• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
00:35
Sağlık Bakanlığına 38 bin personel alınacak
00:11
Ekim 2026 Fon Skandalı Kamuoyu Algı Araştırmaları
00:08
Batı Trakya'da 8 Türk azınlık okulunun faaliyeti durduruldu
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Ali Kemal Gül
  3. İtiraflar
Yayınlanma: 14 Temmuz 2020 - 03:55

İtiraflar

14 Temmuz 2020 - 03:55
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
İtiraflar
Ali Kemal Gül
Bakış

 


Değerli okuyucu; Lütfen bu makaleyi arşivleyin gençlerle paylaşma adına

*

Türkiye gariplikler ülkesi; aynı zamanda’’bilme arzusundan uzak’’, gerçeklere ulaşma konusunda tembel bir ülke;

Aslında biz Türkler, tarih kitaplarını açıp okusak, bütün gerçeği göreceğiz. Duyduğuna inanmak yeterli olabiliyor bizler için; okumak bizlere çok zor gelmektedir. En kolayı, geçmişi öğrenmeden gece yatarken hissettiklerini kaleme alarak ertesi günü hüküm vermektir. Düşünün ki, hangi tesirin altındasınız ve kime kul olmaktasınız? Amerikalı ünlü bir zengin Rockfeller’in itirafları hakkında diyorki;

Ben de bu ana kadar en medeni ulus olarak İngilizleri görüyordum. Türk tarihini, Türk medeniyetini öğrenince, konuyu değiştirdim. Az daha, İngilizlerin yerine Türkleri koyacaktım.

Provokatörlerimizin çalışmaları ile 1970’li yıllardan itibaren Türkiye’de sağ ve sol ideolojiler arasında adeta bir iç savaş yaşattık. Ülkeye koyduğumuz ambargo ile halk canından bezmiş, yağa, tuza, gaza muhtaç olmuştu. Birkaç kişi zenginleşmiş, halk ise sefalete düşmüştü. Provokatörler için halkı ayaklandırmak zor olmadı. Ülke o dereceye geldi ki, sokaklarda her gün elli – altmış kişi öldürülüyordu. Bütün ülke terör korkusundan adeta sinmiş saklanmıştı. Binlerce Türk genci, bizim uydurduğumuz ideolojiler esasında can verdi. Zamanı gelince bilgimiz dâhilinde indirilen bir darbe ile terör bitti, ortalık sakinleşti. Çünkü provokatörler işi bitirmişler, geriye dönmüşlerdi. Burada oynadığımız oyun, milleti birbirine düşürüp çaresiz bırakmak ve onlara bir kurtarıcı göndermekti. Bu durumda o kurtarıcı, kim olursa olsun, ‘anarşiyi – terörü bitiren, ölümleri sonlandıran’ insan olarak kabul görecekti. Bizim demokrasi uğrundaki mücadelemizin esası buydu.

Askeri hükümet çok sert tedbirlerle bir müddet ülkeyi yönetti. Ellinin üzerinde genç, haklı – haksız sağdan ve soldan ayırımı yapılmadan idam edildi. Bu sert cezalar tesirini çabuk gösterdi ve ülke bir anda süt liman oldu. Askeri hükümet bir müddet sonra ülkeyi sivil yönetime devretti. Bizim istediğimiz bir kişi iktidarın sahibi oldu. Askeri darbeyi yapan şahıs cumhurbaşkanı oldu. Yeni hükümet tam bizim isteklerimiz doğrultusunda ülkenin kapılarını bize sonuna kadar açtı. Bizim büyük şirketlerimiz bu büyük pazara aç kurtlar gibi girdiler. Ülke ABD ve Avrupa malları ile doldu. Bu durumdan hem bizim şirketlerimiz faydalandı, hem de ülke boğazına kadar borç batağına girdi. Türkiye, kapitalizmi o kadar güzel uyguladı ki, yeni birçok vurgun ve soygun metotları bulundu. Hayali ihracat arttı, bankaların içi boşaltıldı, rüşvet devletin her kademesine girdi. Başta siyasiler olmak üzere, medya sahiplerine, üst düzey bürokratlara, bankacılara, yazar-çizer takımına ( gazeteci, dergi yazarı ) bu dönemde milyarlarca dolar rüşvet dağıttık.

Kardeşlik, dostluk, iyi niyet, dürüstlük, ahlaklı ticaret unutuldu. Binlerce sahtekâr, yalancı, hem devlet kadrolarını, hem bankaları, hem de özel şirketleri doldurdu. Türkiye’nin bugünkü manzarasının sebebi 12 Eylül ihtilalidir desem abartmam… Ülke yapılanları görenler tarafından alttan alta kışkırtılmaya başlandı. Halk tepki koyuyor, sokaklar protestocularla doluyordu. Tepkileri azaltabilmek için tam o günlerde bir Kürt meselesi çıkardık. Önce, bir örgüt kurdurduk. Sonra küçük bir kasabaya baskın yaptırdık. Ülkenin gündemi bir anda değişti. Kürt PKK terörü, şehit edilen asker ve polisler, halka her sıkıntıyı unutturdu. Türkiye otuz yıldır bu mesele ile uğraşıyor. Sonuç almasını her defasında engelledik. PKK’nın liderini ‘idam edilmemek’ kaydı ile biz teslim ettik. Otuz yıldır süren PKK terörü, Türkiye’nin ekonomisine büyük darbe vurdu. Binlerce insan bu terör dalgası içerisinde ölüp gitti. Türkiye, hem siyasi, hem ekonomik hem de sosyal açıdan büyük kayıplara uğradı. Ülkenin düzgün hale getirilebilmesi için bize başvurmak zorunda kaldı. Biz de, onlara, Osmanlı İmparatorluğuna yaptığımız teklifleri yaptık. Kabul ettiler. Bu işler için harcadığımız dolarların birkaç katını kazandık ve Türkiye’yi içinden çıkamayacağı bir borç sarmalına yuvarladık.

Bugünkü Türkiye; yalancılığın, sahtekârlığın, halkı aldatmanın, bizlere hizmet etmenin içinde yüzüyor; Mustafa Kemal’in bizi reddetmesinin bedelini ödüyor. Böyle bir ülkenin uzun boylu yaşaması pek mümkün değildir. Ya ruhlarda bir ihtilal yaparak yeniden kendileri olacaklar, ya da tarihten silinip gidecekler. Anadolu toprakları da bizim yarattığımız Ermeni ve Kürt devletlerinin olacaktır”.

David Rockefeller, itiraflarının bir bölümünde de, başka bir zengin Yahudi ailesi olan Rothschild ailesinin bir ferdi ile yapmış olduğu sohbete yer vermiş. Bu sohbetten de bölümler aktaralım:

“Rockefeller’in, (Dünya ülkelerini nasıl ele geçiriyorsunuz?) sorusuna Rothschild; Birinci Dünya Savaşı Avrupa’da bize karşı olan imparatorlukları yıkmak ve en önemlisi Osmanlı İmparatorluğunu parçalayarak Orta Doğu’daki petrol yataklarını ele geçirmek ve İsrail devletinin kuruluş yolunu açmak için çıkarıldı”.

“İsrail devletinin kurucusu sayılan Tehodor Herzl o zamanki Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid’in yanına giderek bizim ailemizin para desteği ile Filistin topraklarını satın almak istedi. Fakat Sultan bize karşı çıktı. Biz de gerekeni yaptık. Osmanlı İmparatorluğunu çaresiz bırakarak I: Dünya Savaşı’na soktuk. Çok zorlansak da, Osmanlı İmparatorluğunu yıktık. İstanbul’u ve Anadolu’nun bazı bölümlerini işgal ettik. Planlarımızı tam sonlandıracağımız zaman Mustafa Kemal adında, padişahı ve şeyhülislam’ı dinlemeyen asi bir general ortaya çıktı. Bütün planlarımız alt üst oldu. Hepsi geriye kaldı”.

