• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
00:22
2026 Yılı Yönetici Görevlendirme ve Öğretmen Yer Değiştirme Takvimleri
00:15
2026 şube müdürü tayin ve rotasyon takvimi belli oldu
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Türk Ocakları'ndan
  3. Deprem, depremzedelerin barınma meselesi ve yüksek öğretim
Yayınlanma: 21 Şubat 2023 - 09:46

Deprem, depremzedelerin barınma meselesi ve yüksek öğretim

21 Şubat 2023 - 09:46
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Deprem, depremzedelerin barınma meselesi ve yüksek öğretim
Türk Ocakları'ndan

Türkiye 6 Şubat 2023 Pazartesi günü Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremle sarsıldı. Bu iki deprem ve akabinde meydana gelen artçı depremler başta deprem bölgesindeki 11 ilimiz (Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Osmaniye, Adana, Şanlıurfa, Diyarbakır, Elazığ ve Kilis) olmak üzere bütün ülkede derin etkiler yaptı. Antakya şehri adeta yok olurken Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman illerinde çok büyük yıkım meydana geldi. Diğer yedi ilimizin de belli bölgelerinde çok sayıda bina yıkıldı. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 16 Şubat günü 36 bin 187 olarak açıklanan vefat sayısının 100 bin aşacağına dair iddialar var. Ülkede yaşayan büyük çoğunluk gibi bizlerin de o bölgede yaşayan tanıdıklarımızdan veya onların akrabalarından kayıplarımız var. Acımız büyük ama depremin 10. Günüde dahi enkaz altından sağ çıkarılanlarla teselli bulmaya çalışıyoruz. Milletimizin başı sağ olsun, vefat edenlere Cenab-ı Allah rahmet eylesin. Arama-kurtarma çalışmalarında can ü gönülden çalışan herkesten Allah razı olsun. Resmi kurumlar, gönüllüler, sivil toplum kuruluşlarının yanında Azerbaycan başta olmak üzere Türk Cumhuriyetlerinden Kırım’dan Türkiye’deki Doğu Türkistanlılara, Gagavuzlardan Sibirya’daki Saha-Yakut Türklerine kadar Türk devlet ve topluluklarının yanında dünyanın dört bir yanından ülkelerden gelen arama kurtarma ve sağlık ekipleri bu büyük yıkımda Türkiye’nin ve depremzedelerin yanında oldular. Büyük çoğunluk bu felaket karşısında tek yürek olurken yağmacı ve fırsatçılar da maalesef bu felaketten yararlanmaya çalışıyor. Adi hırsızlıktan dolandırıcılığa, ihtiyaç duyulan malzeme fiyatlarını ve ev kiralarını iki üç katına çıkarmaya kadar her türlü kötülüğü de müşahede ediyoruz. Yüreklerin birlikte atması gereken günlerde maalesef siyasilerimizin kendi aralarındaki çatışmaları bir yana bırakmayı unutamamaları da üzerinde acı acı düşünmemiz gereken bir konudur.

Deprem felaketi hiç şüphesiz; binaların zemin etüdü ve inşa süreci, toplumun deprem felaketi  durumunda yapması gerekenler konusunda eğitilmesi, afetlerde kriz yönetimi, afet sonrası  hayatın bütün yönleriyle normalleştirilmesi vb. bütün yönleriyle ele alınmalıdır. Konunun uzmanları depremin meydana geldiği bölgede er ya da geç büyüklüğü 7’nin üzerinde bir depremin olacağını yıllardır söylemekteydi. 2019 yılında AFAD Kahramanmaraş merkezli muhtemel bir deprem senaryosunda yapılması gerekenlerin tatbikatını yapmış, bölge siyasetçileri konuyu dillendirmişti. Bu ülkenin deprem ülkesi olduğu açıktır. 1939 Erzincan depremini hatırlayanlar az kalsa da 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi ve sonrasındaki büyüklü küçüklü depremler milletimizin hafızasında mevcuttur. Ne var ki, hâlâ geçmişten yeterince ders almadığımız ortadadır. Rantı hayata tercih eden anlayış toplumumuzun bütün katmanlarında egemendir. Onun içindir ki Gölcük depremi gibi Kahramanmaraş depremlerinin suçunu da bazı müteahhitlerin sırtına yükleyip işin içinden sıyrılmamalıyız. Gerek kentleşme ve yapılaşma süreçlerinde gerekse depreme karşı kriz yönetim konusunda çok büyük hata ve eksiklerimiz olduğunu gördük. Bazı binalar sapasağlam ayakta dururken cazibeli bazı sitelerin yerle bir oluşu zemin etüdünden inşaatın aşamalarının inşa ve denetim süreçlerinde ciddi eksiklik ve usulsüzlükler olduğunu gösteriyor. Bunlar uzmanlar tarafından ayrıntılı şekilde anlatılmaktadır. İmar affı kavramının lügatten çıkarılması gerektiği ortadadır. Afet yönetiminde belediyeler dahil resmi kurumların, asker ve polisin, sivil toplum kuruluşları ve arama-kurtarma ekiplerinin koordinasyonu ve kriz yönetimi konusunda yapılacaklar yeni baştan planlanmalıdır.

 Bu deprem, muhtemel İstanbul depremi ve diğer depremler için behemehal gerekli çalışmaların yapılması ve tedbirlerin alınması konusunda sade vatandaştan devletin üst yetkililerine kadar hepimize güçlü bir ikaz olmuştur. Tekraren ifade ediyoruz ki, yıkımların ve ölümlerin suçunu sadece bir kaç müteahhide yükleyerek vicdanımızı temize çıkaramayız. İmar planlarından, inşaat işlemlerinin bütün safhalarına kadar her aşamadaki sorumluların yanında merkeze hayatı, insanca yaşamayı değil rantı koyan anlayışımızın ve bu anlayışta direnen sade vatandaştan en üst düzey yetkililere kadar hepimizin değilse de büyük çoğunluğumuzun derece derece sorumlu olduğumuz hakikatini asla inkâr edemeyiz.

****************

Şu anda artık sonuna yaklaştığımız arama-kurtarma çalışmalarının dışında en önemli mesele deprem bölgesindeki insanlarımızın iaşe ve ibate meselesidir. Bu konuda devletimiz ve illetimiz adeta seferberlik ilân etmiş, elinden geleni yapmaktadır. Kış şartlarında deprem bölgesinde çadırlarda yaşamanın zorluğu dikkate alınarak depremzedelerin daha insanî şartlarda, otel, misafirhane ve yurt gibi tesislerde kalmaları için çalışmalar başlatılmış ve yürütülmektedir.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 387 bin 346 binada yer alan 1 milyon 856 bin 864 bağımsız birimde yapılan çalışmaya göre;  50 bin 576 binada yer alan 224 bin 923 bağımsız birimin acil yıkılması gereken, ağır hasarlı ve yıkık olduğunun tespit edildiği bildirildi. 11 bin 114 binada bulunan 71 bin 174 bağımsız birimin orta hasarlı, 99 bin 300 binadaki 640 bin 131 bağımsız birimin az hasarlı, 180 bin 355 binada yer alan 762 bin 627 bağımsız birimin ise hasarsız olduğu tespit edildi. Kısacası yaklaşık 300 bin ailenin evi oturulamaz hale geldi. İllere göre baktığımızda Adana’da 1074 bağımsız bölümün acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 5 bin 755 bağımsız birimin orta hasarlı; Adıyaman’da 28 bin 265 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 10 bin 195 bağımsız birimin orta hasarlı; Diyarbakır’da bin 69 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 9 bin 199 bağımsız birimin orta hasarlı; Elazığ’da 3 bin 675 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 741 bağımsız birimin orta hasarlı; Gaziantep’te 27 bin 987 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 14 bin 552 bağımsız birimin orta hasarlı; Hatay’da 54 bin 468 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 13 bin 38 bağımsız birimin orta hasarlı; Kahramanmaraş’ta 53 bin 227 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 5 bin 924 bağımsız birimin orta hasarlı; Kilis’te to 905 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 944 bağımsız birimin orta hasarlı; Malatya’da 38 (1) bin 568 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 5 bin 11 bağımsız birimin orta hasarlı; Osmaniye’de 8 bin 491 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 1717 bağımsız birimin orta hasarlı; Şanlıurfa’da 2 bin 194 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık, 4 bin 98 bağımsız birimin orta hasarlı olduğu tespit edilmiştir.

Bu evlerde oturanlardan kaç kişinin hayatını kaybettiği konusunda şimdilik bir veri bulunmamakla birlikte 16 Şubat itibariyle 36 bini geçmiş durumdadır. Yaralı sayısı ise 108 binin üzerindedir. Kaba bir tahminle bu evlerde yaşayan 1, 5 milyon insanın en az 1 milyon 400 bini hayatta olabilir. İnsanların bir kısmı başka kentlerde akraba veya tanıdıkların yanına gitmiş, bazıları da değişik yerlerde konaklamaktadır. Çadırlar, konteynerler vb. geçici yerlerde hayatını idame ettirenler vardır. Depremzede birey ve ailelerin yaşamlarını sürdürdükleri yerlere dair elimizde sağlam bir veri olmadan ne kadarının KYK yurtlarında kalmayı tercih edeceğini bilmek de mümkün değildir.

Deprem mağdurlarının barınma ihtiyacının KYK yurtları yoluyla karşılanması için bu yurtlarda kalan öğrencilerin yurtlardan çıkarılması gerektiğinden Üniversitelerde 2022-23 Öğretim yılı bahar döneminin, uygulamalı eğitim gerektiren bazı istisnalar dışında uzaktan eğitim şeklinde sürdürülmesi kararı alındı. Bu karar, üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğu tarafından tepkiyle karşılandı. Anlaşılan o ki, Üniversite senatolarından ve öğrencilerden gelen talepler karşısında YÖK yeni bir durum değerlendirmesi için sürecin nereye doğru evrileceğini beklemektedir. Hiç şüphesiz ülkemiz çok büyük bir felakete maruz kalmıştır. On bir ilimizi etkileyen depremler, on binlerce insanımızın vefatına yol açtığı gibi milyonlarca insanın evlerinin yıkılmasına veya oturulamaz hale gelmesine sebep olmuştur. Depremin en çok etkilediği Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman ile Gaziantep ve Malatya’nın belirli yörelerinde olağan hayata geçiş çok uzun süre alacaktır. Özellikle bu bölgeler ile depremden etkilenen diğer illerdeki depremzedelerin geçici barınma sorunu ciddi boyuttadır. Devletimizin yetkili kurumlarının bu insanlarımızın barınma taleplerini ivedilikle toplayıp analiz etmesinden sonra ne kadarının KYK yurtlarında barınacağını tespit edip etmediğine dair bilgimiz yok. Şayet bu talepler devletin diğer kurumlarındaki misafirhane, kamp vb. tesislerin karşılayabileceğinden çok çok fazla ise öğrenci yurtlarına duyulan ihtiyaç ne kadardır? Depremzedeler öğrenci yurtlarının bulunduğu illerden hangilerine hangi sayıda gitme talebinde bulunmuştur? Böyle bir çalışma hızlıca yapıldıktan sonra elbette KYK yurtlarından kısmen faydalanma, gerekirse-barınma ihtiyacını ailesinin yanında karşılama imkânı olmayan öğrencilerin yurtlarda kalmasına izin verilmesi kaydıyla- bu yurtların tahsisi tabii ki haklıdır. Bu gerçeği asla göz ardı etmeden eğitim meselesi ile ilgili şu anda ilan edilen çözüm konusundaki kanaatlerimi kısaca paylaşmak istiyorum.

Gerek mensubu olduğum üniversitede gerekse yurt genelinde üniversite öğrencilerinin çoğunluğu, depremden şu veya bu derecede etkilenenler dahil olmak üzere uzaktan eğitime karşı çıkmaktadır. Genel eğilim, bir süre ara verildikten sonra hibrit veya yüz yüze eğitime başlanması yönündedir. Öğrencilerimiz deprem felaketinin boyutları hakkında bilinçlidir, depremzede öğrencilerden isteyenlere kayıt dondurma veya hibrit eğitim imkânı tanınmasını desteklemektedir. Ancak büyük kısmı öğrenimlerinin bir buçuk bakmaktadır. Uygulamalı alanlardaki 4., 5. ve 6. Sınıflar  ve staj dersleri uzaktan eğitim kapsamı dışında olmakla birlikte teorik derslerde de uzaktan eğitim m uzaktan eğitim, en azından ülkemizin mevcut şartlarında son derecede mahzurlu neticelere yol açacaktır.

Üniversite öğrencilerinin büyük bir bölümü; kovid 19 küresel salgını döneminde uygulanan uzaktan eğitim döneminde, başta uygulama gerektiren alanlar olmak üzere eğitim-öğretimde ciddi sorunlar yaşandığını, bunun yanında depremin açtığı psiko-sosyal problemlerin çözülmesinde ve travmanın atlatılmasında sosyalleşmenin çok önemli bir rol oynayacağını belirterek mazeret belirten öğrencilere kayıt dondurma hakkı verilmesi kaydıyla hibrit eğitime geçilmesi fikrini savunmaktadırlar.  Bu fikre katılanların yanında tamamen yüz yüze eğitim isteyenler veya bir müddet erteleme sonunda normal eğitime dönülmesini talep edenler çok.  Üniversitelerin tamamen uzaktan eğitime geçmesi en azından ülkemizin mevcut şartlarında son derecede mahzurlu neticelere yol açacaktır. Zaten bir buçuk yıl bu şekilde öğretim görmüş ve onun yetersizliklerini deneyimlemiş olan öğrenciler açısından bir dönem daha aynı ortamda eğitim görmenin doğuracağı yetersizlikler ve sorunlar ortadadır. Bazı bölümlerin mezunları, küresel salgın (kovid 19 pandemisi) döneminde bir buçuk yıl okudukları için kendi alanlarında işe girmede zorluk çekiyor. Dolayısıyla topyekun uzaktan eğitim seçeneğinden  vaz geçilerek şartlar uygun olursa yüz yüze eğitime geçilmesinde aksi takdirde en azından yüz yüze ve uzaktan birlikte (karma veya hibrit) modelinin uygulanmasında yarar var. Bunun için gerekirse üniversitelerin açılmasını bir ay  (Mart ortalarına kadar) erteleyerek depremzedelerin KYK yurtlarında barınma oranı ve durumunun açıklığa kavuşmasın beklenebilir; eğer depremzedelerin barındığı kapasitenin dışında öğrencilerin yurtlarda kalma imkânları tatminkâr seviyeye gelirse tamamen yüz yüze eğitimin başlatılması, değilse hibrit modelle devam edilmesi düşünülebilir. Hiç şüphesiz YÖK ve Üniversite Rektörlüklerinin elinde bu konuda karar vermeye zemin teşkil edecek veriler bulunmaktadır. Dileğimiz ve temennimiz depremin açtığı yaraları tedavi ederken ülkemizin ve milletimizin geleceği açısından hayatî önem taşıyan eğitim-öğretim alanında başka yaralar açılmadan bu zorlu durumun üstesinden gelinmesidir.

Allah milletimizin yâr ve yardımcısı olsun.

 

[1] https://www.csb.gov.tr/deprem-bolgelerinde-1-milyon-856-bin-864-bagimsiz-birimde-hasar-tespit-calismasi-yapildi-bakanlik-faaliyetleri-38428 

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir - 21 Nisan 2026
  • 2026'ya Girerken Türkiye - 17 Ocak 2026
  • Cumhuriyet'imizin 102. Yılı Kutlu Olsun - 02 Kasım 2025
  • Dijital Çağda Devletsiz Veya Sözde Özerk Türk Toplulukları - 02 Ekim 2025
  • 12 Eylül Darbesinin Hedefi, Yapılış Tarzı ve Sonuçları - 12 Eylül 2025
  • Yargı, Siyaset, Sistem Ve Süreç Ekseninde Türkiye - 22 Ağustos 2025
  • Milletimizin Kimliğini Yoğuran Tarih, Adını da Koymuştur: TÜRK - 26 Temmuz 2025
  • Büyük Orta Doğu Yangını - 23 Haziran 2025
  • Fesih ve Ötesi* - 09 Haziran 2025
  • 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun - 25 Nisan 2025
  • Bayramınız Kutlu Olsun - 04 Nisan 2025
  • "Hukuk ve Hakkaniyeti Kaybetmemeliyiz. Yoksa Türkiye Kaybeder." (Abdullah Gül) - 25 Mart 2025
  • "Terörsüz Türkiye" ama nasıl? - 02 Mart 2025
  • "Terörsüz Türkiye": Yeniden "Çözüm Süreci" mi, Terör Örgütünün Kayıtsız Şartsız Teslim Oluşu mu? - 24 Şubat 2025
  • Hamas Durum Değerlendirmesi Yapmak Zorunda - 22 Ocak 2025
  • Suriye'de Yeni Dönem Başlarken - 27 Aralık 2024
  • Osmanlı Kuruluş Ve Klasik Döneminde Bilim Ve Bilim Zihniyeti Hakkında Bazı Notlar[1] - 13 Aralık 2024
  • Ekim Ayı Türkiye Gündemine Dair Bazı Notlar - 18 Kasım 2024
  • Cumhuriyet'imizin 101. Yılı kutlu olsun - 29 Ekim 2024
  • Numan Kurtulmuş Yanlış Konuşuyor - 20 Ekim 2024
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Mesleğiniz nedir? "Cumhuriyet öğretmeniyim."
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Yöneticilerin En Ağır Yükü: Kul Hakkı...
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
ABD İsrail Savaşı İnsanlıkladır!..
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Anadolu'nun Türklüğü
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-1
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Kalbin Sükûtuna Doğru: Bir Ramazan-ı Şerif Niyeti
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Eğitim Zorunlu Mu, Sorunlu mu?
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Ürkek Bir Ceylan Gibiyiz.
Orhan KILIÇOĞLU
Ürkek Bir Ceylan Gibiyiz.
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Türk Olmanın Gururu
Ali Kemal Gül
Türk Olmanın Gururu
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Malatya'daki Okul Kütüphanesine Kitap Bağış Çağrısı
Malatya'daki Okul Kütüphanesine Kitap Bağış Çağrısı
Bayan Öğretmenlere Mesaj Atan 2. İl Milli Eğitim Müdürü İddiası
Bayan Öğretmenlere Mesaj Atan 2. İl Milli Eğitim Müdürü İddiası
Kamuda Üst Düzey Atamalar.Ankara Valisi ve Emniyet Genel Müdürü değişti
Kamuda Üst Düzey Atamalar.Ankara Valisi ve Emniyet Genel Müdürü değişti
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim