Adalet Bakanlığı mülakatta "adaletten kaldı": 97,5'lik Türkiye birincisi elendi

CHP'li milletvekili Öztürkmen, Adalet Bakanlığı'nda yapılan görevde yükselme mülakatlarına ilişkin çarpıcı tabloyu ortaya çıkardı. Mülakat mağdurlarına yeni bir ismin daha eklendiğini açıklayan Öztürkmen, bu sefer de yazılı sınavda 97,5 puanla Türkiye birincisi olan Muhammer Yalçınkaya'nın mülakatta elendiğini paylaştı. Üstelik Yalçınkaya örneği yargı kararlarına rağmen mülakatlarda yaşanan 'adaletsiz' uygulamaların sürdüğünü gösterdi.

Reklam
Reklam

Karar Gazetesindeki habere göre, CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Adalet Bakanlığı’nda görevde yükselme sınavlarının ardından yapılan mülakatlara ilişkin çarpıcı iddiaları gündeme taşıdı. Öztürkmen, şube müdürlüğü sınavında 97,5 puanla Türkiye birincisi olan Muhammer Yalçınkaya’nın mülakatta elendiğini belirterek, “Adalet Bakanlığı ‘adaletsizlikte’ çığır açtı” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE BİRİNCİSİNE MÜLAKATTA ‘BAŞARISIZ’ NOTU

Adalet Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavının yazılı kısmı 30 Kasım 2025’te 8 ilde yapılırken; sözlü sınavlar ise 2–27 Şubat 2026 tarihleri arasında tamamlandı. Bakan Akın Gürlek ise, geçtiğimiz hafta bu sınavların sonuçlandığını duyurarak görevde yükselmede 1.187 aday, unvan değişikliğinde 266 aday olmak üzere toplam 1.453 adayın başarılı olduğunu paylaştı. Ancak paylaşılan ‘başarılı’ adayların içerisinde 97,5 puanla Türkiye birincisi olan Yalçınkaya’nın ismi listede yer bulamadı.

Edinilen bilgiye göre, Yalçınkaya 2023 yılında da aynı sınavda 94 puan alarak Türkiye ikincisi olmuş ancak yine mülakatta elendiği için görevde yükselememişti.

“65 DAVADA ADALETSİZLİK TESCİLLENDİ”

Sadece şube müdürlüğü değil; yazıişleri müdürlüğü, şeflik ve zabıt kâtipliği sınavlarında da yüksek puan alan yüzlerce adayın mülakat aşamasında elendiğini açıklayan Öztürkmen, bunun sistematik bir sorun olduğunu savundu. “Mülakat adı altında torpil düzeni yıllardır sürüyor” diyen Öztürkmen, Adalet Bakanlığı personelinin uzun süredir bu uygulamadan mağdur olduğunu ifade etti.

Öztürkmen, geçtiğimiz yıl mülakat mağdurlarının açtığı davalarda mahkemelerin dikkat çekici kararlar verdiğini belirtti. Buna göre Adalet Bakanlığı’nın 65 davada “adaletsizlik” nedeniyle mahkûm edildiğini söyleyen Öztürkmen, mahkeme kararlarında şu tespitlerin yer aldığını aktardı:

Adayların mülakatta verdiği yanıtlar kayıt altına alınmadı

Verilen düşük puanların gerekçesi açıklanmadı

Objektif ve denetlenebilir değerlendirme yapılmadı

Uygulanan yöntem hukuka uygun bulunmadı

Mülakatlar anayasal sınırlar içinde gerçekleştirilmedi

İKİNCİ MÜLAKATTA ‘BAŞARILI OLABİLEN’ YOK

Öztürkmen, mahkeme kararlarıyla mülakatları iptal edilen adayların yeniden sözlü sınava alındığını ancak sonuçların değişmediğini paylaştı. Tüm adayların ‘istisnasız’ şekilde ikinci mülakatta da elenmesinin çarpıcı olduğunu belirten Öztürkmen, “Yargı haklılığını tescillese ne fayda. Önemli olan referansının kim olduğu, yoksa hukuk ya da haklılık değil!” ifadelerini kullandı.

“ADALET SİSTEMİ ARTIK REFERANSLA ÇALIŞIYOR”

Öztürkmen, liyakat yerine referansın belirleyici olduğunu iddia ederek, geçmişte kamuoyuna yansıyan torpil yazışmalarına dikkat çekti. Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can’ın isminin geçtiği iddiaları hatırlatan Öztürkmen, kamuya alımlarda siyasi referansın etkili olduğunu öne sürdü.

Ayrıca Türk Büro-Sen Adana Şubesi’nin sınav sonuçlarının ardından yaptığı paylaşımı da gündeme getiren Öztürkmen, açıklamada müdürlüğe yükselen 54 kişiden 43’ünün sendika üyesi olduğunun belirtilmesini “torpil itirafı” olarak nitelendirdi.

“MÜLAKAT REJİMİNİ BİTİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi “kamuda mülakatı kaldıracağız” vaadini hatırlatan Öztürkmen, bu sözün tutulmadığını 97,5 puanla elenen Yalçınkaya’nın hikayesi üzerinden ispat etti. Öztürkmen, benzer uygulamaların yalnızca Adalet Bakanlığı’nda değil, birçok kamu kurumunda da sürdüğünü belirterek Türkiye’deki yapısal soruna bir kez daha işaret etti.

“Hakları yenilen yüz binlerce mülakat mağduru var. Kamu kurumlarında torpilli isimler değil, liyakatli gençler görev almalı. Kamu kurumlarında torpilli eş, dost, akrabalar değil; liyakatli pırıl pırıl gençler, bu vatanın tertemiz evlatları çalışacak! Türkiye birincisini eleyen mülakat rejimini eninde sonunda bitireceğiz.”