Irak’ta yaşayan 3,5 milyon Türkmen’in ne etkisi kaldı ne de yetkisi… Bölgenin uzmanı Vedat Yenerer, Kerkük’e gitti ve tüm yetkililerle görüşüp yaşananları YENİÇAĞ’a yazdı.
Irak’ın “Çileli Efendileri” Türkmenler, Türkiye tarafından sahip çıkılıyormuş gibi gözüküp aslında sahipsiz bırakılmanın derin üzüntüsünü yaşıyor. Çarşıda, pazarda kiminle konuşsanız hep aynı sözleri duyarsınız: “Türkiye Arap ve Kürtlere daha fazla yardım ediyor.”
'PEKİ NASIL OLUYOR, ANLATIN' DEDİM
Irak’ta on kadar Türkmen partisi var. Bunların içerisinde en eski ve köklü olan Riyaz Sarıkahya’nın başında olduğu Türkmeneli Partisi. Daha sonra Türkiye’nin desteklediği Irak Türkmen Cephesi var. Diğer partiler ise tabela partisi gibi, toplumda pek karşılığı yok. Ama her konuda ağzı olan konuştuğu için gelinen noktada sadece partiler değil, toplum da Sünni, Şii, Şucu, Bucu ayrışmaları artmış durumda. Bir el, Irak Türkmenlerini birleşmemesi için elinden geleni yapıyor gibi. Özellikle seçim öncelerinde de bu fazlasıyla hissediliyor. Milyon dolarlık teklifler, çantalar halk arasında konuşuluyor. Aynı Türkiye’deki gibi…Irak Türkmen Cephesi, kısa bir süre önce başkan değişimine gitti. Eski başkan AKP’nin çok severek ve isteyerek desteklediği, Kerkük’ün en önde gelen siyasal İslamcılarından Hasan Turan makamını Mehmet Seman Ağaoğlu’na bıraktı. Eğitimini Gaziantep’te almış, Türkiye’yi tanıyan bir siyasetçi.Irak Türkmen Cephesi’nin çok değerli iki başkan yardımcısı Hişam Bayraktar ve Haşim Muhtaroğlu, Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, İl Meclis Üyeleri Ahmet Şakir Köprülü, Sevsen Abdülvahit Şakir, Türkmeneli Partisi Başkan Yardımcısı Erşat Avcı, Türkmen Kardeşlik Ocağı Başkanı Gassan Beyatlı ile ayrı ayrı görüştüm. Düşüncelerini aldım. Düşünceler bazı konularda aynıydı.Irak Türkmenleri Şehitler ve Siyasi Mahouslar Derneği Genel Başkanı Haşim Salihi ve Ganim Salihi'ye ziyaretGenel olarak anlatılanları eveleyip gevelemeden, maddeler halinde anlatmak daha anlaşılır olacaktır.* Türkmenler Irak’ta 1991 yılından beri silahlanmasına izin verilmeyen, askeri olarak kendi kuvveti olmayan, Türkiye tarafından da bu konuda diplomatik ortamlarda yeterince desteklenmemiş bir millettir. Bunu acısı her gün bombalama, suikast, terör ve baskı olarak hem Araplar’dan hem de Kürtler’den gelmektedir.* Irak’ta Türkmen partileri en fakir partilerdir. Para yok, olan ya da gelen az miktardaki para da hırsız kadrolar tarafından, hizmete değil şişirilmiş faturalara harcanıyor.* Irak’ta 3,5 milyon Türkmen varsa neden 350 bin seçmen var? Çünkü, uzun zamandır siyasal İslamcı dayatmalar ve adam kayırmalar nedeniyle Türkmenler tepki olarak İran destekli Şii Bedir ve Dava Partisi gibi partiler oy veriyor. Telafer’de olduğu gibi. “Neden” sorusuna da “Bu patilere sadece Şiiler değil Sünniler de oy veriyor. Bu partiler, Türkmenlere iş veriyor, sorunlarını dinliyor, yardımcı oluyor. Çocuklarına Haşdi Şabi’de iş ve maaş veriliyor” cevabı veriliyor.* Türkmen parti sayısı azaltılıp, içe kapalı olmayan hizmet odaklı partiler yaratılmalı.* Bağdat, Kerkük, Telafer, Musul, Mendeli, Teze, Tuz Hurmatu gibi şehirlerdeki Türkmen kanaat önderleri, tanınmış, sanatçı ve toplumda sevilen isimlerden oluşan bir Türkmen Meclisi kurulmalıdır. “Şu ana kadar neden kurmadınız” sorusuna “Büyüklerimiz istemiyor” gibi cevaplar verildi.