• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
13:25
Adliyede görevli katip zimmetine 6,5 milyon TL geçirdi! Paraları sanal bahiste oynayarak harcadı
13:19
'Halkın sağlığıyla oynatmam' diyen Devrek Zabıta Amiri Abdurrahim Altuntaş görevden alındı
11:27
Çekmeköy'deki uyuşturucu operasyonunda çatışma çıktı: Bir polis şehit oldu
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Aziz Dolu Atabey
  3. İttihatçılar
Yayınlanma: 10 Temmuz 2025 - 23:37

İttihatçılar

10 Temmuz 2025 - 23:37
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey

 

İttihatçılar daha doğmamışken, doğsalar bile daha sokaklarda kısa donla dolaşıp üçtaş oynarlarken şimdilerde “Osmanlı” denen Devlet-i Âliyye’de (Büyük Devlet) çıkan ayaklanmaları, kalkışmaları hiç araştırdınız mı? Yok diyorsanız, fabrikadan çıktığı gibi duran o güzelim beyinleriniz yorulmasın. Aşağıdaki listeye bir göz atın:

1803 yılında başlayan Arap/Vehhabî ayaklanması Araplara kavm-i necip (seçkin ulus) diyen Osmanlı’nın ümmetçi siyasetinin iflası anlamına gelir. Kenger Körfezi’nden Cebelitarık Boğazı’na uzanacak Büyük Arap Krallığı hayaliyle yola çıkan ayrılıkçı Araplar, petrol kokusunu almış olan İngilizlerin oyununa gelerek önce baba ve iki oğul arasında üç parçaya sonraki süreçte onlarca parçaya bölündüler.

1804-1815 yılları arasındaki Sırp ayaklanması Balkanlardaki ilk ayrılıkçı hareketti. Orhan üzerinden Bizans’la yapılan siyasî evliliğin ardından ikincisini I. Beyazıt üzerinden Sırp Krallığı ile yapan hatta Anadolu beylerini “kayınço” Sırp prensin komutasına vererek beyleri küstürüp Timur’un tarafına geçmelerine neden olan Osmanlı Hanedanlığı çöküş döneminde batıda ilk darbeyi Sırplardan yedi.

1806 yılında Babanzade İbrahim Paşa’nın başlattığı Gurmanç/Kürt ayaklanması ibretlik idi. Özellikle Akkoyunlulara ve Safevîlere karşı Osmanlı’nın güvenlik şemsiyesi altına girip askerlik, vergi gibi muafiyetler elde ederek uzun yıllar barış ve bolluk (refah) içinde yaşayan Gurmançlar vatandaşlık hukukuna geçilip ayrıcalıklar kaldırılınca ayaklandı. Bunu Mir Bedirhan kalkışması ve diğerleri izledi. 1768 yılında yayın hayatına başlayan Britannica Ansiklopedisi’nin 1911 yılına yani Ortadoğu’nun petrol denizi üzerinde yüzdüğü ortaya çıkana kadar “Kürtler Turanî bir halktır.” yazdığını da hatırlatalım.

1821 yılında Mora Yarımadası’nda başlayıp, Adalar Denizi’ne dalga dalga yayılan Grek/Rum ayaklanması neredeyse tüm Batılı ülkelerin desteği ile -büyük çoğunluğu Karamanlı Avşar’ı olan- Balkan Türklerine yönelik bir soykırıma dönüştü. Mora’da kurulan Yunanistan, yüz yıllık süreçte sadece Türkiye’ye karşı toprak kazanımı elde ederek bugünlere geldi.

1845-47 ve 1910 yıllarındaki Arnavut (Alban) ayaklanmaları bu ülkenin de Osmanlı’dan ayrılması ile sonuçlandı. Türkmenistan’dan, Azerbaycan’a ve oradan da Balkanlara göçen Arnavutlar arasında şimdilerde nüfusun üçte birini oluşturan Hıristiyanlar öne çıksa da, o yıllarda Müslümanlar etkiliydi üstelik.

