Genel Yayın Sorumlumuz Mehmet Arslan'a Üç Soruşturma

Genel yayın sorumlumuz ve köşe yazarımız Mehmet Arslan’ın şu anda yaptığı yayınlardan dolayı, Kasım ayında iki soruşturma ve bir dava açıldı. Açılan soruşturmaların ikisi İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, ulusal ve yerel gazetelerde, yine ulusal televizyonlarda, hatta TBMM soru önergesine konu olan bir haberi hiçbir şey katmadan kaynak göstererek haber yaptığımızdan dolayı açılmıştır. Aradan yaklaşık dört ay geçtikten sonra, genel yayın sorumlumuzu İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörünün avukatı olduğunu söyleyen bir kişi, haberi kendisine konuyu haber yapan herkes hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, ancak kendisi hakkında suç duyurusunda bulunamadıkları gerekçesiyle haberi kaldırmasını rica etti. Genel yayın sorumlumuz da iyi niyet gösterisi olarak haberi yayından kaldırmıştır.

Üç gün sonra semt karakolundan aranarak, İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörünün suç duyurusunda bulunduğu ifade edilerek, ifadesinin alınması gerektiği söylendi. Yayın sorumlumuz il dışında olduğu için, Kamudan Net Haber sitemizin hukuk danışmanı arkadaşımız Cumhuriyet savcılığına yazılı savunma yaptı. Daha sonra, genel yayın sorumlumuz il dışından savcılık marifetiyle yazılı savunmasını Anadolu Adliyesi Baş Savcılığına gönderdi.

Aynı zamanda emekli bir okul müdürü olan Mehmet Arslan, okul müdürlüğü yaptığı eski okulundan 24 Kasım Öğretmenler Günü davetine katıldığı esnada, İstanbul Anadolu Yakası Basın Suçları Bürosundan aranarak, hakkında İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörlüğünce suç duyurusunda bulunulduğuna ve ifadesinin alınması gerektiğine dair bilgi verildi. Arslan ise, “Evet, o konuyla ilgili hem haber sitemizin avukatı hem de ben ayrı ayrı savunma yaptık” dedi. Yetkili, bunun farklı bir konu olduğunu belirtti. Meslek hayatında 39 yıla yakın yürüttüğü öğretmenliğin özel kutlamasını genel yayın sorumlumuzun dar bir şekilde yaşamasına neden oldular.

İfade vermeye gittiğinde, haber sitesinin basın kanununa aykırı hareket ettiği, bu sebeple her sitede olması gereken “künye”nin bu sitede olmadığı ve iletişim kuramadıklarını iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlar. Arslan ise, “Bunlar nasıl iş! Daha önce avukatları haber sitemizdeki künyeden bana ulaştı. Yine bir önceki suç duyurusundan adres vererek savcılığa suç duyurusunda bulundular. Bunlar kendi kendilerini yalanlıyorlar. Zaten künye kısmını tamamlamayanların yayın yapmasına izin verilmiyor ki. Birlikte bakalım künyeye” dedi. Yetkili, “Evet, var künye” dedi.

Genel yayın sorumlumuz, akademik kariyerlerinin son noktasında rektörlük gibi bir makamla taçlandırılan bu ilim insanlarının yaptıklarını düşünerek öğrencilerine neler verebilecekleri konusunda endişeye düştü. İlim insanlığı, gerçeği bulmaya çağırır ve doğru olmayı emreder.

Kasım ayında, ara ara haber sitemizde yazılar yazan Pendik İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Demirci, aynı zamanda Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen Tuzla ilçesi kurucularından biridir. Bu eğitimci, yanlış bulduğu şeyleri sorgulamaya başlayınca, sorgulama yapısından rahatsız olduğu anlaşılan sendika yönetimi, sendika üyeliğinden ihraç eder. Bu kişi, yargı kararıyla üyeliğe geri döner. Sendika yönetimiyle ilgili yanlış gördüklerini çeşitli yayın kuruluşlarında ve bizim haber sitemizde de yazmaya başlar. Bazı belgeleri de vererek işin aslını öğrenmek ister. Yanlış yapıldıysa yanlıştan dönülmesini, doğru yapıldıysa işin aslının açıklanmasını talep eder. Memur-Sen, haber sitemize noter aracılığıyla bir açıklama yollar ve açıklamayı aynen yayınladık. Bunun dışında, Memur-Sen hükümete çok yakın olması ve yetkili sendika olması dolayısıyla bu eski yazarımızı cezalandırmak için hem adli hem de idari birçok dava açar. Yazar, hiçbirinden ceza almaz. 2025 Ekim ayında, yazarın yazdığı yazılardan Cumhuriyet savcılarının suç unsuru görmediği gibi, idari ve disiplin soruşturmalarını yapan müfettişler de suç unsuru görmediği için bu sefer tazminat davası açma yolunu seçer.

