~~Birkaç gündür bu konu üzerine yoğunlaşmış olmamız, ziyaretin öncesinde Papa'nın Türkiye ile ilgili söylem ve eylemlerinin hiçte "dostane" olmadığını görmemizden kaynaklanıyor.
Bir önceki yazımızda Papa'nın İstanbul'dan "Konstantin" ve Fener Rum Patrikhanesi'nden ise "Ekümenik" olarak bahsettiğini vurgulamıştık. Papa'nın bu tanımları kullanması; bir yandan Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısına saygı duymamayı, diğer yandan ise 561 yıl önce tarihe gömülmüş olan Bizans'ı (Doğu Roma) yeniden hortlatmayı amaçlamayı işaret ediyor.
Zaten biri olmazsa, diğeri de olmaz...
Peki Vatikan'ın ülkemiz ile ilgili görüşleri yalnızca bu kadar mı?
Tahmin edebileceğiniz gibi bundan çok daha fazlası da mevcut.
Üstelik sadece bu Papa döneminde, Vatikan Türkiye aleyhinde çok fazla söz söyledi.
Bunlar nelermiş, hep beraber bakalım...
* * *
Papa Francesco 3 Haziran 2013 tarihinde, Vatikan'da kabul ettiği Lübnan'da bulunan Ermeni Katolik Kilisesi'nden bir heyetle görüşmesi esnasında 1915 olaylarını dillendirerek "20. yüzyılın ilk 'soykırımının' Ermenilere yapıldığını" iddia etmiştir.
Bu sözler Vatikan'ın 2015 yılına doğru girerken özellikle sözde soykırım tartışmalarında takınacağı tavrı gösteren resmi bir duruşu da yansıtmaktadır.
Her ne kadar durumu Dış İşleri Bakanlığı protesto ederek Türkiye'nin görüşlerini Vatikan'ın Ankara Büyükelçisi'ne aktarmış olsa da, bu açıklamayı düzelten bir görüş Vatikan kanadından gelmemiştir.
Bu Papa'nın göreve gelmesinin ardından Türkiye ile ilgili yaptığı ilk taraflı, olumsuz ve siyasi söylem olmuştur.
* * *
İkinci mesele ise Vatikan ile Irak'ın kuzeyinde bulunan Barzani'nin müşterek faaliyetleridir.
Irak'ta 30 Nisan 2014 seçimlerinin hemen ardından Vatikan'ın yolunu tutan Mesud Barzani'nin, burada bir araya geldiği ve baş başa görüştüğü Papa ile "özel bir proje" üzerinde konuştuklarını, Barzani'ye yakınlığı ile bilinen ve Irak'ın kuzeyinden yayın yapan haber ajansları duyurmuştur.
Bu "özel projenin" ne olduğu hakkında haberde bilgi verilmiyor.
Ancak görüşme sonrası yaşanılan gelişmelere bakarak yorumda bulunmak mümkün.
Ziyaretin ardından takip eden haftalarda IŞİD, Irak'ta Türkmen nüfusunun yoğun olduğu bölgelerden başlayarak saldırılarını artırmıştır.
On binlerce Türkmen bu saldırılar neticesinde yerlerinden, yurtlarından olmuş, binlercesi yaşamını kaybetmiştir.
Musul'un düşmesinin ardından, Kerkük'e Barzani'ye bağlı olan peşmergeler yerleşmiş ve IŞİD yönünü Erbil'e döndüğünde ise ABD yönetimi "müdahale" kararı almıştır.
Burası meselenin ilk adımı.
İlginç olan ise Papa'nın bu gelişmelerin yaşandığı Ağustos ayı içerisinde Güney Kore'ye yaptığı ziyaretin ardından söylediği sözler olmuştur.
Papa Irak'ta yaşanılan hadiseleri değerlendirirken "Kısa süre önce Kürdistan yöneticisi (Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'yi kastediyor) ile bir araya geldim. Evet Kürdistan'a gitmeye hazırım. Ama şu an yapılabilecek en iyi şey bu değil" ifadelerini kullanmıştır.
* * *
Bir kez daha dikkat edin lütfen, önce Papa Barzani ile "özel bir proje" üzerinde görüşüyor, ardından ise ağzından "Kürdistan'a gitmek için hazırım" sözleri dökülüyor.
Vatikan'ın geçmişini bilenler için bu sözlerin söylenmesinin, üstelik böylesi bir zamanlamayla dile getirilmesinin tesadüfi bir yanının olmadığı açıktır.
Sonra bu Kürdistan neresidir?
Üzerinde görüşüldüğü söylenilen "özel proje" ise 2003 yılında Irak'ın işgali öncesinde yapılacakları "Yeni Yüzyılın Haçlı Seferi" olarak ilan eden ABD Başkanı Bush'un döneminde başlatılan "Büyük Ortadoğu Projesi" olmasın?
İlginçtir, Papa'nın bu sözü karşısındaysa AKP iktidarından bir tepki gelmemiştir.
Üstelik bugünlerde çizilmeye çalışılan haritalara bakarak, Irak ve Suriye'nin kuzeyini birleştirme, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusu'nu da bu alana eklemlendirme gayretlerinin olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bildiğimiz bir başka konu ise Büyük Ortadoğu Projesi'nde kimlerin eş başkanlık yaptığıdır!
* * *
Papa işte bu gelişmelerin akabinde ülkemize geliyor.
Kaç-AK sarayın devlet başkanı statüsündeki ilk misafiri olarak, bir bakıma buranın da açılışı kendisiyle beraber yapılmış olacak.
Yeni Türkiye diye bu millete yutturmaya kalktıkları dönemin ilk onur konuğu Papa olacak da diyebilirsiniz...
Herhalde o gün ne kadar Kürdistan sevdalısı varsa, bu sarayda toplanacaktır.
Eksik olan tek isimse İmralı'da yatan bebek katilidir.
Yeri gelmişken terörist başının Vatikan'a 1998 yılında, Şam'dan kaçarak kendisine sığınma yeri aradığı dönemde yazdığı mektubunda söylediği "Kürtlerin düşüncesi odur ki, Vatikan'ın koruması olmadan sürekli bir barışa ulaşmak mümkün değildir. İşte bunun için Avrupa'nın kapısını çalmaya geldim. Şimdiden güçlerimizi birleştirerek, bu kapıyı açmayı başarabileceğiz ve mazlum toplumların acılarına son vereceğiz" sözlerini de hatırlatalım.
Gelişmeleri üst üste koyduğunuzda zannediyorum ortada bulunan resim berraklaşmış oluyor.
Daha önce söylediğimiz gibi üzerine basarak bir kez daha tekrarlamak gerekir ki, Papa'nın ziyaretinin dini bir meselesinden çok öte siyasi bir amaç taşıdığı ortadadır.
* * *
Son olarak;
Unutulmasın ki 1048'den bu yana Diyar-ı Rum olan coğrafyanın adı Türkiye'dir.
Bu vatana ismini veren ise Türk Milleti'dir.
Bu topraklarda bin yıldır sözü geçen Türk Milleti'nden başkası değildir.
Kimler neyi planlarsa planlasın, son sözü söyleyenin her zaman Türk Milleti olduğu unutulmasın.
1071 tesadüfi bir zafer değildir, 1453 amaçsız bir fetih olmamıştır.
İstanbul'u yeniden Konstantin yapıp Bizans'ı hortlatma, Türk'ün yurdunu parçalayıp, Pontus'u ve sözde Kürdistan'ı ilan etme, Doğu Anadolu'yu Ermenistan topraklarına katma hevesinde olanlar, bu milleten cevabını 1919-1923 yılları arasında çok açık bir şekilde almıştır.
Temennimiz tüm çevrelerin bu gerçeği görerek hareket etmeleridir...
Ortadoğu
İsmail ÖZDEMİR
Bir önceki yazımızda Papa'nın İstanbul'dan "Konstantin" ve Fener Rum Patrikhanesi'nden ise "Ekümenik" olarak bahsettiğini vurgulamıştık. Papa'nın bu tanımları kullanması; bir yandan Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısına saygı duymamayı, diğer yandan ise 561 yıl önce tarihe gömülmüş olan Bizans'ı (Doğu Roma) yeniden hortlatmayı amaçlamayı işaret ediyor.
Zaten biri olmazsa, diğeri de olmaz...
Peki Vatikan'ın ülkemiz ile ilgili görüşleri yalnızca bu kadar mı?
Tahmin edebileceğiniz gibi bundan çok daha fazlası da mevcut.
Üstelik sadece bu Papa döneminde, Vatikan Türkiye aleyhinde çok fazla söz söyledi.
Bunlar nelermiş, hep beraber bakalım...
* * *
Papa Francesco 3 Haziran 2013 tarihinde, Vatikan'da kabul ettiği Lübnan'da bulunan Ermeni Katolik Kilisesi'nden bir heyetle görüşmesi esnasında 1915 olaylarını dillendirerek "20. yüzyılın ilk 'soykırımının' Ermenilere yapıldığını" iddia etmiştir.
Bu sözler Vatikan'ın 2015 yılına doğru girerken özellikle sözde soykırım tartışmalarında takınacağı tavrı gösteren resmi bir duruşu da yansıtmaktadır.
Her ne kadar durumu Dış İşleri Bakanlığı protesto ederek Türkiye'nin görüşlerini Vatikan'ın Ankara Büyükelçisi'ne aktarmış olsa da, bu açıklamayı düzelten bir görüş Vatikan kanadından gelmemiştir.
Bu Papa'nın göreve gelmesinin ardından Türkiye ile ilgili yaptığı ilk taraflı, olumsuz ve siyasi söylem olmuştur.
* * *
İkinci mesele ise Vatikan ile Irak'ın kuzeyinde bulunan Barzani'nin müşterek faaliyetleridir.
Irak'ta 30 Nisan 2014 seçimlerinin hemen ardından Vatikan'ın yolunu tutan Mesud Barzani'nin, burada bir araya geldiği ve baş başa görüştüğü Papa ile "özel bir proje" üzerinde konuştuklarını, Barzani'ye yakınlığı ile bilinen ve Irak'ın kuzeyinden yayın yapan haber ajansları duyurmuştur.
Bu "özel projenin" ne olduğu hakkında haberde bilgi verilmiyor.
Ancak görüşme sonrası yaşanılan gelişmelere bakarak yorumda bulunmak mümkün.
Ziyaretin ardından takip eden haftalarda IŞİD, Irak'ta Türkmen nüfusunun yoğun olduğu bölgelerden başlayarak saldırılarını artırmıştır.
On binlerce Türkmen bu saldırılar neticesinde yerlerinden, yurtlarından olmuş, binlercesi yaşamını kaybetmiştir.
Musul'un düşmesinin ardından, Kerkük'e Barzani'ye bağlı olan peşmergeler yerleşmiş ve IŞİD yönünü Erbil'e döndüğünde ise ABD yönetimi "müdahale" kararı almıştır.
Burası meselenin ilk adımı.
İlginç olan ise Papa'nın bu gelişmelerin yaşandığı Ağustos ayı içerisinde Güney Kore'ye yaptığı ziyaretin ardından söylediği sözler olmuştur.
Papa Irak'ta yaşanılan hadiseleri değerlendirirken "Kısa süre önce Kürdistan yöneticisi (Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'yi kastediyor) ile bir araya geldim. Evet Kürdistan'a gitmeye hazırım. Ama şu an yapılabilecek en iyi şey bu değil" ifadelerini kullanmıştır.
