş, ürettiği bir ahlak anlayışı da yoktur. Tek, tük kendi çabalarıyla Avrupa Üniversitelerinde buluş yapan ilim adamlarımız şüphesiz vardır.</p>

<p>Fakat bu değerlerimiz de beyin göçüyle kaptırılmıştır. İslam dünyası bugün, Batı uygarlığından 500 yıl geriden takip etmektedir. Hamasi düşünceleri bırakıp kabul edelim artık…</p>

<p>***</p>

<p>Şimdi konumuzun felsefeyle ilgisine bakalım:</p>

<p>İnancın dini boyutunda, ya inanırsın, ya da inanmazsın. Bunun ortası olmaz, seçimi olmaz...</p>

<p>Felsefe boyutunda ise; ‘’Bana göre, sana göre’’ olan yorum farkları olabilir . Ama muhtevanın özünü inkar dairesinde eleştirel düşünce bir hak olarak değil, inkar mahiyetini alırsa, yargılama olur.</p>

<p>Dinin yargılanması şüphecilik kavramını çağrıştırdığında felsefenin konusunu içerir. Her felsefi düşünce dinlere karşı gelmek değildir. Felsefe araştırmaktır. Yok oluşun varlığını simgeleyerek gerçeği bulmak çabasındadır.</p>

<p>AHLAK İLE FELSEFENİN İLGİSİ</p>

<p>Ahlak ile felsefi düşünce arasındaki ilişki, insanın nasıl yaşamalıyım sorusuna aradığı cevapların temelini de oluşturur. Ahlaki düşüncenin konusu, doğruyu yanlışı ayırt etmek, iyi- kötü, erdemli- erdemsiz olma gibi değerleri içerir.</p>

<p>Felsefe ise bu değerleri tümden sorgular. Temellendirir ve anlamak için uğraşır. O halde diyebiliriz ki, ahlak kavramı yaşanılan şeylerdir. Felsefe ise bu yaşanılan şey ve davranışların sorgulanması faaliyeti olarak tanımlanabilir.</p>

<p>Aslında ahlak, felsefi düşüncenin de bir dalıdır. İyi nedir? Kötü nedir? Doğru davranışa nasıl ulaşılabilir? Ahlaki değerler evrensel midir? Yoksa toplumlara göre mi şekillenir ve değişir?</p>

<p>Toplumda ki olumsuz şiddet olaylarının temelinde değerlerin çürümesi ve ahlaki zafiyetlerin etkisi ne derecede etkili olmaktadır? Tüm bu soruların hepsi felsefidir ama konusu ahlaktır.</p>

<p>Her toplumda bir çok ve değişik ahlak kuralları mevcuttur. Ama bunların neden doğru, neden yanlış oldukları her zaman sorgulanmaz.</p>

<p>İşte burada felsefi düşünce devreye girer. Konuyu açarsak, birinin diğerine, ‘’Yalan söyleme’’ demesi bir erdem ve ahlaktır. Fakat ‘’Neden yalan söylememeliyim?’’ diye sorgulamak ise felsefedir.</p>

<p>Ünlü düşünür Aristoteles, kişinin erdemli olmasını, o kişinin amacına ulaşması olarak tanımlarken, İmmanuel Kant ise, Ahlak; evrensel kuraldır ve bu kurallara uymaktır demektedir.</p>

<p>Dolayısıyla felsefe sadece soyut düşünce olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda insan hayatına yön veren düşünceler bütünüdür. Düşüncenin temelinde ahlaki boyut yoksa, felsefe olmadan sorgulanamaz.</p>

<p>Taklit başkadır, ahlaki düşünce başkadır. İnsanın savunduğu ahlaki kuralın içi doldurulmaz ve körü, körüne yapılırsa o kural taklit kuraldır. Zaman içinde yozlaşarak, uygulanan olumsuz tavır ve davranışlar, her çeşit şiddet öğesi zaman içinde kanıksanarak bir tatmin aracına dönüşebilir.</p>

<p>Daha tutarlı bir davranışa yöneltebilmek için, yani var olan yanlışı ortaya çıkarmak için felsefenin eleştirisine ihtiyaç hasıl olur… Etle tırnak gibi ahlak ve felsefi düşünce birbirini, tamamlaması gerekir.</p>

<p>DİN, AHLAK ARASINDAKİ İLİŞKİ</p>

<p>Bu ilişki hem toplumsal açıdan hem de felsefi açıdan araştırılması gereken bir konudur. Diyebiliriz ki din ve ahlak çoğu zaman iç içe geçmiş geçmiş gibi görünse de, tamamen aynı şey değildir.</p>

<p>Şu soruyu sorabiliriz. Acaba ahlaki değerlerin kaynağı din midir? Çoğu inanç sistemlerinde din, ahlakın temel kaynağıdır. İslamiyet de, Hristiyanlık da doğruyu, yanlışı, iyiyi ve kötüyü belirleyen kuralları koyar.</p>

<p>Din insanlara neyin iyi, kötü, doğru, yanlış sorularına cevap verir. İnsanların ihtiyaçlarını gidermek, yalan söylememek, kul hakkı yememek öğretileri bir çok ayeti kerimelerde yer alır.</p>

<p>Ahlakın güçlenmesinde ve devamlılık kazanmasında dini kurallar şüphesiz etkilidir. Din, ahlaki boyutun gelişmesinde vicdan ve inanç boyutu ile değer kazanır. Yani hesap verme düşüncesi, ahiret duygusu, kimse görmese ve bilmese de Tanrı bilir düşüncesi etki kazanır.</p>

<p>Yani din ile ahlak arasında güçlü bağlar vardır. Fakat bu bağlar tek yönlü değildir. Din, ahlaki duyguları şekillendirirken, ahlaki anlayış da dini değerlerin yorumlanma biçimi açısından önem kazanır.</p>

<p>İslam Peygamberi güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmiştir. Ahlaki değerler ile din iç içedir. Kur’an da ahlak sadece ve nasihatler değildir.</p>

<p>İnsanın hem iç dünyasını hem de toplumsal ilişkilerini düzenleyen bir inanç sistemidir. Yani ahlakın tanımını, iman ile davranışların bütünlüğü olarak düşünebiliriz.</p>

<p>Bu cümleden olmak üzere:</p>

<p>Doğru ve dürüst olmak + Adaletli olmak + İyilik etmek ve merhametli olmak + Kul hakkı yememek. + emanet ihanet etmemek+ işi ehil olanlara vermek + adam kayırmamak ve haksızlık yapmamak + kibirden uzak olmak , tevazu sahibi ve alçak gönüllü olmak + Haksız kazanç ilişkisi içinde olmamak + fakir fukara ve garibanları gözetmek...</p>

<p>Buna benzer sayısız emir ve yasaklar, Kur’an’ın en çok vurguladığı ahlaki ilkeler arasında yer alır. İlahiyatçılar bu konuları bizden daha iyi bilirler…</p>

<p>Şimdi sorulacak soru şu:</p>

<p>DİN İNSANI DAHA DÜRÜST, DAHA ADALETLİ VE HAKKANİYETLİ YAPIYOR MU?</p>

<p>DİNDARLIK İLE AHLAK NEDEN BAZEN AYRIŞIR?..</p>

<p>Eğer yapmıyorsa, sorun nerede ve kimde, kopukluk nerede?</p>

<p>Bizce bu çok önemli konuyu biraz daha derinleştirerek SOSYOLOJİK VE PSİKOLOJİK AÇIDAN DA tahlil etmeye etmeye çalışalım:</p>

<p>Bunun ayrışmasının nedeni hem insan psikolojisi hem de sosyolojik toplum yapısıyla yakından ilgilidir.</p>

<p>PSİKOLOJİK OLARAK: Her kişinin gün içinde ve zaman içinde anlayış, değişkenlik ve haleti ruhiyesi farklıdır. Hatta bazen kişiler aynı zaman dilimi içinde dört mevsimi bir arada yaşadıkları zamanlar olur.</p>

<p>Kişi bu zamanlar içinde kendisini ahlaklı ve dindar olarak tanımlasa da; davranışları ile düşüncesi çelişiyorsa, böyle durumlarda kendisine en yakın ve en kolay olanı seçme eğiliminde olur. Yani bir başka tanımla, davranışlarını değil, düşüncesini değiştirmeyi tercih eder.</p>

<p>Psikolojide ki savunma mekanizmaları devreye girer. Bu durumlarda denetim olmazsa, ahlak da zayıflar. Yani görünürdeki dindarlık ile gerçek davranışlar farklılaşır.</p>

