(İstanbul Pendik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde şube müdürü olarak çalışan Yıldırım Demirci Bey'in feryadına sessiz kalmayı insani ve vicdani olarak uygun görmeyerek bize yayınlanmak üzere yolladığı mektubu hiçbir şey katmadan ve eksiltmeden aynen yayınlamayı uygun gördük. Kamudannethaber.)
İdari ve Adli mercilerden istedikleri sonuç alınmayınca Ali Yalçın’ın oğlu tarafından ölümle tehdit edilen ve bu tehditlere boyun eğmeyen bir kamu görevlisi, Sayın Cumhurbaşkanımıza açık mektup yazdı! İşte o mektup:
SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA AÇIK MEKTUP
Sayın Recep Tayyip Erdoğan 11.05.2026
T.C. Cumhurbaşkanı
Sayın Cumhurbaşkanım,
Memur-Sen’e yakın yayın yapan “Sendika Bülteni” adlı platformun, idari ve adli makamların kararlarını hedef alan yayınları; yürütme ve yargı erkini baskı altına alma girişimi niteliği taşımaktadır. Hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde hiçbir yapı, sendikal gücünü kullanarak devlet kurumlarına yön verme cüreti gösteremez.
Ali Yalçın, sendikanın örgütsel gücü ve kamu nüfuzunu kullanarak televizyon ekranlarında ve sosyal medya platformlarında şahsımı sistematik biçimde hedef göstermekte; hakaret, iftira ve algı operasyonlarıyla itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Süreç, oğlunun ölüm tehdidine kadar varmıştır.
06.05.2026 tarihinde TV100 yayınında şahsımı hedef alarak: “Bu iddiayı ilk ortaya atan, kendini bilmez, sendikadan ihraç edilmiş bir kamu görevlisi tazminata mahkûm oldu.” ifadelerini kullanmıştır.
Oysa Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2025/476 Esas sayılı dosyasında verilen karar kesinleşmemiş, gerekçeli karar dahi yazılmamıştır. Buna rağmen karar kamuoyuna kesin hüküm gibi sunularak masumiyet karinesi açıkça ihlal edilmiştir.
Ben, Eğitim-Bir-Sen Tuzla İlçe Teşkilatı’nın ilk kurucularından ve ilk ilçe başkanıyım. Milyonlarca memur kirada yaşarken bazı kooperatif üyelerinin ikişer, üçer, beşer, onar hatta bir üyenin altmış altı konut sahibi olması kamu vicdanını derinden yaralamıştır. Bu nedenle anayasal ifade özgürlüğü hakkımı kullanarak, Memur-Sen’e bağlı Bayındır-Memur-Sen’le ilintili Paraf Yapı Kooperatifi’nin Kuşadası’nda TOKİ arazisi üzerine yaptırdığı lüks konutlarla ilgili eleştirel yazılar kaleme almaya başladım.
Bu süreçte sistematik biçimde hedef alındım. “Sendika Bülteni” sitesinde müstear isimle yayımlanan yazılarla tehdit edildim. Ayrıca kooperatifin yüklenici firma yetkilileri tarafından da baskı kurulmaya çalışıldı. Can güvenliğim açısından yakın koruma talebinde bulunmak zorunda kaldım.
03.05.2026 tarihinde yayımlanan bazı haberlerin ardından aynı gün Ali Yalçın’ın oğlu tarafından WhatsApp üzerinden aranarak ölümle tehdit edildim. Yaptığım suç duyurusu üzerine 2026/92079 soruşturma numarasıyla işlem başlatılmıştır.
Bugüne kadar yazılarımız hakkında verilmiş tek bir erişim engeli veya yayından kaldırma kararı bulunmamaktadır. Hakkımızda açılmış herhangi bir hakaret, iftira veya ceza davası da yoktur.
Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılan 9 (dokuz) ayrı suç duyurusunun tamamında “Kovuşturmaya Yer Olmadığına” karar verilmiş, yapılan tüm itirazlar reddedilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’na yapılan şikâyetlerde de yazılarımın görevimle ilgili olmadığı değerlendirilmiştir.
Açılan tazminat davası Ankara 33. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Buna rağmen aynı içeriklerle yeni davalar açılarak şahsım yargı baskısıyla sindirilmeye çalışılmıştır.
Son günlerde Memur-Sen’e yakın yayın organlarında; idarenin ve yargının sendika lehine olmayan kararları hedef alınmakta, kamu bürokrasisi ve bağımsız Türk yargısı baskı altına alınmaya çalışılmaktadır. Karar sendika lehine olursa “hukuk”, aleyhine olursa “tukaka” anlayışı kabul edilemez.
Sayın Cumhurbaşkanım,
İki ayrı onkolojik hastalığı bulunan ve % 81 engelli eşimle birlikte yaşam mücadelesi veren bir kamu görevlisi olarak; sendikanın örgütsel gücü kullanılarak üzerime sistematik baskı kurulmuş, adli ve idari süreçlerden istedikleri sonucu alamayınca ölüm tehdidine kadar varan bir süreç yaşanmıştır.
Zat-ı Devletleri 20.05.2014 tarihli paylaşımınızda: “Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır.” buyurmuştunuz.
36 yıllık devlet hizmeti boyunca kamu yararını her şeyin üstünde tutarak görev yaptım. Bugün de aynı inanç ve sorumlulukla devletime hizmet etmeye devam ediyorum.
Bilgilerinize saygılarımla arz ederim.
Yıldırım Demirci









