Kültürümüz ne kadar geniş ve derinse atasözlerimiz ve deyimlerimiz de o kadar çok ve anlamlıdır. Belki farkındasınız, yazılarımda yeri geldikçe atasözlerimize ve deyimlerimize yer veriyorum. Çünkü bazen anlatmakta zorluk çektiğiniz bir konuyu atasözü veya deyimle rahatlıkla anlatır, geçiştirebilirsiniz. Ancak öncelikle bu sözlerin hakikî ve mecazî anlamlarını biraz bilmeniz gerekiyor.
2-10 Ağustos 2026 tarihleri arasında memleketim Elbistan’aydım. Mezar ve akraba ziyaretlerinden arta kalan zamanları da Elbistan’ın güneydoğusundaki Pınarbaşı’ndan doğan ve şehrin içinden geçen Ceyhan Nehri (halk “Cahan” der.) üzerindeki Köprübaşı’nda bir lokalde suyun akışını seyrederek hemşehrilerimle sohbetle geçirdim.
Sohbetler bazen çok hararetli oluyordu. İstesek de istemesek de konu siyasete gidiyor. Şunu farkettim ki özellikle camiamızda çok büyük bir kırgınlık ve kızgınlık var. Ben daha çok anlatılanları dinlemekle yetindim. Masamızda, daha önce tanımadığım ama orada tanıştığımız bir arkadaş, başlıktaki “İtin taşa gideni!..” sözünü sarfedip biraz da açıklama yaptı.
Bu söz başka yerlerde de kullanılıyor mu bilemiyorum ama Elbistan’da kullanılıyormuş. 1968’den beri Elbistan dışında yaşamam sebebiyle duymamış olabilirim. Söz ve anlatılanlar bana ilginç geldi. Ben de bu pazar ki yazımı “dostlarımız!” dediğimiz köpeklere ayırdım.
Arkadaş özetle şunları söyledi: “Köpekler cins cins oldukları gibi farklı karakterde de olurlar. Mesela cins köpeğin tavrı farklıdır. Bir yabancı bile görse hemen havlamaya, üstüne yürümeye falan çalışmaz; biraz takip eder; gelen yabancının kendisinden korkup korkmadığını, amacının ne olduğunu anlamaya çalışır.
Cinsi bozuk bir köpekse hemen havlamaya başlar, seni korkutup kaçırtmak ister. Böyle bir köpekle karşılaştığında yerden bir taş alıp farklı bir yöne doğru atarsan köpek attığın taşı yiyecek sanır, taşı takip ederek o tarafa koşar. Köpek gelinceye kadar sen işini halledersin. Diyelim ki eve girmek istiyorsun, sana izin vermez; taşı atarak onu kandırıp eve girersin.”
Atasözleri ve Deyimler
Çok eskiden “it” sözcüğü kullanılıyormuş, “köpek” sözcüğü ise erkeklere isim olarak veriliyormuş. Biz de çocukluğumuzda hep “it” derdik.
Arkadaşın söylediği “İtin taşa gideni!..” sözünü yazarak internette biraz gezinti yaptım, neler yazıldığını öğrenmeye çalıştım. Bu söz için şunlar yazılmış: Bu ifade, Anadolu halk ağzında kullanılan ‘itin taştan yıldığı (veya korktuğu/kaçtığı) gibi’ şeklindeki deyimin eksik veya yanlış hatırlanan bir versiyonudur. Hiç istenmeyen, şiddetle kaçınılan veya büyük bir korku/bıkkınlık yaratan durumları anlatmak için mecazi olarak kullanılır.
Türk kültüründe ve günlük dilde “it ve köpek” kelimeleri; genellikle sadakat, güven, koruyuculuk gibi olumlu özelliklerle anılırken, bazen olumsuz özelliklerle de ilişkilendirilir. Bu, toplumların köpeklere olan duygusal bağını ve onları kültürel bir simge olarak nasıl gördüğünü yansıtır.
Şimdi bu atasözü ve deyimlerimizden bazılarına bakalım:
İt iti ısırmaz: Aynı yapıda, düşüncede ve amaçta olanlar birbirlerine zarar vermez; birbirlerini korur, desteklerler.
Isıracak köpek dişini göstermez: Kötülük yapacak veya zarar verecek kişinin sessizce ve gizlice hareket edeceğini anlatır.
İti an çomağı hazırla: Adı geçen kötü veya belalı kişinin hemen geleceğini ve sorun çıkaracağını belirtir.
İtsiz/köpeksiz köyde değneksiz gezilir: Kötü ve huzur bozan kimselerin olmadığı yerde rahat edilir. Bu ifade, halk arasında “Köpeksiz köy bulmuş da çomaksız geziyor.” şeklinde de bilinir. Karşısında kendisine engel olacak, denetim yapacak veya hesap soracak kimse olmadığını görünce dilediğince, kural tanımadan ve rahatça hareket eden kişileri anlatır.
