Lubliyana (Ljubljana), sessiz, sakin, huzurlu, temiz havası olan; musluk suları
içilebilir küçük sevimli bir Avrupa şehri. Lubliyanna da dinlendik diyebilirim. Kalabalık
ve gürültülü Avrupa’nın çeşitli şehirlerini gördükten sonra Lubliyana’yı yaşanılabilir bir
şehir olarak gördük.
Bütün Slovenya’da olduğu gibi muhteşem doğası olan şehirde trafik yoğunluğu da
çok az. Yürüyerek bütün şehri dolaştık, alışverişler yaptık. Gezimiz esnasında Üçlü
Köprü, Preseren Meydanı ve Ejderha Köprüsü’nü fotoğrafladım. Ejderha Köprüsü, 1901
yılında yapılmış. Serbest zamanımızda alışveriş yapıp gezdik. Daha sonra Hırvatistan'ın
başkenti Zagreb'e doğru yola çıkıyoruz.
Hırvatistan Zagreb
Zagreb, Sava nehrinin kıyısında, iki ortaçağ kalesine sahip güzel, keşfedilmeye
değer bir şehir. Zagreb’te, küçük ama sevimli St. Mark Kilisesi’ni, Zagreb Katedrali’ni
gezdik ve değişik karelerden fotoğraflar çektim. Dolac Pazarı, Ben Jelacic Meydanı’nın
üzerinde, Zagreb'in en eski bölgeleri olan Gradec ve Kaptol arasında yer alıyor. Ben
Jelacic Heykeli de burada bulunuyor. Akşama kadar şehir turuna çıktık. Akşam
yemeğimizden sonra bir süre dinlendik gecenin ilerleyen saatlerinde Makedonya’ya
hareket ettik.
Makedonya Üsküp
Otobüs yolculuğundan sonra sabah saatlerinde Üsküp'e geliyoruz. Üsküp, Kuzey
Makedonya'nın başkenti ve en büyük kentidir. Şehir Vardar Irmağı tarafından ikiye
bölünmüş. Eski Çarşı, Taş Köprü, Alexander Meydanı ile Üsküp Kalesi’ni gezip
fotoğrafladık. Üsküp Kalesi’nde Neolitik dönem kalıntıları bulunmuş. Çeşitli
uygarlıkların egemenliği altında yaşayan Üsküp, beş yüz yıldan fazla Osmanlı
hâkimiyetinde kalmıştır. Üsküp’te Türk izlerini bulmak bizi hiç de şaşırtmadı. Kısa bir
serbest şehir turu, yemek ve alışverişten sonra Yunanistan’ın Selanik şehrine doğru yola
çıktık...













