• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
00:11
Bilgi Üniversitesi kararı geri çekildi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. GÜNDEM
  3. Deizm ya da yaşanan hayatın aktivitesini sünnetullah dışında görmenin tuhaflıkları
GÜNDEM
Yayınlanma: 26 Mart 2023 - 12:08

Deizm ya da yaşanan hayatın aktivitesini sünnetullah dışında görmenin tuhaflıkları

GÜNDEM
26 Mart 2023 - 12:08
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Deizm ya da yaşanan hayatın aktivitesini sünnetullah dışında görmenin tuhaflıkları

OSGÜ İlahiyat Fakültesi Kelam Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Namık Kemal Okumuş, insanın negatif eğilimleriyle birlikte vardığı noktalardan birinin de ret kültürü olduğunu belirtiyor.

Yaratılan en değerli varlık konumunda olan insanın zaman içinde negatif eğilimlerinin öne çıkması sonucunda vardığı noktalardan birisi de ret kültürüdür diyebiliriz. Bunun merkezinde ateizm varsa, bunu destekleyen kabul olması bakımından onu takip eden sistematiğin merkezinde duran eğilimin adının deizm olduğu da bilinmelidir. Bu itibarladır ki, teknik olarak Yüce Yaratıcı’nın varlığının sorgulanmasını devre dışı bırakan deizmin, buna mukabil olarak, O’nun diğer bütün katkılarını görmezden gelmesi ve dahi reddetmesi akabinde tevhide değil küfre daha yakın durduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Gelinen bu noktada izaha ihtiyaç olan bir durum daha vardır ki, o da, kendisine hayat imkânı bulan deizmin ilk ortaya çıktığı süreçlerde itiraz ettiği şeylerin tevhit inancından çok geleneksel dindarlığın kazanım ve sahiplendiği kabuller olduğu daha açık bir tercihtir. Onun hayat verdiği bu tercihlerin zaman içinde tevhidi savunanlara değil onu reddedenlere daha yakın durduğu bilinen bir husustur.

***

Özellikle Batı kültüründe kendisine yaşam imkânı bulan ve 17. Yüzyılın oldukça mantıklı itirazı olan bu yaklaşımın, zaman içinde din denilen kurumsal olguya da itiraz edebilen bir noktaya gelmesi, deizmin tek tanrı inancından öte bir hakikate yakın durmadığı öne çıkmaktadır. Hatta onun yaşama imkânı bulduğu yerlerdeki somut teşhislerin verdiği malumat üzerinden açıkça ifade edilebilir ki, deizmin sosyal hayata etkisini öne alan direksiyonundan hayat bulan eğilimlerin daha çok olduğu öne çıkmaktadır.

Sistematik olarak bu yaklaşım göstermektedir ki, dinin asıl unsurları durumunda olan genel kabulleri devre dışı bırakan bu eğilim, deizmin tevhide yakın duruşunu değil, Tanrı inancından hemen sonra hayata katkı sunması gereken hem iman ve hem de ibadet katmanlarını devre dışı bırakmasına vesile olmuş gibidir.

***

Deizmi merkeze alan her değerlendirmenin içerik ve genel değerlendirme süreçlerinin deizmin yapı sökümü, deizme reddiye, deizmi anlamak ve deizmi yargılamak gibi, ne dediğini anlama ve ikna süreçlerinde devrede olan pek çok aşamayı da öne alması gerektiği kabul edilmelidir. İşbu nedenlerden dolayı, deizm özelinde hayata tutunup açıkça ortaya çıkmanın özel durumlarından bu yana geçen zamanı da hesaba katarsak, deizmin kurulu düzene itirazı olacağı kadar, tevhide karşı duran bir negatif eğilim sebebiyle ateizme daha yakın bir yer tuttuğu görülmektedir.

Haddizatında gerçek dinsel kabule hayat veren ana değer olan tevhit unsurunun tanrısal kabul şeklindeki tek ilkeden ibaret olmadığını bilen hemen her kişi ve kurum, çalışmamızın deizm kabullerinin tarihsel kazanımlarından çok ilkesel kabullerinin tevhitle olan tutarsızlık ve dahi negativitesini ortaya koymaktadır diyebiliriz. Mamafih bahsedilen konunun hem yakın ve hem de uzak unsurlarını ana ilkelerin takibi için ele aldığımızı düşünürsek, zaman içinde ortaya çıktığı bütün değerlerden uzak bir noktaya yol alan deizmi görmüş olacağız. Bu tespitimiz, akleden insanın tevhidin hemen her baremini devre dışı bırakmakla kabul edilen dinsel kazanıma doğru yol alamadığını ortaya koyacaktır.

Olguyu devreye alan etkin söz bağlamında açıkça ifade edilmelidir ki, yapılan irdelemeler özelinde kıyas ve karşılaştırma sürecinin en değerli iki basamağını teşkil eden tevhit ve deizmin, görsel kazanımlar dışında ilkesel olarak pek de yakın durmadığının bilinmesi mutlak bir hakikattir. Bu hakikat konusunda bize yapılan katkıları ve de konunun araştırmacısı olan bizlerin yapacağı tespitleri tevhidin ilkesel ve dahi sistematik programında ele alabilecek düşünürlerin olması, hak ve bâtılın dindarlık eğilimi üzerinden yol almasını değil, temel ilkeler bazında kendisine müspet bir yol belirlemesini öne almak gereklidir. Bu alanda yapılacak olan her türlü çalışmanın bahsedilen kazanımlar ile beklenilen pozitif niyetlere olumlu katkı sunmasını beklemekteyiz.

***

Konu hakkında yapılan sağlıklı araştırmalar ile hakikatten yana duran tespitlerin önce bize, sonrasında muhataplara ve dahi deist, ateist, agnostik ve diğer kültürlerin taraftarlarına pozitif katkı sunması önemli bir kazanım olacaktır. O nedenledir ki, deizmin beslendiği husus durumunda olan modern insanın inanç sorunlarını besleyen problemli din algısı olduğu yeniden gündeme gelmelidir. Belki de, onların itiraz ettikleri olgu bu ise de, vardıkları son nokta; peygamber, Kur’an/vahiy, Âhiret ve hesap hatta Cennet ve Cehennem olgularını yok sayan ve gerekli durumda olması gereken ana ilkeleri reddeden ateizme daha yakın durduğu ortadadır.

Deizmin yapısöküm veya dekontrüksiyonunu ele alan her yaklaşım, önce nelerin olduğunun tespiti hemen peşinden de nelerin olması gerektiği hatta olabileceği konusundaki kabulleri değerlendirme aşamasından geçirmektedir. O açıdandır ki, bahis konusu edilen eserler, kendisini hak ve hakikat noktasında ele alıp irdeleyen hatta devreye sokan deizmin süreç içinde nereye geldiğini göstermek amacıyla kaleme alınmıştır.

Haddizatında deizmin Tek Tanrı kabulü dışında yine onunla ilgili olarak pek çok kabulü de reddettiğini bilirsek, deizmin tercihleri üzerinden dikkate alınan bu tespit, onun Hak Din’in ana kabulü olan Tevhit İnancı’na hiçbir zaman yakın durmadığını da öne almaktadır. Tespit edilebildiği kadarıyla, onun bu yaklaşımında ortaya çıkan asıl unsur, reddiye kabulüne dayalı olarak ele aldığı şeylerin, benzer eğilimlerle Tek Tanrı kabulünün yanındaki eğilimlerle iş gören dindarlıklarla da ortak bir vasfı bulunmaktadır.

Tanrısal gereklilikleri adeta sistemin dışına taşıyan deizmin olması gerekenler konusunda tevhit inancıyla değil, müşrik kabulle daha yakın durduğu açık edilmelidir. Bunun yanında, öte dünya ve hayırlı iş kategorisini de olması gereken seviyeden dışarı almak koşuluyla devre dışı bırakan deizmin, zaman içinde tevhide en uzak noktaya vardığı da bilinmektedir. Hatta deizmin hakikatin savunucusu bağlamında kendisini öne alırken reddettiği dinsel kabullerin olduğu şüphesizdir.

Görüldüğü kadarıyla, deizmin ana kabulü olan bu gibi seçimler üzerinden giderek, kendisinin hakikat merkezinde oturduğu ve dahi oturtulduğu daha yakından görülmektedir. Belki de, deizmin tercih noktasında önde duran Tek Tanrı kabulünün ona dayalı ve gerekli olan hemen her esasını da devre dışı bırakması seçeneği bu kabulle daha sıkı bir şekilde hayata tutunmuştur.

Garip bir şekilde, deizmin dahi bu noktada bilinir olması, adeta olması gereken dindarlığın içinde gelişen ve dahi onun yanına kabulü imkânsız değerleri alan diğer kabullerle yakından ilgilidir. Deizmin ve dahi şirk dindarlığının Yüce Allah tarafından belirlenen kabullerle büyük sorun yaşadığı daha yakından tespit edilmektedir. Binaenaleyh, hem deizm ve hem de müşrik kabullerin hareket noktasını teşkil eden yanlış tercihlerin olduğu da ortada durmaktadır. Görüldüğü kadarıyla, onların; tercihlerinin birinde öne sürülen reddiye üzerinden, diğerinde ise hakikat noktasına taşınan bazı kabuller üzerinden hayata tutunduğu bilinmektedir.

Buna göre, Yüce Allah’ın devreye aldığı kabuller ile olgusal durumlara karşı duran deizm, yanlış bulduğu her kabule reddiye yazmakla olanı da reddetme aşamasına geldiği kuşkusuzdur. Benzer şekilde, müşrik dindarlığı da, olmaması gereken aracı dindarlık kabulleri üzerinden kendi kabullerine yakın duran bir dindarlığı öne almıştır denilebilir. Bu kabulün, olanı ve olması gerekeni değil, kendi kabullerini merkeze oturtmak suretiyle değersiz ve hakikatten uzak bir Tanrı kabulünün yanında durduğu ortadadır.

***

Gelinen neticede ise, Tek Tanrı’yı kabul etme noktasında deizme yakın duran şirk olgusunun, kabul edilebilir dindarlık ölçeğinde gerekli olan pek çok kabule de yakın durmadığı bilinen bir husustur. Belki de şirk olgusunun, zaman içinde deizm taraftarlığında kabul olduğu şekliyle bazı yaklaşımlarda uzlaştığı yakından tespit edilebilir. Her iki kabulün de bütünüyle haksız bir şekilde yol almak koşuluyla Yüce Allah’ın önerilerinden uzak durduğu açıktır. Sonuçta deizmin tıpkı hak dinlerde olduğu gibi tek kabulle şirk olgusuna yakın durduğu, buna dayalı olarak da, kendi sistematikleri üzerinden hayata tutunan dindarlığı dahi merkeze alan bir yaklaşımı öne alan diğer kabullerle de yakın olduğu görünmektedir.

Netice olarak ifade edebiliriz ki, deizmin bu gibi kabulleri, tevhit inancını merkeze alan hak din yaklaşımıyla değil, kitleleri daha sağlıklı bir konuma taşıdığı söylenen ve böylelikle geleneksel dindarlığı öne alan yaklaşımlara daha yakın durduğunu göstermektedir. (Konu hakkında geniş bilgi için bkz: Namık Kemal Okumuş, Deizmin Eleştirisi, Araştırma Yayınları,Ankara, 2023).

Karar

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
8 Mart Kadın Günü Kutlu Olsun
8 Mart Kadın Günü Kutlu Olsun
Esas
Esas "beka" bu: TÜİK 2025 yılı evlenme ve boşanma verilerini açıkladı: Evlilikler düştü, boşanmalar yükseldi
Futbolda bahis ve şike operasyonu
Futbolda bahis ve şike operasyonu
Antalya ve Burdurda katliam gibi kaza: 8 kişi hayatını kaybetti, 20'den fazla yaralı var!
Antalya ve Burdurda katliam gibi kaza: 8 kişi hayatını kaybetti, 20'den fazla yaralı var!
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Son Haberler
Bilgi Üniversitesi kararı geri çekildi
Bilgi Üniversitesi kararı geri çekildi
YÖK’ten
YÖK’ten "Bilgi Üniversitesi" Açıklaması: Mağduriyet Yaşanmayacak
Resmî Gazete’de yayımlandı: Bilgi Üniversitesi kapatıldı
Resmî Gazete’de yayımlandı: Bilgi Üniversitesi kapatıldı
Türkiye´De Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Uygulamaları Raporu (Taşımalı Eğitim)
Türkiye´De Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Uygulamaları Raporu (Taşımalı...
CHP'ye mutlak butlan kararı çıktı
CHP'ye mutlak butlan kararı çıktı
Emeklilerin bayram ikramiyesi belli oldu
Emeklilerin bayram ikramiyesi belli oldu

Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo