“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır!” Bu sözler bizim için sadece birer mısra değil, bir yaşam biçimidir. Türk milleti için bayrak her şeydir; kız kardeşinin gelinliği, şehidinin son örtüsü, hürriyetinin yegâne timsalidir. Bugünlerde birileri, içimizde beslenen o şer odakları, hadlerini aşarak bayrağımıza el uzatma cüretini gösterdiler. Milletin sinir uçlarıyla oynadılar ama unuttukları bir şey vardı: Türk milleti, bayrağı söz konusu olduğunda topyekûn ayağa kalkar!
Beyşehir Caddelerinde Bir "İnanmışlar" Ordusu
Dün Beyşehir’de bu asil duruşun en somut örneklerinden birini yaşadık. İYİ Parti’nin cesur yürekli teşkilatları, Anadolu’nun dört bir yanındaki gibi Beyşehir’de de "Bayrağa Saygı Yürüyüşü" başlattı. Biz de Seydişehir teşkilatı olarak oradaydık. Konya İl Başkanımız Ali Anlaş, Hüyük Başkanımız Kezban Hanım ve daha nice gönlü vatan aşkıyla çarpan dostumuzla omuz omuza verdik.
Yürüyüşte tek bir parti bayrağı yoktu; sadece ay-yıldızlı al bayrağımız vardı. Beyşehirliler namusunu korur gibi sarılmıştı bayrağına. Şehrin o meşhur "delisi" bile elinde bayrağıyla aramıza katılmıştı. O an şunu düşündüm: Bu vatanın delisi bile bayrağın kıymetini bilirken, ekmeğimizi yiyip suyumuzu içen hainlerin bu ihaneti nedendir?
Yaş 60 Ama Ruh Hala 18!
Kortejin önünde Seydişehir Başkanımız Yılmaz Dönderici vardı. Sloganlarla yürüdük. Aslında biz bu sahnelerin yabancısı değiliz. 80 öncesinde çok yürüdük biz bu yollarda; çok arkadaşımızın tabutuna omuz verdik, hak ve hukuk davası için ömür tükettik.
Bugün yaş altmışı geçti ama vatan sevdası bizi yine yollara düşürdü. “Ne mutlu Türküm diyene!”, “Türkiye Türktür, Türk kalacak!”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” nidalarıyla Beyşehir sokaklarını inletirken, o eski günlerin heyecanını yeniden yaşadım. Pencerelerden Bozkurt selamı verenler, alkışlayanlar gönlümüzü ferahlattı; ancak "Gönlümüz sizinle ama yanınızda değiliz" diyenlere de içimizden bir "Eyvallah" dedik, dişimizi sıkarak...
Yaban’dan Kurtuluşa: Önemli Olan Çokluk Değil, İnanmaktır!
Yürürken aklıma Yakup Kadri’nin Yaban romanı geldi. Anadolu işgal altındayken, düşman kapıya dayanana kadar tepkisiz kalanları anlatır. Ama o karanlık günlerde bir lider çıktı. Mustafa Kemal, Bandırma Vapuru’nu durduran İngilizlere, gemide ne olduğunu sorduklarında; “İnanmış 16 kelle var!” demişti. İşte o inanmış ruh, koca bir imparatorluğun küllerinden yeni bir devlet kurdu.
Biz de öyleyiz. Sayıya, çokluğa bakmayız. İYİ Parti, inananların partisidir. Diğerleri sessiz kalsa da, ihanet çeteleriyle kol kola girse de, Türk Milliyetçileri ve Ülkücüler bu bayrağı indirmeye çalışanları pişman etmeye devam edecektir.
Kadın Eli Değen Mücadele
Yürüyüş sonrası teşkilat binasında Zahide Başkanımızın misafiri olduk. Zahide Başkan, yıllarını bu mücadeleye vermiş, samimiyetini MHP döneminden beri bildiğim kıymetli bir isim. Kadınların siyasetteki gücü başarıyı getiriyor; Beyşehir’deki bu canlılık da bunun en büyük kanıtı. İl Başkanımız Ali Anlaş’ın da dediği gibi, bayrak bu emin ellerde dalgalanmaya devam edecek.
Beyşehir’de hava güzeldi, güneş pırıl pırıldı ama en çok da vazifesini yapmış "cesurların" yüzü gülüyordu. Atamızın dediği gibi: “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”
Başta Zahide Başkanım ve Başkan Yardımcısı Ayşegül Kara olmak üzere, yüreğini ortaya koyan tüm dava arkadaşlarımı tebrik ediyorum.
Ne Mutlu Türküm Diyene!










