MEB; öğretmenini toplumun tartışma konusu etmemeli. Öğretmen tartışma ve eleştiri odağına konulmamalı. Bunun öğretmenlik mesleğini değersizleştirdiğinin ve yıprattığının artık farkına varılmalı.
2026-2027 eğitim öğretim yılı başlarken Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni genelgesiyle temcit pilavı gibi öğretmenin önlüğü meselesini ve getirilen çeşitli yasakları gündeme taşıyarak eğitim camiasını ve toplumu bu tartışmalarla meşgul etmesini doğru bulmuyoruz.
MEB, yaptırımlar getirirken öğretmenini öğrenci yerine koymamalı, öğretmenin statüsünü korumalı.
2026-2027 Eğitim öğretim yılı öğretmene getirilen yasaklar ve engellerle değil, öğretmenin motivasyonunu artıran, öğretmenin işini kolaylaştıran adımlarla başlamalı…
Milli Eğitim Bakanlığı’na soruyoruz:
Eğitimin ve eğitimcilerin yığınla kronik sorunu varken, bu sorunlara çözüm üretmek yerine suni gündemler oluşturmak, gerçek sorunların kamuoyunun gündeminden düşürülmesine mi hizmet etmektedir?
Bugün öğretmenlerin ve okulların çözüm bekleyen çok daha önemli sorunları bulunmaktadır.
ÖĞRETMENİN ÖNLÜĞÜ EĞİTİMİN NİTELİĞİNİ ARTIRMAZ
Öğretmene önlük dayatmasının eğitimde hangi temel sorunu çözdüğünü anlamak imkansız…
Öğretmenin kıyafeti üzerinden sürekli gündem oluşturmak yerine öğretmenin hangi şartlarda görev yaptığına odaklanılmalıdır.
Öğretmenin; özlük ve mali hakları, mesleki itibarı, çalışma koşulları, güvenliği, ekonomik sorunları, mesleki motivasyonu gibi temel meseleleri çözüm beklerken, eğitim gündeminin kıyafet tartışmasına indirgenmesi manidar.
Öğretmenin nasıl giyindiğinden önce, hangi şartlarda çalıştığına bakılmalıdır.
ÖĞRETMENİN TELEFONU YASAKLANIYORSA, İŞ VE İŞLEMLER NASIL YAPILACAK?
Öğretmenin sınıf içerisinde telefon kullanımına yönelik getirilen kısıtlamanın, eğitim sisteminin bugünkü dijital gerçekliği dikkate alınarak hazırlanmadığı akıllara geliyor.
Çünkü akıllı telefon artık yalnızca bir iletişim aracı değildir.
Telefon, günümüzde adeta taşınabilir bir bilgisayardır.
Dijitalleşmenin hayatın her alanına yansıdığı günümüzde eğitim öğretim süreçleri de dijital platformlardan bağımsız düşünülemez.
Öğretmenler ders sırasında; dijital ders içeriklerinden, akıllı tahtalardan, sunumlardan, e-kitaplardan, eğitim platformlarından, karekodlardan, telefonlarına gelen doğrulama kodlarından, çevrim içi uygulamalardan yararlanmaktadır.
Bunun yanında Bakanlık, il, ilçe ve okul yönetimleri tarafından yürütülmesi istenen projeler, çeşitli iş ve işlemler de dijital ortamlar üzerinden gerçekleştirilmektedir.
Yine öğretmenin e-Okul, EBA,ÖBA, MEBİM, MEBBİS, e-Devlet ve diğer dijital sistemlere erişmesi; karekod okutması; telefonuna gelen doğrulama kodlarını kullanması ve çeşitli dijital platformlara giriş yapması gerekebilmektedir.
O hâlde soruyoruz:
Öğretmenin sınıfta telefon kullanması yasaklanıyorsa, öğretmenin telefon kullanmak zorunda bırakıldığı bu iş ve işlemler nasıl gerçekleştirilecektir?
Öğretmenin telefonunu kullanmasını kısıtlayan düzenlemeyi yapanlar, telefonla gerçekleştirilmesi gereken iş ve işlemler için de alternatif, uygulanabilir ve işlevsel çözümler üretmelidir.
Dijital eğitim çağında öğretmenin dijital araçlara erişimini kısıtlamak, eğitim politikaları açısından ciddi bir çelişki oluşturmaktadır.
Yasak getiriliyorsa çözümü de gösterilmelidir.
