Dr.Yaşar KALAFAT'ın Ali Osman ABDÜRREZZAK'la birlikte hazırladıkları "Mitostraeji-3" adlı eserde yer alan "Bingöl ve Yöresi Örnekleri ile 'Cini Başına Çıkmak' Deyimine Dair" başlıklı makalede, “…‘Cini başına vurma’ deyiminin irdelenmesi… ‘cin çarpması, cinlerle aşk, cinleri kullanma’ ve onlar tarafından kullanılma, cinlerin tezahür biçimleri, sosyal yapılanmaları, günlük yaşamları, tasnif olunmaları gibi hususlarda, insan ilişkileri itibariyle halk inançlarından yola çıkarak üzerinde durmaya çalışacağız…
Cin çarpmasının çok kere kırk döneminde olduğu inancı vardır. Kırk inancı, Türk kültürlü halklarda ana dili Zazaca veya Kırmancca olan halkların hepsinde yaşayan ortak halk inançlarındandır. …ana dili farklılığına rağmen halk kültürü dili ortaktır… Esasen gece dışarıya su, bilhassa sıcak su dökülmez, zaruret var ise muhakkak besmele çekilir. Güneş battıktan sonra bebeğe ait giysilerin eşikten dışarıya bırakılmak istenmemesinin sebebi ise görünmeyenler tarafından bebeğe ait giysilerin sahiplenilmesini önlemektir. Eşik adeta ocağın/hanenin kale kapısıdır. Evin koruyucu iyesinin eşiğin altında olduğuna inanılır. Bu iye, muhtemel habis ruh veya cinlerin eve girip zararlı olmalarını önlemektir. Böylece kişioğlunun başına çıkabilen ve ona ait olan cini gibi ocağın da ocaktakileri görünmeyenlere karşı koruyucu Ocak iyesi vardır. Bütün cinlerin habis olmadıkları, imanlı cin taifesinin olduğu inancı mevcuttur. Bingöl özeli bakımından cinlerin de iyisi ve kötüsü, cahili âlimi, bilgisizi bilgilisi olduğuna inanılır. (s.100-101)
…(Birini) kızdırıp küfretmesini sağlamak (damarına basmak.) ‘cinlendirmek’ olarak bilinir… Bu özellikleri sergileyen kimseler için Kars, Tebriz ve Ağrı’da ‘cin tutmağ’ veya ‘cini tutmağ’ tanımları kullanılır. Azerbaycan’da ‘cini yatmak’ deyimi sakinleşmek, kızgınlığın, sinirliliğin geçmesi anlamındadır. Keza ‘cinleri dağıtmak’ da aynı anlamda bir deyimdir. Kars’ta ve Güneydoğu Anadolu bu deyimle eş anlamlı ‘cinleri gitti’ denir. ‘Cini korkutmak’ deyimi ise ürkütücü derecede korkunç bir hal almak için kullanılır.
…Bayburt aksanıyla ‘delilendiririk/delilendiriyoruz.’ …insanların içlerinde bir yerlerinde, harekete geçirildiğinde insanları normalin dışına taşıyan, iten bir gücün olduğu anlatılıyor…
…Halk tasarrufunda cinli olmak ile deli olmak çok kere eş anlamda idi ve delirmeyi bazı cinlerin sağladığına inanılırdı. (s.101-102)
…gelişigüzel hareketler yapan birisi için ‘gene cini başına vurdu, kim cinlendirdi onu?’ deniyordu. Cini başına vurma, Kars’ta ‘cini tepesine çıktı’, Azerbaycan ve Erbil’de ‘cini beynine vurma’ şeklinde de ifade edilir… Psikolojik rahatsızlıkların tedavisi için ...‘marazlılar, saralılar, bayılanlar, cinlilerin, bir şeye uğrayanların gittikleri ziyaretler’ deniyordu… Cinler insanı çarpabiliyor ve onların rahatsızlanmalarına yol açabiliyorlardı. Azerbaycan’da ‘cin tutmak’ (cin tarafından tutulmuş olmak) deyimi vardır. Bu ifade ile deli olmak, çıldırmak, aklını yitirmek kastedilir. Keçileri kaçırmış olmak, bu durumun bir türüdür… (s.103)
Bir kısım cinlerin veya aynı şey iseler kara iyelerin insanlara gülme illetini musallat ettiğine inanılır… (s.106) …bazı kimselerin de nefeslerinin çeşitli rahatsızlıklara, bu arada cin çarpmasına iyi geldiğine inanılır…
Halk inançlarımızda ‘Şeytanın Atına Binmek’ nefsine uyup iyi olmayan bir yaşam biçimi sürmek, ‘Şeytana Uymak’ uygunsuz kararlar vermek, uygunsuz adımlar atmak, ‘Şeytanın Binmesi’ ibadet gibi uygulamalara ara vermek, isteksiz davranmak anlamında kullanılır. Bunun karşıtı ‘Şeytanın Bacağını Kırmak’tır. ‘Lanet Kör Şeytana’ demek şeytana uymamaktır… (s.108)
‘Şeytan’ tanımlaması halk arasında cingöz, kurnaz, uyanık anlamında da kullanılır. Padarlardaki bir deyişle, çocukların yaramazlıklarını anlatan bir tespitimiz oldu. ‘Uşak olanda şeydan yaratılıp’. Çocuk dünyaya gelirken yaramaz ve afacan yaratılmıştır, denilmektedir. Cin ve şeytanın çok kere eş anlamda kullanılması, her ikisinin de ateş(ten) yaratılmış olmasından ziyade anlamlarının ortak içeriğinden ileri gelmektedir.
