İstanbul Atatürk Eğitimin senelik büyük buluşması Afyon,Sandiklida yapıldı..
Seneyi iple çeken 65lik delikanlılar koşar adım Türkiye'nin pekçok yerinden koşarak,otobüsle, trenle, özel arabayla Sandikli'ya dün 28 Ağustosta ulaştık.
Akşam yaptığımız kısa toplantıda , genel konuşmalar,yapildi..
Özellikle Fikret Hocamız ülkücülerin tarihi misyonu verdiği mücadeleden bahsetti.
Mehmet Nusret Esi "Bir sevdadır Ülkü " 80 öncesi ülkücülerin dusunce, fikir,mücadele alanında, çekilen belgeselin tanıtımı hakkında bilgi verdi.
Ben Şeyh Şamil " şiiri,
Köksal Hocam kendi şiiriyle ile katkı sağladı, programa.
Sabah kahvaltıdan sonra otobüsümüze , rehber eşliğinde binerek Savaşın yapıldığı yerlere görmek için yola çıktık.
Ne der,
Arif Nihat Asya,
Nerde o anlar ki
Analar kurt doğururdu,
Hilkat insan çamurunu,
Destanlarla yuğururdu,
Onlardan kaldı bu yurt
Biz gezip tozmayalim mi ?
Yapanlar kıskanır ,diye..
Destan da yazmayalım mi ?.
Tam bu şiirin ifadesini bulduğu vatan toprağı Afyondayiz..
Afyon bana göre Çanakkaleden farkı olmayan,sadece ,deniz savaşlarının yapılmadığı yer..
Yoksa dere tepe,ova,dag,mavilik gözünüzün ufukla birleştiği yerlerde zorlu ,çetin, aklın,hafızanın zor algıladığı savaş alanı..
İlk ziyaret yerimiz
Şuhut Atatürk Evi ,
Ev küçük bir konak ama içinde hertürlü konforu olan bir konak.
İlk defa bu şekilde çok odalı bir konak gördüm.
Plani çok güzeldi.
İçinde o zamana göre lüks diyebileceğimiz çeşmesi bile vardi .
Ahşap, Atatürk'ün yaşadığı bir mekan olunca insan farklı şekilde heyecanlanıyor,dikkat kesiliyor..
Her biri eşyayı tutup.koklamak istiyorsunuz..
Atam gibi kokar mı? Diye.
Orada tarihi belgeleri okuyunca esaret altına olan küçük Anadolu köyü Türk Askerinin gelişini gözyaşları ile karşılıyor, Ziraa esaretin zulmü yaşanmaz oluyor ,
Atasına sahip çıkıyor.
Ona bu konağı tahsis ediyor..
Atatürk ve Paşalar Kurtuluş savaşının planlarını burada yapıyor, olgunlastiriyor...
Burada resimler çekip veda ederken istikamet Yüksekliği,rakım 1850 olan Kocatepeye çıktık.
Ama büyük otobüs olunca cik cik bitmedi..
Oyleki Rehberimiz burada Ağustosta bile soğuk olduğunu,kar yağdığını söyledi..
Hani Atatürkü burada paltosu ile görürüz ya ! Bundan mış?
Arabadan indik rüzgar soğuk esiyor , Çeketlerimizi giydik..
Rehberimiz başladı anlatmaya,pür dikkat dinliyoruz,bir kelimesini kaçırmayalım,diye..
Karşı tepeleri sayıyor,oradaki komutanları tek tek anlatıyor,Benim hafızamda hep Ciğiltepe var..
Yunan'in hazırlığını, bizim, Yunan'ı nasıl arkadan çevirdiğimizi ,
İngiliz gazetecisin savaş alanini gezerek Türkler burayı 6 Ayda alamazlar",demesi...
Ve o tepelerden düşman 24 satte serseme dönmesi ve bozulması.
Atatürkün,
Hattı müdafaa yoktur,Sathı müdafaa vardır,
O satıh bütün vatandır," sözü
Anlatımı kolay geliyor,Ama o zorlu şartlarda bu coğrafyada, imkansızlık içinde olan Türk askerinin başarısını akıl almıyor, şuur kabul etmiyor..
Ama yukarıda Şairin belirttiği gibi,
Hilkat insan çamurunun,
Destanlarla yogrulmasiydi..
O zaferler getiren atların nallari altindanmış
Gidişleri akina, gelişleri akindanmis..
Zemberegini kuran onlarmis, bu dünyanın..
Onlar ki kurt doğuran obaların kanindanmiş..
Bu şiirde anlatilan yiğitler olmalı savaşanlar.
Zira etle kemikten olan insanın bu savaşta başarılı olmasını akıl kabul etmiyor..
Hele zamanımızda menfaat çıkar,koltuk için vatan toprağı satılınca...
Burada da resim çekilip, Atatürk'ün komutanlık dehasının farklı yönlerini dinleyip,
Cigiltepeden ,gönlümde yarasi olan Miralay Reşat Paşayi hatırlatmak isterim,
Savas başlamış, topcularimiz savas alanlarini cehenneme çevirmiş, tepeler teker teker düşmeye başlamış, Ama Ciğiltepede düşman direniyor, düşmüyor..
Mustafa Kemal Paşa,
Reşat Paşaya telefon eder,
Paşam niye düşmedi tepe diye,
Karşılığında,
Paşam yarım saate kadar düşecek der,
Fakat yarım saat olur,tepe düşmez,
Paşa verdiği sözü yerine getiremeyince ,
intihar eder,
Bunu duyan askerler son kuvvet yüklenirler, tepeyi düşürürler..
Mustafa Kemal Paşa,
Meclis konuşmasında,
Reşat Paşanın yaptığı yanlıştır,
Ama Türk komutanının verdiği sözün ne kadar önemli ,ehemniyetli olduğunu bunun ornegini Resat Paşada görüyoruz, diyerek , övmüş..
Ve soyadini vermiştir..
Arabamızı binerek çevredeki sehitlikleri gezip,fatihalarimizi okuyarak Zafer Tepesine gittik.
Mustafa Kemal Paşa 30 Ağustosta düşmanı bu tepeden son darbeyi indiriyor..Yine zorlu bir coğrafya, düşman bozulmuş kaçıyor, ölülerini, muhimmatini,herseyi bırakıp kaçıyor.
Kaçarken girdiği yerleri yakıp, yıkıp hertürlü kötülüğü yaparak İzmire doğru kaçıyor..
Burada da resim çekip,Duamızı okuduktan sonra gezimize devam ediyoruz..
Yine beni çok etkileyen bir durum var,
Şehit Sancaktar Anıtı,
Atatürk savaş alanına gezerken bir Mehmetçik görüyor..,
Elinde bayrak çukura gömülmüş, elindeki bayrağı Mehmetçik bırakmamış, öylece donup kalmış..
Atatürk bu manzara karşısında çok duygulanir, gözlerinden yaş gelmiş..
Ve buraya bir anıt dikilmesini ister,
Yine,Dumlupınar Şehitliği devam ettik.
Yine İstiklal Marşı şiirinde,
Akif ne der,
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı,
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı,
Yani her bastığınız vatan topraginda kefensiz yatan Şehitlerimiz var,
Toprağı sıksan şehit kanı fışkıracak,
Gezimiz ,otelimize gelerek son buldu..
Yaş gurubu olarak gerçekten çok yorulmuşuz..
Ama gönlümüz, ruhumuz, beynimiz ,
Türklük gurur ve şuuruyla tekrardan beslendi,
Göğsümüz kabararak,
Atamızı,silah arkadaşlarını,askerimizi minnet,şükranla anıyoruz..
Bu topraklari sonsuza kadar Türk'ün vatani yaptiklari için..,
Yine göğsümüz kabararak ,
Ne Mutlu Türk'üm Diyoruz..
Not; Gezinin düzenlenmesinde ev sahipliği yapan,
Lütfi Yüksel'in
Toplantıyı organize eden,
Mehmet Başer 'e
Bizi yalnız bırakmayan
Fikret Akın hocamıza
Toplantıya katılan ülküdaslarima,
Teşekkür ederim..









