Bugün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir liseye girerek rastgele ateş açan saldırganın 16 kişiyi yaraladıktan sonra intihar etmesi, eğitim kurumlarımızdaki güvenlik zafiyetini bir kez daha acı ve çıplak şekilde gözler önüne sermiştir. Bu olay, artık görmezden gelinemeyecek kadar açık bir gerçeği haykırmaktadır: Okullarımız güvende değildir!
Siyasi temsilciler için her türlü koruma tedbiri alınırken; yüzlerce öğrencinin, onlarca öğretmenin bulunduğu eğitim yuvalarının güvenlikten yoksun bırakılması kabul edilemez bir çelişkidir.
Soruyoruz:
Bir okulun güvenliği, bir makamdan daha mı değersizdir?
Ne yazık ki Milli Eğitim Bakanlığı ve yasa yapıcılar, okullarda giderek artan güvenlik risklerine karşı hâlâ yeterli, kararlı ve kalıcı bir adım atmamaktadır. Bu ihmalkârlık, her geçen gün daha büyük felaketlere davetiye çıkarmaktadır.
Bizler eğitimciler olarak uyarıyoruz:
Okullar yalnızca eğitim verilen yerler değil, aynı zamanda çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın can güvenliğinin emanet edildiği kurumlardır. Bu emaneti korumak yetkililerin en temel sorumluluğudur.
Taleplerimiz nettir ve acildir:
-Tüm okullara kadrolu ve profesyonel güvenlik görevlileri atanmalıdır.
-Okullar gün boyu etkin güvenlik önlemleriyle korunmalıdır.
-Fiziki güvenlik altyapısı (kamera sistemleri, kontrollü giriş-çıkış vb.) güçlendirilmelidir.
-Okul güvenliğine yönelik yasal düzenlemeler derhal hayata geçirilmelidir.
Artık geç kalınmamalıdır.
Her ihmal, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurmaktadır.
Öğretmenlerimiz de öğrencilerimiz de kıymetlidir.
Feda edilecek tek bir canımız dahi yoktur!
Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni derhal sorumluluk almaya, okullarımızda güvenliği sağlayacak somut ve etkili adımları atmaya çağırıyoruz.
Sessiz kalmayacağız.
Unutturmayacağız.
Takipçisi olacağız.