“Mustafa Kemal, bizim temsil ettiğimiz dünyanın en büyük düşmanıdır. O’nun varlığı, İsrail devletinin kurulmasını otuz yıl kadar geciktirdi ve bize milyarlarca dolar kaybettirdi. İzmir suikastı denen bir olaya karıştığı için idama mahkûm ettiği, Osmanlı Maliye nazırlarından aziz dostumuz Cavit Bey’i kurtarmak için O’nun yanına gittik. Bizi çok soğuk karşıladı. Tekliflerimizin hiç birisini kabul etmedi. Ve adeta bizi, makamından kovdu. Birkaç gün sonra da Cavit Bey’i idam ettirdi”.

İtiraflarda, Türkiye’den başka birçok ülkeye ve çeşitli olaylara da yer verilmiş. Bu ülkelerde ve olaylardaki aktörlerden bahsedilmiş. İkinci Dünya Savaşı, Hitler, Stalin, atom bombası, ihtilaller, darbeler anlatılmış… İran-Irak savaşının çıkarılmasının sebepleri ve sonucu değişik bir perspektif ile açıklanmış.

*

Şimdi, kendimize bakarak düşünelim… Toplumumuzu, yaşam şartlarımızı, siyasilerimizi ve icraatlarını, bilim ve sanat seviyemizi, ahlaki halimizi, güven ve inançlarımızı, hayata bakış ve algılayış tarzımızı düşünelim ve sonra kendimize soralım: Yukarıda itiraf edilenlerin bugünkü durumumuzu yaratmada tesiri yok mu?

Başkalarını dinleyerek mi bu duruma geldik? Yüz yıl önce, zengin olmayan, geçim sıkıntısı çeken; fakat dürüst, namuslu, çalmayan, aldatmayan, güven veren bir toplum yapımız vardı.

İtiraflar, bize yıllardır dost olarak görünenlerin aslında düşman olduğunu göstermiyor mu? Onlara inandık, onlara benzemeye çalıştık, kişiliğimizi kaybettik, kültürümüzü yitirdik, kendimizden başkası olmaya çalıştık. Yiğit kadrosuyla Türk Milleti kavramını öne çıkaran Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK’ün gösterdiği ‘’Muassır’Medeniyet’’ kavramını bütünüyle rehber edinemedik.

Yüz yıllar öncesinde bu durumu yaşamıştık. O zaman Bilge Kağan “Ey Türk! Silkelen ve kendine dön!” diye haykırmıştı. Galiba bugün de Bilge Kağan gibi haykıracak bir lider arıyoruz; kendimize dönmek ve kendimizi bulmak için!

Kendimizi bulacak mıyız? Toparlanabilir miyiz? Genellikle dindar bir toplumuz; Ne varki İslam dininin ruhunu kavramaktan hala uzağız. Bu safiyetimizden birileri yararlanarak, aldatarak, inandırarak iktidarımız olabiliyor. Kur’an’ın dışında bir dinle altadılıyoruz. Bu durumlardan kurtulmanın tek yolu “önce vatan ve millet” duygusunun bütün fertler tarafından kabullenmesi ve aklın kullanılmasıdır. Aklı, devreden çıkarırsak yapılabilecek bir şey yoktur. Hasta adam durumuna düşmemeliyiz Osmalı’nın son yüz ylında olduğu gibi. Ölmemek için akıllı olmak ve önce vatan ve millet, diyebilmek gerekir; Türk Milleti kavramını içselleştirerek; seni sarmalayan Bedevi Kültüründen kurtularak, mazbut insanların kanıyla beslenerek bugün Emperyal( sömürücü) güç haline gelmiş devletlerin şeytani sunumlarını ret ederek Milli Şahsiyetinle kendin olabilmelisin.