Köpeksiz köye (veya sürüye) kurt iner: Sahipsiz, korumasız ve yöneticisiz yerlerde kötü kişilerin fırsat bulup zararlı işler yapacağını belirtir.
İtle yatan pireyle kalkar: Kötü veya kusurlu kimselerle arkadaşlık edenlerin zarar göreceğini veya kötü alışkanlıklar edineceğini ifade eder.
İt ürür kervan yürür: Yapılan işe veya yürünecek yola karşı çıkanların, arkadan konuşanların veya boş yere havlayanların, doğru yolda olan kişinin ilerleyişini engelleyemeyeceğini anlatır.
İte dalaşmaktansa çalıyı dolaşmak iyidir: Edepsiz, kavgacı, kötü insanlarla tartışmaktansa -yolu uzatsa bile- bu kişilerden uzak durmayı anlatır.
İtin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı: Değersiz kişilerin istekleri gerçekleşmez.
Aç it fırın yıkar veya fırın duvarını deler: Açlık ve çaresizlik içindeki bir kişinin, ihtiyacını gidermek için imkânsız veya zor görünen engelleri bile aşarak amacına ulaşmaya çalışacağını anlatır.
İtin ahmağı baklavadan pay umar: Değersiz bir kişinin kendi hakkı olmayan, gücünün yetmediği ve elde etmesi imkansız bir şeyi boş yere beklediğini anlatır.
Köpek yal yediği kaba pislemez: Hayvanda bile bir vefa duygusunun olduğunu, insanın kendisine ekmek veren, iyilik yapan ya da rızkını sağlayanlara nankörlük etmemesi gerektiğini anlatır.
Ata et, ite ot verilmez: Herkese hak ettiği değerin ve malın verilmesini belirtir.
İt iti suvatta bulur: Huyu, ahlâkı veya karakteri kötü kişilerin, kendi gibilerinin bulunduğu yerlerde birbirlerini kolayca bulup bir araya geldiklerini anlatır. (Suvat; hayvanların su içmek için toplandığı ortak alan.)
İt ite buyurur it de kuyruğuna: İş yapmak istemeyen tembel kişilerin, işi ve sorumluluğu sürekli başkasına yıkmasını ifade eder.
İt kağnı gölgesinde yürür, kendi gölgesi sanırmış: Başkasının desteğiyle iş yapan kimsenin, her şeyi kendi gücüyle başardığını sanmasını anlatır.
Köpeğe gem vurma kendini at sanır: Değersiz veya görgüsüz birine biraz yetki ya da değer verilecek olsa hemen şımarıp kendini üstün biri zanneder.
Köpek sahibine göre havlar: İnsanların içinde bulundukları çevreye, arkadaşlarına veya yöneticilerine göre hareket ettiklerini, onların tutum ve davranışlarından etkilendiğini anlatır.
Köpek sahibinden korkar: Köpeğin kuyruğunu kısması gibi bazı insanların da otorite sahibi güçlü kişilerden korkacağını ifade eder.
İt kopuk: Başıboş, güvenilmez ve haylaz kimseler için kullanılır.
Köpeği olmak: Birine çok büyük bağlılık duymayı, onun her istediğini yapmaya hazır olmayı anlatır.
Köpek gibi sadık olmak: Köpeklerin sahiplerine gösterdiği sadakat ve sevgi gibi bir kişinin de başka birine koşulsuz bağlanmasıdır.
Köpeğe kemik atmak: Birini susturmak veya geçici olarak oyalamak için ona ufak, önemsiz bir pay vermek anlamına gelir.
Köpek bağlasan durmaz: Çok kötü, yaşanmaya veya durulmaya elverişsiz, kimsenin kalmak istemeyeceği kadar pis ve dağınık yerler için kullanılır.
Köpek yemez: Çok iğrenç, kalitesiz, bayat veya yenmeyecek kadar kötü yiyecekleri ifade eder.
Köpek gibi çalışmak: Kişinin aralıksız, çok yoğun, yorucu ve büyük bir emek harcayarak ağır şartlar altında çalışmasını anlatır.
Köpek gibi yalvarmak: Kişinin gururunu, onurunu ve kişisel değerlerini bir kenara bırakarak, son derece ezik, utanç verici ve acınası bir biçimde birinden bir şey için çok ısrarcı olması, af dilemesi veya ricada bulunmasıdır.
Köpek etine muhtaç olmak: Aşırı çaresizlik, kıtlık, yoksulluk veya mecburiyet durumunda hiç istemediği veya sevmediği birine ya da şeye muhtaç hale gelmeyi ifade eder.
Eceli gelen it cami duvarına işer: Kötü bir sonuçla karşılaşacağının anlayan kimselerin akılsızca tehlikeli işler yapacağını anlatır.
En çok da bu sözü sevdim: İtibar görmediği kapıya dayanan itin, sırtında değnek kırarlar.











