Daha sonra Kandy’de konaklayacağımız otele geldik. Otelimizde müzik eşliğinde balık yedik. Yemek yerken ekmek verilmiyor; ben istediğim için ekmek getirdiler. Asıl adı Seylan çayından gelen Sri Lanka’da çay tarlalarını görmek için yola çıktık. Usta ellerle toplanan çaylar, koloni döneminden tarihî fabrikalarda işleniyor. Fabrikaya girdiğimde keskin bir çay kokusu genzimi yakıyor. Ancak bu koku insanı rahatsız edici değil, bilakis rahatlatıcı bir koku. Çay fabrikasını ziyaret edip çay sunumu aldık. Çayın tarladan toplanıp işlenmesine kadar izlediği serüveni gördük ve Seylan çayı tadımı yaptık.
Tarih ve turizm şehri Nuwara Eliya, Sri Lanka’nın “Little England”ı olarak geçiyor. Küçük Londra, dağ iklimi ve manzarasıyla hayran olunacak bir yer. Sömürge döneminde yapılan bu şehir; fakir ülkenin şehrini şaşalı bir yere dönüştürmüş. Villaları, beş yıldızlı otelleri, golf sahaları, İngiliz atları ve helikopter pistleriyle görülmeye değer. Ayrıca Sri Lanka’nın diğer şehirlerinin aksine serin, nemsiz ve temiz bir havası var. Gregory Gölü’nü gezdik. 1873 yılında İngiliz valisi Sir William Gregory tarafından yaptırılan gölün fotoğraflarını çektim. Otelimize gelip biraz dinlendikten sonra tekrar göl kenarına yürüyüşe çıktık.
Sabah kahvaltıdan sonra Nuwara Eliya Tren İstasyonu’ndan başlayıp Kandy Tren İstasyonu’na kadar sürecek tren yolculuğuna çıktık. Yol boyu fotoğraflar çektim. Masalsı tren, inişli yokuşlu yollardan geçerken gürültülü bir şekilde yemyeşil tarlalardan, şelalelerden, tapınaklardan, stupalardan ve küçük yerleşim yerlerinin önünden geçti. Türk rehberimiz Bertan Bey ve yerel rehberimiz ayakta yolculuk yapmak zorunda kaldılar. Biz de fotoğraflarda gördüğümüz mavi trenin kapısından sarkarak pozlar verdik ve fotoğraflar çektirdik. Yorucu geçen ama bir o kadar da keyifli bir günün ardından Kolombo’daki otelimize geldik ve dinlendik.
Sabah saatlerinde Kolombo şehir turundan sonra Gangarama Tapınağı’na geldik. Tapınak, ibadethane olmanın yanında eğitim ve müze olarak da kullanılmakta. Tapınak çok hoşuma gitti. Tapınak ziyaretinden sonra bağımsızlık meydanı Independence Square’e gittik. Sri Lanka; Portekiz, Hollanda ve İngiliz sömürgesi olmuş bir ülke. Yerel krallıklarla emperyalist güçler arasında çıkan çatışmalar sonucunda 1948 yılında ada halkı bağımsızlığını elde etmiştir. Independence Square’deki anıt, bu bağımsızlık mücadelesinin anıtıdır.
Kolombo’da sömürge döneminden kalma Hollandalıların ve İngilizlerin yaptığı güzel binalar var. Daha sonra Ulusal Müze’yi gezdik. 1877 yılında kurulan müzede, binlerce yıl öncesinden günümüze kadar uzanan tarihî zenginlikleri sergileyen eserler yer alıyor. Eserler, adanın antik krallıklarından geleneksel el sanatlarına, dinî mirastan ilk insanın var olmasına kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan eserlerdi. Süslü ve renkli devasa Hindu Tapınağı’nı gezdik. Alan dar olduğu için fotoğraf çekmekte biraz zorlandım. Tanrı Shiva’ya adanmış tapınak, Güney Hindistan tarzı taş olarak inşa edilmiş. Tapınaktaki enerjiyi ve hareketliliği hissettim.
(Devam edecek)













