Haber sitemizde yazar olan, mesleğinin erbabı, dik ve düzgün duruşundan dolayı Alanya ilçesinde görev yapmasına rağmen Türkiye’nin çoğu yerinde tanınan ve yazıları okunan Kadriye Demirel Hoca Hanım'ın emeklilik dilekçesi vermesine hem şaşırdım hem de üzüldüm. Bu yazımı o sebeple kaleme alıyorum.
Kadriye Hoca Hanım, öncelikle en verimli çağınızda örgün eğitimin dışında kalma prosedürünü başlatmanıza çok üzüldüm. Sizin farkındalık oluşturan eğitim anlayışınız sayesinde önce sosyal medyada tanışmıştık. Daha sonra da Türk Ocakları şube başkanları toplantısı için geldiğimiz Alanya’da, Sivas’tan Türk Ocağını temsilen gelen Türk Eğitim-Sen başkanı arkadaşa "hoş geldin" demeye gelmiştiniz. Değerli eşiniz Alpaslan Bey de yanınızdaydı. Oturup güzel sohbetler yaptık, eşinizle birlikte bize ikramlarda bulundunuz…
Sonra sizin etkin ve yapıcı eğitim yazılarınızdaki kaliteyi görünce "kamudannethaber.com" sitemizde yazmanızı rica ettik. Çok etkili ve çok haklı yazılar yazdınız. Bu memlekette doğruları söylemenin ve doğru olmanın bir bedeli vardır; onu da size ödettirdiler. Bu memlekette "adamım" diye çaka satanların, yanındakileri sattığına çokça şahit olduk. Tahmin ediyorum bu çaka satanlardan sizin aleyhinize olanlar da çok olmuştur. Ama dünya hep böyle değil mi? Ağzını iyi kullananların şahsiyetlerini iyi kullanamadıklarına şahit olmadık mı? Çıkarların fink attığı meydanlarda karakterin, kişiliğin ve şahsiyetin ayakta duramadığından sözünün erleri şikâyetçi olmadılar mı?
Atsız’ı hatırlayalım. Hiç kimse onu anlamadı, hatta oğulları bile anlamadı. Mücadele ettiği insanların safında kendi oğullarını görmedi mi? Bu büyük tarihçi ve dava adamı kimden kaçtı, kime eyvallah dedi? Ona nasıl mobbing uygulandı, unutmak mümkün mü? Türk milliyetçiliğini aktif siyaset literatürüne sokan rahmetli Alparslan Türkeş Bey, ömrünün her devresinde zindanlara atılarak zulüm görmedi mi? Her gönül seferberliği çağrısı yaptığında "Katil ve faşist Türkeş" diye suçlanmadı mı? Hele hele bu memlekette Türk milliyetçiliği faşistlikle bir tutularak mensupları katil olarak lanse edilmedi mi?
Milli Mücadele'yi başlatan vatan evlatlarına atılan iftiralar ve önlerine çıkarılan engeller bir araya getirildiğinde kaç cilt kitap olurdu? Türk tarihinin en asil ve en temiz hareketi olan, aynı zamanda milli devletin ilk temel taşlarını döşeyen "İttihatçılık" ve İttihatçılara çalınmaya çalışılan karalar hâlâ devam etmiyor mu? Evine ekmek götürmekten acizler, yancılar, erketeciler, vurguncular, yabancı ideoloji bezirgânları, Türk düşmanları, İslam'ı bilmeyenler, kısaca hayatta helale yüzü dönük olmayanlar milli kahramanlarımızı nelerle suçladılar ve suçlamaya da devam ediyorlar.
Şeyh Şamil’i, Osman Batur’u, İsmail Bey Gaspıralı'yı, Mehmet Emin Resulzade’yi, Zeki Velidi Togan’ı, Yusuf Akçura’yı düşünelim. Çıkarıldığı tahttan Çandarlı’nın zoruyla indirilen ve yine onun kışkırtmasıyla Türk tarihinin ilk yeniçeri isyanı olan "Buçuktepe İsyanı" çıktığında Fatih Han pes etti mi? Ülke büyük tehlikeye girdiğinde babasına kılıç çekip yenilmesine rağmen Yavuz Han mücadeleden vazgeçti mi? Tahta çıktığında Antalya’da, Tokat’ta, Maraş’ta şah taraftarı isyanlar varken; babasını her savaşta yenen, Adana'yı bile alan çağın en güçlü devletlerinden biri olan Memlûklara ve kardeşlerine karşı eyvallah dedi mi? "O ana kadar çok az insanın geçebildiği Sina Çölü Memlûklarla aramızda engeldir" deyip geri mi döndü? Büyük İslam âlimi ve İmam-ı Azam Ebu Hanife, yanlışa yanlış dediği için zindanlarda öldürülmedi mi? İnsanları hak yola davet etmek için Rabbim tarafından insanlığa gönderilen peygamberler neler çektiler? Hele hele İki Cihan Güneşi Peygamberimizin hayatını nasıl unuturuz? Yukarıda saydıklarımdan pes eden oldu mu? Tabi ki hayır. Peygamberler pes etseydi peygamber olamazlardı. Diğerleri pes etseydi, şimdi bırakın onları örnek vermeyi, adları dahi hatırlanmazdı.
Kadriye Hoca Hanım, değerli meslektaşım; diyeceksiniz ki: "Sayın hocam, ben savaşçı veya asker değilim, bunları yapmak benim alanımın dışındadır." Öyle değildir işte. Savaş, ille de silah silaha yapılan fiili bir mücadele değildir. Savaş; hem kendimizde hem de çevremizde olan bütün olumsuzluklarla ve doğrunun önünde duran tüm engellerle mücadele etmektir. Bunun da ötesinde eğitimciler olarak, toplumumuz bize değer vermese bile bizler hem birer toplum mühendisi hem de doğruların toplumda hâkim olmasını sağlaması gereken birer sosyal mühendisiz. Hepsinden öte, öğretmenlik bir peygamber mesleğidir. Bu sebeple hakiki eğitimciler, hakiki öğretmenler olumsuzluğa asla teslim olmamalıdır.
Kadriye Hoca Hanım, Türk milli eğitim sistemindeki birçok yanlışı deşifre ederek bu yanlışların önünün alınmasına vesile oldunuz. Yanlış çözüm önerilerine karşı, inandığınız doğru çözüm yollarını sundunuz. Birçok meslektaşımız pasta günleri, altın günleri, çay toplantıları ve çeşitli oyun masalarında zaman öldürürken; siz var olan problemleri azaltmak, hatta çözmek için uyarı yazıları ve teklifler hazırlamakla zaman geçirdiniz. Bu uğurda bazen yuvanızı bile ihmal ettiğinizi tahmin ediyorum. Her şeyin ötesinde, maalesef birçok meslektaşımızda bulunmayan —manasının tam oturması için lütfen bu argo deyimi bağışlayın— "delikanlı bir duruş" sergilediğinizi biliyorum. Delikanlı duruşuna sahip olan insanlar duygusal olurlar; hak etmedikleri şeylere isyan ederler. İsyan etmekte haklısınız ama örneklerimizin dahi kirlendiği bu dünya artık böyle maalesef. Şimdi bu dünyada kirli insanların sayısı temiz insanlardan fazladır diye dünyayı onlara mı bırakalım?
Değerli meslektaşım, sonuç olarak tanıdığım kadarıyla hem eğitimcilik yönünüzle hem de şahsiyetinizle bir farkındalık oluşturdunuz. Bu farkındalığın devam etmesini şahsım adına canı gönülden isterim. Meslek hayatınızın en verimli zamanında, tecrübenizin bilgiye dönüşerek zirve yaptığı bu dönemde, bu vatana has evlatlar yetiştirmeye devam etmenizi tavsiye ediyorum. Çünkü mücadele azmini yaşama azminin temeli olarak görüyorum.Eşiniz Alpaslan Bey ve evlatlarınızla birlikte, Türk’ün töresinde var olan aile divanını toplayın; inanıyorum ki oradan çıkacak karar daha hayırlı olacaktır.
Rabbim her şeyin hayırlısını nasip eylesin. Dostum ve yakın bildiğim Demirel ailesine selamlar, dua ile kalınız.











