• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
13:40
Okullar, "Veli Randevu Sistemi" Üzerinden Veli Adına Randevu Oluşturabilecek
12:17
Meclis'i Karıştıran "Fakirlik Belgesi" Skandalı: CHP’den Sert Tepki, AK Partili Vekilden Özür Geldi!
12:12
Kampüse Dönüş Bileti: YÖK’ün Yeni Öğrenci Affı Taslağında Neler Var?
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Aziz Dolu Atabey
  3. Çanakkale Geçilmez İlkesi
Yayınlanma: 19 Mart 2026 - 00:14

Çanakkale Geçilmez İlkesi

19 Mart 2026 - 00:14
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey

Çanakkale’den geçerek, İstanbul’a ulaşma dolayısı ile Türk Devletine son verme düşüncesi Batılıların zihinlerini her zaman meşgul etmiştir. I. Dünya Savaşı’nda bu fırsatı yakaladıklarını sanan İngiltere ve Fransa önderliğindeki kimi Batılı devletler 3 Kasım 1914 tarihinde Çanakkale’de beliriverirler. Düşman denizatlıları ile yapılan bu ilk girişimler, Türk topçu bataryalarına yakalanır. İlk atışlarda düşman donanmasına ait denizaltılar batırılır. Sonrasında işin ciddiyetini anlayan düşman kuvvetleri büyük savaş gemileri ile günlerce Türk bataryalarını ve mevzilerini bomba yağmuruna tutarlar. Kıt imkânlara rağmen destansı bir direniş (mukavemet) gösteren Türk topçu bataryaları, icra ettikleri akıllı manevralarla düşman gemilerini şaşkına çevirir.

Savaşın dönüm noktalarından biri hiç kuşkusuz direnişimizin en zayıf olduğu anlardan birinde Nusrat mayın gemisinde bulunan bir avuç kahraman Türk denizcisinin sulara döşediği Türk yapımı mayınların düşman gemilerini hallaç pamuğu gibi atması olmuştur. (Ha bu arada geminin gerçek adının “Nusret” değil de “Nusrat” olduğunu biliyorsunuzdur sanırım.) Bir diğer mucize Seyit Onbaşı’nın 276 kilo çeken gülleyi bir düşman gemisinin bacasına (kazan dairesi) denk getirerek, Çanakkale Boğazı’nı düşman filosuna dar etmesi ve boğazın gemilerle geçilemeyeceğini dosta düşmana göstermesidir.

Çanakkale Boğazı’nı gemilerle geçemeyeceğini anlayan düşman kuvvetleri, bu defa karaya asker çıkararak şanslarını denemek isterler. Seddülbahir’de, Anafartalar’da, Conkbayırı’nda amansız çarpışmalar olur. Ama bu kez de karşılarında yüzyılın askerî dehası olan Mustafa Kemal vardır. Yarbay olarak gelip, albaylık rütbesine yükseldiği cephe hattında “Anafartalar Kahramanı” olarak adını tarihe yazdıran Mustafa Kemal, emrindeki az sayıda Mehmetçik ile savaşın seyrini değiştiren adamdır. İngilizlerin söylemi ile “Bir tümenle muharebenin gidişatını değiştiren mukadderatın adamı” Mustafa Kemal, -bu savaşla- Batılılara üzengi öptürmenin tadını almıştır. Batılıların aldığı ise dayanılmaz kuyruk acısıdır. Ve uzun yıllar çıkmayacaktır. 

Deniz ve kara olmak üzere iki aşamadan oluşan Çanakkale Savaşları 1916 yılının ocak ayında sona erer. Türk ordusu, resmî rakamlara göre 211 bin şehit vermiştir. Bu 211 bin kaybın, 100 bine yakınının okumuş-yazmış diye tanımlanan aydın kesimden olması ilerleyen yıllarda verilen kurtuluş (istiklâl) mücadelesinde ve sonrasında Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu etkenlerden biri olacaktır. Zira ülkede neredeyse aydın olarak vasıflandırılan insan kalmamıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti bunun sıkıntısını çok çekmiş hatta kilit noktalara, etnik azınlıktan aydınları yerleştirmek (istihdam etmek) zorunda bile kalmıştır. Düşmanın kaybı ise -gerçek sayıyı gizledikleri söylenmekle birlikte- 300 bini geçmiştir. Türk ordusunun, Kurtuluş Savaşı’nın neredeyse on katı fazla zayiat verilmesi ise başlı başına bir soru işaretidir. Zira Türk subayların şiddetle karşı çıkmalarına hatta bu durumu İstanbul’a rapor etmelerine rağmen Liman Paşa savaş taktiğini (strateji) değiştirerek can ve mal kaybının artmasını sağlamıştır. Sağlamıştır diyoruz çünkü savaşın süresini uzatarak, hem Almanya’nın yükünü azaltmak hem de itilaf devletlerini hırpalatmak istemiştir. -Başta Mustafa Kemal olmak üzere- Türk subayları kıyı hattının tutulmasını, böylelikle de düşmanın sahile çıkmasına fırsat verilmeden daha denizdeyken yok edilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamalarına rağmen Alman general bildiğini okumuştur. Gelibolu’ya hayatında ilk defa gelen Alman generalin, daha geldiği gün, cepheyi bile teftiş etmeden savaş taktiklerini değiştirmesi sizce de biraz garip değil midir? Ki Çanakkale Boğazı’nın savunulmasına yönelik savaş taktiklerinin, bir dünya savaşının adım adım yaklaştığını öngören Sultan Abdülhamit Han’ın buyruğu ile Osmanlı genelkurmayınca birkaç yıl öncesinden en ince ayrıntısına kadar düşünülerek hazırlandığını; hâlihazırdaki istihkâmların onarıldığını, bunlara yenilerinin eklendiğini, yeni toplar yerleştirildiğini de belirtelim. Sözgelimi hem genelkurmayımız hem de subaylarımız düşman gemilerinde bulunan topların yatay konumda (pozisyon) bulunmaları, haliyle yatay atış yapmaları sebebiyle tepelerin ardında mevzilenmiş bulunan Türk askeri için kayda değer bir tehlike oluşturmayacaklarını öngörmüşlerdir. Ki bu öngörüde (tahmin) sonuna kadar da haklıdırlar. Bütün uyarı ve karşı çıkmalara (itiraz) rağmen Alman general Liman Von Sandres kararında ısrar etmiş, sâhil bandındaki askerî birlikleri kilometrelerce içeriye çekmiştir. Böylelikle de düşmanın çıkarma yapmasına bir yerde göz yummuştur. Sonrasında ise Türk ordusunun, düşmanı buralardan söküp atması hayli zaman almış; savaşlar çok kanlı geçmiştir. Çünkü hücuma geçen birliklerimiz düşmanın ağır topçu ve makineli tüfek (mitralyöz) ateşine maruz kalmıştır. Çanakkale’de bunlar olurken, -Fransa da dâhil olmak üzere- kıta Avrupa’sında ciddi bir direnişle karşılaşmayan Almanya, hem rahat bir şekilde savaşı sürdürmüş hem de kıtanın büyük bölümünü ele geçirmiştir. Yine bu arada General Sandres’in Alman ordusunda hiçbir askerî başarısının olmadığını hatta İstanbul’da sivil dolaştığını dahası Alman istihbaratı adına çalıştığına dair kuşkuların olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

Savaşın, can kaybı yanında siyasî ve iktisadî birçok sonucu olduğu malûmunuzdur. Söz gelimi siyasî anlamda dünyanın seyrini değiştiren sonuçlar doğurmuştur. Rusya’nın yardım alamaması ve Bolşeviklerin (Komünizm) eline geçmesi; Rusların, boğazları alma ve sıcak denizlere inme hayalinin suya düşmesi; Bulgarların, İttifak kuvvetlerinin savaşı kazanacağını düşünüp, bu cepheye (group) katılması; diğer Balkan devletlerinin hatta İtalya’nın bir süre daha “bekle-gör siyaseti” gütmesi; Osmanlı Devleti’nin, Balkan Savaşları ile zedelenen uluslararası saygınlığını tekrar kazanması; İstanbul hükümetinin iktidarını sağlamlaştırması; İngiltere ve Fransa’nın saygınlıklarının büyük zarar görmesi; “Güneş batmayan imparatorluk” olarak kabul edilen İngiltere’nin, denizlerdeki üstünlüğünün sona ermesi; İngiltere’nin sömürgeleri olan Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerin kendi millî siyasetlerini gütmeye başlamaları; Dünya üzerinde yeni haritaların çizilmesi; Japonya’nın, İngiltere’ye sırt çevirmesi; Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerle savaş sonrasında dostluk ilişkilerinin gelişmesi; Batı kamuoyunda, Türklerin barbar olduklarına yönelik propagandaların hüsranla sonuçlanması; Siyonistlerin, savaşta yaptıkları yardımların ödülü olarak, İsrail Devleti’nin kurulmasına yönelik söz almaları; kimi Arap ülkelerinin, savaşın kazanılması üzerine Osmanlı’ya olan güvenlerini ve bağlılıklarını devam ettirmeleri; başta İslâm ülkeleri olmak üzere, dünya halklarının Türklere hayranlık duymaları; Osmanlı Devleti’nin, dünya siyasetinden çekilirken tarihe son bir altın sayfa eklemesi; Mustafa Kemal’in siyasî ve askerî anlamda devlet kademelerinde ilk defa ağırlığını hissettirmesi; Osmanlı derin devletinin (Teşkilât-ı Mahsusa) Mustafa Kemal’e oynamaya başlaması; Anadolu’da “Kemal Paşa” efsanesinin doğmaya başlaması; Osmanlı Devleti’nin aslî unsuru olan Türkler arasında millî kimlik olarak, Türklük bilincinin (şuur) yükselmesi; payitaht ve hilâfet merkezi olan İstanbul’un düşman eline geçmesi önlenerek, hem Türklerin hem de dünya Müslümanlarının gururunun ve saygınlığının (haysiyet) kurtarılması; bir yerde Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atılması; sömürgeciliğe (emperyalizm) karşı, dünya halkları arasında bir başkaldırı bilincinin doğmaya başlaması (Türk Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasıyla da birçok ülkede bu bilinç eyleme dönüşmüştür. Örneğin Cezayir’de Ömer Muhtar’ın, Mısır’da Nasır’ın, Hindistan’da Gandhi’nin başlattığı özgürlük mücadelesi bunların belli başlılarıdır.) Savaş süresince, neredeyse tamamına yakını Batılıların olan 139 ticaret gemisinin Karadeniz’de mahsur kalması; Rusya’nın, iktisadî anlamda çökmesi; Batılı ülkelerde gıda sıkıntısı çekilmesi; savaşın, neredeyse iki yıl daha uzaması, bunun da taraf olan devletlere büyük külfetler yüklemesi… diye uzayıp giden olayların çıkış nedeni Mehmetçiğin “Çanakkale geçilmez!” ilkesidir. Binlerce yıllık bir hesabın kapatılması; Turova’nın (Troya) öcünün (rövanş) alınması da cabası!..

Tarih boyunca büyük zaferlere imza atmış olan Türklerin savunma savaşı yaptıkları pek görülmemiştir. Gerektiğinde geri çekilip, uygun zamanda daha güçlü bir şekilde saldırmak temel felsefe olarak göze çarpar. Kısacası Türkler genelde hücum (taarruz) eden taraftır. Bunu da ”nizâm-ı âlem” adına yaparlar. Kavram değişse bile hem Gök Tanrı inancında hem de İslâm’ın kabulünden sonra bu böyledir. Plevne ve Akka savunmalarını yapan Türklerin, en güçsüz oldukları bir dönemde (Zira artık Osmanlı Devleti’nin sona yaklaştığı belli olmuştur.) tarihin en büyük savunma savaşlarından birini icra etmeleri, üstelik de başarıyla sonuçlandırmaları neredeyse 150 yıldır saldırıp duran Batılıların birden bire afallamalarına da neden olmuştur. Bunu Kurtuluş Savaşı yıllarında Türk ordusunun karşısına doğrudan çıkmayarak da belli etmişlerdir. Tâbi bu durumda olan Yunanistan’a olmuştur. Çünkü Anadolu kaplanının öldürücü pençeleriyle feleğini şaşırmış; zavallı bir sırtlan durumuna düşmüştür. Sonrasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş, Türk’ün narası yedi iklimde yankılanmıştır: “Türk’e kefen biçmek kimin haddine?!.” Bu naraya eşlik edenlerden ve şehitlerimizden Allah razı olsun. 

Özetle (hülasa); Atatürk’süz bir Çanakkale, Çanakkale’siz bir Kurtuluş Savaşı düşünülemez. Bu yönüyle Çanakkale Zaferi, Kurtuluş Savaşı’nın da önsözü niteliğindedir. “Söz konusu vatansa gerisi ayrıntıdır.” ilkesiyle hareket eden -Anafartalar Cephe (Group) Komutanı- Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün şahsında Turova’nın (Troya) öcünü alan kahramanlarımızı saygıyla, rahmetle anıyoruz. Ruhları şad, ruhları Hektor’a yoldaş olsun. 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı - 13 Mayıs 2026
  • Anadolu'nun Türklüğü - 02 Mayıs 2026
  • Şehit Muhsin Yazıcıoğlu - 30 Mart 2026
  • Mehmet Akif ve İstiklal Marşı - 15 Mart 2026
  • TSK; Tanrı'nın Sevimli Kulları - 16 Şubat 2026
  • Asa Değil Musa Olmak - 31 Ocak 2026
  • Maduro Madara Olmadan - 04 Ocak 2026
  • Yurt Özlemi - 28 Aralık 2025
  • Girit; pahalıya alınıp bedavaya verilen ada - 06 Aralık 2025
  • Grekler, Ermeniler, Gurmançlar - 25 Kasım 2025
  • Atatürk ve Türk İlkeleri - 10 Kasım 2025
  • Türk Otağı - 30 Ekim 2025
  • Bilgi Toplumu Ve Halk Eğitimi Merkezleri - 05 Ekim 2025
  • Türklerin Girişimcilik Ruhu - 14 Eylül 2025
  • Okumak ve Düşünmek - 18 Ağustos 2025
  • Kıbrıs; Anadolu'nun Rahminden Düşen Yavru - 24 Temmuz 2025
  • Avşaroğlu Ömer Halisdemir - 15 Temmuz 2025
  • İttihatçılar - 10 Temmuz 2025
  • Türkler bin boydur biri de Moğol'dur - 27 Haziran 2025
  • Çanakkale'den 19 Mayıs'a - 12 Haziran 2025
  • 1
  • 2
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Çalınmış Ülke : Filistin
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
 Toplumsal Yozlaşmada Nirvana
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Toplumsal Yozlaşmada Nirvana
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo