Gazze Söylemiyle Toplu Sözleşme İhaneti Örtülmez!

Yıldırım Demirci yazdı

Reklam
Reklam

 

Elinde en büyük kul hakkı olan kamu hakkı olanların Gazze söylemlerinde samimi oldukları söylenemez. Ebû Ubeyde’nin dediği gibi nasıl ki birliklerinde kaza namazı olanlar yoksa eline yetim hakkı bulaşanların da Gazze konusunda söz söylemeye yüzleri yoktur.

Sendikacılığın er meydanı olan toplu sözleşme masasının altında da başarısız olan bir genel başkan profiliyle karşı karşıyayız. Hatta ve hatta 8. Dönem Toplu Sözleşme masasında başarısızlığının yanında itibarı, inandırıcılığı ve güveni de yerle yeksan oldu. Noter görevi yaptığını, iradesinin olmadığını, inanmadığını ve güvenmediğini en üst perdeden söyleyen Ali Yalçın, sanki bu sözleri kendisi söyleme mişçesine iki gün sonra Hakem Kuruluna üye gönderdi. Hadi bununla da yetinse… Üstüne üstlük Hakem Kurulunun üyeleri tutanaklara imzalarını attı ve kurulun toplantısı fiilen bittiği halde Ali Yalçın adeta emekçinin aklıyla alay edercesine “HAKEM KURULUNDAN ÇEKİLDİK” söylemiyle kaybolan itibarını her ne kadar düzeltmeye çalışsa da kendini daha da rezil etti ve sendikacılığının fecaati oldu.

Ali Yalçın yapamadığı sendikacılığının üstünü örtmek için: Teşkilat toplantısı düzenliyor, devlet büyüklerimizle fotoğraf veriyor ve Gazze söylemi üzerinden duyar kasıyor. Bu yöntem 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde de değişmedi. Sürecin bitiminden hemen sonra yeni bir Gazze paylaşımıyla toplu sözleşme sürecindeki memuru sattığını her ne kadar unutturmaya çalışsa da emekçi aldatılmışlığını asla unutmayacaktır. Sendikacılık adına gündemi olmayanlar kurum ziyaretleri paylaşımlarıyla gündemde kalmaya çalışıyorlar. Artık emekçinin Ali Yalçın ve bir avuç menfaatperest ekibine zerre miktar inancı da güveni de kalmamıştır.

Kişisel ikbal ve menfaatlerini önceleyen uygulamalarıyla mahallemizi, teşkilatımızı, davamızı, emekçimizi ve emeklimizi rezil eden zihniyetin Gazze konusuyla ilgili söyleyecek hiçbir sözü olamaz ve olmamalıdır.

“Birliklerimizin içinde kaza namazı olan hiçbir kimse yok. Kaza namazı olanı işgale karşı savaştırmıyoruz” diyen Ebû Ubeyde ibadetin, ahlakın ve İslami ölçülerin olmadığı bir mücadelenin cihad olamayacağını bizlere tekrar hatırlattı.

Sendikanın örgütlülükten gelen gücüyle kurdukları kooperatifler marifetiyle TOKİ arazisine amacı dışında yaptırmakta oldukları villaların hukuki, kanuni, ahlaki ve vicdani olmadığını söyledik, yazdık ve çizdik. Yaklaşık iki yıldan beri yazdığımız yazılarda belirtilen konuların hiçbirisini muhatapları yalanlayamadıkları gibi cevap da vermediler. Yine muhatapları, teşkilatı ve kamuoyunu bilgilendirici açıklama yapmayarak sessizliklerini sürdürmektedir.  Sendikacıların Kuşadası Villalarıyla ilgili yaklaşık 40’ın üzerindeki yazımızın ne erişimin engellenmesi ne de yayından çıkarılması yönünde herhangi bir mahkeme kararı bulunmamaktadır.  

Bir takım kanuni boşluklardan yararlanarak değil hayatta olanların daha doğmamış çocukların hakkı olan hazine arazilerine çökerek haksız kazanç sağlamanın büyük bir vebal, haram ve zulüm olduğunu minberden vicdanlara imam efendiler haykırdı. Elinde en büyük kul hakkı olan kamu hakkı olanların Gazze söylemlerinde samimi oldukları söylenemez. Ebû Ubeyde’nin dediği gibi nasıl ki birliklerinde kaza namazı olanlar yoksa eline yetim hakkı bulaşanların da Gazze konusunda söz söylemeye yüzleri yoktur.

Sözlerimizi sözlerin en güzeli, yerlerin ve göklerin hükümranı olan Yüce Allah’ın sözleriyle bitirelim: “İyi bilin ki, mallarınız ve evlatlarınız sizin için ancak birer imtihan sebebidir. Büyük mükâfatın ise yalnız Allah’ın yanında olduğunu unutmayın.” (Enfal-28)

kaynak:   https://www.facebook.com/share/176cJGQVJi/?mibextid=wwXIfr

                                                                                                 Yıldırım Demirci