• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
02:00
Biga Belediyesi'nde Fon Mesaisi: Mali Hizmetler Müdürü Görevden Uzaklaştırıldı
01:53
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'den Eğitime Dair Kritik Açıklamalar: Okul Güvenliği, Zorunlu Eğitim
01:49
Silahla vurulan Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı hayatını kaybetti
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Misafir Yazılar
  3. Başkomutanlık Meydan Savaşı: Ergenekon’dan İkinci Çıkış
Yayınlanma: 04 Eylül 2020 - 04:30

Başkomutanlık Meydan Savaşı: Ergenekon’dan İkinci Çıkış

04 Eylül 2020 - 04:30
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Başkomutanlık Meydan Savaşı: Ergenekon’dan İkinci Çıkış
Misafir Yazılar
Misafirin Sözü

 


30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kazandığımız “Başkomutanlık Meydan Savaşı”, Türklüğün Ergenekon’dan ikinci çıkışıdır; Anadolu’nun milletimizin ebedî vatanı olduğunun teyididir. Bu Zafer’in büyüklüğünü ve anlamını algılamak için emperyalist Batı’nın üç yıl önce Sevr’de dayattığı haritaya bakmak yeter. Türk varlığının Rumeli’den sonra Anadolu’dan da tasfiyesi amacıyla Cihan Savaşı galibi itilaf devletlerinin hazırladığı plan, Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde, son derece zor şartlarda yürütülen Millî Mücadele sonunda Mehmetçik’in süngüsüyle Dumlupınar’da parçalanıp tarihin çöp sepetine atıldı.

Zafer kolay kazanılmadı. Daha bir yıl önce emperyalistlerin taşeronluğunu yapan Yunan ordusu, Türk direnişini kesinlikle kırmak amacıyla başlattığı saldırının ilk kısmında başarı sağlamış, Polatlı’ya kadar gelmişti. Kütahya-Eskişehir muharebelerindeki yenilgiler üzerine, Meclis kararıyla olağanüstü yetkililerle Başkomutan olan Mustafa Kemal Paşa’nın duruma el koyması sonucu, dağılmak üzere olan Ordu’muz Sakarya’nın doğusuna çekilerek zaman kazandı; yapılan müdahalelerle toparlandı, yeniden savaşacak hâle geldi. 23 Ağustos’ta başlayıp 13 Eylül’e kadar 22 gün ve gece süren Sakarya Savaşı, Türk tarihinin dönüm noktasıdır. Subayların ön safta erlerle omuz omuza savaştığı, Polatlı ve çevresindeki tepelerin defalarca el değiştirdiği, millî varlığımızın geleceğinin belirlendiği bu Savaş’ta, ordumuz geri adım atmadı; Yunanlar Sakarya’nın batısına çekilmek zorunda kaldı. Cephe karargâhı yaptıkları Afyon ve çevresinde, işgali sürekli hâle getirmek amacıyla geniş bir tahkimat yaptılar. Mıntıkayı dolaşıp inceleyen bazı Batılı gazeteciler, bu tahkimatın altı aydan önce aşılamayacağını ifade ediyorlardı.

Sonraki aylarda ordumuzu güçlendirip taarruza hazır hâle getirmek için yoğun bir çalışma başlatıldı. İnsan, para, vasıta, malzeme ve iaşe kaynaklarımız son derece sınırlıydı. Daha varlıklı batı bölgelerimiz işgal altındaydı. Güçlükle sağlanan silahları Karadeniz limanlarından Ankara’ya kağnılarla taşıyıp getirmek kolay olmuyordu.

Diğer taraftan aylarca taarruza geçilmemiş olmasını zaaf olarak görüp morali bozulan, durumu eleştirenler de vardı. Bu sırada İngilizlerden soruna görüşülerek çözüm bulma önerileri gelmeye başladı. Aslında Yunan işgali diplomasi yoluyla İzmir ve çevresinde hatta Trakya’da kalıcı hâle getirilmek isteniyordu. Oysa Mustafa Kemal ve Hükûmet, barış için İzmir’in derhâl boşaltılması şartından geri adım atmamakta kararlıydı. Buna rağmen iyi niyet tavrı olarak Fethi Bey, temaslar yapmak ve barış imkânlarını görüşmek üzere Büyük Taarruz’dan bir süre önce Avrupa’ya gönderildi.

Ağustos ayı başlarında hazırlıklar belirli bir aşamaya gelmiş, asker sayısı ve silah kapasitesi açısından tam olmasa da nispi bir denge sağlanmıştı. Ancak savaşın uzaması hâlinde bunun sürdürülmesi mümkün değildi; çünkü bu durumda askerin doğacak olan ihtiyaçlarını karşılayacak yedekte kaynaklarımız yoktu;

Mustafa Kemal, mevcut şartları göz önüne alarak çok cesur ve bir o kadar da tehlikeli bir baskın planı hazırladı. Planın esası, düşmana beklemediği bir yönden, çok ani, şiddetli bir taarruz başlatıp en erken zamanda savaşma isteğini ve mevzilerini çökertmek, çekilmek zorunda bırakmak, takviye güçler getirmesine fırsat vermeden bizim seçeceğimiz bir alanda etrafını sarmak, olabildiğince büyük kısmını esir alarak yahut etkisiz hâle getirerek devreden çıkarmaktı. Bu yapıldıktan sonra önlerinde artık direnebilecek bir güç kalmayacak olan askerlerimizin, en kısa zamanda İzmir’e ulaşarak Harekât’ı tamamlaması zor olmayacaktı.

