BİLKA'dan "Hayvan Hakları Kanunu" tasarısı çalışması

BİLKA'dan "Hayvan Hakları Kanunu" tasarısı çalışması
23 Ocak 2021 - 12:49 - Güncelleme: 02 Şubat 2021 - 20:51
 

Yazarımız Adli Bilimler Uzmanı Avukat  Alev Sezen Hanımın başkanlığını  yürüttüğü Bilge Kadın Araştıra Merkezi Derneği toplumumuz için yaptığı hizmet çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. 

Kısa adı BİLKA olan  Bilge Kadın Araştıra Merkezi Derneği başkanı yazarımız Adli Bilimler Uzmanı Avukat Sezen'in başkanlığında toplumun duyarlı olması gereken "Hayvan Hakları Kanun Tasarısı hakkında" çalışma ve görüşlerini kanun yapıcılarına ve milletimize basın yoluyla duyurmuştur.

BİLKA yaptığı çalışmada milletimizin ve yetkiilerin dikkatini çekmek için yaptığı şu bildiriyi yayınlamıştır.

"KAMUOYUNA DUYURU

Konu : Hayvan Hakları Kanun Tasarısı hakkında.

“Yaratılanı severim, Yaradan’dan ötürü” Yunus Emre Yaşadığımız dünya üzerinde nice canlı ve cansız varlıklarla birlikte yaşıyoruz. Hepsi bir düzen ve denge içerisinde tam ve eksiksiz olarak yaratılmış. İnsan ise bu yaratılanlar arasında “eşref-i mahlukat” yani yaratılanların en şereflisidir. Bu şerefe nail olmak sadece insan olarak yaratılmakla değil, insani-vicdani-imani hasletlere sahip olmakla gerçekleşiyor. Aksi halde insan dediğimiz varlık “hayvandan da aşağı” bir hale gelmekten kurtulamıyor. (“…Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.” Furkan Suresi 44. Ayet-i Kerime)

Dünya üzerindeki canlı varlıklar; insanlar, hayvanlar ve bitkiler. Hepsi değerli, hepsi önemli ve hepsi korunmaya layık. Ancak insanoğlu maalesef nefsine hitap edenlerin ve menfaat sağladıklarının dışındakilere ne bir değer ne de bir yer vermek istiyor. Nefsi ve faydacı davrandığı oranda hak ve adalet kavramlarından uzaklaşıyor. Hak ve adaletten uzaklaştığı oranda da dünyanın denge ve düzenini bozuyor. Böylesi insanlar insanlık tarihinin her safahatında var olmuş ancak insanlığın son dönemlerinde artan bireysel, faydacı düzen anlayışıyla had safhaya ulaşmıştır. Gücü olanın her şeye hakkı olduğu, her şeye hükümran olduğu yönünde bir düşünce oluşmuştur. Bu hükümranlık duygusunun hâkim olduğu canlı varlıkların başında da hayvanlar gelmektedir. Hayvanlara istediğini yapabileceğini, istediği gibi tasarruf edebileceğini hatta canı isterse öldürebileceğini düşünen insanlar maalesef hiçbir vebal ve günah korkusu taşımamaktadırlar.

Halbuki inancımıza ve tarihimize baktığımızda hayvanların ne kadar önemli ve değerli olduğunu görüyoruz.

Kasvâ’yı, Müezza’yı, Düldül’ü, Kıtmir”i, ebabil kuşlarını İslam kaynakları en güzel şekilde anlatmaktadır. En çok hadis nakleden Abdurrahman bin Sahr’a “Kedi Babası” manasına gelen “EbûHureyre” ismini veren de, otururken kıyafetinin üstünde uyuyan kedisi Müezza’yı uyandırmamak için uyuduğu yeri kesip kalkan da, Medine’ye hicret ettiğinde devesi Kasvâ’nın çöktüğü yerde Ebû Eyyûb El-Ensarî’nin evinde misafir olan da,Uhud Gazvesinde İslam ordusunu önüne çıkan emziren bir kedinin etrafından dolaştırıp başına zarar görmemesi için bir nöbetçi diken de Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. Peygamber Efendimizin hayvanlara verdiği kıymeti ve onlara gösterdiği samimi sevgiyi anlatan birçok kıssa ve hadis-i şerif mevcuttur.

Osmanlı Devleti döneminde hayvanlar için vakıflar, leylek bakımevleri, kuş ve kedi hastaneleri kurulmuş, kediler ve kuşlar için yapılar inşa edilmiştir. Hatta bu kuş evlerini halen birçok tarihi yapıda görmekteyiz. Yük taşıyan hayvanlara fazla yük yüklenmemesini, iyi beslenmesini, cuma günleri tatil yapacaklarını ve o gün binek olarak dahi binilmeyeceğini düzenleyen fetvalar yayınlanmıştır.

Türk tarihine baktığımızda yine hikayelerde, masallarda, destanlarda, atasözlerinde, şiirlerde, ninnilerde hayvanlara yer verilmektedir. Türk Devletlerinin sancaklarında at, kartal, geyik ve kurt gibi hayvan figürleri yer almıştır. Hatta atlarıyla birlikte defnedilmişler kimi yerde de atlara ayrı mezarlık yapmışlardır.

Dünya tarihine baktığımızda ise hayvanları tanrılaştırılan, tapan, kutsal sayan milletler olduğu gibi (Hindistan, Mısır…), hayvanları yok eden milletler de olmuştur (Avrupa’da Papa Gregory döneminde kedilerin şeytan olarak görülüp öldürülmesi sonucu milyonlarca kişinin vebadan ölmesi).

Günümüzde ise hayvanlarla ilgili inancımıza ve tarihteki yaklaşımımıza uymayan birçok üzücü habere hep birlikte şahit olmaktayız. Her türlü eziyet ve istismar gerçekleşmektedir. Hatta cinsel sapkınlığa (zoofili) bile maruz kalmaktadırlar. Bütün bu kötü muameleler suç olmasına rağmen mevzuatımız gereği failler para cezaları ile kurtulmakta toplum içerisinde gezmeye ve aynı suçları işlemeye devam etmektedirler. Üstelik hayvanlara karşı suç işleyenlerin birçoğu bir süre sonra bu fiillerini insanlara yöneltmektedirler.

2004 tarihli Hayvanları Korum Kanununun 28. maddesine göre hayvanlara karşı gerçekleşen kötü muameleler idari para cezası ile cezalandırılmaktadır. Bu cezaların miktarı 60 ila 10.000 TL arasında değişmektedir.

Türk Ceza Kanunumuzun “Mala zarar verme” başlıklı 151. maddesine göre ise sadece sahipli hayvanlarla ilgili cezai hüküm getirmekte ve hayvan sahibinin şikayetini aramaktadır. Cezalandırmanın bir diğer şartı ise sahipli hayvanın ölmesi, işe yaramayacak duruma gelmesi veya değerinin azalmış olmasıdır. Bu üç durumun dışında sahipli hayvanlara zarar verilmiş olması halleri hapis veya adli para cezasına tabi olmayıp sadece idari para cezasına tabidir.

“Madde 151:

(1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Haklı bir neden olmaksızın, sahipli hayvanı öldüren, işe yaramayacak hale getiren veya değerinin azalmasına neden olan kişi hakkında yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

Mevzuatımıza göre sahipsiz hayvanların öldürülmesi, işe yaramayacak hale gelmesi veya değerinin azalması hapis veya adli para cezasına tabi değildir. Sahipsiz hayvanlara karşı yapılan her türlü muamele idari para cezasına tabidir.

Hayvan haklarıyla ilgili yeni yaptırımları içeren Hükümet Tasarısı kamuoyunda zaman zaman gündeme gelmekle birlikte tam bir netliğe sahip değildir. Mezkûr tasarı bir an önce kamuoyuna sunulmalı ve hayvanların haklarını koruyacak hükümleri ihtiva edecek şekilde kabul edilerek yürürlüğe konulmalıdır. Hayvanlara acımasızca, zalimce muamelede bulunanlar ve eziyet edenler ile hayvanları öldürenlere hapis cezası getirilerek cezalandırmada sahipli sahipsiz hayvan ayrımı kaldırılmalıdır. Hayvanlar toplumun koruması altındadır ve soruşturmanın başlatılması için herhangi bir Türk Vatandaşının şikâyet etmesi yeterli olmalıdır.

Tasarıdan beklentilere uygun olarak ayrıca;

- Hayvanların eziyet gördüğü, fıtratlarına aykırı bir şekilde adeta bir şaklaban gibi kullanıldığı sirk gösterilerine izin verilmemelidir.

- Hayvanların doğal ortamlarından (deniz, okyanus, orman, kutup…) koparılarak sergilenmesine izin verilmemelidir. Bu bağlamda devasa akvaryumlara, yunus gösterilerine, hayvanat bahçelerine izin verilmemelidir.

-Evcil hayvan satışı adı altında hayvanların özgürlükleri hiçe sayılarak bir mal gibi alınıp satılmasına izin verilmemelidir.

- Eski dönemlerde yemek ihtiyacı sebebiyle avcılık yapılır, ihtiyaç kadarı avlanılırdı. Günümüzde ise zevk için, güç gösterisi için avcılık yapılmaktadır. Böylesi avcılıkların yapılmasına izin verilmemelidir.

- Hayvanların zarar görmesine, ölümüne yol açan havai fişek gösterilerine izin verilmemelidir.

- Hayvan haklarını koruma adı altında faaliyet gösteren ancak hayvanların eziyet görmesi ile varlıklarını kaim gören anlayışa son verilmelidir. Amaçları dışında faaliyet gösteren, aldıkları yardımları gereği gibi kullanmayıp hayvanlara harcıyormuş gibi yapan derneklere gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır" demiştir

İnsanoğlunun var olan düzenin sahibi değil bir parçası olduğu bilinciyle hayvan haklarıyla ilgili yeni yaptırımları içeren Hükümet Tasarısının bir an önce kabul edilmesi ve koruyucu diğer tedbirlerin alınması için Meclisimizi göreve davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

19.01.2021

BİLKA (Bilge Kadın Araştırma Merkezi)" 

Kamudannethaber.com olarak bu duyarlılığından dolayı başta yazarımız Alev Sezen Hanım'a ve BİLKA 'ya teşekkür ediyor bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Kamudannerhaber.com

 

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum