Şuayip ÖZCAN MEB Emkl Bürok., TES Eski Gn Bşk

Şuayip ÖZCAN MEB Emkl Bürok., TES Eski Gn Bşk

suayipozcan@kamudannethaber.com

FELAKETLER

11 Eylül 2021 - 16:11

Ülkemiz bu yıl, hiç bir yıl yaşanmayan felaketleri yaşadı. Allah'ım öyle bir felaketler zinciri ki, sel felaketleri, orman yangını felaketleri,  müsilaj felaketi, mülteci akını felaketi,  yandaş felaketi, yanlış dış politika felaketi, vurgun ve soygun felaketi ve bu felaketlere baston  olan felaketlerin felaketi!!! Bu felaketleri ise mahirlerin emrindeki, mahir olmayan eller, yetersiz tedbirler, rant elde etme çabaları ve bunlara birde ihanet eklenince bir yıkım ve çöküş yılının felaketini yaşadık. Dilerim ki bu bir unutulmaz ders olur, bir daha böylesine kötü bir duruma düşülmez. Ancak söylemlere ve alınan kararlara bakıldığında ise  bırakın bu yılda yaşananları gelecekte daha acı günlerin bizi beklediği kaçınılmaz gözükmektedir. Buda gösteriyor ki, bu felaketlerden ders çıkararak bir daha olmaması için tedbir alma yerine "İBAN" numaralarıyla tıpkı deprem vergileri gibi yeni yeni rantlar peşinde koşulmaktadır. Felaketlerin suçluları ise bulunmuş olacak ki, kahrolsun muhalifler sloganlarıyla olanlar halktan saklanmaya çalışılmaktadır. Halkın kabullenmediği her alanda olduğu üzere, bu alanlarda da yönetenlere kurulan iç ve dış odakların tuzağı olduğu, bir beka meselesiyle karşı karşıya kalındığı söylenmiştir.
                Bu güne kadar yaşanan felaketlerin hiç sorumlusu bulunamamış ve bulunamayacakta, sorumlu her zaman olduğu gibi felaketi yaşayan halk olmuştur. Sel onlarca can almış, milyarlarca lira zarar vermiş ne araştırılmış, nede soruşturulmuştur. Hatta felaketlerde getirilen yayın yasağı sel felaketi içinde getirilmiş, gerçekleri halkın öğrenmesi istenmemiştir. Tamam yağmur fazla yağmış, dünya bir iklim değişikliliği ile karşı karşıya kalmıştır bunu anlıyoruz. Peki o dere yataklarına bina yapımına izni kim vermiştir, devlet dairelerini oralara kimler yapmıştır bu güne kadar sorumluları bulunmuş mudur derseniz hayır. Vatandaş felaketlere karşı uyarılmış, tedbirli olmaları için neler yapmaları gerektiği hakkında bilgilendirilmiş midir hayır. Tarihi yapılar dururken yandaş müteahhitlere verilen ihaleler sonucu yapılan köprü ve yollar yok olmuş mudur evet. Bu ihaleleri veren, projeleri hazırlayan ve teslim alanlar cezalandırılmış mıdır hayır. öyleyse bu sel felaketinin sorumlusu kim, tabi ki halk denip ikinci bir felakete kadar konu unutturulacak. Sakın kurcalamayın çünkü şimdi birlik ve beraberlik zamanı diyerek üstü kapatılacaktır.
                Ülke tarihinin hiç bir döneminde yaşanmayan orman yangınlarıyla karşı karşıya kaldık. Tıpkı sel felaketinde olduğu gibi ne araştırılmasına nede konunun tartışılmasına izin verilmedi. Aynı sel felaketinde olduğu gibi yaşanan olaylar birlik beraberlik hamaseti içerinde kapatılmaya çalışıldı. Çıkan yangınları havaların ısınmasına bağlayıp, suçluyu ve çözüm bulduğumuzu sanarak telef olan onca cana ve mala rağmen olanları sineye çektik. Bir anda aynı mevkide beş on yerde başlayan orman yangınlarının insan denen yaratıkların elinden çıktığını araştırmadık bile. Neymiş ateşin enikleri olabilirmiş denilerek olayı teröristlere yıkmayı bilgiçlik sandık. Teröristler olabilir, veya onlara kendileri için arazi yeri açtırmaya çalışanlarda olabilir. Çünkü bu güne kadar olan orman yangınlarında yanan yerler, Anayasanın amir hükmüne rağmen imara açılmadı mı? Yakan mahluklar bulunamadığı gibi gereken tedbirlerde alınamayıp bir yangın filosu bile kuramayıp, uçak kiralama yoluna gitmeyi marifet saymadık mı? Belki de uçak filomuz olsa dünyada itibarımız düşer, Avrupa bizi kıskanamazdı diye de düşünülebilir de.
                Malum geçmişte dünyanın hiç bir devletinde olmayan nur topu gibi birde müsilaj olayımız olmuştur. Tıpkı diğer felaketler gibi bir kaç gün konuştuk, başka felaketlerin meydana gelmesiyle olayı unuttuk gitti. Bir daha böyle bir kirlilikle karşılaşmamak için sanayi atıklarının nehirlere dolayısıyla denizlere boşalması için gereken arıtma tesisleri yapıldı mı hayır. Kirlilik devam ediyor mu, hem de eskisinden de fazla olarak. Suçlular bulunup cezalandırıldı mı, o da hayır. Her alanda olduğu gibi bu durumda bir daha ki olacak duruma kadar uyumaya bırakıldı. Yandaş kayırma ve onların efradıyla birlikte makam, mevki sahibi olarak beslenmelerine devam ediliyor mu? Hem de son surat. Böylesine ballı böreği kimse bıraktıramaz. Ama çalışan gelince düşük enflasyon oyunuyla açlığa mahkum etmek doğal. Halkın alım gücünü düşürerek perişan olmalarına ise eyvallah. Yeter ki yandaş müteahhitler, bürokratlar ve mülteciler yesin içsin birde üstüne halkın anasına küfretsin. Bu durum ülke için bir felaket derseniz, sen anlamazsın bu bir ekonomik mesele diyerek kandırmaya devam. Hele o geçilmesi zorunlu hale getirilen köprüler, gidilmeyen hava alanları ve muayene olma zorunda bırakılan hastaların yap işlet devret ile yapılan hastanelere vergilerimizden ödenen milyarlarca dolar paraları peşkeş çekilişi. Bütçe yetersiz mi kaldı zam, o damı yetmedi mi "İBAN" numarası.
                En vahimi de mülteci felaketi. Ülke nüfusunun yüzde onu mülteci olmuş, demokrafik yapı bozulmuş idare edenler finansmanın iyi kullanıldığından söz ederek yeni mülteciler alacaklarını ifade ediyorlar. Mülteci kabulü yeterli olmamış olacak ki, yüz binlercesine Türk vatandaşlığı vermekle övünür oldular. Tüm bu olanların ilerisi için ülkeyi kaosa sürükleyip bir iç savaşla karşı karşıya getireceğinin hesabı ise ya yapılmıyor yada bilerek bu duruma devam ediliyor. Son zamanlarda ülkede yaşanan felaketlerin altından bu ne idüğü belirsiz insanlar çıkmasına rağmen kamuoyuyla paylaşmayarak olaylar faili meçhul olarak gösteriliyor. Bu insanlar adam kaçırmaya, gasp yapmaya, cinsel tacizlere devam ederken, kendilerine karşı direnç gösterilmesini dahi kabul etmeyerek Türklere meydan okumaktadırlar. Dış politikada ise ABD ve Avrupa ne isterse Rusya ne derse yapılarak başımızı  beladan belaya sokar olduk. El hak tüm bu olanların müsebbibi duyarsız, başkalarının arzularına göre hareket eden, kendi milletini yok sayan ve sadece kendi çıkarlarının peşinde koşan yöneticilerin iş başında olmasıdır. Türk milleti bunu artık net olarak görüp, demokratik haklarını kullanabilmek için gün saymaya başlamıştır.