15 Temmuz kalkışmasını kesinlikle lanetliyorum. Kahkışmaya katılanları, işbirlikçi alçakları ve haberi olup ta bidirmeyen namuzsuzları, düşman biliyor ve onların Allah belasını versin diyorum.
Ancak Türk milletinin merak ettiği, anlayamadığı ve doğru bulmadığı birçok sorunun cevapları hâlâ verilemedi. Binlerce sorudan birkaç tanesini yazımıza alalım ve buradan soralım dedik.
"Darbe kalkışmasını eniştemden öğrendim" sözü, milletin vicdanında yer bulmadı. Enişteniz ne iş yapar? Madem MİT değil de enişteniz bu darbeyi haber verdi. İnsanlarız merak ediyor. Bu ülkede bu işleri takip eden teşkilatlar, bunu haber vermedikleri için suç işlememişler midir? Evet gerçekten haber vermedilerse suç işledikleri kesindir. O halde, haklarında ne gibi işlemler yapılmıştır? Mesela, bu darbeyi bilmesi gereken en uzman teşkilat olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan neden yargılanmadı? Ve neden MİT Müsteşarlık görevine uzun yıllar devam etmesine izin verildi?
Halk sokağa çağrılırken ve halk sokakta darbecilere karşı dururken, devleti yönetenler havaalanına indiklerinde oğlunu, damadını ve kendini, vb. yakınlarıyla, halkın arasına değil de çok korunaklı devlet konuk evine kendilerini atıyor? Sokağa çağrılanların canı can değil mi? Sarhoş Yeltsin gibi neden direnişçilerin yanına gidilmedi?
Bir bekçiye dahi söz söyleme yetkisi olmayan, sözünün de tutulmayacağı kesin olan, ana muhalefet partisi genel başkanı Kılıçdaroğlu, darbe teşebbüsünü duyar duymaz darbeye karşı olduğunu açıklayarak partisine TBMM’ye giderek parlamentoyu açık tutulmasını istemesine rağmen, Atatürk Havalimanı’nda uçaktan inerek kaçmakla suçlanmıştır. Peki, o havaalanında halkın arasında devleti yönetenler var mıydı? Yoktu? Dahası, aynı uçakla alana inen diğer yetkilileri geçelim. Yıllarca Türkiye'yi yöneten AKP'nin en güçlü ve yetkili Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı havaalanına iner inmez nereye kayboldu? Yine aynı uçakla hava alanına indiği iddia edilen bir bakan ne yaptı? Direnişçilerin başına mı geçtti? Nereye kayboldu? Başbakan nerede? MİT Başkanı nerede? İçişleri Bakanı nerede? Ankara Belediye başkanı nerede ve darbeyi nasıl haber aldı?
Kalkışmanın ertesi günü, aylar sürmesi gereken on binlerce kişilik liste nasıl hazırlandı? Bu mümkün mü? Yoksa daha önden mi hazırlanmıştı! Bazı asker ve politikacıların darbe kalkışmasının en yetkili kişilere aylar öncesi bildirildiği açıklamalarına makul bir cevap verilemedi. Neden? Başbakan "MİT bana darbe yapılacağı bilgisini vermedi" tespiti ne ile izah edilebilir? MİT Müsteşarı, darbe yapılacağı bilgisini başbakana neden vermedi?
Ölen ve yaralananların hangi silahlardan çıkan mermilerle vurulduğunun anlaşılabilmesi için balistik kontroller yapıldı mı? Yapılmadı mı? Emekli kuvvet komutanı Akın Öztürk’ten o gece neden yardım istendi? O zamanki Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, darbe sabahı Akın Öztürk hakkında söyledikleri övgü dolu sözler ile daha sonra söyledikleri neden tamamen çelişiyor? Ve ilk gün kahraman denilen Öztürk daha sonra neden bir numaralı sanık oluyor?
Koskoca Genelkurmay Başkanı, darbenin şeklini hâlâ öğrenemedi de darbeci Mehmet Dişli ile darbenin sabahından bir gün sonraya kadar birlikte hareket ettiler mi? Bazı devletlerin, bazı subayların, yaptıkları darbe kalkışması ihbarları neden değerlendirilmedi? AKP’li bazı vekillerin televizyonlarda ve çeşitli açıklamalarında "Darbe kalkışması için aylar öncesi haber aldık ve darbeyi lehimize çevirdik" şeklindeki açıklamaların doğruluk payı nedir? Televizyonlarda yaptıkları insan vicdanını sızlatan bazı açıklamaların videoları hâlâ dolaşımda ve yalanlanmamıştır. Niçin? Eğer dedikleri doğruysa, bu çok çirkin ve ihanet derecesinde bir durum değil midir? Denilenler doğrusu ise, o kadar ölü, yaralı, mal mülk ve strateji kaybına sebebiyet vermek bırakın iyi yönetimmi, insani ve vicdani midir?
Fethullah Gülen’in dizinin yanında boy boy resimleri olanlar, onun bankasında ve çeşitli yapılarında görevli olanlar, darbeden sonra bile neden genel başkan yardımcısı, vekil, belediye başkanı, danışman vb. görevlere getirildiler? Kalkışma gecesi 1. Orduya bağlı kolordu komutanlarından birisi, bizzat izlediğim yayın yapan TV kanalına bağlanarak devleti yönetenlerden izin istiyorum, kalkışmacıları hemen ezeyim demesine rağmen neden izin verilmedi?
Özel harekât polislerinin olduğu binanın haricinde yıkıcı bombalama yapılmadı. Darbe yaptıkları denen saraya karşı ciddi bir bombalama oldu mu? Neden yollar bombalandı? Kalkışmacıların TBMM, İstanbul Valiliği, 1. Ordu Karargâhı ve kalkışmanın önünde engel olabilecek diğer stratejik kurumları ele geçirmek varken, kalkışmaya hiçbir katkısı olmayan köprülerin tek yönünü tutması darbe mantığına uygun mu? Efsane komutan Tümgeneral O. Pamukoğlu diyor: “Boğaz Köprüsü’nü koruyan modern silahlarla donatılmış askeri birlik, Boğaz köprüsündeki darbe kalkışanlarına karşı bırakın hedef almadan ateş etmeyi, darbecilere karşı başlarının üstünden bir uyarı baraj ateşi açsaydı, hemen köprüdekiler çekip giderdi.” Evet, neden bu batarya korkutmak için dahi olsa ateş etmedi?
AKP'nin hakim olduğu, TBMM’de kurulan "Fethullahçı Terör Örgütünün 15 Temmuz 2016 Tarihli Darbe Girişimi İle Bu Terör Örgütünün Faaliyetlerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun" raporu neden yok hükmünde kabul edildi? Komisyonun başına neden Fethullahçı olduğu iddia edilen birisi getirildi? Kalkışmayı en iyi bilmesi gereken en etkili ve yetkili kurumların başında olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, komisyona ifade vermeye çağrılmalarına rağmen neden gitmediler? Kim niçin göndermedi? O zaman parlamenter sisteme göre Türkiye’yi yönetmekte hukuken en etkin yapı olan olan TBMM’nin kurduğu komisyona, nasıl ve hangi cesaretle gelmezler? Kime güvenmişlerdir veya kimden korkmuşlardır?
Darbe kalkışmasında hiçbir şaibe olmasa bile, asli görevi Türkiye’yi iç ve dış düşmanlara karşı korumak olan Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, hem kendini hem karargâhını hem de ülkeyi koruyamadığı açıkça ortada olmasına rağmen neden göreve devam etmesine izin verildi? Türk milletine anlatılanlara göre başarısız bir Genelkurmay Başkanlığı yapan H. Akar, karargâhında tutsak alınmasına rağmen neden Milli Savunma Bakanı yapılmıştır? Madem başarılı bakanlık yaptı, 2. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde neden yeniden bakanlığa devam ettirilmedi? Başaramadıysa neden Sivil Savunma Komisyonu Başkanı yapıldı? Yine Akar’ın yerine, darbe gecesi tutsak alınan ve darbe anında da Genelkurmay 2. Başkanı olan Yaşar Gürel, Milli Savunma Bakanı yapılması ne anlama geliyor?
15 Temmuz darbe kalkışmasında en net bir şekilde direnmesine ve karakuvvetleri komutanı da olmasına rağmen neden Ümit Dündar genel kurmay başkanı yapılmadı. Darbe kalkışmasında aktif rol alarak kalkışmaya karşı direnen komutanlar neden terfi ettirilmeyerek emekli edildi?
Yine, asli görevi iç ve dış düşmanlara, darbelere karşı ilgili kurumlarla birlikte bu hain çalışmaları bertaraf etmek olan MİT Müsteşarı, darbe kalkışması bilgisi kendisine verilmesine rağmen bu bilgiyi başbakana ve cumhurbaşkanına da vermemesine rağmen neden müsteşarlığının devamına izin verildi? Şimdi de Dışişleri Bakanı yapıldı. Neden?
O gece dağıtıldığı söylenen sayısızca silahı kimlerin emriyle, kimler, kime, ne şekilde dağıttı? Dağıtılan insanları nasıl seçtiler? Önceden bir isim tespiti yapıldı mı? Rastgele mi dağıtıldı? O silahlarla insanlar öldürüldü mü? Öldürüldüyse kaç kişi öldürüldü? Balistik incelemeler yapıldı mı? Dağıtılan silahlar geri toplanabildi mi? Hala toplanamayan silah varsa bu konu nasıl çözülecek?
FETÖ Silahlı terör örgütüne üye iddiasıyla tutuklanan iş adamlarının paraları, malları, çeşitli işyerleri ve yine çeşitli gayrımenkulleri el altı pazar birine mi peşkeş çekildi yoksa hazineyi mi aktarıldı? FETÖ'cü suçlaması karşısında korkarak mallarından bir kısmını birilerine devredenler oldu mu? Olduysa kimler tarafından kimelere devredildi?
Türk Milletine kast eden darbecilerin, onlara yol açanların, onlarla birlikte hareket edenlerin, göz yumanların ve görmemezlikten gelenlerin Allah belasını versin.
Sonuç olarak, bu sorular 15 Temmuz kalkışmasının ardındaki belirsizlikleri ve kamuoyundaki kaygıları ortaya koymaktadır. Türk milletinin bu olayla ilgili gerçekleri öğrenme hakkı vardır. Herkesin merak ettiği bu sorulara yanıt bulmak, adaletin tecellisi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, yetkililerin bu soruları yanıtlaması ve halkın içindeki belirsizlikleri gidermesi gerekmektedir. Selamlarımla