EĞİTİMİN GERÇEK GÜNDEMİ BUNLARDIR!
Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündemi öğretmenin önlüğü ve telefonu değil, eğitimin ve eğitim çalışanlarının gerçek sorunları olmalıdır.
Okullarımızda acilen çözüm bekleyen sorunlar vardır.
Okulların fiziki koşulları iyileştirilmelidir.
Temizlik ve hijyen sorunları çözülmelidir.
Okullarda öğrenci, öğretmen ve çalışan güvenliği sağlanmalıdır.
Disiplin sorunlarına kalıcı çözümler üretilmelidir.
Öğretmenler öğrenci ve veli kaynaklı baskı, tehdit, şiddet ve mobbing karşısında yalnız bırakılmamalıdır.
Öğrenci ve veli memnuniyetini merkeze alan anlayışın öğretmen üzerinde oluşturduğu baskının önüne geçilmeli; öğretmenin mesleki özerkliği ve eğitim öğretim süreçlerindeki yetkinliği korunmalıdır.
Öğretmenlik mesleğinin toplumsal itibarını zedeleyen dezenformasyonla mücadele edilmeli, öğretmenin emeği ve mesleki saygınlığı korunmalıdır.
ÖĞRETMENİN ÖZLÜK VE MALİ HAKLARI İYİLEŞTİRİLMELİDİR
Öğretmenlerin ekonomik ve sosyal sorunları çözüm beklerken eğitim gündeminin önlük ve telefon tartışmalarına sıkıştırılmasını kabul etmiyoruz.
Öğretmenler; itibar, ekonomik güvence, huzurlu çalışma ortamı, güvenlik ve emeklerinin karşılığını istemektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin çalışma koşullarını iyileştirecek, özlük ve mali haklarını güçlendirecek düzenlemelere öncelik vermelidir.
Öğretmenlerin yalnızca görev sırasında değil, emeklilik dönemlerinde de huzur ve insanca yaşama koşullarına sahip olabilmeleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Çalışırken ve emeklilikte ekonomik güvenceye sahip olmayan öğretmenlerin motivasyonunun yüksek tutulması mümkün değildir.
EĞİTİMDE BAŞARI YASAKLARLA DEĞİL, İMKÂNLARLA GELİR
Eğitimde başarıyı artırmanın yolu öğretmene sürekli yeni yasaklar ve kurallar getirmek, çalışma alanını daraltmak değildir.
Başarı; nitelikli eğitim politikaları, güçlü ve itibarlı öğretmen, güvenli okul, yeterli fiziki imkânlar, çağın gerektirdiği teknolojik altyapı ve huzurlu bir eğitim ortamıyla mümkündür.
Öğretmenler toplumun geleceğini kuran insanlardır.
Geleceği kuran insanların işini zorlaştırmayın; kolaylaştırın.
Dinimizin güzel bir öğüdü vardır:
“Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız.”
Biz de Milli Eğitim Bakanlığı’na buradan sesleniyoruz:
Suni gündemlerle gerçek sorunların üzerinin örtülmesini istemiyoruz.
Yeni yasaklar değil, yeni imkânlar istiyoruz.
Baskı değil, güven istiyoruz.
Mobbing değil, huzurlu çalışma ortamı istiyoruz.
Değersizleştirme değil, itibar istiyoruz.
Yoksulluk değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenin önlüğüyle ve telefonuyla değil; emeği, bilgisi, deneyimi ve eğitimdeki katkısıyla gündeme gelmesini sağlamalıdır.
Bakanlık, eğitim politikalarını masa başında oluşturmak yerine sahadaki öğretmenin deneyimini ve ihtiyaçlarını dikkate almalıdır.
Öğretmenlerin sesine kulak verilmelidir.
Çünkü:
ÖĞRETMENİ GÜÇLENDİRMEDEN EĞİTİMİ GÜÇLENDİREMEZSİNİZ!
ÖĞRETMENİN İŞİNİ ZORLAŞTIRARAK EĞİTİMDE BAŞARI SAĞLAYAMAZSINIZ!
ÖĞRETMENİN GERÇEK SORUNLARINI GÖRMEZDEN GELEREK EĞİTİMİN GELECEĞİNİ KURAMAZSINIZ!
ÖĞRETMENİN ÖNLÜĞÜ VE TELEFONU DEĞİL, EĞİTİMİN GERÇEK SORUNLARI GÜNDEME ALINMALIDIR!