Milli Coğrafyamızı kuşatmaya devam eden tehdit ve tehlike çok büyük, farkında olmalıyız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre" - 26 Eylül 2026
  • Hayat Yoldaşlarımız Kadınlar - 22 Eylül 2026
  • Türkçü Siyasetçilerin Bilgisine - 16 Eylül 2026
  • Eğitimde Fırsat Eşitliği - 12 Eylül 2026
  • Türk'ün En Büyük Hatası - 07 Eylül 2026
  • Öz Eleştiri - 01 Eylül 2026
  • 104 Yıllık Gurur: Malazgirt'ten Başkomutanlık'a Anadolu'nun Mührü - 27 Ağustos 2026
  • Mevlit Kandili Vesilesiyle - 24 Ağustos 2026
  • Arkadaş Sözünün Etimolojisi - 23 Ağustos 2026
  • Deizm - 21 Ağustos 2026
  • Düşünce Kırıntıları - 17 Ağustos 2026
  • Dünyada Türklerle İlgili Söylenen Sözler - 15 Ağustos 2026
  • Atatürkçülük - 13 Ağustos 2026
  • Terörsüz Türkiye Mesajı - 12 Ağustos 2026
  • İman Ve Namus Kıratları - 04 Ağustos 2026
  • Güler Yüz - 28 Temmuz 2026
  • Ülkemiz Türkiye'nin Tapusunun Alındığı Lozan Barış Antlaşmasının 103. Yılı Vesilesiyle - 25 Temmuz 2026
  • Türk' ün Kardeşi Türk'tür - 23 Temmuz 2026
  • Türk Milliyetçilerinde Zihniyet Değişimi - 18 Temmuz 2026
  • 15 Temmuz İhanetini Kavramak - 14 Temmuz 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 21
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Yargı Basın Özgürlüğünü Tescilledi: Soru Sormak Suç Değil, Şeffaflık Hakkımız!
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Çerçeve Yasanın Hukuki Ve Siyasi Açıdan Değerlendirmesi
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Burnundan Soluyan Türk Milleti Son Sözünü Söylemeden Tarihin Akışı Değişmez.
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memurun Ekmeğiyle İlgilenmeyenler, Sendikal Özgürlüğüne Göz Dikti!
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Sarıyer'e Giderken
Bir Ömrün İlk Adımları: Beşikdüzü'nde Elli Yılın Ardından Kalbe Düşen İzler
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Bir Ömrün İlk Adımları: Beşikdüzü'nde Elli Yılın Ardından Kalbe Düşen İzler
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Birliğe Çağrı Nasıl Olmalıdır?
Sendika Teşvik Primi, Sendikal Tekelleşmeye Peşkeş Çekilemez!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Sendika Teşvik Primi, Sendikal Tekelleşmeye Peşkeş Çekilemez!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
MEB, OECD ve PİSA Raporu
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Kimler Ahi Olamaz
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
30 Ağustos
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
30 Ağustos
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
PISA'yı çözmeyi öğrendik, eğitimi değil
Misafir Yazılar
PISA'yı çözmeyi öğrendik, eğitimi değil
İki Büyük İhanet: Fon Vurgunları ve Çöpe Atılan Beyinler
Orhan KILIÇOĞLU
İki Büyük İhanet: Fon Vurgunları ve Çöpe Atılan Beyinler
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Ali Kemal Gül
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Terör Örgütünün Amacı Egemenliği Paylaşmak
Türk Ocakları'ndan
Terör Örgütünün Amacı Egemenliği Paylaşmak
Mücadele Ateşi Sönmeyecek: Beyşehir'de Esnafın Nabzı ve İYİ Parti'nin Kararlılığı
Şerife Güven
Mücadele Ateşi Sönmeyecek: Beyşehir'de Esnafın Nabzı ve İYİ Parti'nin Kararlılığı
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Köksal Cengiz
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
"Bugünkü Ermenistan Toprakları Türklerin Yurduydu"
Şevket Sezer
"Bugünkü Ermenistan Toprakları Türklerin Yurduydu"
Çok Okunan Haberler
Tokat'ta 3 bin kişi hastanelik oldu: Okullar tatil!
Tokat'ta 3 bin kişi hastanelik oldu: Okullar tatil!
Kolluk Kuvveti Öğrencilerden Yarım Saat Önce Okullarda Olacak
Kolluk Kuvveti Öğrencilerden Yarım Saat Önce Okullarda Olacak
İstanbul'da Sağanak Engeli Uzadı: Cuma Günü de Okullar Tatil!
İstanbul'da Sağanak Engeli Uzadı: Cuma Günü de Okullar Tatil!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo