Yıllardır köşe yazılarımda kamu görevlilerinin mesai disiplinini eleştirdim.
Görevine zamanında gelmeyenleri, erken ayrılanları, çeşitli mazeretlerle mesaisini aksatıp buna rağmen maaşını alanları sert bir dille eleştirdim.
Hatta onlara "mesai hırsızları" dedim.
Çünkü hak edilmeden alınan her kuruşun vicdani ve manevi bir sorumluluğu olduğuna inanıyorum.
Geçtiğimiz haziran ayının ortasında, Giresun ili Keşap ilçesi Kaşaltı Köyü'nün imamı Mustafa Turan emekliye ayrıldı.
Oysa sadece bir ay daha beklese, 15 Temmuz'daki artışlarla yaklaşık 100 bin lira daha fazla alabilecekti.
Dün kendisine bunun nedenini sordum.
Verdiği cevap beni gerçekten etkiledi.
"Otuz yıllık görevimde çeşitli mazeretlerle göreve gidemediğim günler oldu.
Devlet o günlerin de maaşını ödedi.
Bu hep vicdanımı rahatsız etti.
Bir ay daha bekleyip fazladan para almak istemedim.
O para devletin kasasında kalsın."
İşte bu sözler, vicdanın ne kadar büyük bir muhasebe yaptığının en güzel örneğidir.
Keşke bütün kamu görevlileri görevlerini aynı hassasiyetle yerine getirse, mesaisine sahip çıksa, devletin imkânlarını kendi emaneti gibi korusa.
Değerli hocam, sizi yürekten kutluyorum.
Emeklilik hayatınızın sağlık, huzur ve mutluluk içinde geçmesini diliyor, sergilediğiniz bu örnek davranışın herkese ilham olmasını temenni ediyorum.