Mustafa Kemal’in başkanlığındaki Komuta heyeti, planı etraflı şekilde inceleyip tartıştı. Mustafa Kemal’in Harp Akademisinde tabiye öğretmeni olan 2. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa, başarısızlık durumunda doğacak tehlikeleri işaret ederek itiraz etti; ama çıkacak karar ne olursa olsun ona uyacağını söyledi. Sonuçta Mustafa Kemal’in hazırladığı plan kabul edilip uygulamaya konuldu.

Son derece disiplinli hareket edildi. Gizliliğe büyük özen gösterildi. Yunanlar, uçaklarla havadan bölgeyi sürekli denetlemelerine rağmen 26 Ağustos sabahı, gün ağarmadan topçu bombardımanı başlayıncaya kadar durumu fark edemediler.

Türk ordusu, Başkomutan Mustafa Kemal’den rütbeli rütbesiz tüm askeriyle tek yürek olmuş savaşıyordu. Verilen emirleri geciktirmeden yerine getirmek için canlarını tereddütsüz ortaya koyuyorlardı. Kahraman bir asker olan Albay Reşat Bey (Çiğiltepe), hedefe birkaç dakika geç kalmayı içine sindiremiyor; hayatına son veriyordu. General Fahri Belen, bilahare soyadı yaptığı Belentepe’nin alınışı sırasında şahit olduğu bir manzarayı şöyle anlatıyor:

“Belentepe ön yamaçlarındaki çalılıklar, topçu ateşiyle yanarak üç-dört yüz metrelik bir saha ateş ve duman içinde kalmıştı. Avcılarımız bu ateş içinden geçmekte ve bir kısmı yanarak şehit olmakta idiler.”

İstanbul‘a taarruz haberi, güvenlik nedeniyle telgraf hatları kesik olduğundan ancak yabancı ajanslar aracılığıyla ulaşmıştı. Durum ilk üç gün belirsiz göründüğünden Türk halkı yüreklerini kavuran bir heyecan, merak ve endişeyle dua edip bekleşiyordu. İşte milletimizin o andaki duygularını, yakarışını Yahya Kemal şöyle dile getiriyor:

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi

Senin uğruna ölen ordu budur ya Rabbi

Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın

Galip et çünkü bu son ordusudur İslam’ın”

Harekât, hem zamanlama hem de hedefler bakımından askerimizin ecdada yakışır fedakârlığı ve kahramanlığıyla planlanan şekilde gelişti. Geriden takviye alamayan Yunan birlikleri, Türk ordusunun yoğun baskısı sonucu Dumlupınar alanına itilip kuşatıldı. Burada gece saatlerine kadar süren ve Atatürk‘ün isteğiyle tarihe “Başkomutanlık Meydan Savaşı“ olarak geçen savaş; askerî, siyasi ve sosyal sonuçları açısından hem kendi tarihimizin hem de bölge ve dünya tarihinin en önemli olaylarından biridir. Burada tarihin seyri değişmiştir. Batı emperyalizminin (düvel-i muazzama) Yunanlar aracılığıyla uygulamaya çalıştığı, Türk ve Müslüman varlığının bu coğrafyadan tasfiyesine yönelik asırlık “Şark projesi” çökertilmiştir. Bütün mazlum milletlere emperyalizmin bir kader olmadığı, direnmenin mümkün olduğu mesajı verilmiştir. Üç asır boyunca batıdan Avrupa’nın, kuzeyden Rusya’nın silah gücüyle haklarımızı gasp edip topraklarımızı talan etme alışkanlıkları ilk defa bu meydanda hüsrana uğratılmıştır.

Dumlupınar’da kaçabilen Yunan askerlerinin peşi bırakılmadı. Komutanları Trikopis, bir grup askeriyle 3 Eylül‘de Uşak’ta teslim oldu. Diğer bir kısım Yunan askeriyse bir taraftan İzmir ve Mudanya’ya doğru soluk soluğa kaçıyor bir taraftan da geçtikleri şehir ve kasabaları vahşice yakıyor, savunmasız halkı katlediyordu.

Başkomutan Mustafa Kemal, daha planlama safhasında Harekât’ın 15 günde tamamlanacağını öngörmüştü. Dumlupınar’da zafer akşamı bunu, “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emriyle teyit etti. Süvari Kolordumuz kanatlanıp uçarcasına emri yerine getirdi. 400 km’lik mesafe dokuz günde aşılarak İzmir’e girildi. Bayrağımız, bir daha inmemek üzere Hükûmet Konağı ve Kadifekale’de göndere çekildi. Türk düşmanlığını siyasetinin temeli yapmış olan Birleşik Devletler Başbakanı Lloyd George, inanılmaz bir süratle gelişip sonuçlanan Harekât’ı engellemeye fırsat bulamamış; çaresiz kalmıştı. Zaten kısa süre sonra politikadan çekilmek zorunda kaldı.