1869-1898 yılları arasındaki Girit ayaklanması Osmanlı için oldukça hüzünlü (dramatik) bir sonla bitti. Ayaklanma sonucunda adaya özerklik verildi ve Sultan Abdülhamit -aslen Danimarkalı olan- Yunanistan kralının oğlunu adaya “vali” atadı. Büyük can ve mal kayıpları ile Venediklilerden alınan ada, göz göre göre Yunanistan’a peşkeş çekildi. Dönemin aydınları arasındaki Abdülhamit karşıtlığının nedenlerinden biri bu olaydır desek yanlış olmaz.

1875 yılındaki Hersek ayaklanması ilginçtir. Bosna-Hersek halkının tamamına yakını Müslüman’dı. Dahası Boşnaklar, Türk tarihinde yerini almış olan Balkanlardaki Peçenek Hanlığının devamıydı. Dileğimiz, beklentimiz (temenni) Bosna-Hersek vd. tüm Turanî halkların -tıpkı Macaristan gibi- Türk Devletleri Birliği/Teşkilatı içerisinde yerini almasıdır bu arada.

1876 yılında başlayan 1878-79 yıllarında etkisini arttıran Bulgar ayaklanması Tuna vilayetinin dolayısıyla Tuna Irmağı’nın elden çıkmasına yol açtı. Her ne kadar Slavlaşmış olsalar da Bulgarların Türk boyu olmaları bir yana, Tuna -Türkler açısından- en az bir Orhun bir Ceyhun kadar kutlu idi.

1890 yılında başlayan ve ilden ile yayılarak Doğu Anadolu ile Güney Kafkasya’yı kana bulayan Ermeni ayaklanması kendilerine kavm-i sadık (sadık ulus) diyen Osmanlı kadar “Türk’ün Hıristiyanına Ermeni denir.” diyen Batılı ülkeleri bile şaşırtmıştı. Çünkü ülkede yaşayan Ermeniler, kurucu unsur olan Türklerden bile fazla haklara sahipti. Hatta devleti bile neredeyse onlar yönetiyordu.

Balkanlarda Türklere soykırım (genocid) uygulandığını, 100 yıllık kanlı süreçte 3 milyon Türk’ün can verdiğini -o döneme taraf olan, o döneme tanıklık eden devletlerin arşiv belgelerinden bulup çıkaran- ABD’li tarihçi Justin Mc. Carty söylüyor. Bu soykırım suçunu işleyenler ise Grekler/Rumlar, Sırplar, Bulgarlar vd. -sözde- Osmanlı yurttaşları idi. Balkanlarda, Türklere karşı en kanlı soykırımı Grekler/Rumlar uyguladı. Diğer Balkan ülkelerinde toplu kıyımlar (katl-i âm) yoluyla Türkleri yıldırarak Anadolu’ya sürme amacı güdülürken; Mora, Tripoliçe gibi yerlerde Türklerin soyunu kurutmaya dönük bir siyaset izlendi. Osmanlı tarafından düvel-i muazzama yani çok büyük devletler olarak adlandırılan o dönemki Batılı ülkelerin açık-gizli desteği ile üstelik. Bütün bunlar olup biterken ümmetin halifesinin başkentindeki meclis (parlamento) Grek/Rum, Ermeni vd. bakanlardan, vekillerden geçilmiyordu. Devlet daireleri yine aynı şekilde.. Hoş, Osmanlı sarayı tarihe ne zaman Türklük/Türkçülük penceresinden baktı ki?!. Kendi oymağı (aşiret) olan Karakeçililere bile sahip çıkmadı.

Daha bu ayaklanmaların Arap/Berberî’si, Süryanî’si bilmem ne’si de var. Kimi kaynaklarda 300 bin kimi kaynaklarda 500 bin asker kaybedildiği söylenen Yemen ayaklanması da cabası.. Arnavut, Boşnak, Bulgar, Gurmanç/Kürt, Sırp diye gidenlerin Turanî olduklarının da altını çizelim. Evet, yanlış okumadınız; Sırpların!.. Çünkü Roma’ya paralı asker olan Sırpların Turanî oldukları ve sonradan Slavlaştıkları bizzat Batılı kaynaklarda geçiyor. Peki, İttihat ve Terakki Fırkası ne zaman iktidara geldi? 1913 yılında!..

Mora ve Tripoliçe demişken… İngiliz tarihçi William St. Clair “Yunanistan Türkleri 1821 yılı ilkbaharında ani olarak, tümüyle ve dünyanın haberi olmadan yok edildiler. Mora’daki soykırım ancak öldürecek başka Türk kalmadığında sona erdi.” diye yazmıştı. Mora’da 30 binden fazla Türk, Arnavut ve Yahudi öldürülmüştü. Yine bir başka İngiliz tarihçi Walter Alison Phillips ise “Tripoliçe toplu kıyımında (katl-i âm) yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmadı. Kadınlar ve çocuklar öldürülmeden önce işkencelere tabî tutuldu. Katliam o kadar büyüktü ki… Kadınların ve çocukların bulunduğu Müslüman (Türk) kitleleri, yakınlardaki dağlarda sığır gibi doğrandı.” diyecekti. Yahudilerden söz açılmışken, özellikle Aşkenaz (Hazar) asıllı olan Yahudilerin, ülkeyi kana bulayan Grek/Rum ve Ermenilere karşı İttihatçıların dolayısıyla devletin yanında yer aldıklarının da altını çizelim.

Balkanları kan gölüne çevirip “bol kan” yapan Emperyalistler bu kez ülkenin doğusundaki Ermenilere el attılar. Doğu Anadolu, Kafkaslar, İtil/İdil boyları ve Batı Türkistan’da -Balkanlardaki can kaybını ikiye katlayan- bir Türk soykırımı daha yaşandı. Örneğin Van merkezinde sadece bir hafta sonunda yani iki gün içerisinde 6 binden fazla Türk öldürüldü. Failleri de Rus ordusuyla birlikte hareket eden Hınçak, Taşnak(-sutyun) gibi Ermeni terör örgütleri idi. Söz konusu bu Ermeni terör örgütleri ad ve/veya kabuk değiştirerek ASALA, PKK, TİKKO gibi uzantılarla günümüze kadar geldi.

https://azizdolu.wordpress.com/wp-content/uploads/2024/11/goh7ujbxqaayswr7e2555536327494891041.jpg?w=300

Devletin günden güne çöktüğünü, vatanın parça parça elden gittiğini gören Türkçü/milliyetçi aydınların bir varolma tepkisiydi İttihatçılık. Yurdunu, milletini özünden çok sevenler Kuran’a, bayrağa ve silaha el basarak “Dînim, vatanım, nâmûsum, üzerine yemîn ederim ki, esâs maksâdı vatan ve milletiñ teâlisine ve Osmanlıların ittihâd ve terakkîsine çalışmakdan ibâret olan bu cem’iyetiñ dahil olduğum şu ândan i’tibâren her dürlü ahvâl ve kavâidine tatbîk-ı hareketle beraber milletde hukûk-ı hürriyyeti bahş eden Kânûn-ı Esâsîniñ tamâmen tatbîk ve devâm-ı mer’iyyetini gâye-i maksâd bilen cem’iyyetiñ kararlarını ve şâyed bunca taahhüdât-ı dîndârâne ve nâmûskârâneye rağmen ihânet edecek olursam alçaklık edenleriñ nerede bulunursa bulunsun tâkîbine me’mûr edilen zâbitâ-i cem’iyyetiñ icrâ edeceği i’dâm cezâsına karşı şimdiden kanımı helâl ederim. Vallahi ve billahi.” diye ant içiyorlardı. Tıpkı bir zamanlar Türk çocuklarının, Türk okullarında içtikleri ant gibi..

https://azizdolu.wordpress.com/wp-content/uploads/2024/11/fb_img_17322538911332132494736376655672.jpg?w=300

Libya’daki Karamanoğlu Avşarlarını örgütleyerek ayrılıkçı Araplara ve İtalyanlara karşı mücadele yürüten İttihatçılardı. Hatta bunun için 1909 yılında Libya’ya gizli görevle gönderilen kişi bizzat -soy kökü Karaman’a dayanan- Gâzi Mustafa Kemal’di. Çanakkale’de “yedi düvele” karşı destan yazan İttihatçılardı. Kut Savaşı’nda 20 bin Mehmetçik ile 60 bin kişilik İngiliz ordusuna 48 bin ölü, 12 bin tutsak verdirerek İngiltere’ye tarihindeki en utanç verici olayı yaşatanlar İttihatçılardı. Kuzey Azerbaycan’ı Rus ve Ermeni ve hatta İngiliz güçlerinin elinden çekip alan İttihatçılardı. Mekke-Medine’yi üstelik de çekirge yiyerek İngiliz-Arap güçlerine karşı savunan İttihatçılardı. Şimdilerde adı Filistin olan Kudüs’ü -Arapların “el Nebi” dedikleri- General Allenby komutasındaki İngiliz-Arap güçlerine karşı savunan İttihatçılardı. Batı Trakya Türk Cumhuriyetini kuranlar İttihatçılardı. Türkistan’a subay, öğretmen vd. gönderen; Türkistan uğruna şehit olan (Enver Paşa ve kurmayları) İttihatçılardı. En önemlisi de Kurtuluş Savaşı’nı yürütenler İttihatçılardı. Azerbaycan ve Dağıstan’ın yardım çığlıkları üzerine başlatılan ve 1. Dünya Savaşı’ndaki tek ileri (hücum) harekât olan Sarıkamış’ta 23 bin şehit; kayıp, kaçak, yaralılarla birlikte toplam 27 bin asker kaybı yaşanmışken 80 bin asker kaybettik diyerek yalan söylüyorsunuz. Osmanlı’yı İttihatçılar parçaladı diyerek vatan sevgisiyle, vatanı koruma içgüdüsüyle, vatanı savunma tepkisiyle (refleks) yola çıkmış yiğitleri karalıyorsunuz. Türk milletinin aklını, gönlünü bulandırmaya çalışıyorsunuz. Hem öyle ya, 30 Mayıs 1876 darbesini ve devamında Sultan Abdülaziz suikastını da mı İttihatçılar yaptı? Ve yine 21 Temmuz 1905’te Sultan Abdülhamit’e yapılan bombalı suikast girişimini?.. Özetle (hülasa) sapla samanı, bakanlıkla bakarlığı karıştırıyorsunuz. Yapmayın bunu.

İttihatçıları eleştirebilirsiniz. Ama karalamak, kötülemek hele de hakaretler, küfürler savurmak olmayacak iştir. Ülkeyi 1. Dünya Savaşı’na sokmalarını eleştirebilirsiniz söz gelimi. Petrolü isteyen İngiltere ve parsadan pay kapmaya çalışan “yancı” Fransa ile Akdeniz’e inmeye çalışan Rusya’nın aralarında anlaştıklarını, Osmanlı topraklarını zaten parçalayacaklarını görme sezgisi (feraset) bir erdemdir sonuçta. Kaldı ki duraklama ve gerileme dönemlerindeki gereksiz savaşları da unutmamalısınız. Orduda Alman komutanlar konusunu biz de doğru bulmuyoruz ama bunun Alman silah ve cephane yardımlarına karşı bir ön koşul olduğunu üstelik de bu tür görevlendirmelerin geçmişte de yapıldığını, örneğin Fransa’dan subaylar getirildiğini de hatırlatalım. Borç parayla saraylar (Dolmabahçe Sarayı 1856, Çırağan Sarayı 1863, Beylerbeyi Sarayı 1864, Yıldız Sarayı 1880) yaptıran Osmanlı’nın niye silah ve cephane fabrikaları yoktu diye de sorgulayalım.

https://azizdolu.wordpress.com/wp-content/uploads/2018/08/atatc3bcrk-15545.jpg?w=216

Türkiye Cumhuriyeti’nin iki kuramcısı (teorisyen) vardır. Bunlardan biri Kazan doğumlu tarihçi Yusuf Akçura diğeri Diyarbakır doğumlu sosyolog Mehmet Ziya Gökalp’tır. Atatürk tarafından görüşlerine çok değer verilen deyim yerinde (tabir-i caiz) ise Atatürk’ün akıl hocası olan bu iki kişiden Mehmet Ziya Gökalp İttihatçılık konusunda “İttihad ve Terakki, Türk milletinin ruhundan kopmuş bir mefkûre (ülkü) hamlesidir.” demiştir. Başlangıçta İttihat ve Terakki’ye katılmakla birlikte sonradan kendi yolunu çizmiş olan büyük önder Gâzi Mustafa Kemal Atatürk ise “İttihatçılık” konusunda daha yalın (objektif) bir yaklaşım sergiler. Gâzi şöyle der: “İttihat ve Terakki vatansever bir kuruluştur. Kusurları, yanlışları olmuştur. Ama vatanseverliği tartışmaların üstündedir.”

Bize göre; Türkiye’nin Mir Sultan Galiyev’i olan ve kendisini “sosyalist” olarak tanımlayan pîrimiz Attila İlhan’ın dizeleri ile noktayı koyalım:

İttihatçılar da vardı hilâl bıyıklıydılar

Mor kumrular patlıyordu câmilerden

Sustasına basılmış birer çakıydılar

Mavzerlerin gözü dönmüştü 

Kara kalpaklıydılar 

Bir tambur kanat çırpmasın Itrî’den

Eksiksiz bütün ölmüşlerimiz ayaktaydılar

Kılıçlar çekilmişti Bâkî’nin gazellerinden

Budin’den yaşlı sipahiler 

Ezan okumaktaydılar 

Ertuğrul Gâzi mi tutmuştu 

Kemal Paşa’nın ellerinden 

Oğuzlar mıydı yoksa 

Bismillah 

Yeniden başlamaktaydılar

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Girit; pahalıya alınıp bedavaya verilen ada - 06 Aralık 2025
  • Grekler, Ermeniler, Gurmançlar - 25 Kasım 2025
  • Atatürk ve Türk İlkeleri - 10 Kasım 2025
  • Türk Otağı - 30 Ekim 2025
  • Bilgi Toplumu Ve Halk Eğitimi Merkezleri - 05 Ekim 2025
  • Türklerin Girişimcilik Ruhu - 14 Eylül 2025
  • Okumak ve Düşünmek - 18 Ağustos 2025
  • Kıbrıs; Anadolu'nun Rahminden Düşen Yavru - 24 Temmuz 2025
  • Avşaroğlu Ömer Halisdemir - 15 Temmuz 2025
  • Türkler bin boydur biri de Moğol'dur - 27 Haziran 2025
  • Çanakkale'den 19 Mayıs'a - 12 Haziran 2025
  • Anayasanın İlk Üç Maddesi Özelinde - 25 Mayıs 2025
  • 3 Mayıs 1944 Türkçülük-Turancılık Olaylarının İçyüzü - 06 Mayıs 2025
  • Türkiye-ABD İlişkilerine Hindistan Gölgesi - 23 Nisan 2025
  • Türkiye'nin Ön Asya'daki Varlığı - 05 Nisan 2025
  • Müslüman Türklerin Oruç Ayı - 23 Mart 2025
    ilan.gov.tr
    Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
    Köşe Yazarları
    Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
    Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
    Ahlak Toplumsal Suç Oranlarını Nasıl Etkiler?
    Sayın Yusuf Tekin, Hatıran Yeter!
    Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
    Sayın Yusuf Tekin, Hatıran Yeter!
    Aziz Dolu Atabey
    Aziz Dolu Atabey
    Girit; pahalıya alınıp bedavaya verilen ada
    Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
    Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
    Al Mitolojisi-1
    Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
    Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
    Öğretmen Ataması Yetersizdir
    Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
    Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
    Ruhumuzu Kilitleyen Pranga: Mobbing
    Cahit Akdoğan Giresun Valiliği Esk.Halkla İliş. Md
    Cahit Akdoğan Giresun Valiliği Esk.Halkla İliş. Md
    Fıkra Gibi İhale...
    Aşk
    Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
    Aşk
    Serdar Gündüz Şb. Müd. Liyakat-Sen Genel Seketeri
    Serdar Gündüz Şb. Müd. Liyakat-Sen Genel Seketeri
    Bir Namuslu Yeter
    Kahramanmaraş Olayları ve Olayları Hazırlayan Süreçler Gerçeği (2)
    Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
    Kahramanmaraş Olayları ve Olayları Hazırlayan Süreçler Gerçeği (2)
    Avrupa Turundan,Gondollar Şehri Venedik
    Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
    Avrupa Turundan,Gondollar Şehri Venedik
    İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri
    Misafir Yazılar
    İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri
    Türk Devleti Mağlup mu Oldu?
    Orhan KILIÇOĞLU
    Türk Devleti Mağlup mu Oldu?
    Anayasa'nın 66.Maddesinde İfadesini Bulan Milli Kimlik Tanımı, Etnik Ayrıştırmadan Uzak Hukuki Bir Tanımdır
    Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
    Anayasa'nın 66.Maddesinde İfadesini Bulan Milli Kimlik Tanımı, Etnik Ayrıştırmadan Uzak Hukuki Bir Tanımdır
    Türk Kadını ve Atatürk
    Ali Kemal Gül
    Türk Kadını ve Atatürk
    Cumhuriyet'imizin 102. Yılı Kutlu Olsun
    Türk Ocakları'ndan
    Cumhuriyet'imizin 102. Yılı Kutlu Olsun
    Ülküdaşım ve Beyim Önder Güven
    Şerife Güven
    Ülküdaşım ve Beyim Önder Güven
    Ben Deyim, Siz Anlayın!...
    Köksal Cengiz
    Ben Deyim, Siz Anlayın!...
    Kurtuluş Savaşımızda Rus Yardımı Hakkında
    Şevket Sezer
    Kurtuluş Savaşımızda Rus Yardımı Hakkında
    Çok Okunan Haberler
    Pes artık! Üniversitede kadro benim için hazırlandı, ilan sadece prosedür!
    Pes artık! Üniversitede kadro benim için hazırlandı, ilan sadece...
    Zorbalık yapılan öğretmenin asil hareketi
    Zorbalık yapılan öğretmenin asil hareketi
    Kamu Yönetiminde Adalet ve İş Barışı İçin: MEB Şefleri ve MEB Şube Müdürleri Görmezden Gelinemez
    Kamu Yönetiminde Adalet ve İş Barışı İçin: MEB Şefleri ve MEB...
    Ana Sayfa
    GÜNDEM
    KAMU
    SENDİKA
    DÜNYA
    EKONOMİ
    SİYASET
    HUKUK
    TÜRK DÜNYASI
    EĞİTİM
    MEMURLAR
    Köşe Yazarları
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Biyografiler
    Üye Paneli
    Günün Haberleri
    Arşiv
    Gazete Arşivi
    Anketler
    Gazete Manşetleri
    • EKONOMİ
    • HUKUK
    • KAMU
    • MEMURLAR
    • SENDİKA
    • TÜRK DÜNYASI
    • Foto Galeri
    • Video Galeri
    • Köşe Yazarları
    • Biyografiler
    • Üye Paneli
    • Günün Haberleri
    • Arşiv
    • Gazete Arşivi
    • Anketler
    • Gazete Manşetleri
    sanalbasin.com üyesidir

    • Rss
    • Künye
    • İletişim
    • Çerez Politikası
    • Gizlilik İlkeleri

    Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
    İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

    Yazılım: Tumeva Bilişim