Jonathan Swift, “Dünyaya gerçek bir dâhi geldiğinde onu şu işaretten tanıyabiliriz; bütün ahmaklar ona karşı birleşmişlerdir.” der. Atatürk de bu dâhilerden biridir. Ve adam gibi adamdır. Hatta “gibi”si de fazladır.
Hz. Muhammed sonrası Arap-İslam devletinin başına geçen ilk dört halifeden üçü öldürüldü. Fransa’da krallıktan cumhuriyete geçerken yüz binler canından oldu. Rusya’daki Bolşevik Devrimi sonrası hanedan üyelerinin neredeyse kökü kurutuldu. Fatih kanunları ile her gelen padişah kardeşlerini, yeğenlerini boğdurdu. Hele bir tanesi var ki resmen toplu kıyım (katliam) yaptı. Hem de ağzı burnu süt kokan bebeklere varıncaya kadar!.. Peki, Atatürk ne yaptı? Hanedanlık üyelerini yurt dışına gönderdi. O da cumhuriyet yönetiminin esenliği (selameti) için... Padişahı ve şehzadeleri öldürün deseydi kim karşı çıkıp engel olabilirdi? Hiç kimse!..
Bazı dinci/İslamcı çevreler Tanrı’nın elçisinde (Resulullah) bile olmayan bir yetkiyle, daha doğrusu densizlikle çıkıp Atatürk’e "dinsiz" derler. Diyanet’i kuran adama... Türkçe Kur'an çevirisi, Türkçe Kur'an açıklaması (tefsir), Türkçe ilmihal, Türkçe hadis kitabı yazdıran adama... Yunanların yakıp yıktığı camileri bir bir yenileyen adama... Hem de Cumhuriyet’in ilk ten yılında ve yokluk, yoksulluk içerisinde... Karamanlı Hristiyan Türklerin —bize göre yanlış bir kararla— ülkeden gönderilmeleri de cabası...
Atatürk’le çağdaş olan devlet adamlarının neredeyse tamamı ülkelerini tek adam zihniyetiyle yönetmiştir. Aynı dönemde Atatürk ise iki kez çok partili parlamenter düzeni (sistemi) denemekten çekinmemiştir. Komünist Stalin’e, faşist Mussolini’ye ayar veren; monarşist İngiltere kralına laf sokan, nasyonal sosyalist Hitler’den hazzetmeyip mesafeli duran bir adam onların kıytırık dünya görüşlerine “eyvallah” der mi? Ya Falih Rıfkı Atay’ın “Sağcılar ve solcular —bir gün Atatürk’ün dediği üzere— Cumhuriyet’in piçleridir.” sözüne ne demeli? “Ben bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum, böyle öleceğim.” diyen büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e rahmet...
Onca sıkıntıya, zorluğa rağmen Kurtuluş Savaşı’nı bile Müdafaa-i Hukuk cemiyetleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle yürütmüş bir adam diktatör olacak; hızını alamayanlar ona "faşist" diyecek, öyle mi? Hadi oradan!











