Sabah kahvaltımızın ardından Venedik'e hareket ediyoruz. Venedik'e gidebilmek
için liman yakınlarında vapurettoya biniyoruz. San Marco Meydanı’na varıyoruz.
San Marco Meydanı’nda Ahlar Köprüsü, Dükler Sarayı, Çan Kulesi, San Marca
Bazilikası ve meydanı gezip, Büyük Kanal üzerinde gondollara biniyoruz. Büyük Kanal
üzerinde Rialto Köprüsü önünde fotoğraflar çektiriyoruz.
Venedik, dünyanın en ilginç şehirlerinden birisidir. 118 adadan oluşan Sestieri
Bölgesi’nin de en ünlü yeri olarak kabul ediliyor. Su üstünde yüzer gibi görünen bu şehir,
kanalları, gondolları ve romantik turları ile ziyaret edilmesi gereken bir şehir.
Venedik, 15. ve 16. yüzyıldan kalma eserleri ile ünlüdür. Rönesans dönemi eserler,
şehrin her yanını süslemektedir. Venedik’te ilk yerleşimin kökeni, MÖ 5-6 yüzyıla kadar
uzamaktadır. Venedik’te şehir hayatı, Bizans döneminde başlamıştır. Seyyahların
seyahat ederken buraya uğradığı ve lagün üzerinde koloniler oluşturduğuna
inanılmaktadır. Zaman içerisinde bu koloniler büyümüş ve şehri oluşturmuştur.
Şehrin turistik merkezi San Marco Meydanı’dır. Meydanda Büyük Kanal, San
Marco Bazilikası, Rialto Köprüsü, Dükler Sarayı, Accademia, Frari Santa Maria, Gloriosa
Bazilikası, Ca'd'Oro, Aziz Mark'ın Çan Kulesi Venedik’te gezilip görülmesi gereken yerler
arasındadır.
Aziz Mark Çan Kulesi 98,6 metre yüksekliktedir. Zirvesinde altın bir melek figürü
duruyor ve kanatları rüzgâr hangi yönden esiyorsa o tarafa dönüyor. Çan Kulesi, 1902’de
kendi kendine çökmüş daha sonra yeniden inşa edilmiş. San Marco Bazilikası, altın
rengindeki mozaiklerle muhteşem görünmekte. Altın renkli mozaiklerinden dolayı Altın
Kilise olarak da adlandırılmaktadır. Kilisenin içinde Haçlı seferlerinden kalma eserler de
sergilenmektedir.
Dükler Sarayı, Gotik tarzda inşa edilen bin yıl boyunca düklerin yönetim merkezi
olarak kullanılmış. Hâlen de bir kısmı şehrin yönetim merkezi olarak kullanılmakta ve
Ahlar Köprüsü olarak adlandırılan köprüyle şehrin hapishanesine bağlanmaktadır.
Şehrin sembolü olan Kanatlı Aslanlar, aynı zamanda San Marco Bazilikası'nda mezarı
bulunan Aziz Mark'ı simgeliyormuş.
Venedik'te evler, ahşap kalaslar üzerinde inşa edildiği için sapasağlam
kalıyormuş. Ahşap kalaslar, suyun içinde daha da sertleşip sağlamlaşıyormuş. Eskiden
Venedik sakinleri, günlerini teknelerinde bir araziden diğerine geçerek geçirirmiş.
Venedik kanallarındaki sular, kuzey Adriyatik'ten akan çok sayıda nehrin
sularıyla besleniyormuş. Kanallar gondol gezimiz boyunca küf kokuyordu.
Ponte Dei Pugni Köprüsü, gondollar eşliğinde gün batımında güzel fotoğraflar
veriyor. Venedikliler asırlardır ulaşımlarını şehrin simgesi olan gondollarla sağlamışlar.
Günümüzde gondolculuk babadan oğula geçen bir meslek olarak devam etmekte. İnsan
eliyle yapılan ve dünyanın eşi benzeri olmayan Venedik şehri, UNESCO Kültür Mirası
Listesi’nde yer almaktadır.
Gondol gezisi sonrası vapuratto denilen küçük boydaki teknelerle şehir turu attık. Venedik gezisi sonunda otobüsle Venedik'teki otelimize döndük. Sabah kahvaltısından sonra Avrupa'nın en yeşil başkenti Lubliyana'ya hareket ediyoruz.











