• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
13:55
İlkokullarda Yetiştirme Programı'nın kapsamı genişledi
10:36
ÖSYM 2026 YKS sonuçlarını açıkladı
01:43
20 gümrük memuru gözaltında
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Şerife Güven
  3. Destanların Gölgesinde Bir Uyanış: Tandoğan'da Yükselen Anadolu Ruhu
Yayınlanma: 28 Haziran 2026 - 22:07
Güncelleme: 28 Haziran 2026 - 23:52

Destanların Gölgesinde Bir Uyanış: Tandoğan'da Yükselen Anadolu Ruhu

28 Haziran 2026 - 22:07
Güncelleme: 28 Haziran 2026 - 23:52
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Destanların Gölgesinde Bir Uyanış: Tandoğan'da Yükselen Anadolu Ruhu
Şerife Güven
Asena'nın yüreğinden

Türk milleti, tarihi boyunca destan yazmaya, var oluşunu meydanlarda mühürlemeye sevdalı bir millettir. Pek çok ulusun geçmişi silik sayfalarla doluyken, bizim tarihimizin her yaprağı bir şahlanış öyküsüdür; Ergenekon’dan Manas’a, Alper Tunga’dan Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’na uzanan bir zincirdir bu. Bir milletin kurtuluşu, hürriyetine kavuşması ve var oluş mücadelesi, ancak böylesine köklü bir destan ruhuyla gerçekleştirilebilir.

Geçtiğimiz Cumartesi günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda şahit olduğumuz miting, tam da bu nitelikte, tarihi bir destan özelliği taşıyordu.

Yaşlı Delikanlıların Büyük Buluşması

Anadolu’nun bağrından; her kasabadan, köyden ve şehirden kopup gelen 50, 60, 70 yaşlarındaki karayağız, dudakları çatlamış, elbiseleri eskimiş o vakur halk, meydanı hıncahınç doldurmuştu. Verdikleri mesaj netti: "Biz daha ölmedik, elimiz ayağımız sağlam; ihaneti kendi ellerimizle boğarız!"

Tandoğan, Türk milliyetçilerini aslında çok uzun yıllar öncesinden, 1978’den tanıyordu. O günlerde dünya, ucu bucağı görünmeyen o kalabalığa bakıp, "Ülkücüler Anadolu’da boy gösterdi" demişti. O dönemin genç, bıçkın delikanlıları, vatanı tehlikede görünce Başbuğ’un çağrısıyla meydanlara koşmuştu; Çatlılar, Muhsin Başkanlar, Mehmet Güller o dönemin genç liderleriydi.

İşte o günlerin üniversiteli gençleri, bugün emekli evlerinde dişlerini sıkarak, isyanlı bir sükut içinde tespih çekiyor olsalar da, "vatan" dendiğinde dermansız dizlerine rağmen yine yollara düşmüşlerdi. Bir ellerinde simit, diğerinde su, aç karınlarını doyurmaya çalışıyor ama bundan zerre şikayet etmiyorlardı. Omuzlar dik, gönüller huzurlu ve heyecanlıydı. Pala bıyıklarını çoktan kesmiş o ihtiyar delikanlılar, ellerinde kutsal bir emanet gibi, ekmek gibi, Kuran gibi yere bırakmadıkları al bayraklarla şimdiki genel başkanları Müsavat Dervişoğlu’nu dinliyorlardı: Ne emri var, ne buyuracak, ne yapmamız gerek? diye...

Koca alan, adeta coşkuyla dalgalanan bir gelincik tarlasına dönmüştü. Ayaklarımdaki rahatsızlık yüzünden yorgunluktan yere çöküp izlemek zorunda kaldığım o manzara, tek kelimeyle muhteşemdi. Bastonlu nineler de oradaydı, coşkuyla slogan atan gençler ve etrafa şaşkın şaşkın bakan çocuklar da... Gerçek şu ki, Türk milleti davasına yeniden sahip çıkmış; haksızlığa, zulme, adaletsizliğe, fakirliğe ve yolsuzluğa karşı bayrak açmıştı. Bayrak açmak, bir nevi her şeyi göze alarak sonuna kadar mücadele etmeye karar vermektir.

Devlet Adamlığı Kucaklaşmayı Gerektirir

Müsavat Başkan, tam bir devlet adamı şuuruna yakışır, maziyi ve Türk milletinin birliğini temel alan harika bir konuşma yaptı. Bilirsiniz, Ülkücü zihniyet her zaman devletçi olmuştur. 80 ihtilalinden sonra zindanlarda büyük işkenceler görmüş, ama meseleyi asla Avrupa masalarına şikayet konusu etmemiştir. Sol ve komünist fraksiyonlar şikayetçi olurken, onlar kan yutup "kızılcık şerbeti içtim" demişlerdir; çünkü devletin bekası ve birliği her şeyden önce gelir.

Müsavat Başkan konuşmasında, geçmişte komünist bir arkadaşıyla verdiği amansız mücadeleyi gönlüne gömdüğünden, seneler sonra aynı masaya oturup kucaklaşabildiklerinden ve hatta onu mezara kendi elleriyle koyduğundan bahsetti. Kendisi, babası komünistler tarafından şehit edilmiş bir şehit çocuğudur. Hani kendi kendime sordum: "Ben olsam yapabilir miydim?" diye... Yapamazdım. Ama işte devlet adamlığı, "Devlet Baba" olmak tam da böyle bir sinedir. Kadir İnanır meselesi de böyledir; bir konuşmanın başını sonunu dinlemeyip cımbızla tek bir cümleyi alırsanız, ana fikri kaçırırsınız.

Özlenen Siyaset, Özlenen Ülküdaşlık

İYİ Parti, kuruluş ilkeleri doğrultusunda net bir mücadele sözü veriyor: Ülkenin birliği, cumhuriyetin ve ulus devletin korunması, "terörsüz Türkiye" yutturmacalarına inanılmaması ve Öcalan’ın dışarı çıkarılmaması için sonuna kadar direniş... Gençliğin geleceğine umut olmak, atanmayan öğretmenlerin hakkını korumak, yoksulluğa çare bulup rantla, lüksle, israfla savaşmak... Ve en önemlisi, "Anadolu’nun Türksüzleşmesi" projesine karşı yumruğunu sıkarak kararlılık göstermek.

Mitingde beni şaşırtan ve mutlu eden başka detaylar da vardı. Etrafta siyah takım elbiseli, pala bıyıklı, siyah gözlüklü o mağrur, ulaşılamaz koruma orduları yoktu. Sadece su ve simit dağıtan görevliler vardı. Bir partinin lideri halkıyla iç içe olmalıydı ve Müsavat Başkan tam olarak bunu yaptı; kalabalığın içine girdi, insanlara sarıldı, o ruh ve gönül birliğini sağladı. Bugünün siyasetinde korumalardan yanına yaklaşılmayan liderler varken, halkın başkanına sarılıp hayır duası etmesi apayrı bir güzellikti.

Meydanda büyük bir heyecan, yıllar sonra karşılaşan eski dostların hüzünlü ve coşkulu kucaklaşmaları vardı. Ben de seneler sonra okul arkadaşım, vefalı dostum Kadriye’yi gördüm; ziyaretime geldi. Onunla gürültü patırtı arasında yarı duyar yarı duymaz halde çevreyi gezdik, sohbet ettik. İnsanların kıyafetlerine baktım; genellikle temiz ama yıpranmıştı. Bizim kültürümüzde "yabanlık" derler ya, hani bir yere giderken giyilen o az kullanılmış elbiseler... Belli ki insanların yeni bir kıyafet alacak gücü yoktu ama o halleriyle bile oradaydılar. Makyaj küpüne batmış hanımlar yoktu ama meydandaki kadın ve genç kız sayısı eskiye nazaran gözle görülür şekilde artmıştı.

Biz Bu Vatanı Kuponla Almadık!

Dostlar, Tandoğan’da Anadolu’yu tekrar Türkleştirmek ve bu toprakları yeniden töreli, yasalı kılmak üzerine adeta yeni bir destan yazıldı. Bundan sonra bu kararlı mücadele her yerde süratle dalgalanacak, her kürsüde konuşulacak ve tavizsiz bir tavırla gösterilecektir.

Bu vatan marketten 30 kupona alınmadı. İstiklal Marşı’mızda denildiği gibi:

"Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!"

Artık korku yüreklerden silinmiş, Türk milleti ayağa kalkmıştır. Bizi yönetenlere derinden bir sesle, "Siz ne diyorsunuz? Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım!" haykırışını göndermiştir.

Ben bu duygu ve inançla, Türk milletinin şerefli bir ferdi olarak, meydanlarda gururla tarih yazmaya devam edeceğiz diyorum...

Ya siz?

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok! - 18 Temmuz 2026
  • Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak.. - 20 Mayıs 2026
  • Niçin Türkçüyüz - 04 Mayıs 2026
  • Türk Kadını Niye Siyaset Yapmalıdır? - 29 Nisan 2026
  • Bir Festivali Daha Geride Bıraktık: Adana Portakal Çiçeği Festivali - 07 Nisan 2026
  • Bu İşte Bizimde Vebalimiz Var - 31 Mart 2026
  • Kadınlar Gününü Türkçü Zihniyetle Kutlama. - 15 Mart 2026
  • İyi Parti Meclis Toplantısında Kadınlarımız - 08 Mart 2026
  • Ülkemizdeki yoksulluğuna Seydişehir Örneği - 05 Mart 2026
  • Renklerin Ardındaki Kadın Hikâyeleri - 15 Şubat 2026
  • Bayrak Namustur: Beyşehir'den Yükselen Milli Ruh - 07 Şubat 2026
  • Ülkücünün Kalitesi - 01 Şubat 2026
  • Ülküdaşım ve Beyim Önder Güven - 19 Kasım 2025
  • Yüce Başbuğ ,Mustafa Kemal Paşa Ruhun Şad Olsun.. - 15 Kasım 2025
  • Seydişehir'de Cumhuriyet Bayramı Coşkusu. - 31 Ekim 2025
  • Vefasızlığa Teslim mi Olalım? - 05 Ekim 2025
  • Koca Kurtlarla Kocatepe, Zafer Bayramımız Kutlu Olsun. - 31 Ağustos 2025
  • Koca Çınarlarla Doğu Karadeniz Turu - 24 Ağustos 2025
  • Kerbela Çeşmesi - 13 Haziran 2025
  • Halk Eğitim Merkezleri Türk Kadınının Marifeti - 31 Mayıs 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 13
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Mazlumların Kanı Petrolden, Altından Daha Değerlidir!
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
MEB Şube Müdürlerinin İdari Amirlik Yetkisi Hiyerarşinin Vazgeçilmez Unsurudur
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Özel İdare'de Sınavlar Yine Tartışma Yarattı..
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Derin Sohbet
Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Yetkiliyi Değil Yetkisizi Suçluyoruz
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
STK Anlayışımız ve Yardımlarımız
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Linkoln, Mao Size; İnatçı Kahraman Ağa Bize
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-7
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Öğretmen Ne Yapsın?
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Öğretmen Ne Yapsın?
Sri Lanka Kandy Seyahati
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Kandy Seyahati
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Misafir Yazılar
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Atatürk'e Saldırıların Planlayıcısı Yunan ve İngiliz İstihbaratıdır!
Orhan KILIÇOĞLU
Atatürk'e Saldırıların Planlayıcısı Yunan ve İngiliz İstihbaratıdır!
''Ne Sen Beni Gördün, Ne de Ben Seni…''
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
''Ne Sen Beni Gördün, Ne de Ben Seni…''
Türk Milliyetçilerinde Zihniyet Değişimi
Ali Kemal Gül
Türk Milliyetçilerinde Zihniyet Değişimi
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Türk Ocakları'ndan
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!
Şerife Güven
Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!
Destanlar Burcundayım!
Köksal Cengiz
Destanlar Burcundayım!
Tarih İdeolojiyle Değil, Belgelerle Yazılır: "Kurtuluş Savaşı" Kavramı Üzerine
Şevket Sezer
Tarih İdeolojiyle Değil, Belgelerle Yazılır: "Kurtuluş Savaşı" Kavramı Üzerine
Çok Okunan Haberler
Danıştay yürütmeyi durdurdu: Hukuk fakültesi barajı yeniden 125 bin
Danıştay yürütmeyi durdurdu: Hukuk fakültesi barajı yeniden 125...
Dışişleri'nden Yunanistan'ın Türk okullarını kapatma kararına tepki
Dışişleri'nden Yunanistan'ın Türk okullarını kapatma kararına...
Öğrenci affı TBMM'den geçti: Kimler yaralanabilecek?
Öğrenci affı TBMM'den geçti: Kimler yaralanabilecek?
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo