• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
13:25
Adliyede görevli katip zimmetine 6,5 milyon TL geçirdi! Paraları sanal bahiste oynayarak harcadı
13:19
'Halkın sağlığıyla oynatmam' diyen Devrek Zabıta Amiri Abdurrahim Altuntaş görevden alındı
11:27
Çekmeköy'deki uyuşturucu operasyonunda çatışma çıktı: Bir polis şehit oldu
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Aziz Dolu Atabey
  3. Kıbrıs; Anadolu'nun Rahminden Düşen Yavru
Yayınlanma: 24 Temmuz 2025 - 23:04

Kıbrıs; Anadolu'nun Rahminden Düşen Yavru

24 Temmuz 2025 - 23:04
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey

Kıbrıs denilince -yazının başlığından da anlaşılacağı üzere- önad (sıfat) olarak “yavru vatan” söyleminin kullanıldığını bilmeyeniniz yoktur sanırım. Gerçekten de yer bilimiyle (coğrafya) ilgili haritalara bakarsanız adanın bir yavru gibi Anadolu’ya sokulduğunu görürsünüz. Biraz abartı (mübalağa) olacak ama aradaki yakınlığa bakınca Yeşilyurtlu biri hapşırsa Anamurluların “Çok yaşa!” diyeceğini bile düşünebilirsiniz. 1974’te olan da bir “Geçmiş olsun!” bir “Başın sağ olsun!” demek değil midir zaten.

Kıbrıs, Türkiye’ye çok yakın olduğu hâlde en son fethedilen adalardan biridir. Üstelik fethi bir hayli de kanlı olmuştur. Osmanlı’nın, adaya Müslüman Türklerle birlikte Endülüs’ten (İspanya) göçüp gelen Yahudileri de yerleştirdiği söylenir. Bilindiği üzere Hıristiyanlar bundan beş asır önce Endülüs’te Müslümanları ve Yahudileri soykırıma tabi tutmuşlar, bunun üzerine Osmanlı devreye girerek bu insanları kurtarmıştır. Çoğunluğu Arap veya Afrikalı olan Müslümanlar Kuzey Afrika kıyılarına giderken, Yahudilerin Araplarca hoş karşılanmayacağını düşünen Osmanlı -gerçi Yahudilerin de çölü istemedikleri bir tarihi vakıadır- onları Anadolu, Trakya, Kıbrıs gibi yerlere yerleştirmiştir. Çoğunluğu ticaretle uğraşan bu insanların da iskân politikasına dünden razı oldukları söylenebilir. Üstelik kimi araştırmacılar sarayda hekimbaşı olarak görev yapan bir Yahudi’nin Kıbrıs’ın fethine etki ettiğini hatta Padişah’ın bir sohbet sırasında bu Yahudi’ye hitaben “Kıbrıs’ı alıp seni oraya emir yapacağım.” gibilerden bir söz söylediğini de dile getirmektedirler. Sonuçta ne olursa olsun orası yaygın söylemle (amiyane tabir) yavru vatandır. Ve Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır.” Yani söz konusu yurt ise gerisi ayrıntıdır.

Kıbrıs, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin elde kalan tek millî davasıdır ne yazık ki. Atatürk’ün erken ölümü ile birlikte, onun görüş ve düşüncelerinden hızla uzaklaşılmış; ne Türkistan’la ne de Osmanlı’nın mirası ve emaneti olan yurtlarla ilgilenilmiştir. Hatta devlet birimlerimizde (kademe) tıpkı Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti kurulduğunda “Al bayraktan, Gök bayrağa selam olsun!” diye kutlama ve tanıma bildirisi (mesaj) gönderebilecek bir babayiğit (Gâzi Mustafa Kemal Atatürk) de çıkmamıştır o tarihten sonra. 1944 yılındaki saçma sapan “Irkçılık-Turancılık Davası” yüzünden hapse atılan rahmetli Alpaslan Türkeş’i ve “Musul ve Kerkük bizimdir. Alacağız!” dedikten on gün sonra, Hakk’ın rahmetine kavuşan Turgut Özal’ı saymazsak tabi.. Ne diyelim, Turan’a gönül verenler ya kalp nöbetinden (kriz) ya da yol (seyir, trafik) kazasından ölür zaten. “Eğer Türk olmak suçsa, şunu tekrarlıyorum: Türk'üm ve öyle kalacağım.” diyen akıncı torunu Sadık Ahmet; “Bizim bağımsız olmamız için Amerika ve IMF’den (Dünya Para Fonu) kurtulmamız lazım.” dedikten iki gün sonra şüpheli bir yol kazasında ölen Adnan Kahveci; Azerbaycan’a giderek hem Elçibey'e yakın korumalık yapan hem de oradaki Türklere ateşli silahlar konusunda hızlı eğitim veren (Bu bilgi bizzat Ebulfeyz Elçibey’e aittir.) Abdullah Çatlı… diye giden örnekler saymakla bitmez. Neyleyelim ki bizim de arada sırada bir Fatiha okumaktan gayrı elimizden bir şey gelmemektedir.

Kıbrıs sorununun ortaya çıkışı ta İngilizlere kiralandığı yıllara kadar gider. Ünlü 93 Harbi sırasında Ruslara karşı yardım etmesinin karşılığı olarak adanın mülkiyetinin Osmanlı’da kalması şartıyla bir süreliğine İngiltere’ye kiralandığını biliyorsunuz. Yani bir nevi kapitülasyon anlaşması diyebileceğimiz bir durum söz konusudur. Bu da hiç toprak kaybetmedi denilen 2. Abdülhamit döneminde olmuştur hatta. İngiltere bir yandan adanın gelirlerini alacak diğer yandan da adayı ticaret kolonisi olarak kullanacaktır. İngiltere’den yüz bulan Rumlar 1890’larda örgütlenmeye başlarlar. Hatta Baf’ta Türklere saldırarak ölümlere yol açarlar. Osmanlı, Baf limanına “Nimet” adlı savaş gemisini göndererek sükûneti sağlar. 1911 yılında bu kez olaylar Limasol’da patlak verir. Olaylarda onlarca Türk ölür veya yaralanır. Osmanlı, İngiltere nezdinde girişimlerde bulunarak Rum saldırılarının durdurulmasını ister. Bu tarihten sonra da sürtüşmeler, kavgalar sürüp gider. 1958 yılına gelindiğinde Rumların örgütlü saldırılarından bunalan Türkler de örgütlenmeye başlarlar. 1959’da Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın katılımı ile Zürih’te yapılan toplantılarda “Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti” fikri kabul edilir. Bu fikir aynı yıl (1959) Amerika’da yapılan görüşmeler sırasında karar altına alınır. 1960 yılında “Kıbrıs Cumhuriyeti” kurulur. Cumhurbaşkanı Rumlardan, “karşı oy (veto)” yetkisi de olan başbakan Türklerden olacaktır. Ama bu durum çok uzun sürmez. 1963 yılında EOKA örgütüne bağlı (mensup) Rumlar Akritas Planı’nı devreye sokarlar. “Kanlı Noel” olarak da tarihe geçen toplu kıyımda (katl-i âm) Türklerden 146 kişi ölürken 648 soydaşımız da yaralanır. Türkiye savaş uçaklarını adaya göndererek uyarı (ihtar) uçuşları yaptırır. Ancak bu bile Rumları ancak birkaç gün dizginler. Adada kısa adı TMT olan Türk Mukavemet Teşkilatı’nı çoktan kurmuş olan Türkiye, istihbarat birimleri kanalı ile buradaki Türklere ateşli silah desteği sağlamaya başlar. Adadaki Türkler -Türkiye’den giden subaylarının öncülüğünde- saldırılara ateşle karşılık vermeye başlarlar. İlk olarak da bugün ”yeşil hat” olarak anılan ara bölgede ”Lokmacı Barikatı” oluşturularak direniş başlatılır. Yani cancağızlar Anadolu için Konak İskelesi ve Osman Nevres (Hasan Tahsin) ne anlam ifade ediyorsa, Kıbrıs Türk’ü için de Lokmacı Kapısı o anlamı ifade etmektedir. Özgürlük simgesidir anlayacağınız. Çanakkale’deki Şehitler Anıtı’nı yıkmakla aynı kefededir bize göre. Üstelik Lokmacı Kapısı’nın 300-350 metre ilerisinde Leadre Kapısı hizmet verirken hem de.. Ne yazık ki “Yes be anem!” uğruna bir direniş bir özgürlük anıtı ortadan kaldırılmaktadır. Kısacası mesele Batılıların bizim sinir (moral) uçlarımızla oynamasından başka bir şey değildir. Üstelik de yerli işbirlikçiler eliyle!..

Makarios’un 1964 yılında adadaki Rum Milli Muhafız Alayı’nın sayısını 12 bine çıkarma kararına Türkiye çok sert tepki gösterir. 1967’de Keşan’da yapılan Türk-Yunan görüşmeleri Yunanlıların ENOSİS ısrarı yüzünden sonuçsuz kalır. Ardından da adadaki Türklere ait yerleşim birimlerine yoğun saldırılar başlar. Makarios’u yumuşak davranmakla suçlayan EOKA’cı Samson 1974’te darbe yaparak yönetime el koyar. Darbeyi izleyen bir iki gün içinde yüzlerce Türk öldürülürken sayısız insanımız da yaralanır. Türkleri yok etmeyi kafasına koyan Samson soydaşlarımızı neredeyse adanın % 3-4’lük bir bölümünde hapsederek soykırım uygulamaya başlar. Bu arada tarihî hatasını yaparak adayı Yunanistan’a bağlamak (ilhak) için Kıbrıs Cumhuriyeti’ne son verir. Bugün çözüm diye Kıbrıs Türk’üne dayatılan şarlatanlık da Rumların kendi elleriyle son verdikleri bu devletin canlandırılmasına yönelik çabalardır.

Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması kararına Türkiye’nin tepkisi çok sert olur. Arka arkaya yapılan I. ve II. Kıbrıs Barış Harekâtları ile adadaki Rum eşkıyalığına (terror) son verilir. Türk Barışı adadaki Türklere dolayısı ile de Rumlara mutlu ve huzurlu yaşamanın kapılarını aralar. Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslarda Türk egemenliğinin sona ermesinin ne gibi sonuçlar doğurduğunu da az çok biliyorsunuzdur. Kısacası Kıbrıs bir millî davadır ve hep öyle kalacaktır. Üstelik Müslüman kimliğinden ötürü Türkiye’yi birliğe almayan Avrupalıların Kıbrıs Türklerini hangi sıfatla kabul edebileceği ile ilgili bir fikre sahip misiniz acaba? Ya da Kıbrıs’a benzer bir geçmişe sahip olup, yüzyıl önce Çin hükümdarı tarafından İngiltere’ye kiralanmış olan Hong Kong’u Çin Halk Cumhuriyeti’nin -savaşı da göze alarak- nasıl geri aldığına biraz kafa yorabilir misiniz? Ağalar, cüretimizi bağışlayın ama devlet siyaseti (politika) süreklilik arz eder. Dün hanedanlıktı, bugün cumhuriyet yarın bilmem ne ola… gibi aymazlıklarla bir yere varılamaz. İzin verirseniz bu görüşümüze karşı (aksi) yönde bir fikre sahip olanlar hakkındaki değerlendirmeyi, PKK tarafından öldürüldüğü ileri sürülen (Bu iddiayı seslendirenlerden biri de bizzat yazarın kardeşidir.) gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun bir sözü ile yapalım. Bu gibi kişilerle ilgili olarak “Bilgisi yok ama fikri var.” diyor rahmetli. Biz de diyoruz ki bir fikir ortaya atacaksanız önce biraz bilgi edinmelisiniz a canlar. Zira esinlenmekle (ilham) olsa olsa güzel şiirler yazılır. Konusu kahramanlık (hamaset) olan şiirler… Ama unutulmasın ki bu millet destan yazanları daha çok sever. Bilmem anlatabildim mi?

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Girit; pahalıya alınıp bedavaya verilen ada - 06 Aralık 2025
  • Grekler, Ermeniler, Gurmançlar - 25 Kasım 2025
  • Atatürk ve Türk İlkeleri - 10 Kasım 2025
  • Türk Otağı - 30 Ekim 2025
  • Bilgi Toplumu Ve Halk Eğitimi Merkezleri - 05 Ekim 2025
  • Türklerin Girişimcilik Ruhu - 14 Eylül 2025
  • Okumak ve Düşünmek - 18 Ağustos 2025
  • Avşaroğlu Ömer Halisdemir - 15 Temmuz 2025
  • İttihatçılar - 10 Temmuz 2025
  • Türkler bin boydur biri de Moğol'dur - 27 Haziran 2025
  • Çanakkale'den 19 Mayıs'a - 12 Haziran 2025
  • Anayasanın İlk Üç Maddesi Özelinde - 25 Mayıs 2025
  • 3 Mayıs 1944 Türkçülük-Turancılık Olaylarının İçyüzü - 06 Mayıs 2025
  • Türkiye-ABD İlişkilerine Hindistan Gölgesi - 23 Nisan 2025
  • Türkiye'nin Ön Asya'daki Varlığı - 05 Nisan 2025
  • Müslüman Türklerin Oruç Ayı - 23 Mart 2025
    ilan.gov.tr
    Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
    Köşe Yazarları
    Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
    Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
    Ahlak Toplumsal Suç Oranlarını Nasıl Etkiler?
    Sayın Yusuf Tekin, Hatıran Yeter!
    Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
    Sayın Yusuf Tekin, Hatıran Yeter!
    Aziz Dolu Atabey
    Aziz Dolu Atabey
    Girit; pahalıya alınıp bedavaya verilen ada
    Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
    Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
    Al Mitolojisi-1
    Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
    Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
    Öğretmen Ataması Yetersizdir
    Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
    Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
    Ruhumuzu Kilitleyen Pranga: Mobbing
    Cahit Akdoğan Giresun Valiliği Esk.Halkla İliş. Md
    Cahit Akdoğan Giresun Valiliği Esk.Halkla İliş. Md
    Fıkra Gibi İhale...
    Aşk
    Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
    Aşk
    Serdar Gündüz Şb. Müd. Liyakat-Sen Genel Seketeri
    Serdar Gündüz Şb. Müd. Liyakat-Sen Genel Seketeri
    Bir Namuslu Yeter
    Kahramanmaraş Olayları ve Olayları Hazırlayan Süreçler Gerçeği (2)
    Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
    Kahramanmaraş Olayları ve Olayları Hazırlayan Süreçler Gerçeği (2)
    Avrupa Turundan,Gondollar Şehri Venedik
    Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
    Avrupa Turundan,Gondollar Şehri Venedik
    İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri
    Misafir Yazılar
    İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri
    Türk Devleti Mağlup mu Oldu?
    Orhan KILIÇOĞLU
    Türk Devleti Mağlup mu Oldu?
    Anayasa'nın 66.Maddesinde İfadesini Bulan Milli Kimlik Tanımı, Etnik Ayrıştırmadan Uzak Hukuki Bir Tanımdır
    Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
    Anayasa'nın 66.Maddesinde İfadesini Bulan Milli Kimlik Tanımı, Etnik Ayrıştırmadan Uzak Hukuki Bir Tanımdır
    Türk Kadını ve Atatürk
    Ali Kemal Gül
    Türk Kadını ve Atatürk
    Cumhuriyet'imizin 102. Yılı Kutlu Olsun
    Türk Ocakları'ndan
    Cumhuriyet'imizin 102. Yılı Kutlu Olsun
    Ülküdaşım ve Beyim Önder Güven
    Şerife Güven
    Ülküdaşım ve Beyim Önder Güven
    Ben Deyim, Siz Anlayın!...
    Köksal Cengiz
    Ben Deyim, Siz Anlayın!...
    Kurtuluş Savaşımızda Rus Yardımı Hakkında
    Şevket Sezer
    Kurtuluş Savaşımızda Rus Yardımı Hakkında
    Çok Okunan Haberler
    Pes artık! Üniversitede kadro benim için hazırlandı, ilan sadece prosedür!
    Pes artık! Üniversitede kadro benim için hazırlandı, ilan sadece...
    Kamu Yönetiminde Adalet ve İş Barışı İçin: MEB Şefleri ve MEB Şube Müdürleri Görmezden Gelinemez
    Kamu Yönetiminde Adalet ve İş Barışı İçin: MEB Şefleri ve MEB...
    Kasım 2025 enflasyon rakamları açıklandı
    Kasım 2025 enflasyon rakamları açıklandı
    Ana Sayfa
    GÜNDEM
    KAMU
    SENDİKA
    DÜNYA
    EKONOMİ
    SİYASET
    HUKUK
    TÜRK DÜNYASI
    EĞİTİM
    MEMURLAR
    Köşe Yazarları
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Biyografiler
    Üye Paneli
    Günün Haberleri
    Arşiv
    Gazete Arşivi
    Anketler
    Gazete Manşetleri
    • EKONOMİ
    • HUKUK
    • KAMU
    • MEMURLAR
    • SENDİKA
    • TÜRK DÜNYASI
    • Foto Galeri
    • Video Galeri
    • Köşe Yazarları
    • Biyografiler
    • Üye Paneli
    • Günün Haberleri
    • Arşiv
    • Gazete Arşivi
    • Anketler
    • Gazete Manşetleri
    sanalbasin.com üyesidir

    • Rss
    • Künye
    • İletişim
    • Çerez Politikası
    • Gizlilik İlkeleri

    Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
    İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

    Yazılım: Tumeva Bilişim