Hangisi daha güvenli diye sormayı çok isterdim. Ancak, her gün bizi ters köşe yapan beyanatlar olumlu bir zihin cimnastiğini imkansız kılmaktadır. Eğer buna rağmen “Hangisi daha sahte?” diye sormuyorsam, içimde hala bir umut kırıntısı taşıdığım içindir.
Sorguladığım hem iktidar hem muhalefettir. DEM paylaşılamıyor. MHP’nin kullandığı muhabbet dilini gördükten sonra AKP’ye ne söyleyebilirim ki! Muhalefeti DEM’lenmekle suçlayıp, bir önceki seçimde ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmayı yeğlemişlerdi. Montaj videolarla halkın bir bölümünü ikna etmeyi de başarmışlar; devlet gücünü siyasi tercihleri doğrultusunda kullanmaya devam etmişlerdi. MHP destekli Cumhur İttifakı, oy kayıplarına rağmen yönetimini sürdürmektedir.
Tabiat kanunları, genelde güçlü olanların lehine çalışır. Gücü elinde bulunduran da ondan kolay kolay vazgeçmek istemez. Çünkü hükmetmek, insan nefsinin en çılgın tutkusudur. Demokrasilerde bile mekanizma böyle işler. Ekonomik varlığı devasa olan kişi veya partiler ya birinci ya da ikinci olurlar. Hele Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde diğer partiler, stepnedir; küsurat partileridir. Onların tek şansı, güçlü olanın yanına eklemlenerek grup kurabilmek, hiç değilse genel başkanı milletvekili yapabilmektir. Milliyetçi cenahta bile 10’dan fazla partinin olmasını başka türlü izah edebilir miyiz?
“Dava, dava” deyip durduklarına bakmayın. Dava, sihirli bir kelime olmaktan çıkıp, çıkarları hizmet eden bir maymuncuk haline dönüşebilir. Bazı kavramlar, bazı insanların ağzında ruhunu yitirir, anlamlarını kaybederler. Mesela “kurucu önder” sıfatı, vicdansızlar, katiller, vampirler, ahlaksızlar için kullanılmaz. PKK terör örgütünü kuran adama “eşkıya veya terörist başı” en uygun sıfatlardır. Kurucu önderlik, olumlu, yararlı, övünülen işler veya adamlar için kullanılır. Kurucu Önder Mustafa Kemal’dir; Orhan ve Osman Gazi’dir; Çağrı ve Tuğrul Bey’dir; Bilge Kağan’dır; Mevlana’dır; Sarı Saltuk’tur; Hacı Bektaş’tır; Ahmet Yesevi’dir; İmam-ı Azam’dır.
Dava; bireyin veya topluluğun, ortak bir ideale, onu hayata hakim kılacak gayeye, ilkelerinden sapma ve savrulma yaşamadan inançla yürümesidir. Ne diyor İstiklal şairimiz Mehmet Akif: “Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz, bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz.” Alpaslan Türkeş; “Eğer bir amaç uğruna ayakta değilseniz, her darbe sizi yere serebilir,” demişti.
Şimdi sorma zamanıdır: Atatürk’ün partisi olmakla övünen ey CHP, bu parti hakkı yenenlerin umudu iken düşlerimizin katili ey Özgür Özel, Cumhurbaşkanı adayı olması için gidip imza verdiğim, mağduriyetine vicdanen çok üzüldüğüm ey Ekrem İmamoğlu, DEM’lenme sırası şimdi sizde mi? Öyleyse imzamı geri çekiyorum. Size de kırmızı kart gösteriyorum.
Sayın Özel, ben değil sadece, samimi CHP’liler de soruyor: Sizin çözüm komisyonunda ne işiniz var? Yahu DEM’in komisyona sunduğu rapordaki önerilere bırakın şiddetli tepkiyi, dişe dokunur bir itirazınız bile olmadı! Üstüne üstlük Devlet Bahçeli el yükseltiyorsa biz de el yükseltiyoruz diyerek özerklik gibi, Kürtçe’nin okullarda öğretilmesi gibi, eşit vatandaşlık gibi, terörist başına umut hakkı gibi, üniter devleti mevta yapacak akla ziyan laflar ediyorsunuz. Sahiden siz bunları gerçekleştirmek için mi iktidar olmak istiyorsunuz?
Franklin D. Roosevelt; “Politikada hiçbir şey kaza ile olmaz. Olmuşsa öyle planlanmıştır,” diyor. O zaman milletin karşısına çıkın ve “çözüm konusunda adım bile atılmıyor” diyerek DEM’e destek verirken önce hangisinden başlayacağınızı da açıklayın! Hangisi; infaz yasası mı, umut hakkı mı, anadil eğitimi ve öğrenimi hakkı mı, 24 Anayasası mı, etnik kimliklerin anayasada belirtilmesi mi?
Hem bunları savunacak hem de Atatürkçülüğü kimseye bırakmayacaksınız. Yoksa siz de bir emperyal projenin parçası mı oldunuz? NUTUK ortada, Atatürk’ün sözleri çınlıyor kulaklarımızda. Ya Atatürk’ü istismardan vazgeçin, ya da üç beş oy için bu siyasi şaklabanlıklardan. Türk milleti her şeyin farkında.
CHP, tarihinde bu tür savrulmaları ne zaman yaşamaya başlamışsa bu milletin tokadını yemiştir. Bu ülkede benim sahip olduğum hangi hakka sahip değildir Kürt kardeşlerim! Ateşle oynamayın! Herkes anadilini kurslara katılarak öğrenebilir ve evinde, sokakta konuşabilir. Konuşuyor da zaten. Siz Kürtçenin kaç şivesi olduğundan da habersizsiniz. Zazaca, Kurmancça, Sorani, Dersimce, Lekçe, Goranice… hepsi farklı. Üstelik bu ülkede etnik başka topluluklar yok mudur? Dil birliğini kaybettiğimizde vatanın da elimizden gideceğini en iyi Atatürkçüler bilmeli değil midir?
Neyse ki yüreğimize su serpen gerçek Atatürkçü CHP’liler de var. Onlardan iki örnekle şimdilik noktayı koyalım. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan diyor ki: “Türk milliyetçiliği ve Üniter Devlet CHP’nin vazgeçilmez değerleridir! Atatürk’ün partisini hiç kimse bu değerlerden uzaklaştıramaz! Nokta.” Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal: “CHP Atatürk’ün kurduğu partidir. Cumhuriyet, Bayrak, Atatürk, bu vatanın birliği ve bölünmez bütünlüğü kırmızı çizgimizdir. Bu değerlerin tartışmaya açılması kabul edilemez.”
Türk Milliyetçileri ve Kuvvacı gerçek Atatürkçüler yeni bir oluşumda birleşmeli ve Türk milletinin güvenini kazanarak bekamızın sigortası olmalıdır.











