Son günlerde evlerin duvarlarında, pencere kenarlarında ve çatılarında kokarcalarla daha sık karşılaşıyoruz. Geçmiş yıllarda pek görmediğimiz kokarca pisliklerinin artık evlerin içinde bile karşımıza çıkması, sorunun her geçen gün büyüdüğünü açıkça ortaya koyuyor.
Bütün bunlar bize tek bir gerçeği gösteriyor: Kahverengi kokarca azalmıyor, tam tersine gittikçe çoğalıyor.
Peki, bu noktaya nasıl geldik?
Eğer bir suçlu arıyorsak, önce dönüp kendimize bakmalıyız. Çünkü köylerdeki boş evlerin, kullanılmayan meskenlerin, metruk yapıların, depoların ve ahırların önemli bir bölümü hâlâ ilaçlanmış değil. Birçok mülk sahibi çeşitli bahanelerle ilaçlamaya izin vermiyor ya da konuya duyarsız kalıyor. Oysa kahverengi kokarca kış aylarını en çok bu tür kapalı alanlarda geçiriyor. Boş binalar ilaçlanmayınca, verilen mücadele de ne yazık ki eksik kalıyor.
Sorumluluk Sadece Kapalı Alanlarda mı?
Hayır. Fındık bahçelerinin de önemli bir bölümünde gerekli mücadele yapılmıyor. Üreticilerin bir kısmı ya hiç ilaçlama yapmıyor ya da tavsiye edilen dönemlerde mücadeleye katılmıyor.
Ancak sorumluluk yalnızca üreticilere yüklenemez. Bu mücadelenin en büyük sorumluluğu Tarım ve Orman Bakanlığı ile Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlüklerindedir. Mücadelenin planlanması, koordinasyonun sağlanması, üreticilerin ve vatandaşların bilinçlendirilmesi, ilaçlama çalışmalarının etkin şekilde yürütülmesi ve sahadaki eksikliklerin giderilmesi konusunda daha yoğun bir çalışma yapılmalıdır.
Fındık Araştırma Enstitüsü, bilimsel çalışmalarıyla mücadeleye yön vermeli; daha etkili yöntemler ve kalıcı çözümler geliştirmelidir.
Fiskobirlik, Ziraat Odaları, ihracatçı birlikleri, borsalar ve diğer tüm paydaşlar da elini taşın altına koymalı, mücadeleye daha fazla katkı sunmalıdır. Çünkü kahverengi kokarca artık sadece üreticinin değil, bölge ekonomisinin tamamının sorunudur.
Valilik ise kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirmeli, mücadeleyi yakından takip etmeli; özellikle boş evler, metruk yapılar ve gerekli görülen diğer alanlarda etkin mücadelenin sağlanması konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelidir.
Topyekûn Bir Seferberlik Şart
Bugün geldiğimiz noktada suçu yalnızca bir kuruma ya da bir kişiye yüklemek doğru değildir.
Boş evini ilaçlatmayan da sorumludur. Bahçesini kaderine terk eden de sorumludur. Mücadeleyi zamanında ve yeterli şekilde organize edemeyen kurumlar da sorumludur.
Peki, suçlu kim? Aslında cevap ortada. Kahverengi kokarca bu kadar çoğaldıysa suçlu yalnızca bir kişi ya da bir kurum değildir; suçlu biraz da hepimiziz.
Ancak hâlâ geç kalınmış sayılmaz. Kahverengi kokarca ile mücadele artık birkaç kurumun tekelinde kalmamalı, topyekûn bir seferberliğin konusu olmak zorundadır. Üretici görevini yapmalı, mülk sahibi sorumluluk almalı, kurumlar koordinasyonu güçlendirmeli ve herkes elini taşın altına koymalıdır.
Çünkü kahverengi kokarca durmuyor, geri çekilmiyor, azalmıyor. Biz görevimizi yapmazsak, o çoğalmaya devam edecektir.











