Prof.Dr.Erhan AYDIN’ın “Eski Türklerde Gündelik Hayat” isimli kitabından bahsetmiş ve birkaç köşe yazısı yazmıştım. Kitaptan alıntılarla bu yazıda da “Dini Hayat”tan bahsedeceğim:
“Türk runik harfli eski Türk yazıtlarında inanç sistemleri ile ilgili önemli bir söz varlığı bulunmaktadır. 762 yılında Uygur Kağanlığı döneminden Bögü Kağan’ın, Soğdluların telkini ve Çin’deki Tang Hanedanlığı’nın da etkisi ile devlet dini olarak kabul ettiği Manihaizme gelinceye değin, Türklerin dini hayatı ile ilgili çok farklı görüşlere tanıklık edilmektedir…
Çin kaynaklarında yer alan bilgilere göre Taspar (Tatpar?) Kağan (572-581), 574 yılında Kuzey Chou devletinde imparator Wu-ti tarafından yasaklanan Budizmin Türk topraklarına girmesine izin vermiştir. Çin’den kaçan misyoner Hintli rahip Jinagupta, Kök Türklere sığınmış ve on yıl süreyle (574-584) burada kalarak Türkler arasında Budizmi yaymıştır…
Kağanın Budist öğreti ile ilgilendiği, ayrıca Nirvana-Sutra’yı Türkçeye çevirttiği de Çinlilerin verdiği bilgiler arasındadır. Hans J.Klimkeit güzel bir tespitte bulunarak Köktürk döneminin 692-735 yılları arasındaki yazıtlarında Budizme dair en küçük bir izin bile bulunmadığını belirtir. (s.323-324)
Yine …Çin kaynaklarında Bilge Kağan’ın kentler ve tapınaklar kurmak istediği, Tonyukuk’un Tang Hanedanı ordularından askerî anlamda güçlü kılan şeyin konargöçer yaşam tarzları olduğuna işaret ederek onu bu fikrinden caydırdığına dair bilgiler bulunmaktadır…
Çin kaynaklarındaki bu ve benzeri bilgiler, ne yazık ki II.Köktürk Kağanlığı hükümdarı Bilge Kağan’ın Budizme meylettiği sonucunun çıkarılmasına zemin hazırlamıştır. Çinlilerin verdiği bu bilgi doğru olsa bile aslında Bilge Kağan’ın sözünü ettiği şey, konargöçer hayatın güçlüklerle dolu olmasıdır. Bu nedenle de halkını düşünen bir kağanın bu sözlerinin Budizme ilgi göstermesi ile açıklanması doğru değildir.
İnançlar
Eski Türk yazıtlarında, 7 ve 8.yüzyıl Türk boylarının nasıl bir inanç sistemine bağlı olduğu hakkında ayrıntılı bilgi bulunmaz. Bu nedenle de eski dönem Türklerin inanç sistemi, sürekli tartışılan konuların başında gelmektedir. Manihaizm ve Budizm gibi daha belirgin ve sistemleri açıkça bilinen dinlerin yanında, Şamanizm ve tümüyle Türklere özgü bir inanç sistemi olarak değerlendirilen Gök Tanrı dini gibi adlandırmalarla Türklerin inanç sistemi hakkında çıkarımlar yapılmıştır. Hususen dinler tarihi uzmanlarının yanında konuya ilgi gösteren araştırmacıların Gök Tanrı dini gibi tuhaf adlandırmaya gitmesinin nedeni, Türklerin inanç sistematiğinin tam olarak anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır. (s.325)
…Eski Türklerin inanç sisteminin tam olarak Şamanizme benzememesi nedeniyle türlü adlandırma ve tarifler de ne yazık ki ortada dolaşmaktadır.
Türk runik harfli eski Türk yazıtlarında doğrudan dinî öğelerden söz edilmemiştir. …eski Türk yazıtlarında tespit edilen ve doğrudan inanç ile ilgili sözcükler değerlendirilecektir…
Alın Yazısı: …eski Türk yazıtlarının en dikkat çekici konularının başında, alın yazısının özellikle vurgulanmış olması gelmektedir. Bozkırın güç koşullarında ilkel olarak yaşadığı varsayılan bir halkın bu kadar metafizik konulara değinmiş olması, doğal olarak şaşırtıcıdır. Özellikle ölüm ile ilgili konularda alın yazısından söz edilmesi gerçekten ilginç ve dikkat çekicidir. Bir başka vurgulanması gereken konu ise alın yazısından söz eden metinlerin …yazıtların yazılmasına vesile olan kağanlar ve beylerin dilinden çıkmamış; halk tarafından yazılmış daha küçük ve hacimsiz yazıtlarda da ele geçmiş olmasıdır… Özellikle genel Türk tarihi, kültür tarihi ve dinler tarihi araştırmacılarının, burada yer alan cümleleri iyi incelemelerinden yararlı sonuçlar ortaya çıkacaktır… (s.326)
Yakarış: Eski Türk yazıtlarında, yakarış ifade eden cümleler de elde edilmiştir…
Hangiday 1: Kut berin ‘kut verin!’ (s.327)
Her ne kadar harflerin belirlenmesinden dolayı değişik okumalar bulunsa da bu kaya yazıtını yazan kimsenin, ebedî gökten talih dilenmekte olduğu açık olup bir tür yakarış ile karşı karşıya kalınmış olmaktadır.
Yamaanı Us VI: Atım el arıg yol tenrim küç berin ‘Adım El Arıg Yol(dur). Tanrım güç verin!’ (s.328)
Satırın başında bulunan ve kişinin adını gösteren atım arıg yol ifadesinden sonraki bölümde kişinin Tanrı’dan yani Ebedî Gök’ten yardım dilemesinin eski Türklerin kültürel ve dinî hayatı için çok önemli bir bulgu olduğunu söylemek gerekir… (s.329)
Esenlik Dileme: Eski Türk yazıtlarında, esenlik dileme ifadeleri de epeyce yer tutmaktadır. Savaşa ve uzun süren avlanmaya çıkmadan önce iyi dileklerin sunulmuş olması, Türkçenin ilk yazılı belgelerine de yansımıştır… (s.332)
İnanç İle İlgili Söz Varlığı
Çök: …çök olarak okumanın daha uygun olduğu açık olan bu Şamanist nida, kurban töreni sırasında çıkarılan bir haykırış olmalıdır. Bugün Güney Sibirya Türk halklarının Şamanist ayinlerinde de sözcüğe rastlanması, sözcüğün okunmasında ve anlamlandırılmasındaki kuşkuları giderecek kadar önemlidir ve dolayısıyla eski Türk yazıtlarında geçen Altay şamanizmine ait bir sözcük olması, Türk boylarının inanç öğeleri hakkında epeyce bir fikir vermektedir…
Erklig: ‘Güçlü’ temel anlamıyla üç kez tespit edilmiştir… (s.344)
Aslında Erlig-Erlik sözcüğü, Erlik’in yer altında bir sarayda yaşıyor olmasından dolayı, yer ‘yer’ sözcüğü ile ilişkilendirilip ‘güçlü, yer altının hâkimi Erlig-Erlik’ gibi bir anlam ile karşılanmış olmalıdır…
Idok: Sözcük çok sayıda tespit edilmiş olup özellikle yer adlarının önünde sıfat işleviyle, yere kutsallık anlamı yüklemektedir. Sözcük birkaç örnekte yer adı yapmada kullanılmış, bir örnekte ise boy liderini ifade etmek üzere ıdok kut sözcük grubunda ele geçmiştir… (s.345-346) Örnek; Köl Tegin doğu 10: Idok yer ‘kutsal yer’.
Köl Tegin doğu 23: Idok ötüken yer ‘Kutsal Ötügen yer’.
Idok Baş: Bir yer veya büyük olasılıkla dağ ismi. Tamag Idok Baş: Karluklarla savaşılan yer adı. Kan Idok Baş: Dağlık bir yer adı. (s.346-347)
Kut: ‘Talih, baht’ gibi anlamlarla karşılanabilecek sözcük, eski Türk yazıtlarında en çok tespit edilen sözcüklerden biri olup aynı zamanda kişi adı olarak da ele geçmiştir. Özellikle kağanların Tanrı tarafından kut ile görevlendirilmiş olmasından ötürü, kağanlık yazıtlarında daha sık tespit edilmiştir… (s.349)
Tenri: Eski Türk yazıtlarındaki sözcükler içinde hem sık kullanımından hem üzerinde çok tartışılmış olmasından hem de harflerin çözümünde anahtar görevinden dolayı kuşkusuz en ünlülerinden biri tenri’dir. Sözcüğün, kağan ve öteki kişilerin unvanlarında bulunduğu, ayrıca kişi adı olarak da kullanıldığı anlaşılmaktadır. Sözcüğün ‘gök, gökyüzü; aziz, kutlu, hazretleri; kişi adı/unvanı’ anlamlarında kullanıldığı, esasen temel anlamının ‘gök, gökyüzü’ olduğu ve özellikle tenri sözcüğünden türemiş sözcüklerde yeni anlamlar kazandığı görülmektedir… (s.351)
Eski Türk yazıtlarında tengri’den türemiş iki sözcük ele geçmiştir. Bunlar; tenriken ve tenriteg’tir. (s.354)
Ülüg: … Köl Tegin 29: Tenri yarlıkazu kutum bar üçün ülügüm bar üçün ölteçi bodunug tirgürü igit
…Ülüg, Eski Uygur Türkçesi sözlüklerinde ‘kut, saadet, pay, şans, hisse, kısmet, kader, felek’ anlamlarıyla verilir… (s.360)
…Ayrıca dikkat edilmesi gerekli bir başka konu da eski Türk yazıtlarındaki örneklerde hem temel hem de mecaz anlamının bir arada kullanılmış olmasıdır. Bu, yazıtlar dönemi Türkçesinin işlenmiş bir dilin ürünü olduğunu gösterdiği gibi Türkçenin zenginliğine kanıt olarak da değerlendirilebilir. (s.361)”
Haftaya devam…