Basın yasasına göre, yayınlanan yazının yani suçun işlendiği iddia edilen ilde dava açılması esasken, Memur-Sen’in genel merkezi olan Ankara’da dava açma yoluna gitmiştir; ilgili mahkeme de bunu kabul etmiştir. Halbuki Kamudan Net Haber.com haber sitemizin yayın yeri İstanbul’dur.

Tazminat davası, Kamudan Net Haber genel yayın sorumlumuz Mehmet Arslan, genel yayın danışmanı Yaşar Yeniçerioğlu (yayınlanan haberlerin çoğundan haberi bile yoktur. Çünkü genel yayın sorumlumuz İstanbul’da, genel yayın danışmanımız Ankara’da yaşamaktadır. Yeniçerioğlu’nu katmalarının bir başka sebebi de, Yeniçerioğlu’nun Türk Eğitim-Sen’in eski genel sekreteri olmasının büyük payı vardır) ve eski yazarımız Yıldırım Demirci’ye olmak üzere haber sitemizden üç kişiye tazminat davası açmışlardır. Hâlbuki yazarın haber merkezimize yolladığı hiçbir yazıda hakaret yoktur. Suç yoktur. Suç olsaydı, zaten yazarı cezalandırma isteğindeki suç duyurusundaki birçok dosyada adli ve idari makamlar suçu tespit ederdi. Bu nedir? Bu, muhalefeti susturma gayretidir. Devlet gücünü arkasında sananların, onlar gibi düşünmeyenleri cezalandırma isteğidir.

Genel yayın sorumlumuz Mehmet Arslan’ın da içerisinde bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığındaki tarihin en büyük müdürler kıyımı, 2014 Ağustos ayında yapılmıştır. Bütün Türkiye’de, iktidarı destekleyen Eğitim Bir-Sen sendikasının fanatik mensubu okul ve kurum müdürleri ve kendine iktidar tarafından dişli tanıdık bulan diğer müdürler haricindeki 20.000’den fazla okul müdürü ve 30.000’den fazla müdür yardımcıları görevden alınmıştır. Bu zulme uğrayan herkes dava açmıştır. Kahir ekseriyeti de yapılanların hukuksuzluk olduğunu, kurulan ilçe değerlendirme komisyonlarının İstanbul – Ataşehir ve Fatih ilçe komisyonları hariç olmak üzere Türkiye’nin bütünü için %100 haksızlık yaptıklarını kesinleşmiş idari yargı kararları aldılar. Bunlardan birisi de Erzincan Üzümlü İlçesinde görevden alınan bir okul müdürü, açtığı idari dava sonucu komisyon üyelerinin haksızlık yaptığı idari kararıyla komisyon hakkında görevi kötüye kullandıkları için suç duyurusunda bulunmuştur. İlçe kaymakamı yargılamaya izin vermiyor. Görevden alınan okul müdürü kaymakamlık kararını da yargıya taşıyor ve yargılama izni çıkıyor. Yargılama sonucunda iki şube müdürü 8 ay civarı ceza alıyorlar. Görevden alınan okul müdürü, bu durumu Facebook hesabından paylaşıyor. Daha sonra, üyesi olduğu Türk Eğitim-Sen Erzincan Şubesi internet sitesinde paylaşıyor. Daha sonra da ceza alan bu iki kişi, Türk Eğitim-Sen Genel Merkezinin internet sitesinde yayınlanıyor. Türk Eğitim-Sen’in haber sitesi, günde 500.000 civarında günlük takipçisi olan bir siteydi.

Genel yayın sorumlumuz da aynı haberi Türk Eğitim-Sen internet sitesini kaynak göstererek haber sitemizde yayınlıyor. Aylar sonra, genel yayın sorumlumuz hakkında Erzincan Asliye Ceza Mahkemesinde “gizli bilgileri ele geçirmek ve yaymak” suçundan dava açılıyor. Arslan, sistemdeki kayıtlı ikamet adresine tebligat gelince yazıyı kaldırıyor. Yargılamalar devam ederken, yayın sorumlumuzu Sakarya Kocaali İlçesi Jandarma Karakolundan arıyorlar. “Bir dosyanız var. Ne zaman geleceksiniz?” diye soruyorlar. “Nereden ve ne dosyası?” sorusuna, “Erzincan Asliye Ceza Mahkemesinden hakkınızda dava var” deniliyor. Arslan da, “Evet var. İl dışından duruşmalara katılıyorum” diyor. Jandarma, “Hayır hayır, kaçak görünüyorsunuz. Yakalama kararınız var. İfade vermeye gitmiyorsunuz. Vakit geçirmeden ifade vermeye gidin” diyor.

Yayın sorumlumuz, Arslan Beykoz C. Savcılığına gidiyor. Erzincan savcılığına bağlanıyor. “Efendim, benim Erzincan Mahkemesinde aynı konuyla ilgili davam devam ediyor. Ve benim sistemdeki adresime tebligat yollandı. Ben devletin memuruyum. Nasıl kaçak olabilirim?” diyerek adresini yeniden yazdırıyor. “Ben bu ülkenin vatandaşı değil miyim? Beni mağdur etmeye kimin ne hakkı var? Yakalama kararına çok üzüldüm. İlgili haberi savcılık aşamasında yayından kaldırdım zaten. Yakalama kararımın kaldırılmasını talep ediyorum” diyerek konuşmasını bitirip çıkarken, yetkililer “Hocam dur, dur, hemen çıkma. Yakalama kararının sistemden kalkmasını bekleyelim” dediler. Mesai bittikten bir saat sonra yakalama kararı sistemden kalkmış.

Arslan, bu durumu herhalde karışıklık olmuş, düzelmiştir diye düşünürken, birkaç ay sonra ikametgâhına Erzincan Asliye Ceza Mahkemesinden bir dava tebligat bilgisi gelir. Bu seferki suçlama, “Davaya konu olan haberin mahkemece tebligat yapılmasına rağmen sistemden kaldırılmaması, Basın Kanununa muhalefet” şeklindedir. Aynı hakim, aynı savcı, aynı mahkeme kalemi, iki tane dava; birinden evime tebligat gönderiliyor, diğerinden kaçak göstermek... Nasıl bir işlem! Mahkemenin verdiği yayın yasağı kararını anlamak mümkün değil! Bunun da ötesinde, genel yayın sorumlumuz Arslan, mahkemenin yayın yasağı kararının tebligatının kendisine yapılmadığını ifade etmiştir. Arslan, yargılanmaya konu olan mahkemenin yayın yasağı kararının tebligat kanuna göre kendisine tebliğ edilmişse, evraklarının bir suretini istemiştir ama verilememiştir. Buna rağmen mahkeme sürmüştür.

Yayın sorumlumuz Arslan’a ilk açılan mahkeme, Eylül 2019’da karar vererek, günde en az 500.000 kişinin ziyaret ettiği Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi İnternet Sitesinden kaynak göstererek alıp yayınladığım yazı nedeniyle “gizli bilgileri ele geçirerek yaymak” suçundan 24 ay ceza vermiştir. Daha sonra mahkemedeki duruşundan dolayı ceza 18 aya indirilerek hükmün açıklanması geriye bırakılmıştır. İstinaf mahkemesine yapılan itiraz reddedilerek karar kesinleşmiştir. 500.000 kişinin okuduğu yazıdaki bilgi  nasıl gizli oluyorsa...

Basın Kanununa muhalefet suçlamasıyla açılan davadan ise mahkeme kararı kendisine tebliğ edilmediği için uyulmayan bir mahkeme kararı da olmamış oldu. Bu sebeple beraat etmiştir. Arslan’ın ifadelerine göre, hem savcılık hem mahkeme safahatında kopyala-yapıştır gereği ilgisiz isimler ve ilgisiz suçlamaların da bolca olduğunu ifade etmiştir.

Şimdi Türk milletine soralım: Sizlerin süslü ve altı boş lafların ötesinde, yanlışları ve yanlış yapanları, yolsuzluk yapanları, hukuksuzlukları, hukuka uymayanları öğrenmeye hakkınız yok mu?

kamudannethaber