Tarihimizin hafızalarımıza kazıdığı bu kavramların bilerek veya bilmeyerek değiştirilmesinin kime ne faydası var? Tarih, ideolojik tercihlere göre değil; belge ve bilgilere göre yazılır.
Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1933’te okuduğu 10. Yıl Nutku’nda "Kurtuluş Savaşı" kavramını bizzat kullanmıştır. Üstelik, 10. Yıl Nutku'nun kendi el yazısıyla düzelttiği taslak metninde yer alan "İstiklal Savaşı" ifadesindeki "İstiklal" sözcüğünün üzerini çizmiş, yerine "Kurtuluş" sözcüğünü yazmıştır. Nutuk, daktilo edildikten sonra Atatürk tarafından mürekkepli kalemle yapılan bu düzeltme ve eklemelerle son hâlini almıştır.
Atatürk'ün 29 Ekim 1933'te okuduğu 10. Yıl Nutku şu sözlerle başlar:
"Türk Milleti! Kurtuluş Savaşı'na başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün, Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!"
Belgeler ortadadır; ilgili bölüm taslak metinlerde kırmızıyla işaretlenmiştir.
Öte yandan, 1926 yılında İsmet Paşa bu mücadeleye "İstiklal Savaşı" denileceğini belirtmektedir. Atatürk de farklı dönemlerde "İstiklal Savaşı" ve "Millî Mücadele" kavramlarını kullanmıştır. Ancak 1930'lu yıllarda gerçekleştirilen Dil Devrimi sonrasında, "Kurtuluş Savaşı" ifadesini tercih ettiği açıkça görülmektedir.
Atatürk'ün Dil Devrimi'ne karşı olanlar ve Türk Devrimi'nin geçirdiği evrimi görmek istemeyenler için bu tercih bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak Dil Devrimi'ne önem verenler ve Türk Devrimi'nin gelişimini doğru analiz edenler açısından bu değişiklik son derece önemlidir.
Biz tarihçiler de zaman zaman "Millî Mücadele" kavramını kullanırız; ancak burada tartışılan konu sadece bir kelime tercihinden ibaret değildir. Asıl tartışılması gereken, Atatürk'ün bizzat seçip kullandığı "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin müfredattan çıkarılmasının gündeme getirilmesidir.