* Türkmen medyası yeniden yapılandırılmalıdır. Mevcut medya Türkmenleri memnun etmiyor. Türkiye’deki AKP medyası ve muhalif medya Türkmeneli’nde bir bomba patlama ya da bir saldırı olmadığı sürece haber yapmıyor, ilgilenmiyor. Kürt bölgesinde her gün cirit atan ve her açıklamayı yayınlayan Türk medya mensupları, Kerkük merkezli Türkmeneli’nde uzun yıllardır pek görülmez olmuş durumda…* Türkmenlerin gelinen noktada, Irak devletinde hiçbir görevlisi yok. Yerel birkaç yetkili dışında Türkmenlerin sıkıntısını dinleyecek, çözecek makam yok. Araplar ve Kürtler her konuda Türkmenlere karşı ittifak yapıyor. Türkiye bunu görüyor ve biliyor ama oyunu bozmak için bugüne kadar sesini güçlü çıkarmıyor. Çıkarsa da etki ve sonuç olmuyor.* Saddam Hüseyin sonrasında Türkmenler anavatan Türkiye’yi yöneten siyasetçileri dinlemek yerine, Araplar ve Kürtlerle yakınlaşıp anlaşsalardı şimdi kendi federasyonları bile olabilirdi. Ancak, Türkmenler evlerine Alparslan ve Atatürk’ün resimlerini asarak gelen tekliflere cevaplarını verdiler. Gelinen nokta; HÜSRAN ve BEKLEYİŞ.* 1991 yılından itibaren Türkmenler ticari olarak hiç desteklenmedi. Türkiye’nin en büyük markalarının Irak bayilikleri Türkmenlere değil Kürtlere ya da Araplara verildi. Halen de öyle devam ediyor.* Türkmenler arasında doğum oranı işsizlik ve geçim kaygısında çok düşmüş durumda. Bir ya da iki çocuk yapılıyor. Ancak, Kerkük’teki Kürt ve Araplar da eğitim seviyesi düştükçe en az beş altı çocuk yapıldığı dikkat çekiyor. Bu da her gün Suriye’den taşınan Arap ve Kürtler için yeni mahalleler oluşturulduğu göz önüne alındığında Erbil’den sonra petrol ve gaz zengin kadim Türk şehri Kerkük’te de Türk varlığı bitirilecektir.* Türkiye Kerkük’te konsolosluk açmıyor, açmamak için her türlü bahaneler öne sürülüyor. Türkmenler, kendi soydaşları tarafından derin bir yalnız bırakılmış duygusu yaşıyor.*Gelinen noktada, Türkmenler arasında hiç görülmediği kadar Sünni, Şii, Türkçü, Atatürkçü bölünmeleri yaşanıyor. Bu bölünme nedeniyle Bağdat’ta Milli Meclis’te Türkmen Milletvekili sayısının da her geçen gün azalmasına neden oldu. Bugünlerde herkes Türkmen tarihinde hiç yaşanmamış olan siyasetçilerin önün kesmek için Türkiye’ye şikayetlerin yapılmasını konuşuyor. Örneğin, toplumda karşılığı çok zayıf olan Türkmen Adalet Partisi, Kara Partisi, İrade Partisi, Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türkmeneli’nde görülmemiş bir biçimde, seçim öncesi kirli oyunlar peşine düştüğü belirtiliyor. Toplumun çok sevdiği, elinin taşın altına başını da ateşe koymaktan çekinmeyen, suikastlerden sağ çıkmış, Barzani ve Talabani yönetimlerinin hiç sevmediği Erşat Salihi’nin aday olmasını engellemek için Atatürk’e büyük alerjisi olduğu herkesçe bilinen, “Arap Sevici” Hasan Turan başkanlığında ortak bir metinle Türkiye’ye şikayet ettiler. Edindiğim bilgiye göre, bu istek Salihi’nin liyakatını ve hizmetlerini iyi bilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ret edildi. Bu girişim kabul edilip, Salihi’nin aday olması engellenseydi, Türkmen oylarının neredeyse yarısı olan Irak Türkmen Cephesi oylarını kaybedecek ve tarihi bir darbe alacaktı.
'BİZ ARTIK KENDİ KADERİNE TERK EDİLMİŞ BİR MİLLETİZ'
Ailesi’nin neredeyse tamamı Saddam Hüseyin’in zulmüne uğramış ve Türkçü oldukları için sudan bahanelerle idam edilmesine, aleyhte çalışmalara ve engellemelere rağmen Irak Milli Meclisi’ne Kerkük milletvekili olarak seçilmiş olan Erşat Salihi, Türkmenlerin Irak politikası ile AKP’nin Irak politikası tutmadığına dikkat çekti. Salihi “Ne yapsak olmuyor. Artık kendi kaderimize terk edildik” diyor.Erşat Salihi ile çalışma ofisinde görüşme“Türkiye’nin Türkmen politikası ile AKP’nin Türkmen politikasının uyuşmadığını uzun zamandır, hem Türkmenler hem de Türk dünyası görüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz” şeklindeki soruma da “Size küçük bir örnek vereyim. Türkiye’nin politikalarından ve desteklediği Türkmen politikacılarından Türkmenler hep zarar görüyor. Örneğin, Barzani’nin partisi KDP Kerkük’te oyu az. Kan davalık oldukları Talabani’nin partisi KYB’ye karşı ‘Gelin ittifak yapalım Kerkük’ü birlikte yönetelim’ teklifimizi reddedip Kürtçülük yaparak düşman oldukları KYB’ye oy verdiriyorlar. Arap ve Kürtler anlaştığı için bugün bütün hizmetler maalesef Arap ve Kürtlerin yaşadığı yerlere gidiyor. Türkmenler sahipsiz. Soruyorum, Türkiye bunda bile sessiz kalıyor. Böyle destek olur mu?” şeklinde yanıt verdi.
KERKÜK’TE TÜRK ÜNVERSİTESİ NEDEN AÇILMIYOR?
Kerkük’te Türkmen eğitimi büyük sıkıntılarla ayakta kalmaya çalışıyor. Irak Türkmen Cephesi’nin Hasan Turan’ın başkanlığında yerleştirdiği Siyasa İslamcı (İhvancı) kadroları ile laik, bilim ve ilime önem veren Atatürkçü, Türkçü eğitmenlerin gizli bir savaşı var.Irak’ın en iyi eğitimli milleti olan, doktor, mühendis ve edebiyatçılar arasında başı çeken en eğitimli millet olan Türkmenler bugün çocuklarını Türkmen okullarına vermemeye başlamış durumda.26 okul var. Bazılarında öğretmen sayısı öğrenci sayısından az. Liselerde dersler 35 dakikaya düşürüldüğünden derslere konsantrasyon düşmüş durumda. Yeni eğitim komisyonu hatayı görüp k iş olarak bu zamanı 45 dakikaya çıkartmış durumda.Başarı oranı her gün Araplara göre düşüyor. Eğitim eş, dost seviyesine geldi. Torpili olan tembel de olsa sınıfı geçiyor. Okullarda temizlik çok zayıf, bütçe yetersiz. Kışın sınıflar soğuk. Spor faaliyetleri yok denecek kadar az. En önemli neden bütçe yokluğu. Türkiye’nin desteği ile okul sayısını acilen azaltıp, eğitim kadrosunu ve imkanları buralarda toplayıp, güçlü bir eğitime başlanması gerektiği düşünülüyor. Türk dünyasını tanıtacak kitaplar, belge, konser ve konferanslar da yok. Sıkıntı yaşanıyor. Örneğin ITC’nin eğitim politikalarıyla ilgilenenlerin bazıları (İhvancılar) iyi niyetli olsalar da Türkiye ve Türk dünyasından bihaber, bilgi birikim ve vizyonu olmayan kişiler. Türkçe konuşuyorlar ancak, Türk dünyası ile araları en az Araplar kadar kopuk. Sanki bir el Türk gençlerin Türk dünyasını öğrenmesini istemiyor gibi. Ziyaret ettiğim Türkmen eğitiminin mayası Barış Erkek Lisesi’nin çalışkan müdürü Mustafa Kaymaz Demirci YENİÇAĞ Gazetesi aracılığımla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şöyle seslendi:“Sayın Cumhurbaşkanım, sizi seviyoruz. Gel halımızı gör. Dilimizi konuşabilmek, çocuklarımızın ve varlığı için mücadele ediyoruz. Okullarımıza her yıl 900 civarında olan öğrenci başvurusu 50’lere düştü. Çocuklarımız Kürt ve Arap okullarına eğitime gidiyor, bize sahip çıkın…”
KÜRT ÜNİVERSİTELERİ’NDE KÜRTÇE EĞİTİM YOK
Kuzey’de KDP ve KYB’nin yönetimindeki Bölgesel Kürt Yönetimi’nde eğitim veren üniversitelerin hiçbir Kürtçe eğitim vermiyor. Öğrenciler Kürtçe eğitim almak istemedikleri belirtiyor ancak, Türkçe bilim kitapları olmadığı için dersler İngilizce. Bu arada CIA’nın emrindeki FETÖ’nün okulları da Erbil’de İngilizce eğitim ile faaliyetini sürdürüyor.Kerkük’te de Kürtlerin sahip olduğu Kalem ve Kitap (Farsça) adlı İngilizce eğitim veren iki üniversite var. Arapların Kerkük Üniversitesi var. Türkmenler Türkçe eğitim veren üniversite açmak için çırpınıyorlar ancak bu konuda Türkiye’de ne maddi ne de manevi destek var. Hatta; “Ne gerek var, çocuklarınızı onların okullarına gönderin” diyenler de olmuş.Kürtlere ait üniversitelerde binlerce dolar vererek okuyan Türk öğrencilerin kabaca yüzde 80’inin Türk, yüzde 20’sinin de Kürt ve Arap öğrenciler olduğu belirtiliyor. Bir Türk üniversitesinin kurulması durumunda çok büyük bir talep oluşacağına ve sinerjinin yüksek olacağına inanılıyor.
KERKÜK’TE PKK VARLIĞI
Terör Örgütü PKK/YPG Kerkük’te askeri bir varlık gösteremezken, güvenlik uzun yıllardır ilk kez iyi durumda. Sokaklarda gece ve gündüz yaşamı sıkıntısız sürüyor. PKK strateji adımlarla Kerkük’te yerleşmiş durumda. Kerkük’ün en büyük 5 AVM’si PKK’lı olarak tanınan kişilere ait. Bu AVM’lerin isimlerinin de özellikle Türkçe olmasının bir taktik olduğu biliniyor. “Neden Alışveriş merkezleri yapıyorlar” sorusuna şu cevabı veriyorlar:“PKK Irak’taki tüm ekonomisini bu alışveriş merkezleri üzerinden yönetiyor. Lojistik ihtiyaçların yan sıra döviz alma ya da döviz bozdurma işlerini burada kendi ekibi ile gerçekleştiriyor. Bunu yaparken de hiç dikkat çekmedikleri gibi büyük rakamlara buralarda ulaşıyorlar. Türkiye bunu çok iyi biliyor.”Kerkük’te ticaretin en önemli unsuru olan lojistik kamyon taşımacılığı da tamamen PKK’lı iş insanlarının elinde bulunuyor. Türkmenlere yönelik saldırıların üstü kapatılırken, Kürt ya da Araplara yönelik en ufak saldırılar büyütülüyor ve rakamlar abartılıyor.
ÜÇ BİN TÜRKMEN’İ SADDAM ŞEHİT ETTİ
Irak’ta sistemli olarak devam eden Türk düşmanlığı Saddam Hüseyin diktatörlüğü sonrasında hız kesmeden devam ediyor.Türkiye’de PKK’lıların “Devlet 15 bin kişiyi yargısız infaz etti” yalanını söylerken, Irak’taki Kürtler de 1986’da Irak ordusunun kimyasal silah saldırısında gerçekte 60 kadar kişinin hayatını kaybettiği Halepçe saldırısında binlerce insanın katledildiğini iddia ederler. Olay sırasında orada asker olarak bulunanlara sorduğumda “Irak askerleri olarak ters rüzgardan dolayı kimyasal silahtan etkilendik. Çok sayıda asker de hayatını kaybetti. Hastanelerde tedavi altına alındı. Ama bu hiçbir zaman konuşulmaz” dediler. Halepçe mezarlığını Bosna’da Srebrenitsa’da yaklaşık 9 bin mezarın olduğu mezarlığına döndürdüler. Farkı, Halepçe’de sadece içi boş mezar taşı var ölen sayısı çok abartılı.Bugün, kadim Türk Şehri Kerkük’te aynı oyun oynanıyor. Giriş kapısında “Kürdistan” yazan bir mezarlık inşa ettiler ve içine içinde cenaze olmayan çok sayıda mezar yaptılar.Irak Türkmen Şehitler ve Siyasi Mahpuslar Derneği Başkanı Haşim Salihi şu ana kadar üç binden fazla Türkmen’in katledildiğini belirterek bunların tamamına yakınının Irak Ceza Kanunu’ndaki 158. maddeden idam edildiğine dikkat çekti. Irak’taki Araplar ve Kürtler, nefes alan her Türk’ün MİT ajanı olduğunu iddia edip, 1959’daki gibi idam ettiler ya da cezaevlerinde çürüttüklerini hatırlatan Salihi şöyle konuştu:“Biz Bağdat’ın tüm işkencelerinden geçtik. Bugüne kadar hiç kimse canı pahasına da olsa böyle bir suçu kabul etmedi. MİT’e leke sürdürmedi. Türkiye’mizi asla zor durumda bırakmadık, utandırmadık. Bununla da onur ve gurur duyuyoruz. Ama, Türkiye 100 senedir bu idamları ve işkenceleri kınayan hiçbir açıklama yapmadı. Tam tersine geçmişte bizleri suçlayan yalanlara inanıp bizleri kınadılar.”Kerkük’te mezardakiler bile Türk askerinin Kerkük’e girişini hayal ediyor, bekliyor. İşkence Merkezi Ebu Gureyb Hapisanesi’nde bacağı kesilerek şehit edilen Fatih Şakir’in cezaevi arkadaşlarına söylediği vasiyetini herkes biliyor: “Mehmetçik Kerkük’e girdiğinde mezarımın başına gelip, bana kutlu müjdeyi verin. Mezarıma o gün çiçekler koyun, ben de halaylar çekip bayram yapacağım…”
MUSALLA VE KALE SPOR FERYAD EDİYOR
Kerkük’ün iki Türk futbol takımı var. Biri Musalla Spor, diğeri de Kale Spor. Başka da bir şey yok. Bir spor yapacak kulüp de yok. Para bulabilen yönetim de yok. Türkiye’de 1947 yılında kurulmuş olan Mustafa Kemal Derneği bir heyetle geldiği Kerkük’te bir dizi görüşmelerin ardından Musalla Spor’u da ziyaret etti. Futbol takımı için forma, şort ve çorapların yanı sıra kramponlu ayakkabı ve toplardan oluşan mütevazı bir yardımı da beraberinde getirdi. Türkiye’den ilk defa bir yardım almanın ve hatırlanmanın verdiği mutluluk dikkat çekiciydi.Kulüp başkanı Ayad Kadir, Mustafa Kemal Derneği Başkanı Emine Aygören ile yaptığı görüşmede, futbol, tekvando ve boks dallarında gençleri yetiştirmeye çalıştıklarını belirtip zorluklara dikkat çekti. “Spor Türkmen’in geleceğidir” diyen Ayad Kadir, Türkiye’nin kendilerini hiçbir yere davet etmediğinden yakınarak, “Biraz ilgi istiyoruz. Türk Dünyası ile ilgili müsabakalara davet edilmek istiyoruz. Bizi büyük Türk kulüpleri kardeş kulüp neden yapmıyor?..” diyerek serzenişte bulundu.
TÜRK ŞEHİRLERİ’NDE HAŞDİ ŞABİ KORUMASI
Tamamına yakını Türkmen olan TezeTuz gibi Altunköprü’de Kürt peşmergelerin ve IŞİD militanlarının yoğun saldırılarının önünü kesen Haşdi Şabi, (Silahlı Halk Seferberlik Güçleri) şehirde kuş uçurtmuyor. Musul’dan yola çıkan ve Bağdat’a giden IŞİD güçlerinin önünden Musul’da olduğu gibi Kerkük’teki Irak 1. Ordusu bir gecede şehirden çekilince halk savunmasız kalmıştı. O gece Ayetullah Sistani, bir fetva vererek halkı topraklarını ve canını savunmaya çağırmıştı. Kerkük ve bölgesinde çoğunluğu Sünni olan ve eli silah tutanlar, Şiilerin oluşumu Haşdi Şabi’ye katılıp, direnişe destek verdi. Özellikle Şii Türkmenleri yoğun olduğu Beşir kasabasına kadar gelerek katliamlar yapan, camileri yıkan IŞİD karşısında çok sayıda şehit verilmiş ancak militanlar geri püskürtülmüştü. Kerkük’ü ve Bağdat’ın düşmesini de engellemiş olan Haşdi Şabi’ye daha sonra Irak Milli Meclisi kararıyla maaşa bağlanmış ve görev verilmiştir.Irak’ta her yerde İran’ın etkisi dikkat çekiyor. Sadece siyasette değil, ticarette de İran, Irak’ın her yerinde kılcal damara kadar içine işlemiş durumda.Altunköprü’nün güvenliğinden sorumlu Haşdi Şabi Komutanı Ali Ebu Arslan, İran’ın kendilerine her türlü desteği verdiğine dikkat çekerek “Ben hayatımda hiç İran’a gitmedim. Sünniyim, Şii de değilim. Milletimi ve Altunköprü’yü askerlerimle koruyorum. Bize her yardımı yapıyor. Neden geri çevireyim. Teşekkür ediyoruz” diye konuştu.Türk medyasında Haşdi Şabi ile ilgili doğru olmayan ya da eksik bilgi içeren haberlerin yapıldığını ve bu yanlış haberlere üzüldüklerini belirterek “Bizler Türkoğlu Türk’üz. Değil Kürt peşmerge ya da Arap, dünya gelse son nefere kadar bizi öldürmeden Altunköprü’ye giremez. Burada şu an huzur var. Gördüğünüz gibi insanlarımız sokaklarda ve güven içinde. Türkiye’den bizleri ziyarete gelsinler” diye konuştu. Kaynak: Yeniçağ