* * *
Bir kez daha dikkat edin lütfen, önce Papa Barzani ile "özel bir proje" üzerinde görüşüyor, ardından ise ağzından "Kürdistan'a gitmek için hazırım" sözleri dökülüyor.
Vatikan'ın geçmişini bilenler için bu sözlerin söylenmesinin, üstelik böylesi bir zamanlamayla dile getirilmesinin tesadüfi bir yanının olmadığı açıktır.
Sonra bu Kürdistan neresidir?
Üzerinde görüşüldüğü söylenilen "özel proje" ise 2003 yılında Irak'ın işgali öncesinde yapılacakları "Yeni Yüzyılın Haçlı Seferi" olarak ilan eden ABD Başkanı Bush'un döneminde başlatılan "Büyük Ortadoğu Projesi" olmasın?
İlginçtir, Papa'nın bu sözü karşısındaysa AKP iktidarından bir tepki gelmemiştir.
Üstelik bugünlerde çizilmeye çalışılan haritalara bakarak, Irak ve Suriye'nin kuzeyini birleştirme, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusu'nu da bu alana eklemlendirme gayretlerinin olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bildiğimiz bir başka konu ise Büyük Ortadoğu Projesi'nde kimlerin eş başkanlık yaptığıdır!
* * *
Papa işte bu gelişmelerin akabinde ülkemize geliyor.
Kaç-AK sarayın devlet başkanı statüsündeki ilk misafiri olarak, bir bakıma buranın da açılışı kendisiyle beraber yapılmış olacak.
Yeni Türkiye diye bu millete yutturmaya kalktıkları dönemin ilk onur konuğu Papa olacak da diyebilirsiniz...
Herhalde o gün ne kadar Kürdistan sevdalısı varsa, bu sarayda toplanacaktır.
Eksik olan tek isimse İmralı'da yatan bebek katilidir.
Yeri gelmişken terörist başının Vatikan'a 1998 yılında, Şam'dan kaçarak kendisine sığınma yeri aradığı dönemde yazdığı mektubunda söylediği "Kürtlerin düşüncesi odur ki, Vatikan'ın koruması olmadan sürekli bir barışa ulaşmak mümkün değildir. İşte bunun için Avrupa'nın kapısını çalmaya geldim. Şimdiden güçlerimizi birleştirerek, bu kapıyı açmayı başarabileceğiz ve mazlum toplumların acılarına son vereceğiz" sözlerini de hatırlatalım.
Gelişmeleri üst üste koyduğunuzda zannediyorum ortada bulunan resim berraklaşmış oluyor.
Daha önce söylediğimiz gibi üzerine basarak bir kez daha tekrarlamak gerekir ki, Papa'nın ziyaretinin dini bir meselesinden çok öte siyasi bir amaç taşıdığı ortadadır.
* * *
Son olarak;
Unutulmasın ki 1048'den bu yana Diyar-ı Rum olan coğrafyanın adı Türkiye'dir.
Bu vatana ismini veren ise Türk Milleti'dir.
Bu topraklarda bin yıldır sözü geçen Türk Milleti'nden başkası değildir.
Kimler neyi planlarsa planlasın, son sözü söyleyenin her zaman Türk Milleti olduğu unutulmasın.
1071 tesadüfi bir zafer değildir, 1453 amaçsız bir fetih olmamıştır.
İstanbul'u yeniden Konstantin yapıp Bizans'ı hortlatma, Türk'ün yurdunu parçalayıp, Pontus'u ve sözde Kürdistan'ı ilan etme, Doğu Anadolu'yu Ermenistan topraklarına katma hevesinde olanlar, bu milleten cevabını 1919-1923 yılları arasında çok açık bir şekilde almıştır.
Temennimiz tüm çevrelerin bu gerçeği görerek hareket etmeleridir...
Ortadoğu
İsmail ÖZDEMİR