Millî varlığımızın vatan topraklarımızda ilelebet devamının yolunu açan bu büyük Zafer’i bize armağan eden Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’yı, rütbeli rütbesiz bütün silah arkadaşlarını, Gazi Meclis’i bir kere daha rahmetle, minnetle, şükranla, hürmet ve muhabbetle anıyor; kalbi duygularla selamlıyoruz. Ruhları şad olsun!

Nuri GÜRGÜR

Yazarın Diğer Yazıları

  • Dramatik bir tornistan vak'ası - 06 Ekim 2026
  • Süleymancılara operasyon: Tasfiye mi dizayn mı? - 15 Ağustos 2026
  • Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler - 04 Temmuz 2026
  • Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez! - 03 Mayıs 2026
  • Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak - 02 Mayıs 2026
  • Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı? - 21 Nisan 2026
  • Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı - 26 Şubat 2026
  • Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği - 21 Şubat 2026
  • İhanetten geriye kalan - 19 Şubat 2026
  • Erol Çatma'nın eski TKP'ye ilişkin bir değerlendirmesi - 17 Şubat 2026
  • Bir kavramsal istila ve anayasal sabotaj: 'Eşit yurttaşlık' maskesiyle milli devletin tasfiyesi - 01 Şubat 2026
  • PKK'nın Siyasetteki Kolu DEM, Kandil'den Yönetiliyor - Nusaybin'deki Oyun Alçaklıktır - 31 Ocak 2026
  • Türkçeyi küçümseyen akademi... 307 ismi görmezden geliyor - 17 Ocak 2026
  • PKK'yı Terör Örgütü Saymamak Tatsız Bir Şaka Mı? - 15 Aralık 2025
  • İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri - 30 Kasım 2025
  • PKK'nın Yeni Propaganda Atağı : Çekiliyoruz - 02 Kasım 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 12 Ekim 2025
  • 1978 Kahramanmaraş Faciasının Mağdur ve Mazlumlarından Ökkeş Şendiller Hakk'a. Yürüdü - 01 Ekim 2025
  • "Paniklemiş tavuk gibi koşuşturuyorlar" - 23 Eylül 2025
  • Kürtleşen Türkmen Aşiretleri - 20 Eylül 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 12
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Basın Tarihinde Bir İlk: Kendimi Tekzip Ediyorum!
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Çerçeve Yasanın Hukuki Ve Siyasi Açıdan Değerlendirmesi
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Burnundan Soluyan Türk Milleti Son Sözünü Söylemeden Tarihin Akışı Değişmez.
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Direksiyon Eğitiminde Geleceğin Aracına Bugünden Yer Açmak
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Fon Skandalı- Yatırım Dolandırıcılığı
Geleceğin Anahtarı: Eğitim Mücadelesi Ve Ortak Sorumluluklarımız
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Geleceğin Anahtarı: Eğitim Mücadelesi Ve Ortak Sorumluluklarımız
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Birliğe Çağrı Nasıl Olmalıdır?
Okullarımızın Güvenliği Öncelikli Meseledir
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarımızın Güvenliği Öncelikli Meseledir
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
MEB, OECD ve PİSA Raporu
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Türk Dil Bayramı mı?..
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
30 Ağustos
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
30 Ağustos
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Dramatik bir tornistan vak'ası
Misafir Yazılar
Dramatik bir tornistan vak'ası
Bir Ömür Sürdü Kavgam, Bir Ömür Daha Sürsün!
Orhan KILIÇOĞLU
Bir Ömür Sürdü Kavgam, Bir Ömür Daha Sürsün!
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Ali Kemal Gül
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Terör Örgütünün Amacı Egemenliği Paylaşmak
Türk Ocakları'ndan
Terör Örgütünün Amacı Egemenliği Paylaşmak
Sisli Havaların Çağrısı: Çelik İrade ve Türklük Bilinci
Şerife Güven
Sisli Havaların Çağrısı: Çelik İrade ve Türklük Bilinci
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Köksal Cengiz
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
"Bugünkü Ermenistan Toprakları Türklerin Yurduydu"
Şevket Sezer
"Bugünkü Ermenistan Toprakları Türklerin Yurduydu"
Çok Okunan Haberler
50 Yılın Ardından Mezun Oldukları Beşikdüzü Öğretmen Okulu Binasını Ziyaret Ettiler
50 Yılın Ardından Mezun Oldukları Beşikdüzü Öğretmen Okulu Binasını...
Küçükçekmece’de Skandal: BİLSEM ve MESEM'in Ortak Binasındaki Okul Tuvaletinde Silah Bulundu!
Küçükçekmece’de Skandal: BİLSEM ve MESEM'in Ortak Binasındaki...
Bakırköy'de Yargıya Müdahale Soruşturması: Hakimin de Aralarında Bulunduğu 8 Kişi Tutuklandı
Bakırköy'de Yargıya Müdahale Soruşturması: Hakimin de Aralarında...
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo