Öncelikle başımız sağ olsun. Meslektaşlarımız ve öğrenci evlatlarımız katledildi ve kurşunlandı. Dün Şanlıurfa’da, bugün Kahramanmaraş’ta okullara yapılan saldırılar; eğitimimizin sıfıra, insanlığın tükenişe doğru freni patlamış bir gösterişli taşıt gibi dokunduğunu vura kıra gittiğini gösteriyor.
En üzücü durumlardan birisi de, bu ve benzeri okul saldırılarının sebepleri, nedenleri, ortadan kaldırılması için çalışması gereken sendikalar bu olayları vesile kılarak üye kapma yarışına girmeleridir. Bazı eğitim sendikalar ise günü kurtarmak için yaptıkları kınama samimiyetesiz iş bırakma duruları ve işin özünden hariç çalışmalarıyla bir yere varmak mümkün değildir. Sendikalar hak savundukları gibi alternatif çalışmalar da yapmalı. Fikir üretmekli hep hazır olanı tüketmemelidir. Sendikalar bir profesyonle geçim mesleği değil de Türkiyenin eğitimini çağlar üstüne çıkaracak kültüründen kopmadan, milletinine bağlı en doğru ve en verimli bir alternatif eğitim sistemeni üreten yapılar hüviyetine kavuşturulmamalıdır. Bu olaylarda eğitim sendikaları çok iyi bir sınav verememiştir. Çare üretememişlerdir.
26 Eylül 2012 tarihinde İzmir Nazire Merzeci Ortaokulu'nda görev yapan öğretmen Ra bia Sevilay Durukan, ders esnasında bir öğrencisi tarafından sınıfa girilerek gerçekleştirilen bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer döneminde yaşanan bu trajik olay sonrası Bakan; “Acımız büyük. Bir tarafta öğretmenimizi kaybettik, öbür tarafta maalesef elini kana bulayan öğrencisi... Neye üzüleceğimizi bilemiyoruz. Öğrencinin de psikolojisini anlamak gerekir” demiştir. Bu olaydan sonra öğretmenlere saldırılar artarak devam etmiştir. Yani "geliyorum" diyen eğitimdeki şiddet olayları görülememiştir.
2 Mart'ta İstanbul Çekmeköy’de 11. sınıf öğrencisi okula gelip 2 öğretmen ve 6 öğrenciyi bıçakla yaralıyor. Öğretmenlerden birisi kurtarılamayarak ölüyor. Dün Şanlıurfa'da, açık öğretim öğrencisi bir saldırgan, babasına ait av tüfeğini alıp eski okuluna giderek rastgele ateş açıyor; öğretmen, polis ve kantinci dahil 16 kişiyi yaralayıp intihar ediyor. Bugün Kahramanmaraş’ta ortaokul son sınıfta olan bir çocuk, babasına ait 5 tane silah ve 7 adet şarjörü alıp okuldaki 2 sınıfa girerek rastgele ateş açıyor; 1 öğretmen ve 8 öğrenciyi öldürüyor, 20 öğrenciyi de yaralıyor. Yaralıların 6'sı yoğun bakımda tedavi görmektedir. Bu yaralılar arasından 3 kişinin durumunun kritik olduğu bildiriliyor. Saldırganın intihar ettiği söyleniyor.
Çok dikkat edilmesi gereken bir durum ise saldırganın 14 yaşında olmasına rağmen profesyonel şekilde silah kullanarak okulda kataliam yaparken can derdine düşmüş çocukların pencereden atlamaya çalışın o ağırlıkta öğrencilerini yere düşmeden havada yakalamaya çalışan öğretmenlerin bulunmasıdır. Düşünün her tarafta ölüm var var, kurşun var,ama öğretmen kaçmıyor ve öğrencilerim yara almasın diye onları hava yakalamaya çalışıyor. Başka hangi meslekte mensupları bunıu yapar bilemiyorum. Zaten şehit edilen öğretmen de öğrencilerine siper olmuş. İnanın yazarken bile gözlerimden yaş geldi. Herkesin her zaman azarlamaya, hal bildirmeye, birçok kere öldürülmeye, yaralanmaya, darbedilmeye maruz kalmış öğretmenlik mesleği böyle bir meslek işte. Devamlı vermek için odaklanır.
Dikkat çekmesi gereken çok önemli bir husus ise saldırganın; sınıf arkadaşlarının, tanıdıklarının veya emsallerinin olduğu sınıflara değil de ortaokula yeni başlamış, savunma refleksi daha az olacak sınıflarda katliam yapmasıdır. Demek ki saldırgan intikam almaya odaklı değil, kim olursa olsun çokça kişi öldürmek odaklı hareket etmiş. Yine çarpıcı bir tespit: Şanlıurfa saldırısının faili de Kahramanmaraş saldırısının faili de aynı bilgisayar oyununu oynadığı tespit edilmiş. Her iki saldırganın da uzun saatler aynı bilgisayar oyununu oynadığı belirlendi. Sabah gazetesinin haberine göre kamuoyunda şiddet içerikli yapımların etkisi yeniden tartışılmaya başlanırken, her iki saldırganın da uzun saatler boyunca “PUBG” adlı bilgisayar ve mobil oyunu oynadığı belirlendi. Çatışma ve öldürme teması üzerine kurulu olan oyunun, özellikle küçük yaş grubunda kontrolsüz şekilde oynanmasının risk oluşturabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Silahlı saldırıyı gerçekleştiren 14 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli'nin WhatsApp profil fotoğrafının kendisi değil, 6 kişinin katili Elliot Rodger olduğu anlaşıldı. Elliot Rodger, Mayıs 2014'te Kaliforniya'nın Isla Vista kentinde bıçaklama ve silahlı saldırı düzenleyerek altı kişiyi öldürmüştü. Saldırgan çocuğun okul rehberlik servisi ve okul idaresince ailesine çocuğun problemleri hakkında bilgi verilip Rehberlik Araştırma Merkezine (RAM) yönlendirme yapılmasına rağmen aile bunu kabul etmemiştir. Aynı gün Gaziantep’te bir lise öğrencisi dışarı çağrılıyor ve ona 5 el ateş ediliyor. Ankara’da 14 yaşındaki lise 1. sınıf öğrencisi arkadaşları tarafından karnından bıçaklanıyor. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları sonrası yeni bir gelişme yaşandı: Sosyal medya hesabından tehdit mesajı paylaşan 10. sınıf öğrencisi bir kişi Sivas’ta gözaltına alındı. Emniyet Genel Müdürlüğü, Kahramanmaraş'taki okul saldırısını gerçekleştiren şahsı övdüğü tespit edilen sosyal medya hesapları için harekete geçti. Yapılan açıklamada saldırıyı övdüğü tespit edilen 591 sosyal medya hesabı hakkında işlem başlatıldığı duyuruldu.
Son 25 yıldan beri televizyonlardaki mafya dizilerinin izlenme rekorları kırması, siyasilerin mafya liderlerine koruma çalışmaları, siyaset-mafya yakınlaşmaları, bazı saldırıların cezasız kalması ve saldırganların etraflarındakilerden çeşitli sebeplerle takdir görmeleri büyük sorun teşkil etmektedir. Bazı saldırgan ve mafya liderlerinin toplumda "yardımsever" ve "delikanlı" duruşuyla yaptıkları işlerin reklam edilmesi; hayatlarında tek kuruş para kazanacak iş yapmayanların, siyasiler dahil herkesçe hem lafının hem de itibarının olması, toplumda gayrimeşruluğa kısmen legalite işareti olarak algılanarak o yola doğru sapılmasına sebebiyet verdi.
Sosyolojik yapımız değişti. Bir babanın evinde nasıl beş silah bulunabiliyor? Yedi şarjör niye var? Küçük yaştaki çocuklar artık anne, baba ve kardeşlerini rahatlıkla öldürebiliyor. Bunları öldüren birisi, herkesi çok rahat öldürür. Son zamanlarda aile içinde bile eşlerin birbirini, kardeşin kardeşi, evlatların babalarını, babaların evlatlarını, yeğenlerin amca, dayı, hala, teyze ve kuzenlerini, dedelerin torunlarını, torunların dedelerini, komşuların komşularını, esnafların esnaf arkadaşlarını, iş adamlarının ortaklarını ve öğrencilerin öğrenci arkadaşlarını çok önemsiz meselelerden dolayı öldürdüklerine çokça şahit oluyoruz. Bunlar tanıdıkların birbirini öldürmelerinin örneğidir. Bir de haberlerde rastladığımız "Birden öldürme isteğim geldi," "Tanımıyorum, öldürdüm ve neden yaptığımı bilmiyorum" haberleri ile içki vb. keyif verici maddeleri kullanırken meydana gelen öldürme olayları da çokça rastlanan durumlardandır.
Bu ve benzeri acı olaylar, son 20 yılda artarak zamanımızda zirve yapmıştır. 86 yaşında bir dede 80 yaşındaki eşini, 75 yaşında bir büyükanne 77 yaşındaki eşini öldürüyorsa; 12 yaşındaki çocuk babasını öldürüyorsa, bir baba 1, 4 ve 8 yaşlarındaki çocuklarını öldürüyorsa, bir anne 9 ay karnında taşıdığı öz çocuğunu öldürebiliyorsa, bir kardeş öz kardeşini öldürüyorsa bu durum millet olarak hem psikolojik hem de sosyolojik olarak çok büyük bir menfi değişim içinde olduğumuzun en net delili değil midir? Bu sebeple bu olaylara kısmi ve yöresel adli olaylar olarak bakmak, çözümden uzaklaşmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Son zamanlarda pandemi sebebiyle sosyal ilişkiler azaldığından kişilerin internet bağımlılığı artmıştır. Ferdi ve içe kapanık davranışlar çoğalmıştır. Bu durum psikolojik problemlerin oluşmasına ve toplumsal değişime katkı sağlamıştır. Bu konuların uzmanlar tarafından ülke çapında titizce araştırılarak önlemlerin süratle alınması gerekir.
Çok net ve en belirgin örnek: 13 yaşındaki bir çocuk iş yerini kurşunluyor; yakalanınca da "Neden yaptın?" sorusuna, "Husumetim vardı," cevabını veriyor. Bebeler husumet güdüyorsa bir şeyler eksik, hem de çok eksik… Artık herkes risk altında, sebepsiz yere katliam yapanlar çoğaldı. Eskiden yabancı ülkelerde gördüğümüz okul saldırıları şimdi bizde de başladı. Milli Eğitim Bakanlığı hemen inceleme için müfettiş görevlendirildiğini, İçişleri Bakanı polis araştırması ve kapsamlı inceleme başlatıldığını, Adalet Bakanı ise Cumhuriyet Başsavcısı görevlendirildiğini söylüyor.
Yahu, bu olaylardan sonra yapılan incelemeler bir sonraki olayları önleyemiyorsa, hiç kimse görevini yapmıyor demektir. Milli Eğitim, Adalet ve İçişleri Bakanlığı olayların engellenmesi konusunda başarılı değil. Örneğin, şöyle bir iddia var: Şanlıurfa’da yaşanan olayda okul müdürü failin tehditlerine dair suç duyurusu yaptıysa savcılık ne işlem yapmıştır? Olay neden engellenememiştir? Eğer saldırgan sosyal medya hesabındaki tehdit dolayısıyla gözaltına alınıp serbest bırakıldıysa, o savcılık hakkında ne işlem yapıldı?
Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yetkilileri; Kahramanmaraş Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu öğrencisi 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli’nin 9 kişiyi öldürüp 20 kişiyi yaralaması üzerine şehre gittiler. Bu bakanlara, valilere ve tüm yetkililere sormak lazım: Okullardaki saldırıları, öğretmen ve öğrenci ölümlerini ne zaman durduracaksınız? Neden durduramıyorsunuz? Ne eksiğiniz var? Asli görevinizden birisi de öngörebilmek değil mi?
Eski bir polisin evinde 5 silah ve 7 şarjörün ne işi var? Emniyet güçleri dahi olsa bu hesapsız silah toleransı niye? Bu 14 yaşındaki çocuk silah kullanmayı nasıl öğrendi? Saldırganın babası 1. Sınıf Emniyet Müdürüymüş. Bir emniyet müdürü evinde neden 5 tane silah taşır? Alınan bilgilere göre baba, oğluna atış eğitimi yaptırmak için onu sık sık poligona götürmüştür. Çocuğun silaha tam manasıyla hakim olmasını sağlamıştır. Atış poligonlarında 14 yaşındaki bir çocuğun atış yapmasına nasıl izin veriliyor? Babası emniyet müdürü bile olsa bu yapılan doğru mudur? Bir kişiye neden 5 tabanca ruhsatı verilir? Bunun mantıklı izahı var mıdır? Bazı emniyet mensuplarının bu ruhsatlı silahları satarak ticaretini yaptıkları söylentileri doğru mudur? Bu konuda bir araştırma yapılmış mıdır?
Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, valiler ve kaymakamlar; vatandaşın güvenliğinden ve yaşama hakkından sorumlu birimlerin bütününe sesleniyorum: Muhalif düşünceleri cezalandırma çalışmalarına değil, mevzuatça belirlenmiş asli görevlerinize odaklanınız. Yapmadığınız görevlerinizden dolayı vatandaşlar ve evlatlarımız zarar görüyor; haliyle Türkiye zarar görüyor.
Türk milletinin asil bir millet olarak yerini koruyabilmesi için bizi yönetenlerin saldırgan dilden vazgeçerek kardeşlik ve sevgi dilini kullanması gerekir. Eğitim, adalet ve kültür sistemimizin; inancımızın, törelerimizin ve merhamet anlayışımızın yeniden güçlenmesi için "İşi ehline veriniz" emri her alanda uygulanmalıdır. Binlerce yıldır bizi biz yapan değerleri son 25 yılda büyük bir hızla tükettik. Bu değerlerle aramızdaki mesafeyi acilen kapatmak için harekete geçmeliyiz, yoksa sonumuz hiç iyi görünmüyor.
Bu asil milleti yönetenler geleceğimiz tehlikede her yönü ile bizi tükenişten kurtaracak önlemler için Türkiye çapında akademisyenlerimizin, kanaat önderlerimizin, kültür insanlarımızın kısaca Türkiyenin bilgili ve duarlı insanlarınm oluşturduğu bir kapsamlı çalışma ile raporlar hazırlayın ve kötü gidişatı durdurunç