<p>Daha açık ifadeyle kişi iyi olduğu niçin değil de; ‘’ günahtan korktuğu veya cezalandırmaktan korktuğu’’ için o eylemden vazgeçer. Yaptığı eylemin müeyyidesi ceza olmasaydı, ahlaki olmasa da içten gelen savunma mekanizması; ‘’ canım bir defadan bir şey olmaz’’ duygusu önlenemez bir hal alır.</p>

<p>Kişi ibadet, sadaka gibi iyi davranışları yaptıktan sonra kendisinde zuhur eden bazı hataları meşru ve affedilir görmeye başlar. Yani geliştirdiği mantık şudur:</p>

<p>Ben zaten insan olarak iyiyim, arada bir biraz hata ve yanlış yapsam da sorun değil. Allah affedicidir, tevbe kapısı nasıl olsa açık. Bir başka tabirle dindarlığın ve geliştirdiği savunma paradoksu ahlaki gevşemeye zemin hazırlaması olarak görülür…</p>

<p>SOSYOLOJİK DÜZENDE AYRIŞMANIN ETKİLERİ DAHA MI ÇOK HİSSEDİLİR?</p>

<p>Kişinin toplumda itibar kazanmak ve kendini kabul ettirme isteği, statü ve mevki kazanma isteği, güçlü görünme isteği ayrışmayı tetikleyen en büyük etkenlerdir. Ekonomik baskılar, rekabet ilişkileri, çıkar ilişkileri gibi nedenlerle kişiler dindar olabilir, dine , tanrıya, ahlak değerlere inanır fakat uygulayamaz.</p>

<p>Toplumdaki en büyük çürümeler bu şekilde başlar. Görünürde ahlak uygulanır ama hakikatte ise kurallar esnetilmiştir. Herkes yapıyor, ben de yapsam ne olur ki! Böylece kişisel ahlak, toplumdaki kokuşmuş yozlaşmaya uyum sağlamaya başlar.</p>

<p>Eğer din - ahlak ilişkisi sadece dine indirgenirse daha başka sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Yani bu sefer; dindar olmayanlar, ahlaksız gibi algılanır.</p>

<p>Halbuki ahlak olgusu, adaletli, olma, vicdanlı olma, empati yapabilme gibi , dindar kişilerdeki duyguları da kapsadığından, ahlakın içeriğini zayıflatmaya çağrışım yapar.</p>

<p>Konuyu teorik olarak hasbel kadar açıklamaya çalıştık. Esas günümüz toplumuyla örneklemek uzun ve çok yer alacağından şimdilik burada bırakmak zorundayım…</p>
]]></content:encoded>
<author>Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/av-faruk-ulker-umraniye-turk-ocagi-eski-bsk/din-anlayisinin-ahlaki-cokuntudeki-etkisi-ve-felsefi-dusunce/5692/</link>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 23:04:13 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yazılarımı 1000 Yıl Sonrası İçin Yazıyorum.</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>ÇÜNKÜ BEN ÜLKÜCÜYÜM, BU BENİM GÖREVİMDİR.</p>

<p>Aleyhimde dava açan Avukat Bey!</p>

<p>Bu yazımı okuduktan sonra gecenin geç vaktinde evinizin bir köşesine çekilip, başınızı iki diz kapağınızın arasına alıp, 1000 sene sonra bu toraklarda dünyaya gelecek olan o kız çocuğunun ağlamaklı sesini ve yargıya aleyhinde dava açtığınız Orhan Dedesine ne dediğini anlamaya çalışın!</p>

<p>Allah ile beraber olup;</p>

<p>Türklüğü benliğime, İslâm imanımı gönlüme kuşanarak çıktığım bu kutlu yolda yürürken, Türk düşmanı, bölücü, açılımcı, Cumhuriyet ve Atatürk muhalifi siyâsiler, sözde aydınlar, mâneviyat, tarih ve milliyet düşmanı kiralık kalemler ayağımın altında toz mesabesinde bile değiller.</p>

<p>Vatan hainlerini, içimize sızmış siyâsi şarlatanları her dinleyişimde ve karşılaşmamda; genlerimde mevcut ''Türklük mağması'' İslâm imanımla ısınıp harekete geçerek, tüm hücrelerimi her an patlamaya hazır birer yanar dağa çevirir ve yazılarımla LAV OLUP akarım üzerilerine ve anında her birinin Vezüv Yanardağı'nın eteklerindeki Pompei şehrinin sapıkları gibi taşlaştıklarını hissederim.</p>

<p>Ben, bırakın bugünü veya 100 yıl sonrasını, bu topraklar üzerinde 1000 yıl sonra dünyaya gelecek olan kız çocuklarımızın ırzlarının, namus ve bekâretlerinin selâmeti için 1000 sene evvelinden bir şeyler yapmaya çalışan bir Türkeş'in rahle-i tedrisinden geçerek vatanda yok olup vatanlaşan ve 814 Bin kilometre karelik bir beden gezdiren ÜLKÜCÜ BOZKURTUM.</p>

<p>Ömrümün tam elli senesi vatanım, milletim, tarihim, kültürüm ve dinim adına yazmakla geçti.</p>

<p>Bu elli yıl içinde, her biri azgın birer Türklük- Vatan- Cumhuriyet- Din- Ahlâk- Namus düşmanı olan akrep, yılan ve nice çıyanlarla vuruştum.</p>

<p>BU VURUŞMADA DÖRT SİLÂHIMDAN;</p>

<p>Biri kalbimdeki İslâm imanım...</p>

<p>İkincisi, her an volkanik patlamalara hazır genlerimde ki Türklük mağması...</p>

<p>Üçüncüsü, sizlerin ve beni tanıyanların hayır duaları...</p>

<p>Dördüncüsü ise, sadece Allah, vatan ve milletimin adına elime aldığım kalemimdir...</p>

<p>Bazen kendime;</p>

<p>''Acaba, bunca zahmete katlanıp çeşitli riskleri hiçe sayarak boşuna mı yazıyorum, emeklerim heba mı oluyor. Acaba ben de mi sıvışsam?'' diye sormadan edemiyorum.</p>

<p>Yazmayı bırakıp sıvışsam dediğim anlarda;</p>

<p>1000 yıl ötelerden gelen bir kız çocuğunun ağlamaklı sesi çınlıyor kulaklarımda ve o ses odamın duvarlarında yankılanarak beni benden alıp bedenimi sarsan müthiş bir uğultuya dönüşüyor!</p>

<p>Kulaklarımda çınlayıp odamda yankılanan o sesin sahibi olan henüz dünyaya teşrif etmemiş bu kız çocuğu ağlamaklı titrek sesiyle soruyor;</p>

<p>Orhan Dede!</p>

<p>Orhan Dede!</p>

<p>Sen de yazmayı bırakıp rahatına bakarsan, bu vatanı ve bu vatanda 1000 yıl sonra doğacak olan bizlerin ırz, namus ve bekâretlerimizi kimler savunacak ve bizlerin halleri nice olacak hiç düşündün mü?</p>

<p>Ve ben o sesin sahibi olan henüz doğmamış kızımıza diyorum ki;</p>

<p>Korkma kızım!</p>

<p>Sizi sahipsiz koymayacağım!</p>

<p>Yarın üzerinde doğacak olduğunuz bu vatana kast eden hainlerle vuruşmaya devam edip sizlerin namuslarınıza helâl gelmemesi için başım ecel yastığına düşünceye kadar yazacağım!</p>

<p>O SESİN SAHİBİ KIZ ÇOCUĞUNA, YAZMAK NEDİR DİYE ANLATIYORUM.</p>

<p>Yazmak; bazen derdi ve elemi kalemle deşerek beyinden dışarı atmaktır!</p>

<p>Yazmak; vatan hainlerine karşı kükremek ve pimi çekili bir bomba olup beyinlerinde patlamaktır!</p>

<p>Yazmak; dünya rahatını bırakıp, derde, sıkıntıya, eleme ve ölüme tâlip olmaktır!</p>

<p>Yazmak; ibâdettir, vatan, namus ve din adına olursa!</p>

<p>Yazmak; tebliğ ve cihattır Allah içinse!</p>

<p>Yazmak; şehadettir herkese nasip olmaz kaderde varsa!</p>

<p>Yazmak; bir meçhule götürürlerken son kez göz göze gelmektir eşinle, çocuğunla!</p>

<p>Yazmak; sevdiğin torununun başını son defa okşaman olduğunu acı acı hissetmendir!</p>

<p>Yazmak; bir daha dönmemek üzere son kez çıkmaktır evinden!</p>

<p>Yazmak; giderken, eksiğini soramamaktır evinin ve çocuğunun kışı botsuz, kazaksız geçirip okula harçlıksız gitmesidir!</p>

<p>Yazmak; vedalaşamadan dünya değiştirmektir, hainin, hoyratın, kahpenin elinden!</p>

<p>Yazmak; malum olunca ölüm, oğluna mezar yerini vasiyettir!</p>

<p>Yazmak; çoğu kez, yazılarından rahatsız olan birilerinin, aleyhinde dava dilekçesi yazarak seni yargıya ispiyonlamasıdır...</p>

<p>Yazmak; bazen namlulara hedef olman ve bir kahpe kuşunun can evinden vurmasıdır seni!</p>

<p>Yazmak; dar ağaçlarında urganların halkasından son kez bakmaktır gönderdeki, yıldızı bir çocuk gibi kucağına almış hilâlli Türk bayrağına!</p>

<p>Yazmak; yılanın gömleğinden sıyrılışı misâli dünya sevgisinden sıyrılarak, Allah, Türklük, vatan, bayrak ve namus uğruna ölüme atılıp şehadete koşmaktır!</p>

<p>Yazmak; gönüllerdeki korkuyu korkutmak, ölümü öldürmektir!</p>

<p>Yazmak; her gün bin defa ölmektense, mertçe ve yiğitçe sadece bir kere ölmektir!</p>

<p>Yazmak; seni anlamak istemeyen dostlarının sitemlerini, hakaretlerini sineye çekmektir!</p>

<p>Yazmak; namusları için ömür tükettiklerin tarafından horlanıp, itilip kakılmaya katlanmaktır!</p>

<p>Yazmak; kibir ve nifak saraylarını basarak krallara had bildirmek ve sonra, Kürşad' ın 40 çerisinden biri olarak Vey Irmağı kenarında uçmağa varmaktır!</p>

<p>Henüz doğmamış o çocuk, bunları dinledikten sonra, bana diyor ki;</p>

<p>Orhan Dede!</p>

<p>Orhan Dede!</p>

<p>Sakın ha! Yazmanın zorluklarını bahane edip bizi sahipsiz,bizi vatansız koyup gitme!</p>

<p>YAZMAK BU DENLİ ZOR OLUNCA;</p>

<p>''Acaba, bunca zahmete katlanıp, çeşitli riskleri hiçe sayarak boşuna mı yazıyorum, emeklerim heba mı oluyor?'' diye kendime sormadan edemiyorum.</p>

<p>Lâkin kulaklarımda çınlayan o sesin sahibi kız çocuğumuzun ‘’Bizi bırakıp gidemezsin’’ çığlıklarıyla silkinerek, Allah’ımdan güç, ömür ve kuvvet istiyorum 1000 yıl sonra doğacak kız çocuklarımızın iffet ve bekâretlerinin selâmeti uğruna vuruşmak- vurulmak, yazmak ve hep yazmak için.</p>

<p>Yazmak!</p>

<p>Allah için,</p>

<p>Din için,</p>

<p>Vatan için,</p>

<p>Gönderdeki bayrak için,</p>

<p>Minarelerden yükselen ezan için,</p>

<p>Bin yıl ötelerden gelen o sesin sahibi kızlarımızın iffet, namus ve bekâretleri için.</p>

<p>Secdede ölmek!</p>

<p>Cephede canı teslim etmek!</p>

<p>Yazarken kalem elimde, Allah kelâmı dilimde son nefesimi vermek!</p>

<p>SÖZ YAVRUM!</p>

<p>SÖZ HENÜZ DOĞMAMIŞ KIZIM!</p>

<p>SİZİN İÇİN VURUŞACAĞIM VE BİR ADIM BİLE GERİ ATMAYACAĞIM!</p>
]]></content:encoded>
<author>Orhan KILIÇOĞLU</author>
<link>https://www.kamudannethaber.com/yazarlar/orhan-kilicoglu/yazilarimi-1000-yil-sonrasi-icin-yaziyorum/5691/</link>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 22:59:28 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>