• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Atalar Kültü
Yayınlanma: 01 Şubat 2026 - 08:48

Atalar Kültü

01 Şubat 2026 - 08:48
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

Bu haftaki yazıma Ahmet Bican ERCİLASUN’un “Türklerde ata kültü” (17/11/2019, Yeniçağ) başlıklı yazısıyla başlıyorum: “Din, mezhep, tarikat; dinî töre ve tören’ gibi anlamlara gelen kült kelimesi, bir halk bilimi terimi olarak ‘kutsal sayılan varlık ve kavramlara karşı gösterilen sevgi, saygı ve ululama’yı ifade eder. Ata kültü de, atalara, özellikle kurucu atalara karşı toplumda var olan sevgi, saygı ve ululama (tazim) duygularının ayin, tören gibi bazı uygulamalarla gösterilmesidir.

Birçok millette olduğu gibi Türklerde de ata kültü vardır. Türklerin kurucu atalara gösterdikleri saygı ve ululama uygulamalarıyla ilgili bilgiler en eski kayıtlarda yer almaktadır.

Türklerin yaratılışla ilgili inançlarına ait en eski kayıt, Memlük dönemi Türk tarihçisi Ebûbekir bin Abdullah bin Aybek ed-Devâdârî’nin Dürerü’t-Ticân adlı kitabında geçer. Ebûbekir, Ulu Han Ata Bitigçi adlı kitaptan Türklerin yaratılış inancını kaydeder. Buna göre ilk yaratılan insana Türkler Ulu Ay Ataçı adını vermişlerdir. Ulu Ay Ataçı ölünce onun en büyük oğlunu kendilerine hükümdar seçmişlerdir. Bundan sonrasını Kâzım Yaşar Kopraman’ın çevirisinden takip edelim:

‘Türk meliklerinden ilk tahta oturan ve hükümdar olan kişi odur. O ölünce yerine en büyük oğlu geçti. Babasının cesedini, babasına benzeyen altın bir heykelin içine koydu. Heykel için bir bina yapıp onu binanın içinde bir tahta oturttu. Ona hizmet edecek kişiler görevlendirdi. Bilge kişilerin tavsiyesine uyarak, onun üzerine gece gündüz ışığı sönmeyen, yağ yakan kandiller koydurdu. Burası onlar için bir ziyaretgâh oldu. Her yıl başında, bu meliğin ölüm gününde, o ülkenin diğer bölgelerinden insanlar burada toplanıp büyük tören yaparlar; içinde meliğin cesedi bulunan altın heykele secde ederler. Kendi dillerinde yalvarıp yakararak, üç gün müddetle bu hâlde kalırlar… Bu melik Altun Han diye’ adlandırılmıştır.

Görüldüğü gibi bu metin, Türklerin yaratılış inancıyla ilgili efsanevi bir kayıttır ve hayli ayrıntılıdır. İlk Türklere ait tarihî kayıtlarda bu kadar ayrıntı yoktur. Asya Hunlarına ve Türk Kağanlığı’na ait Çin kaynaklarındaki kayıtlar en eski tarihî kayıtlardır.

En eski Çin yıllığı Şi-ci’de verilen Asya Hunlarıyla ilgili bilgi şöyledir: ‘Her yılın ilk ayında, bütün beyler Ch’an-yü’nün otağında küçük kurultay düzenleyerek tören (bayram) yaparlar. Beşinci ayda, Lung-ch’eng’de büyük kurultay düzenleyerek atalarına, gök ve yere, ruhlara tapınırlar.’ (Pulat Utkan çevirisi).

Yine en eski Çin yıllıklarından olan Han-şu’daki kayıt da hemen hemen aynıdır. Orada cümle ‘…atalarına, göğe, yere, ruhlara ve tanrılara kurban sunarlardı.’ diye biter (Ayşe Onat-Sema Orsoy-Konuralp Ercilasun çevirisi).

Türk Kağanlığı ile ilgili kayıt o dönemle ilgili Çin kaynağı Cou-şu’da yer alır: ‘Kağan sürekli olarak Ötüken’de otururdu. Kağan otağı doğuya bakardı; çünkü doğu, güneşin doğduğu yön olduğu için kutsaldı. Kağan soyluları her yıl atalar mağarasına götürürdü ve orada kurban keserlerdi.’ (Liu Mau-tsai çevirisinden).

Daha yakın dönemlerde ata kültü, hanedan kurucularının şecerelerinin, ilk büyük hükümdar sayılan Oğuz Han’a bağlanması şeklinde ortaya çıkar. Osmanoğulları da, Karakoyunlular da, Akkoyunlular da kendi tarihlerinde Oğuz Han’a bağlanmışlardır. Hatta Çengiz’le ilgili tarihler dahi onu Oğuz Han’a bağlar.

Atatürk’e karşı gösterilen sevgi ve saygıda, hiç şüphesiz Türklerdeki bu kültür kodlarının etkisi de vardır. Atatürk kurucu bir önder olarak benimsenmiş ve sevilmiştir. Atatürk’ün başarıları, döneminin şartlarına göre olağanüstüdür ve Türkler de onun olağanüstü işler başardığının farkındadır. Bağımsız bir ülkede özgür olarak yaşamalarında en büyük payın Atatürk’e ait olduğunun bilincindedirler.

Efsanelerde ve tarihin eski çağlarında olduğu gibi tapınma, secde etme gibi uygulamalar tabii ki bugün yoktur. Bugünkü Türkler sevgi, saygı ve ululamalarını Anıtkabir’i ziyaret ederek, onun mezarına çiçek koyarak, ona rahmetler dileyerek gösteriyorlar. Kurucu atayı, Atatürk’ü, Türk devlet, vatan ve milletinin bağımsızlık, birlik ve bütünlüğünü sağlayan değerlerden biri olarak görüyorlar.”

Esfender KORKMAZ hoca da “Sığınmacı sorunu krize dönüştü” (24/7/2024, Yeniçağ) başlıklı yazısında, “Sığınmacılar hem ekonomik istikrar sorununu tırmandırdı hem de yeni bir sosyal kriz yarattılar. Daha da ağır olan, Türkiye’de ne kadar sığınmacı var, bunların ne kadarı kaçak, kimse bilmiyor.

…Türkiye, dünyanın en çok sığınmacı barındıran ülkesi, ama sanıyorum ki aynı zamanda dünyada ve tarihte sınırları bu kadar açık bir ülke örneği olmamıştır.

…Ülkemize ve halka zarar verdiler, vermeye devam ediyorlar.

Uluslararası Çalışma Örgütüne (İLO) göre sığınmacıların Türkiye’de tüm çalışanlar içindeki oranı yüzde 2,9’dur. Kaçak çalışanlar da tahminen aynı oranda olur...

Sosyal sorunlar arttı. Suriyeliler kendi aralarında husumeti Türkiye’ye de taşıdılar. Yine sık sık Suriyelilerin çete oluşturdukları ve gasp yaptıkları haberlerini de okuyoruz. Basında her gün Suriyelilerle ilgili suç haberleri var. Güneydoğu illerindeki Suriyeliler sınırdan kaçakçılık yapıyorlar.

Millî kimliğimize zarar verdiler. Türkiye’de otokrasi tırmandıkça, bağımsız yargı tahrip oldukça, halkımız beyin göçü olarak veya doğrudan yurt dışına gidiyor. Ayrıca nüfus artış hızımız yavaşladı. Sığınmacılarda ise doğurganlık oranı çok yüksektir. Türkiye’nin nüfus yapısı bozuluyor. Millî kimliğimiz ve kültürümüz tahrip ediliyor.

Vize sorunu oluştu. Suriyeli kaçaklar önce Türkiye’den vatandaşlık aldı. Sonra AB’den vize aldı. Ama geri dönmediler. AB bu nedenle vizeleri zorlaştırdı. Halkımız artık vize alamıyor.

Nereden bakarsak bakalım, mülteci sorununda bir tutarsızlık var. Ülkeye ve halka bu kadar zarar vermelerine rağmen neden Hükümet bunları tutmakta direniyor. Üstelik AK partililerinde bir kısmı mülteci istemiyor.” demektedir.

ERCİLASUN Hoca, “Türkiye Cumhuriyeti bir Türk devletidir” (20/7/2011, Yeniçağ) başlıklı yazısında da, “…bu vatan üstünde milyonlarca şehidin kan pahası, yüzlerce yıl boyunca harcanan milyonlarca insanın alın teri ve göz nuru vardır.

Şu anda da bu topraklar üzerinde yaşayan insanların %90’ından fazlası kendisini Türk kabul etmektedir.

…bu devlet ve vatanın Türklüğü, bazı belgelerde yazılanların sonucu değil; tarihin, şehit kanının, alın teri ve göz nurunun sonucudur. Devletin, anayasa ile tescil edilen Türklüğü, sebep değil sonuçtur.

…devletin resmî belgelerinden Türklük asla silinemez ve devlete Türk’ten başka bir ortak asla kabul edilemez.” demektedir.

Yazımı Atatürk’ün sözleriyle tamamlamak istiyorum. Birincisi, kendi el yazısıyla yazdığı şu ifadeleridir: “Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümid etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”

İkincisi, 10.yıl nutkundan bir paragraf: “Aslâ şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki inkişafıyla atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.”

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • Al Karısı, Doğum ve İyeler - 21 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo