Milletler arasındaki amansız yarışta refahın, huzurun, gücün ve medeniyet iddiasının asıl belirleyicisi, şüphesiz ki eğitim ve öğretimde sağlanan üstünlüktür. Tarih sahnesi açıkça göstermektedir ki; toprağıyla, zenginliğiyle ya da teknolojisiyle övünen değil, insanını en nitelikli şekilde erdemle ve bilgiyle donatan milletler ayakta kalmıştır. Eğitim, bir cemiyetin sadece bugününü değil, istikbalini inşa eden yegâne kalkınma ve varoluş mücadelesidir.
Çünkü eğitim; bir çocuğun zihninde yakılan ilk meşale, bir toplumun cehaletle ve krizlerle mücadelesindeki en güçlü kalkandır. Eğitimini ihmal eden bir millet, bağımsızlığını ve geleceğini başkalarının iradesine ipotek etmiş demektir.
Peki, her fırsatta hayatiyetini vurguladığımız bu kavramlar aslında ne ifade ediyor? Birçok eğitimcinin ve ilim insanının dahi eğitimle öğretimi karıştırdıklarına, öğretimi daha da önde tuttuklarına çok kere şahit olduk.
Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla istendik, erdemli ve kalıcı değişiklikler oluşturma sürecidir. Yetişkin nesillerin, henüz toplumsal hayata hazırlanmakta olan genç dimağlara sunduğu şuurlu ve köklü bir tesirdir. Hayat boyu süren; hem okulda hem ailede hem de sokakta, hayatın her anında var olan genel bir süreçtir.
Öğretim ise genellikle okul gibi resmî kurumlarda, belirli bir müfredata (ders programına) bağlı olarak yürütülen, planlı bir bilgi aktarımıdır. Akademik bilgi, teknik beceriler ve somut verilerin öğrenciye kazandırılmasına odaklanır. Bu süreç, okullarda planlanmış, hedefleri belirlenmiş ve araçları hazırlanmış uygulama safhasıdır.
Öğretimde eğitimi karıştırmamak gerekir. Öğretim, eğitimin bir parçasıdır; nihai ve ulvi hedef ise daima iyi bir eğitimdir.
Millet olarak bu iki kavrama yüklediğimiz derin anlam dikkat çekicidir: Eğitime terbiye, öğretime ise talim demişizdir. Türk milletinin eğitime verdiği hayati değeri gösteren en belirgin husus, "terbiyesiz" kelimesini sıradan bir eksiklik değil, ağır bir itham ve hakaret olarak kabul etmesidir. Bizim köklü kültürümüzde eğitimsiz kalmak, ahlaki ve zihnî terbiyeden yoksun olmak asla kabul görmez.
Yasal Zemin ve İdeal İnsan Profili
Sistemimizin anayasası niteliğindeki 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, bu büyük eğitim mücadelesinde yetiştirmek istediğimiz insan tipini net bir şekilde çizer:
- Türk milletinin millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren yurttaşlar kazandırmak.
- Ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan kimseler oluşturmak.
- İnsan haklarına ve Anayasa'nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik (laiklikten kasıt din ve vicdan hürriyetidir; günümüzde bazı insanların benimsediği din düşmanlığı değildir) ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen bireyler yetiştirmek.
- Beden, zihin ve ruh bakımından sağlıklı, hür ve bilimsel düşünme gücüne sahip bireyler yetiştirmek.
- Topluma karşı sorumluluk duyan, üretken, yapıcı ve haklarına saygılı bireyler olarak yetiştirmeyi şart koşmuştur.
Bunlar tam değilse eğitim de tam değildir.
Şimdi elimizi vicdanımıza koyarak düşünelim. Amaçlanan vatandaş tipini yetiştirebiliyor muyuz? Yetiştiremiyorsak, yetiştirememe sebeplerini ortadan kaldırmak için neden önlem alınmıyor? Yetiştiriyorsak, devlet kademelerindeki memurlar, yöneticiler, devlet makamlarını işgal edenler neden adını sayamayacağımız kadar olumsuzluklarla çarşaf çarşaf haber oluyorlar? Neden azıcık ayağa kalkan vatandaşlarımızın yabancı ülkelere gidebilmek için denemedikleri yol kalmıyor? Bizim vatandaşlarımız eğitim ve öğretimde yükseldikçe neden milletine ve milletinin değerlerine yabancılaşıyor?
Eğitimin anayasası olan 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun yetişmesini amaçladığı vatandaş tipini yetiştirmekten başka çaremiz yoktur. Bu sebeple ilgili kanunun gerekleri itina ile yerine getirilmelidir.
Okullarımız, idarecilerimiz ve öğretmenlerimiz tamamen bu meşaleyi yakmak ve gençlerimizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için vardır.
Değerli Meslektaşlarım, Kıymetli Öğretmenler: Mesleğin Saygınlığı Sizlerin Elinde
Eğitim ordusunun neferleri, bu büyük kalkınma hamlesinin kalbi ve asıl taşıyıcı kolonu sizlersiniz. Bir sınıfın kapısı kapandığında geleceği şekillendiren yegâne güç öğretmenimizdir.
Unutmayalım ki öğretmen sadece bilgi aktaran değil; duruşuyla, konuşmasıyla, kılık kıyafetiyle ve adaletiyle öğrencisine her an rol model olan, toplumun geleceğine yön veren kişidir. Mesleğimizin toplumdaki saygınlığını korumak, öncelikle bizlerin kendi itibarımıza ve sorumluluklarımıza sahip çıkmasıyla mümkündür. Sabrınız, fedakârlığınız ve yetiştireceğiniz nesiller için şimdiden her birinize minnettarız.
Sevgili Öğrencilerimize: Gelecek Sizsiniz
Sizler bizler için sadece birer öğrenci değil, bu ülkenin yarınlarını teslim edeceğimiz en kıymetli emanetlersiniz. Yanlış kararlarımız veya eksiklerimiz olduğunda elbette hakkınızı doğru yollarla arayınız. Ancak Hz. Ali'nin "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" anlayışındaki saygı ve ahde vefayı da daima yüreğinizde taşıyınız.
Her kurumun huzuru ve başarısı belirli kurallara bağlıdır. Unutmayınız ki disiplin yönetmelikleri gereği, kuralları ihlal edip ceza alan öğrencilerin başarı veya ödül belgelerinden mahrum kalması söz konusudur. Sizlerden tek ricamız; derslerinize zamanında çalışmanız, töremizde var olan büyüklere saygıyı korumanız ve okul eşyalarını kendi öz malınız gibi benimsemenizdir. Okuldaki her sırada ve tahtada 85 milyon vatandaşımızın hakkı olduğunu unutmayın.
Değerli Velilerimize: Eğitimin Saç Ayağı
Çocuklarımızın eğitim sürecinde kulaktan dolma yöntemlerle değil, bilimin ve uzmanlığın ışığında hareket etmek esastır. Okullarımızdaki rehber öğretmenlerimiz ve uzman kadrolarımız her türlü yönlendirme için hizmetinizdedir.
Bununla birlikte, okullarda zaman zaman nahoş hadiseler yaşanabilir. Çocuklarımız çekindiklerinden veya hatalarını gizlemek istediklerinden olayları farklı aksettirebilirler. Böyle durumlarda peşin hüküm vermeden, doğrudan okul idaresiyle iletişime geçerek olayın aslını öğrenmeniz, olası mağduriyetlerin önüne geçecektir.
2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı'nın tüm öğretmenlerimize, öğrencilerimize, velilerimize ve eğitim çalışanlarımıza hayırlı olmasını diliyor; eğitimin ışığında huzur, başarı ve sağduyu dolu bir yıl temenni ediyorum.











