• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
02:00
Biga Belediyesi'nde Fon Mesaisi: Mali Hizmetler Müdürü Görevden Uzaklaştırıldı
01:53
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'den Eğitime Dair Kritik Açıklamalar: Okul Güvenliği, Zorunlu Eğitim
01:49
Silahla vurulan Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı hayatını kaybetti
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Misafir Yazılar
  3. Atilla Kayadan Cumhurbaşkanına Açık Mektup
Yayınlanma: 06 Ocak 2017 - 21:01

Atilla Kayadan Cumhurbaşkanına Açık Mektup

06 Ocak 2017 - 21:01
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Atilla Kayadan Cumhurbaşkanına Açık Mektup
Misafir Yazılar
Misafirin Sözü

 

 

MHP İstanbul Milletvekili Atilla Kaya’nın Başkanlık Sistemi için gerekli olan anayasa değişikliğine “hayır” diyeceği için Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmeden önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “açık mektup” yazdığı ortaya çıktı.

İşte Atila Kaya'dan Cumhurbaşkanına yazdığı açık mektup:

“Sayın Cumhurbaşkanı;

İkimiz de biliyoruz ki, ne sizin duymak istediğiniz ne de benim söylemek istediğim hitap budur.

 Sizin bir parti sözcüsü gibi meydanlarda dilendiğiniz “Devlet Başkanı” hitabıdır; benim gönlümden geçen ise, bağımsız Türk yargısının karşısına çıktığınız gün, onurlu bir Türk savcısının dudaklarından dökülecek olandır.

 Merak buyurmayınız; bulunduğunuz makamda halen AKP Genel Başkanı’ymış gibi davranmanıza dair söyleyecek sözüm yok. Zira, üzerine aldığı görevi “tarafsızlıkla” yerine getirmek için namusu ve şerefi üzerine ettiği yemini zevkle çiğneyebilecek tıynette bir insana etki edecek kudrette bir söz yok.

Öte yandan; ‘Tarafsızlık’ı bir kavram olarak algılamanızı beklemek de -entelektüel düzeyiniz göz önünde bulundurulduğunda- size haksızlık olacaktır.

 Sayın Cumhurbaşkanı;

Başkanlık hırsını bir zırh gibi üzerine geçirmiş psikolojinizin size söylettiği garip sözler ve yaptırdığı garip işler vardır.

Nedamet getirip bunlardan kurtulmayı dilerseniz, sarayınızda Saraçoğlu’dan farklı uzmanları danışman olarak istihdam etmenizi tavsiye ederim.

Zira sağlığınızı tehdit eden haller, otlarla şifa bulacağınız türden değildir.

 Bu kabilden bir hâl “Türk Tipi Başkanlık” lakırdısını dilinize pelesenk edişinizdir.

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Sizin neyiniz “Türk tipi” ki, başkanlığınız da “Türk tipi” olsun!

Ne oldu ki; bırakın sahiplenmeyi hatta söylemeyi- “Türk” sözünü duymaya bile tahammülü olmayan, Anayasa’dan “Türklüğü” çıkartmayı siyasi gayretlerinin baş hedefi gören siz, “Türk Tipi” bir yönetim modelinden bahseder oldunuz? Kalkmış, “bizim tarihimizde, genlerimizde, geleneğimizde başkanlık sistemi var” diyorsunuz. Siz değil miydiniz; Türk Milleti’ni 36 etnik parçaya bölen. Şimdi, hangisinin tarihinden, geleneğinden bahsediyorsunuz?

“Tarih”, “gelenek” yetmezmiş gibi bir de ırkçı duyguları okşamak için genlerden söz ediyorsunuz. Siz değil miydiniz onları ayakları altına alan.

Biz sizi tanıyoruz. Siz, elinizden gelse, adında “Türk” geçiyor diye “türkü” bile söyletmezsiniz.

Ama adadaki dostunuz ciddiye alırsa alınabilir, dikkat. Sayın Cumhurbaşkanı; “Bizim tarihimizde esas olan budur” dediniz ya… Hani, söyleseniz de bilsek: sizin tarihiniz hangisidir? Hangi milletin tarihidir?

Türk tarihinde de, bu tarihin belli bir döneminden itibaren iman ettiğimiz Kur’an’da da esas, yönetimin şekli değil dayandığı ilkeler olmuştur. Bu ilkelerin uygulamaları da –ne yazık ki- sizin eylemlerinizle örtüştürebileceğimiz türden değildir.

Mesela, siz; Mete Han’ın, Attila’nın, Bilge Kağan’ın Türk Milleti’ni 36 etnik ve mezhebi parçaya ayırıp bunlardan bir kısmını aşağılayabileceğini düşünebilir misiniz? Mesela, siz; Sultan Alparslan’ın devleti 10 yıl gerçek Haşhaşîlere teslim edebileceğini, “ne istediler de vermedim” diyebileceğini, sonra da “saflığımdan yararlandılar” diye bir savunma geliştirebileceğini düşünebilir misiniz? Mesela, siz; Kılıçarslan’ın Haçlı Seferleri Projesi’nin eşbaşkanı olabileceğini, “kahraman haçlı askerlerin evlerine dönebilmeleri için dua ediyorum” diyebileceğini düşünebilir misiniz? Mesela, siz; Fatih’in “dindar ve kindar nesil” yetiştirmeyi hedefleyebileceğini düşünebilir misiniz? Mesela, siz; Yavuz’un “yargının vatana ihanetten başka derdi yok” diyebileceğini, Kanunî’nin yasalarla yap-boz oynayabileceğini düşünebilir misiniz? Mesela, siz; Abdülhamid’in “ben ülkemi pazarlamakla mükellefim” diyebileceğini düşünebilir misiniz? Mesela, siz; Atatürk’ün Anzavur için veya Şeyh Said için “yani ne istendi de 12 yıllık Başbakanlığım döneminde verilmedi” diyebileceğini düşünebilir misiniz? Mesela, siz; İranlı dolandırıcı bir tıfılın, o dilinizden düşürmediğiniz Osmanlı’nızı rüşvetle esir alabileceğini, Dahiliye Nazırı’nın onun önüne yatmaktan çekinmeyeceğini, rüşvet ve yolsuzluğun fetvalarla meşrulaştırılabileceğini düşünebilir misiniz?

Yeri gelmişken; hani 21. Yüzyılın Kayserili Davud’u olduğunu düşünen birini Başbakanlık koltuğuna oturttunuz ya…

Mesela, siz; Orhan Gazi’nin 14. Yüzyılın Kayserili Davud’unu medreseden çıkartıp devlet işlerinin başına oturtacağını düşünebilir misiniz?

Yine yeri gelmişken; siz hiç Türk tarihinde vatan toprağını savaşmadan bırakıp da atasının türbesini sırtlayıp kaçan sonra bunun büyük bir zafer olduğunu söyleyen devlet adamı gördünüz mü?

Mesela, siz; emperyalist güçler ve yerli maşaları tehdit ediyor diye Medine kahramanı Fahrettin Paşa’nın böyle bir yola başvurabileceğini düşünebilir misiniz?

Sayın Cumhurbaşkanı;

Bütün bu yapıp ettiklerinizin ardında hangi tarihten alınan ilham vardır? Söyleseniz de bilsek Allah aşkına. Belli ki, bu Türk tarihi olamaz. Zaten şahsınız ve bağlısı bulunduğunuz zihniyetin varlığıyla ilgili temel sorun kendinizi Türk tarihine ait hissetmeyişinizdir. Biliyoruz ki, ideolojik mensubiyetiniz buna engeldir. Sizin dâhil olduğunuzu düşündüğünüz şey, sömürgecilik sonrası Arap kimliği arayışından doğmuş olan İhvan’ın kurguladığı ideolojik bir tarih yorumu ve sınırları belirsiz ‘Dârü’l-İslam’ kavramıdır.

İktidarınız boyunca etkilerine açık olduğunuz liberalizmin “şirket olarak tasarlanmış devlet” anlayışını da eklemek gerek. Bunları Türk tarihinde bulabileceğinizi sanmak –en iyimser yaklaşımla- Türk tarihine yabancılığınızın bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Sayın Cumhurbaşkanı;

Bu millet –ne yazık ki- ideolojik tercihlerinizin bedelini ödemek durumunda kaldığı gibi, kendisini dünyanın merkezinde gören egonuzun bedelini de ödemek durumunda kalmaktadır. Siz her fırsatta bunun hazzını tadarken, millete acı sonuçlarına katlanmak düşmektedir. Örneğin; bir bürokratın vatanseverliğine kefil olup –hatta edep sınırlarını zorlayarak- sahiplenirken bir başkasını vatana ihanetle itham etmek sizin harcınızdır ve ancak bu çerçevede anlamlıdır.

Terör örgütünün kontrolünde, vatan toprağını bırakıp sandukayı taşıdı diye birisine meydan muharebesi kazanmış komutan muamelesi gösterdiniz. Bıraksaydınız bu kadarını Merkez Bankası bile yapardı. Oysa ondan diğerinin tırnaklarına gösterdiğiniz ilgiyi esirgediniz ve onu vatana ihanetle suçladınız.

Sayın Cumhurbaşkanı;

“Vatana ihanet” sizin kullanmayı sevdiğiniz bir itham. Peki, kendi atadığınız kadrolardan bu kadar vatan haininin nasıl çıkabildiği sorusuna da verecek bir yanıtınız var mı?

Hem bu kadar isabetsiz atamalar yapıp hem de her şeyi en iyi bildiğinizi, ülkeyi en iyi şekilde yönetebildiğinizi nasıl savunabiliyorsunuz? Eğer işbirliği içinde olduklarınızın gerçek yüzlerini anlamanız en az on yıl sürüyorsa, siz de güvende değilsiniz, ülke de sizden emin değil demektir.

Bu sorgulamaları yapanları “Ankara’dan kuru sıkı atmakla” eleştiriyorsunuz, her önünüze çıkana “delikanlılık” dersi veriyorsunuz ya, hadi siz -Kabe’yi bile bir orduyla tavaf edişinizde gördüğümüz- o dillere destan cesaretinizle cevap verin.

Sayın Cumhurbaşkanı;

Sahip olmadığınız şeyin kıymetini bilemezsiniz. Siz hiçbir zaman ‘Tarih’ veya ‘Devlet’ bilincine sahip olmadınız.

 Edindiğiniz ideolojik formasyon buna uygun değildi ve bu formasyonu koruduğunuz sürece de olamayacaksınız.

Sizin gözünüzde ‘Ülke’, İslam tarihi boyunca bile sınırları belirlenememiş olan muhayyel “Darü’l İslam” olduğu için, kendinizce Müslüman gördüklerinizin ideolojik çıkarı uğruna onu kesip biçmekten çekinmeyeceksiniz.

Bu işe “çözüm süreci” demeye sadece diliniz varmayacak, gönlünüz de ona eşlik edecektir.

Siz, başkanlığınızı ‘Millet’ kavramından türetemeyeceğiniz için, ‘Başkanlık’ kavramından millet türetebileceğinizi sanıyorsunuz.

Böyle yaparsanız, “milletiniz” sadece “evde zor tuttuklarınız” olacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanı;

‘Tarih’ bilincine sahip olmayışınızla özlemini duyduğunuz “dindar ve kindar nesil” arasındaki ilişkiye dair de bir şey söylemek isterim: ‘Tarih’ bilinci olmayanda –‘Din’i tarihselliği içinde kavrayamayacaklarından- gerçek anlamda bir ‘Din Bilinci’ de olamaz.

İnsanları tarihlerine yabancılaştırıp hatta “düşman” kılarak “dindar nesil” yetiştiremezsiniz. Hz. Peygamber örneğinde gördüğümüz İslam, Cahiliyye’ye bile böyle yaklaşmamıştır.

Çevrenizde bunları sorup öğrenebileceğiniz çok insan vardır. Eğer günün birinde bu ülkede –kefen giymiş partizanlar değil de- gerçekten dindar bir nesil yetişirse; onların dilinde arzuladığınız şekilde anılmayacaksınız.

 Zira onlar cihadın en üst derecesinin zalim sultan karşısında hakkı söylemek olduğunu bileceklerdir; onlar, Tanrı’nın, kullarının ellerinin dolu mu boş mu olduğuna değil, kirli mi temiz mi olduğuna baktığını bileceklerdir; onlar, haram yemenin fetvadan kılıfı olamayacağını bileceklerdir; onlar, bir devletin küfr ile değil zulm ile çökeceğini bileceklerdir; onlar, ‘Adalet’in en üst değer olduğunu ve sadece Müslümanlar için değil bütün insanlar için olduğunu bileceklerdir.

Gerçekten “dindar” olan insanda “kin” bulunmaz; biz, sizin sözünüzü sadece maksadımızı anlatmak açısından kullanalım: Eğer, o görmeyi çok arzuladığınız “dindar ve kindar nesil” gerçekten dindar olursa, minnetinin değil kininin konusu olmayı da göze almış olmalısınız.

Sayın Cumhurbaşkanı;

Günü geldiğinde hangi tarihte, nasıl anılırsınız bilemem ama Türk tarihinde utanılmayacak bir yer edinmek isterseniz, nedamet getiriniz. “Türk Tipi Başkanlık”ı savunmaya hakkınız olsun istiyorsanız, öncelikle siz “Türk Tipi” olmayı denemelisiniz.

O müthiş egonuz milletin her ferdini kefen giymiş partizanlara dönüştürebileceğinizi düşündürtmesin size.

 Bakın, anlayasınız diye Osmanlıca söylüyorum: “Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Dramatik bir tornistan vak'ası - 06 Ekim 2026
  • Süleymancılara operasyon: Tasfiye mi dizayn mı? - 15 Ağustos 2026
  • Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler - 04 Temmuz 2026
  • Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez! - 03 Mayıs 2026
  • Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak - 02 Mayıs 2026
  • Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı? - 21 Nisan 2026
  • Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı - 26 Şubat 2026
  • Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği - 21 Şubat 2026
  • İhanetten geriye kalan - 19 Şubat 2026
  • Erol Çatma'nın eski TKP'ye ilişkin bir değerlendirmesi - 17 Şubat 2026
  • Bir kavramsal istila ve anayasal sabotaj: 'Eşit yurttaşlık' maskesiyle milli devletin tasfiyesi - 01 Şubat 2026
  • PKK'nın Siyasetteki Kolu DEM, Kandil'den Yönetiliyor - Nusaybin'deki Oyun Alçaklıktır - 31 Ocak 2026
  • Türkçeyi küçümseyen akademi... 307 ismi görmezden geliyor - 17 Ocak 2026
  • PKK'yı Terör Örgütü Saymamak Tatsız Bir Şaka Mı? - 15 Aralık 2025
  • İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri - 30 Kasım 2025
  • PKK'nın Yeni Propaganda Atağı : Çekiliyoruz - 02 Kasım 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 12 Ekim 2025
  • 1978 Kahramanmaraş Faciasının Mağdur ve Mazlumlarından Ökkeş Şendiller Hakk'a. Yürüdü - 01 Ekim 2025
  • "Paniklemiş tavuk gibi koşuşturuyorlar" - 23 Eylül 2025
  • Kürtleşen Türkmen Aşiretleri - 20 Eylül 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 12
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Basın Tarihinde Bir İlk: Kendimi Tekzip Ediyorum!
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Çerçeve Yasanın Hukuki Ve Siyasi Açıdan Değerlendirmesi
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Burnundan Soluyan Türk Milleti Son Sözünü Söylemeden Tarihin Akışı Değişmez.
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Direksiyon Eğitiminde Geleceğin Aracına Bugünden Yer Açmak
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Fon Skandalı- Yatırım Dolandırıcılığı
Geleceğin Anahtarı: Eğitim Mücadelesi Ve Ortak Sorumluluklarımız
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Geleceğin Anahtarı: Eğitim Mücadelesi Ve Ortak Sorumluluklarımız
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Birliğe Çağrı Nasıl Olmalıdır?
Okullarımızın Güvenliği Öncelikli Meseledir
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarımızın Güvenliği Öncelikli Meseledir
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
MEB, OECD ve PİSA Raporu
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Türk Dil Bayramı mı?..
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
30 Ağustos
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
30 Ağustos
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Dramatik bir tornistan vak'ası
Misafir Yazılar
Dramatik bir tornistan vak'ası
Bir Ömür Sürdü Kavgam, Bir Ömür Daha Sürsün!
Orhan KILIÇOĞLU
Bir Ömür Sürdü Kavgam, Bir Ömür Daha Sürsün!
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Ali Kemal Gül
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Terör Örgütünün Amacı Egemenliği Paylaşmak
Türk Ocakları'ndan
Terör Örgütünün Amacı Egemenliği Paylaşmak
Sisli Havaların Çağrısı: Çelik İrade ve Türklük Bilinci
Şerife Güven
Sisli Havaların Çağrısı: Çelik İrade ve Türklük Bilinci
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Köksal Cengiz
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
"Bugünkü Ermenistan Toprakları Türklerin Yurduydu"
Şevket Sezer
"Bugünkü Ermenistan Toprakları Türklerin Yurduydu"
Çok Okunan Haberler
50 Yılın Ardından Mezun Oldukları Beşikdüzü Öğretmen Okulu Binasını Ziyaret Ettiler
50 Yılın Ardından Mezun Oldukları Beşikdüzü Öğretmen Okulu Binasını...
Küçükçekmece’de Skandal: BİLSEM ve MESEM'in Ortak Binasındaki Okul Tuvaletinde Silah Bulundu!
Küçükçekmece’de Skandal: BİLSEM ve MESEM'in Ortak Binasındaki...
Bakırköy'de Yargıya Müdahale Soruşturması: Hakimin de Aralarında Bulunduğu 8 Kişi Tutuklandı
Bakırköy'de Yargıya Müdahale Soruşturması: Hakimin de Aralarında...
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo