Okul ve Kurum Müdürlüğünde dört yıllık görev süresini dolduranlar, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin ekinde yer alan “Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri Değerlendirme Formu” üzerinden değerlendirilmiştir. Ancak değerlendirmeler hukuk ve hakkaniyet anlayışı ile bağdaşmayan bir anlayışla yapılmış; tecrübeli, liyakat sahibi, çalışkan okul müdürlerinin görevinin son bulmasına neden olmuştur. Bu nedenle, ülke genelinde mağduriyet yaşamış olan okul ve kurum müdürleri; şahıslarına 75 altında puan verilmesi işleminin ve bu sebeple Müdür olarak görev yaptıkları okulda görev sürelerinin uzatılmaması işleminin yürütmesinin durdurulması ve devamında iptali talebi ile konuyu yargıya taşımıştır. Nitekim birçok ilde yürütmeyi durdurma kararları verilmiştir.
Ülke genelinde yargı kararlarının uygulaması noktasında farklılıklar olmuş; bazı idareler ilgili kişileri görev yaptıkları kurumlara iade etmeden değerlendirmeye tabi tutmuş, değerlendirme yaparken yargı kararlarının gerekçelerini yok sayarak yeniden düşük puan takdiri yapmıştır. Yargı kararı uyarınca yapılan değerlendirmede 75 puan üstünde puan alanların ise başka eğitim kurumlarına atanacakları konusundaki şikâyetler Genel Merkezimize ulaşmıştır.
Söz konusu bu şikâyetlere ilişkin suç duyurusu başvuru dilekçe örnekleri Genel Merkezimizce hazırlanmıştır.
Aldıkları yargı kararı uygulanırken, eski görev yerine başlatılmayarak ve yargı kararları doğrultusunda değerlendirme yapılmayarak mahkeme kararını şeklen uygulayıp, aslında uygulamayan yöneticilerle ilgili üyelerimizin yapacağı suç duyurusu dilekçesi aşağıdadır.
Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi
….. NÖBETÇİ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
MÜŞTEKİ : ….
SANIK : 1-…..(…. İlçe Milli Eğitim Müdürü)
…..(ilçe)/……(il)
2-Tespit edilecek ilgililer
SUÇ KONUSU : …..
SUÇ TARİHİ : Aralık 2014
AÇIKLAMALAR : Okul ve Kurum Müdürlüğünde dört yıllık görev süresini dolduranlar, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin ekinde yer alan “Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri Değerlendirme Formu” üzerinden değerlendirilmiştir. Ancak değerlendirmeler hukuk ve hakkaniyet anlayışı ile bağdaşmayan bir anlayışla yapılmış; tecrübeli, liyakat sahibi, çalışkan okul müdürlerinin görevinin son bulmasına neden olmuştur. Bu nedenle, ülke genelinde mağduriyet yaşamış olan okul ve kurum müdürleri; şahıslarına 75 altında puan verilmesi işleminin ve bu sebeple Müdür olarak görev yaptıkları okulda görev sürelerinin uzatılmaması işleminin yürütmesinin durdurulması ve devamında iptali talebi ile konuyu yargıya taşımıştır. Şahsımda bu değerlendirmeye tabi tutulmuş ve bana 75 altında puan verilerek görev sürem uzatılmamıştır ve söz konusu bu durum tarafımca yargıya taşınmıştır. Nitekim, açmış olduğum davada ….. İdare Mahkemesince ….. Esas Numaralı davada işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Ancak yargı kararı yanlış uygulanarak; yürütmeyi durdurma kararına rağmen görev yaptığım kuruma iade edilmeden değerlendirmeye tabi tutuldum ve değerlendirme yapılırken yargı kararlarının gerekçeleri yok sayılarak tarafıma yeniden düşük puan takdiri yapılmıştır.
Yargı kararları yasal süresi içerisinden herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek şekilde idarece uygulanmak zorundadır. Bu konuda idarenin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Yargı mercilerince verilen iptal kararları, iptal edilen işlemi hiç tesis edilmemiş gibi geriye iade etmekte ve hukuk aleminden silmektedir. Bu noktada yargı kararı uyarınca değerlendirmeye tabi tutulduğum okula iade edilmem ve iade edilme işlemi sonrasında değerlendirmeye tabi tutulmam ve şahsıma objektif şekilde uygulama yapılması gerekmekte iken; şüphelilerce yargı kararları eksik uygulanmıştır.
Açtığım davada “…dava konusu değerlendirme işleminin nesnel, somut ölçme ve değerlendirme kriterlerine dayanmadığı ve söz konusu değerlendirmenin bu haliyle objektiflikten uzak, soyut ve dayanaksız olduğu anlaşıldığından..” gerekçesine yer verilmiştir. Ancak; yargı kararlarına rağmen şahsıma nesnel, somut ölçme, değerlendirme yapılmadan ve düşük puan vermenin gerekçeleri ortaya konulmadan değerlendirme yapılmıştır.
İdari Yargılama Usul Kanunun 28. Maddesinde “(Değişik: 4001 – 10.6.1994) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” İYUK 52. madde “(Değişik: 3622 – 5.4.1990) Temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olması, hâkim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz” Denilmektedir.
Anayasanın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesi; “….Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” Şeklindedir.
İdari yargı kararlarının uygulanmaması, kesin hüküm ilkesine aykırılık teşkil eder. İdare kesin hükme uymak zorundadır. İptal kararlarının eksik uygulanması ve gereğince uygulanmaması ağır hizmet kusurunu oluşturur.
Yargı kararı şüpheli tarafından kasten gereğince uygulanmamaktadır. Zira Anayasaya gereğince; yargı kararlarının uygulanmaması bir yana, geciktirilmesi bile yasaktır. Mahkeme kararlarının yerine getirilmesi, bir hukuk devletinde o kadar önemlidir ki, mahkeme kararının yerine getirilmemesi kanuna aykırı davranıştan daha ağır bir kusur kabul edilmektedir.
Yargı kararlarını yerine getirmeyen idare görevlilerinin bu eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu Danıştay İkinci Dairesinin 10.05.1966 gün ve E.1965/2884, K.1966/1203 sayılı kararı ile de kabul edilmiştir. Yargıtay ve Danıştay Kararlarında, suçun oluşması için Danıştay kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin ayrıca garaz, kin, husumet ve benzeri duyguların etkisi altında hareket etmesi aranmamaktadır. İdari yargı kararlarını kasten yerine getirmeyen kamu görevlileri, bu durumdan kişisel olarak sorumludurlar. Yargı kararlarını uygulamamak kişisel kusur sayıldığından, tazminat davası adli yargı mercilerinde açılacak ve haksız fiil kuralları uygulanacaktır. Yargı kararlarının uygulanmaması Türk Ceza Kanunu'na göre suç oluşturmaktadır.
İdari yargı kararlarının uygulanmaması veya gereği gibi uygulanmaması, Türk Ceza Kanunun Görevi kötüye kullanma başlıklı 257. maddesi “(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. / (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. / (3) İrtikâp suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlayan kamu görevlisi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” Hükmü uyarınca suç teşkil etmektedir.
Sanık, … İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapmakta olup, yargı kararlarının gereği gibi uygulanmasından sorumludur. Sanığın ilgili yasa hükmü kapsamında bulunan fiili nedeniyle cezalandırılması gerekmektedir.
HUKUKİ SEBEPLER : TCK md 204 vsilgili mevzuat
HUKUKİ DELİLLER :….vs yasal deliller
SONUÇ VE TALEP :Yukarıda arz ve izah ettiğim ve soruşturma sırasında elde edilecek sebeplerle şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak hakkında kamu davası açılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.





