Sayısız destanları bin yıl önce yazmışız,
Türk'ün görklü adını Bengü Taş’a kazmışız.
Demir dağı eriten gür ateşler yakmışız,
Altaylardan Tuna'ya bir sel olup akmışız.
Oğuz Han soyundandır yirmi dört asil boyum.
Cesaret, cihangirlik ecdattan miras huyum..
"Dedem Korkut" buyurmuş töremin sedasını,
"Atsız Atam" duyurmuş ceddimin edasını.
Kürşad'ın korkusuyla Çin setleri yapılmış,
Krallar sarayında dehşetlere kapılmış.
Ecdadının izinden yürümüş nice hakan,
Girdikleri cenklerde yağıymış yenik çıkan.
Canımız pahasına toprağı yurt yapmışız,
Ne dâvâdan dönmüşüz ne de yoldan sapmışız.
"Kızıl Elma" ülkümüz nakşolmuş gönüllere,
Kazanılan zaferler türkü olmuş dillere.
Edabalı duası, Osman Bey'in rüyası;
Ve Söğüt'te kök salmış, Ulu Çınar’ın hası.
Sultanımız Fâtih'le yeni bir çağ açmışız,
İstanbul'dan dünyaya medeniyet saçmışız.
Asırlar boyu sürmüş emsalsiz savletimiz,
Cihana hâkim olmuş haşmetli devletimiz.
Hak-hukuk-adaletle arza huzur katmışız,
Üç kıtada nam salmış; gül alıp, gül satmışız.
Bitmemiş keferenin Türk'e olan kinleri,
Doldurmuşlar vatana sinsice hâkimleri.
Tefrikaya düşünce içten içe çökmüşüz
Zevale dönmüş tarih, boynumuzu bükmüşüz.
Ortadoğu, Balkanlar elden kayıp giderken,
Birçok cephe açılmış, birinde harp ederken.
Yaradan'ın nusreti yetişmiş zorlu anda,
Yine bir bozkurt sesi yankılanmış her yanda.
Yedi düvel birleşip, boğmak isterken kurdu!
O, millete baş olup hepsinden hesap sordu.
Sevr denen paçavrayı yırtarak çöpe attı,
İşgalci sırtlanlarla kavgamızı başlattı.
İstiklâle kavuştuk nice mübarek canla.
Yeni bir devlet kurduk, göğsümüzde imanla.
Vatanımız Türkiye, milletimin adı Türk!
Minnetle anıyoruz; Başbuğumuz Atatürk!
Ant olsun emanetin her daim yaşayacak!
Gençliğim mefkûreni sonsuza taşıyacak!
Niyazkâr'ım inancım azmimi harlayacak!
Ay-yıldızım göklerde ebeden parlayacak!
(Niyazkâr)











