İlkokul yıllarımızda ne güzel YERLİ MALI HAFTALARIMIZ vardı. O zamanlar yediğimiz gıdalar hep yerliydi. Genetiği değiştirilmiş gıdalarla, nişasta bazlı şekerler ile, abuk-sabuk isimler verilmiş market yiyecekleriyle henüz tanışmamış şanslı nesillerdik. Sadece, tadını hiç sevmediğimiz süt tozundan yapılmış sütleri öğretmenimize ayıp olmasın diye içerdik. Zararlı olan margarinler çeşitli adlar altında özendirilerek bizlerin çokça tüketmesi sağlanırdı. Her gıdayı sadece mevsiminde yerdik. Raf ömrü uzun olsun diye gıdalara zararlı kimyasallar katılmazdı. Tek tük kötü niyetlilerin süte su katması dışında tabii ki.
Okullarda her sınıf bir gün yerli malı haftası kutlaması yapardı. Hangi sınıf kutlama yapacaksa okul öğretmenleri genelde o sınıfta bir süreliğine toplanırdı. Öğretmenlerimizin, bizim masamızda bulunan meyve veya çerezlerden almalarından büyük bir memnuniyet duyardık. Şiirler okunur, günün anlam ve önemi üzerine konuşmalar yapılırdı. En çok aklımda kalan da; YERLİ MALI,TÜRKÜN MALI,HER TÜRK ONU KULLANMALI cümlesiydi. Ayrıca;
Atanın içkisi, köpüklü kımız,
Arpa suyu içme, dedi bir Kırgız.
Evinin yemişi, erikle, elma,
Komşunun bağından hurmayı alma. idi.
Zaten o zamanlar hep ülkemizde veya şehrimizde üretilen gıdalar ile beslenirdik.
Türkiye'nin, gıda yönünden kendi kendine yeten ender ülkelerden biri olduğunu, cumhuriyetimizin ilk yıllarında inşa edilen sanayi kuruluşlarımızın maliyetini, sebze, meyve ve gıda ürünleriyle ödediğimizi bilirdik.
SÖZÜN KISASI,BELKİ HER İSTEDİĞİMİZ ALINMAZDI AMA YİNE DE BUGÜNE GÖRE DOĞAL GIDALARLA BESLENEN ŞANSLI BİR NESİLDİK.












