Geçtiğimiz hafta peş peşe yaşanan iki okul saldırısı, eğitim sisteminin ne kadar sahipsiz kaldığını bir kez daha ortaya koydu.
İlk olayın ardından sendikalar eylem kararı aldı. Tam “ne olacak?” derken, Çarşamba günü Kahramanmaraş’taki ikinci olay geldi ve süreç iyice içinden çıkılmaz hale döndü.
Eylemler Cuma’ya kadar uzadı.
Ama ortaya çıkan tabloyu tek kelimeyle anlatmak mümkün:
KAOS.
İlk gün eylem etkiliydi.
Ama sonra iş dağıldı.
Kimi öğretmen derse girdi, kimi girmedi.
Öğrencinin bir kısmı okula geldi, öğretmen bulamadı.
Bir kısmı hiç gelmedi.
Gelen çocuk geri döndü, kalan boş boş bekledi.
Bu mu eğitim düzeni? Bu düpedüz KAOS!
Şimdi açık konuşalım…
Öğretmenlerin söyledikleri haksız mı? Değil.
“Can güvenliğimiz yok” diyorlar.
“İtibarımız yerlerde” diyorlar.
“Disiplin kalmadı” diyorlar.
Bunlar yok sayılacak şeyler değil.
Ama işin bir de öbür tarafı var:
3 gün boyunca çocuklar eğitimden koptu.
Sınav öncesi böyle bir tablo kabul edilebilir mi?
Edilemez.
Burada asıl sorumluluk kimde?
Milli Eğitim Bakanlığı’nda.
Bu süreç baştan yanlış yönetildi.
Net karar alınamadı.
Ortak bir yol çizilemedi.
Ne yapılmalıydı?
Baştan 2-3 gün tatil ilan edilirdi, herkes aynı çizgide olurdu.
Ne öğretmen ortada kalırdı, ne öğrenci mağdur olurdu.
Ama yapılmadı.
Ortaya çıkan tablo:
Kaos, kararsızlık ve güvensizlik.
Şimdi lafı dolandırmaya gerek yok.
Okullarda güvenlik şart.
Öğretmenin itibarı geri verilmeli.
Disiplin yeniden sağlanmalı.
Yarım önlemlerle bu iş çözülmez.
Ya adam gibi tedbir alınır…
Ya da bu kaos tekrar eder.
Eğitim sistemi deneme tahtası değil.
Ve kimse kusura bakmasın…
Bedelini en çok da çocuklar ödüyor.