…cin çarpmalarına daha ziyade ilkbaharda rastlanılmaktadır. Bu mevsimde taze çayıra oturan kimseyi cinlerin çarpabileceği inancı vardır. …ilkbaharın sağlık açısından korunması gereken bir mevsim olduğu, ıslak/yaş çayırların da keza soğuk algınlığına yol açabilecekleri düşünülünce, her iki olgunun hastalandırabilen cin olgusu ile bağlantısı kurulabilir. Keza halk arasında ‘gençlik hastalığı’ olarak bilinen hafif depresyonların ilkbaharda oldukları bilinir… (s.109-110)
…kişinin başına çıkabilen cinin yanı sıra, kişiyi baştan çıkarabilen cin inancı da vardır. Halk arasında… cinleri kullanma inancı da vardır. Bazen kişi kendi cinini herhangi bir ihtiyacını karşılamak için kullanabilirken, bazı kimselerin adeta emirlerinde cinleri vardır… Ancak ‘cinci’ olarak bilinen bazı özel yeteneklilerin cinleri vardır… (s.114)
…Eski Türk İnanç Sisteminde düşmanla savaş adeta toplumun top yekûn gücü olarak yapılıyordu… Böylece, başa çıkabilen cin tiplemesinin yanı sıra düşmanla başa baş savaşabilen cinlerin varlığına da inanıldığının şahidi oluyoruz. (s.115)
…halk inançlarına göre cinler dere ağızlarında, çatı altlarında, dar yerlerde, kuşburnu ağacının bulunduğu yörelerde, mezarlıklarda, harabe olmuş binalarda, hayvanların bulundukları boş açık alanlarda bulunurlar… (s.116)
…cin ve kara iye bağlantısını gösteren tespit bir hayli çoktur. Azerbaycan’daki bir deyime göre ‘cin bismillah’tan korhan kimi korkmak’ (cinin Bismillah’tan korktuğu gibi korkmak). Bu deyimin bir söyleniş şekli de ‘cin demirden korhan gibi korkmak’tır. Eski Türk İnanç Sistemi'nde demir bir kült oluşturuyor ve demirin görünmeyenlere karşı koruyuculuğuna inanılıyordu. Demirin koruyuculuğuna olan inanç Türk kültür coğrafyasında ana dili farklılığına rağmen ortak bir motif olarak yaşamaktadır. Bu arada Al Karısı ve Al Avradı'na karşı korunmak için demirden ondaki görünmeyen güçten yararlanılır. Genç annelerin yastığının altına demir aksamdan bıçak, kama, makas, tırpan parçası gibi şeyler de konulur. Bu izahı doğrulayan Azerbaycan’dan bir deyime göre ‘cine demir göstermek.’ demek, kimseyi korktuğu bir nesne ile tehdit etmek anlamındadır… Cinin çarptığı yerlerden birisi de kapı eşikleridir, eşikte oturanı da çarparlar. (s.117-118)
…Cingöz, cinlik yapmak, cin gibi olmak, cin çavut, cin fikirli gibi tanımlar cinin bu özelliklerini belirtmek içindir. Buradan hareketle ‘cin oyununa batmak’ günahkâr olmak, suç işlemek demektir. …Azerbaycan’da ‘cincilim vaya düşmek’ diye bir deyim vardır. Bu deyimle anlatılmak istenilen korkuya düşmek, endişeye kapılmaktır. ‘Vay’, Azerbaycan’da yas, matem anlamındadır. Vay-vay ifadesi ile bağıntılıdır. Nitekim ‘vayına oturmak’, yasını yaşamak manasındadır. Birisine ‘vayına oturum’ demekle onun ölmesi istenilmiş olunur. Azerbaycan’daki benzeri diğer deyimler, ‘cini börk dikir’ son derece kurnaz kimse anlamındadır. (s.118-119)
Halk inançlarında cin kültü çok kere ateşle bağlantılandırılır… Kur’an’daki Cin Suresi bu inancı oluşturmuş olmalı. Suyun, toprağın olduğu gibi ateşin de iyesi vardır… Hz. Muhammed’in inlerin olduğu gibi cinlerin de peygamberi olduğu biliniyor…
Cin-ateş arasındaki netleşmeyen bu bağlantı toprak ve su ile de kurulabilir mi? Bingöl’de yaşayan bir deyime göre ‘toprağı çekmiş’ denir. Kişi ölmeden evvel doğduğu yere gelirmiş. Bazen de ‘suyu toprağı çekti’ veya ‘yiyecek lokması, içecek suyu varmış’ denir. …‘karı ile kocanın toprağı bir yerden alınmıştır’ sözüdür. Bingöl yöresi sözlü kültüründe de görülebilen ve belirli durumlarda aynı tepkiyi veren eşler için söylenilen bu söz, tepkiyi belirleyen unsurun toprakta olduğunu düşündürür. (s.120)
…Mesela güvercinin etimolojisi yapılırken ona cin yiyen anlamı yüklenmiş ak güvercin ve kara güvercine farklı mistik anlamlar verilmiştir. Bingöl’den örnekleyebildiğimiz ‘Cin Binmiş Atlar’ inancı vardır… Ayrıca Cinli Atlar inancı vardır. Tedavi edilerek bu hayvanların cinleri kısmen veya tamamen çıkarılarak uslu hayvanlar haline getirilir.
Azerbaycan ve Erbil’de ‘cin atına mindirmek/bindirmek’ ve ‘cin atına minmek/binmek’ olarak bilinen iki deyim vardır. Bunlardan ilki çok sinirlendirmek ve ikincisi ise çok sinirlenmek anlamındadır. Sinirlilik halini belirleyen cinin atının olması, cinde böyle bir kuvvetin olduğunun tasavvur edilmesi ile izah edilebilir. (s.121)
Haftaya devam…











