Öğretmenler maaşıyla, mesaisiyle, giyimiyle, CİMER şikâyetleriyle tartışma konusu edilerek toplumun hedefi haline getirilmektedir. Söz konusu öğretmen olunca gariptir; bilgili bilgisiz, eğitimli eğitimsiz toplumun her kesimi öğretmen hakkında maksadını aşan, nezaketten yoksun, uslupsuzca ifadeler kullanarak, belki bilinçli belki bilinçsiz bir şekilde öğretmenlerin itibarıyla oynamaktalar.
ÖĞRETMENİ TARTIŞMANIN MERKEZİNE KOYARAK SORUNLAR ÇÖZÜLEMEZ
Artık farkına varılmalıdır ki; öğretmeni tartışmanın merkezine koyarak, ne eğitime dair sorunlar çözülebilir ne eğitime dair hedeflere ulaşılabilir, ne de sistemin eksikleri giderilebilir ve hataları düzeltilebilir...
Ki öğretmeni toplumun tartışma merkezine çeken asıl neden, öğretmenden ziyade; eğitim sistemindeki yanlışlıklar, eksiklikler ve liyakat kaynaklı sorunlardır.
Eğitimin içinde olanlar bilir ki çoğunlukla eğitim sistemindeki sorunlar evrilerek, sorunun kaynağı öğretmenmiş gibi algı oluşturulmaktadır.
Fatura her daim öğretmenlere kesilmektedir.
Çünkü sorun öğretmenden kaynaklıymış gibi göstermek kolay olanıdır...
Şunu sorgulamak gerek, eğitim ve öğretim sürecinde yaşanan sorunların gerçek kaynağına inebiliyor muyuz?
SORUNUN KAYNAĞI ÖĞRETMEN Mİ?
Peki, sorunun kaynağı öğretmenmiş gibi görüp, öğretmeni toplumun tartışma konusu etmekle sorunlar gerçekten çözülüyor mu?
Elbette çözülmüyor.
Eğitime dair sorunlar büyüyor, derinleşiyor ve daha karmaşık bir hal alıyor aslında.
Çünkü tartışma ve eleştiri odağına konan öğretmenle; eğitimin mimarı, emekçisi, toplumun geleceğini yapılandıran öğretmenlik mesleği onarılamaz yara alıyor.
İtibarsızlaşıyor, değersizleşiyor, yetkisizleşiyor, dolayısıyla hükümsüzleşiyor.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN İÇİNİ BOŞALTILMADI MI?
Peki, öğretmeni toplumun tartışma merkezine koyanlara soruyorum!
Bu tutum yüzünden hükmünü, itibarını, değerini, yetkisini elinden aldığınız öğretmenlik mesleğinin içini boşaltılmadı mı?
Kendi çocuğuna karşı sorumluklarını yerine getiremeyen ebeveynler bile kendi eksiklerini örtmek için öğretmeni yargılar, öğretmenin itibarıyla oynar hale gelmiş durumdalar…
Toplumun önüne atılan, velinin ve öğrencinin tartışma ve eleştiri konusu haline gelen öğretmen; eğitim ve öğretim sürecini başarılı ve sorunsuz bir şekilde nasıl sürdürebilir, nasıl hedefe taşıyabilir?
EN BÜYÜK ZARAR EĞİTİM SİSTEMİNE
Kısacası öğretmenleri toplumun tartışma konusu olarak gündeme getirmek; evet öğretmene onarılmaz zarar veriyor, daha da kötüsü öğretmenlik mesleğinde dezenformasyona sebep oluyor ancak en kötüsü de ne biliyor musunuz?
Eğitim ve öğretimle ilgili tüm kurumlara zarar veriyor, kurumları yıpratıyor, kurumların hedefe ulaşmasını engelliyor.
Nasıl mı?
Çünkü; itibarsızlaştırılmış, yıpratılmış, tartışma ve eleştiri odağına konulmuş, etkisi, yetkisi olmayan öğretmenlerin, eğitim ve öğretim sürecini yürütmeleri neredeyse imkânsızlaşıyor...
Hükümsüz öğretmenlerle kurum hedefini yakalayabilir mi?
İşte tüm toplum artık bunun farkına varmalı...
ÖĞRETMENİN YANINDA OLUNMALI
Eğitimde ve öğretimde kaliteyi yakalanmasını, iyi vatandaş yetişmesini, çağın gereklerine hazır bir nesil isteyen yetkililerimiz, çocuğunu seven, çocuğunun iyi bir gelecek kurmasını isteyen ve çocuğunun gerçekten iyiliğini isteyen anne ve babalarımız ve birbirinin karşısında değil yanında olan, huzurlu birbiriyle barışık bir toplum hayali kuran herkes öğretmenin karşısında değil, öğretmenin yanında, öğretmenle işbirliği içinde olmalıdır.
Öğretmenlik mesleğini değersizleştirmek, öğretmeni hedefe koymak topluma kazandırmaz, kaybettirir...
ÖĞRETMENLİK ZOR MESLEKTİR
Unutmayalım ki, öğretmenlik zor meslektir.
Ebeveynin kendi bir çocuğuna gösteremediği sabrı, ilgiyi, emeği sınıf içinde 30-40 öğrenciye aynı anda gösterir.
Yetmez, aynı anda okul yönetimini, mesai arkadaşlarını, öğrencinin annesini, babasını, öğrencilerin birbirleriyle gün içindeki ilişkisini de yönetir...
Kısacası öğretmen gün içinde sadece öğrencilerin öğrenmesiyle değil, ilişki yönetimiyle de meşguldür...
Öğretmen insanla uğraşır ve insanla uğraşmak zor iştir...
Bu yüzden öğretmeni ve öğretmenlik mesleğini tartışmadan, eleştirmeden önce birazcık empati daha vicdanlara yakışır.
Toplum öğretmenini karşısına aldıkça toplum zarar görüyor...
Çocuklar zarar görüyor...
Ülkenin geleceği zarar görüyor...
İşte bu yüzden yetkililer başta olmak üzere toplum öğretmeniyle kucaklaşmalı...
Toplum ve öğretmen el le olursa güvenli yarınların temeli atılır.
Güçlü Türkiye hayalimiz gerçek olur…











