Kamu yönetiminin temel ilkelerinden biri, görev, yetki ve sorumluluğun belirli bir hiyerarşik düzen içerisinde yürütülmesidir. Milli Eğitim Bakanlığı teşkilat yapısı da bu ilke doğrultusunda şekillenmiştir. Bu nedenle il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerinde görev yapan şube müdürlerinin, öğretmenlerin ve ikinci görev kapsamında dört yıllığına okul müdürü veya müdür yardımcısı olarak görevlendirilen eğitim kurumu yöneticilerinin idari amiri olduğu hususu, hukuki düzenlemeler ve Bakanlık görüşleriyle açıkça ortaya konulmuştur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda "amir" ve "disiplin amiri" kavramları birbirinden farklı olarak düzenlenmiştir. Disiplin amiri olmak, idari amir olmanın tek ölçütü değildir. Bir yöneticinin disiplin amiri sıfatına sahip olmaması, onun idari amir olmadığı anlamına gelmez. İdari amirlik, kurum içerisindeki görev dağılımını, iş ve işlemlerin yürütülmesini, denetimi, koordinasyonu ve kamu hizmetinin etkin şekilde sunulmasını ifade eden daha geniş bir kavramdır.
Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 02.01.2023 tarihli görüş yazısında da bu husus açık biçimde vurgulanmıştır. Yazıda, il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerinde görev yapan şube müdürlerinin, disiplin amirliği yetkileri bulunmasa bile, idari hiyerarşi gereği okul müdürlerinin amiri kapsamında değerlendirilebileceği ifade edilmiştir. Bu değerlendirme, yalnızca okul müdürlerini değil, okul müdür yardımcılarını ve öğretmenleri de kapsayan idari işleyişin doğal sonucudur.
Öğretmenler, görevlerini okul müdürünün yönetim ve denetiminde yerine getirirken; okul müdürleri de ilçe veya il millî eğitim müdürlüğü bünyesinde kendilerine verilen görev alanları itibarıyla ilgili şube müdürlerinin sevk ve idaresi altında çalışmaktadır. Aynı durum, ikinci görev kapsamında dört yıllığına eğitim kurumu yöneticisi olarak görevlendirilen öğretmenler için de geçerlidir. Bu kişiler asaleten yönetici kadrosunda olmayıp öğretmenlik kadrolarında görevlerini sürdürmekte, yönetim görevini ise geçici görevlendirme kapsamında yerine getirmektedirler. Dolayısıyla idari hiyerarşi içerisinde bağlı bulundukları şube müdürünün talimatlarına uygun hareket etmekle yükümlüdürler.
Şube müdürlerinin idari amirlik yetkisi; okul ve kurumların işleyişini denetlemek, resmî yazışmaları değerlendirmek, eğitim-öğretim faaliyetlerini izlemek, mevzuatın uygulanmasını sağlamak, ihtiyaçları tespit etmek ve Bakanlık politikalarının sahaya yansımasını temin etmek açısından büyük önem taşımaktadır. Bu yetkinin tartışmaya açılması, kurumsal hiyerarşiyi zayıflatacağı gibi kamu hizmetinin etkinliğini de olumsuz etkileyebilir.
Elbette idari amirlik, keyfî bir yetki kullanımı anlamına gelmez. Hukuk devleti ilkesi gereğince bütün yöneticiler gibi şube müdürleri de yetkilerini mevzuat sınırları içerisinde, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanmak zorundadır. Ancak mevzuatın tanıdığı idari amirlik sıfatının görmezden gelinmesi de kurumsal düzenle bağdaşmaz.
Sonuç olarak; il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerinde görev yapan şube müdürleri, görev alanlarına giren eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin ve ikinci görev kapsamında dört yıl süreyle okul müdürü veya müdür yardımcısı olarak görevlendirilen eğitim kurumu yöneticilerinin idari amiridir. Bu durum yalnızca Bakanlığın görüş yazılarıyla değil, kamu yönetiminin temel hiyerarşi ilkesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun amirlik anlayışıyla da uyumludur. Güçlü bir eğitim yönetimi, görev, yetki ve sorumlulukların doğru anlaşılması ve uygulanmasıyla mümkündür. Kurumsal hiyerarşiye saygı, etkili ve verimli bir eğitim yönetiminin temel şartlarından biridir.











