İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Çin araştırmacısı Yalkun Uluyol, Kanada merkezli The Globe and Mail gazetesinde yayımlanan yazısında Türkiye'deki Uygur Türkleri ve diğer göçmen gruplara yönelik uygulanan “tahdit kodu” sistemini ele aldı.
Tahdit Kodu Uygulamaları
Uluyol, Türkiye’de Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde uygulanan bu tahdit kodlarının, genellikle somut delil veya açık bir gerekçe olmaksızın verildiğini ve uygulamanın kriterlerinin belirsiz olduğunu belirtti. Yazısında, komşulardan gelen tek bir şikâyetin, daha sonra asılsız olduğu anlaşılsa bile, kişilere tahdit kodu konulmasına yol açabileceğini vurguladı. Ayrıca, Çin hükümetinin "terörist" olarak tanımladığı kişilere ait listelerin Türkiye makamlarına iletildiği ve bu listelerdeki bazı Uygurların da benzer kodlarla karşılaştığı ifade edildi.Ciddi Sonuçlar
Tahdit kodlarının ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Uluyol, bu uygulamaların uluslararası koruma başvurularının reddedilmesine, ikamet izinlerinin iptal edilmesine ve vatandaşlığa giden yolların kapanmasına yol açabileceğini aktardı. Bu durumun, ilgili kişileri fiilen “düzensiz göçmen” statüsüne düşürdüğünü ve sınır dışı edilme riskini artırdığını söyledi. Ayrıca, polis veya göç idaresi kontrollerinde Uygurların geri gönderme merkezlerine sevk edilebildiğini vurguladı.Gönüllü Geri Dönüş Baskısı
Yazıda, idari gözetim altındaki Uygurlar ile Suriye ve Afganistan’dan gelen bazı göçmenlere “gönüllü geri dönüş” formlarını imzalamaları için baskı yapıldığı, kimi durumlarda bu formların zorla imzalatıldığı iddia edildi. Türkiye’nin Uygurları doğrudan Çin’e sınır dışı etmeme yönünde bir politikası olduğu hatırlatılırken, buna rağmen bazı Uygurların, Çin’e iade anlaşması olan üçüncü ülkelere gönderildiği öne sürüldü.Yargı Sürecine İlişkin Endişeler
Türkiye’de sınır dışı kararlarına karşı yargı yolunun açık olduğuna dikkat çekilirken, bazı avukatların, mahkemelerin tahdit kodlarını gördüklerinde “temkinli davranmak adına” olumsuz kararlar verebildiği ifade edildi. Uluyol, bazı dava dosyalarında mahkemelerin, uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olan “geri göndermeme” ilkesini Uygurlar açısından uygulamadığını görmenin kaygı verici olduğunu belirtti.Kişisel Hikaye
Uluyol, 2016'dan bu yana Çin’de Uygurlara yönelik ağır insan hakları ihlalleri yaşandığını ve babasının bu süreçte kaybolduğunu, 16 yıl hapis cezasına çarptırıldığını aktardı. Türkiye’nin kendisi için bir “can simidi” olduğunu ve İstanbul’da eğitimini tamamlayarak Türkiye vatandaşlığı aldığını ifade etti. Ancak bu imkânların artık birçok Uygur için geçerli olmadığını savundu.Türkiye’ye Çağrı
Yazının sonunda Uluyol, İstanbul’un Uygurlar için kimliklerini, kültürlerini ve inançlarını özgürce yaşayabildikleri nadir şehirlerden biri olduğunu hatırlatarak, Türkiye makamlarına çağrıda bulundu. Uygurların korunması gerektiğini ve idari uygulamalarla bu topluluğun tehlikeye atılmaması gerektiğini ifade etti.